Hayırla anılmak

İsmail Müftüoğlu Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA (Arşiv)

Siyasetimiz, maalesef mezhep çatışmalarına benzer hale geldi. Mezheplerde mevcut mensubiyet taassubu gibi, partilerde de ayrılmama taassubu meydana geldi.

Böylece vahyi ahlaktan uzaklaşıldı. Nitekim en güzle parti bizim parti, diğerleri değil denilerek, ayrıştırıcı bir anlayış sergilenmektedir.

Oysa tarihte bu ayrışmalar büyük felaketlerin meydana gelmesine sebebiyet vermiş, bunun için de çok kan dökülmüştür.

Bugün de siyaseten aynı taassup içindeyiz. Ancak siyasi çatışmalardan fayda gelmez. Tam aksi büyük zararlara neden olur.

Bugün tabandaki ayrışmalar, tarihten ibret almamaktan ileri gelmektedir. Siyasi taassup sonucu meydana gelen uyumsuzluklara, bir de etnik ayrışmalar eklenince, birbirimizi anlayamaz hale geldik. Hatta düşman kamplara bölündük.  

Bugün iktidar mensupları da, muhalefet partilerin mensupları da hiçbir konuda anlaşamıyor, birilerinin ak dediğine, diğerleri kara diyor, sanki başka renk kalmamış gibi.

Gerçekleri görmemezlikten geliyoruz. Onun için birbirimizi sevmiyoruz. Hatta particilik sebebiyle insanlar birbirini tekfir edecek kadar ileri gidiyor, zehirli fikirler saçılıyor, düşmanlıklar tahrik ediliyor. 

Maalesef, Allah için, hiç kimse şefkatli ve merhametli davranmıyor. Liderlere bağlılık taassubu her konuda düşmanlığı tahrik ediyor. Bu hal milleti ayrıştırıyor, kimse milletin derdi ile hemdert olmuyor.

"Müminler ancak kardeştir." (Hucurât/10) hükmüne rağmen, bu ayrışmalar neyin nesidir? Hemen hemen hepimiz, bazı istisnalar hariç, düşman haline geldik.

Kardeşlik hukukunu dinlemez olduk. Bu hal, İlâhî emre muhalefettir. Bunun sonu, son derece elim ve kahredici olur.

Tabii ki inananlar için. İçimizde inanmayanlar şükür ki azdır ama buna rağmen münakaşalarımız, hırslarımız doyumsuzdur. Onun için emri İlâhî dışına taşıyor, böylece musibetlere davetiye çıkarıyoruz. 

Peygamberimiz ümmetine acıdığı gibi, siyasi liderler de partidaşlarına aynı anlayışla merhamet etmeli, ayrıştırmak için değil, birleştirmek için kucak açmalı, bağlılarını yanlışlardan korumalıdır.

Particilik düşüncesi ile kavgalara ön ayak olmamalı, siyasi rant temin etmek adına, her türlü yanlışı yapmaktan uzak durmalıdır. 

Aksini körükleyen kim olursa olsun, o mutlaka ikaz edilmeli, doğru yola davet edilmeli, ona itibar edilmemelidir.

Milleti ayrıştırmaya çalışanların sözlerine iltifat edilmemeli, hatta o gibiler yalnızlaştırılmalıdır. Böylece, ancak hakkın kopmaz ipine sarılarak, kardeşlik türküleri söylemeliyiz.   

Uhuvvetin, birlikteliğin sağlanması için tarafgirane davranışlardan uzak durmalıyız. Siyasi rant için insanların konuşmasını, düşünmesini, fikirlerini yaymasını önleyecek kanuni düzenlemeler yapılmamalı, bölen olmamalı, toparlayıcı olmalıyız. İtici, yıkıcı, müfrit olmaktan uzak, hakşinas olmalıyız.

Olaylara objektif bakabilmeli, hak olanı bütün gücümüzle tutup, ayağa kaldırmalıyız. Bölücülerden, düşmanlık saçan siyasilerden uzak durmalı, kardeşliğimizi topyekûn haykırmalıyız.

Böylece Allah’ın nusratına ve hidayetine nail olmalıyız. Bu sebeple siyasi taassuptan uzak durmalıyız. Erdoğan’la Kılıçdaroğlu’nu mutlaka kucaklaştırmaya çalışmalıyız.

Çünkü var olanlar yarın yok olacaklar, hiç kimse bâkî değildir. Onun için önemli olan gök kubbede hoş seda bırakmak, hayırla anılmaktır.  

Elinde ise zamana, dur, geçme diye dayat
Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat.

(Necip Fazıl)


Kalın selametle.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU