ABD halkının önündeki zor seçim

Gülru Gezer Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

Bu yıl 80 kadar ülkede 4 milyar insan sandık başına gidecek.

Geçen haftalarda Pakistan'da ve Endonezya'da seçimler düzenlendi, önümüzdeki dönemde ise Rusya, Hindistan, Birleşik Krallık ve Avrupa Parlamentosu'nda seçimler var.

Ancak belki de bu yılın en kritik seçimi ABD'de gerçekleşecek. Amerikan halkı 47. başkanını seçmek için sandık başına gidecek.  

Esasında seçim süreci çoktan başladı. 15 Ocak 2024 tarihinde Iowa eyaletinde Cumhuriyetçi Parti'nin aday adaylarının yarıştığı ön seçimle 2025 ABD Başkanlık seçimine "start" verildi.

5 Kasım'a kadar ilk önce Cumhuriyetçi ve Demokrat aday adayları kendi aralarında farklı eyaletlerde partilerinin adayı olmak için yarışacak, sonra da her iki partinin adayı başkan olabilmek için mücadele verecek. Yeni yıl itibarıyla da yeni başkan görevine başlayacak. 

ABD kanunlarına göre ABD başkanının seçilmesi ve görevden alınması 
ABD Anayasası başkan seçimi için üç şart öne sürüyor.

Bunlar;

  • ABD topraklarında doğmak, 
  • 35 yaş ve üstü olmak, 
  • 14 yıl ABD'de yaşamış olmak.

Dolayısıyla 77 yaşında ve hakkında birçok dava bulunan Trump ve halihazırda 81 yaşında olan Başkan Biden'ın seçimlere girmesi önünde hiçbir engel bulunmuyor. 

ABD başkanlarının görevden alınması da Anayasa çerçevesinde belirlenmiştir.

Anayasanın ikinci maddesi bir başkanın nasıl görevden alınacağını/azledileceğini açıklar.

Söz konusu madde başkanın vatana ihanet ve rüşvet gibi ağır bir suç işlediğinin tespiti halinde uygulanabiliyor. 

Bir diğer yol ise, yine anayasada yer alan ek 25'inci madde çerçevesinde mümkün olabiliyor.

Söz konusu madde bir başkanın hayatını kaybetmesi, istifa etmesi ya da görevini yerine getiremeyecek durumda olması halinde devreye sokulabiliyor.

1967 yılında John F. Kennedy suikastı sonrasında kabul edilen ek 25'inci madde başkan yardımcısının hangi koşullardabaşkanın yerine geçebileceğini belirliyor.

Bahse konu madde ayrıca, başkan yardımcısı ve kabine üyelerinin de başkanı görevden almalarını mümkün kılıyor.

25'inci madde özellikle Donald Trump'ın başkanlığı döneminde gündeme geldi.

Trump yönetimi esnasında Beyaz Saray çalışanları arasında "Henüz 25'inci ek maddeyi işletecek duruma gelmedik" ifadesi sıkça kullanılır oldu. 


Cumhuriyetçi Parti'deki durum

Trump bugüne kadar Iowa ve New Hampshire'da düzenlenen ön seçimleri diğer adaylara kıyasla açık farkla önde bitirdi.

2024 seçimleri için Cumhuriyetçi Parti'den aralarında eski Başkan Yardımcısı Mike Pence, Chris Christie, Trump karşısında şansı olduğu düşünülen Florida Valisi Ron de Santis'in de olduğu toplam 10 aday yarışa girse de halihazırda Trump karşısında sadece Güney Karolina eski Valisi ve Trump döneminin Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Nikki Haley kaldı.  

ABD'de şubatın ilk iki haftası yapılan yedi ayrı ankette Trump ve Haley arasındaki oy farkının 58 ile 71 puan arasında değiştiği görülüyor.

Bu durum da Haley'in Trump karşısında pek şansı olmadığını gösteriyor.

Haley'in kendi eyaleti Güney Karolina'da 24 Şubat'ta düzenlenecek ön seçimleri beklediği ve oradan alacağı güçlü bir destekle seçimlere devam etmek istediği iddia ediliyor.

Fakat kendi eyaletinde bile Haley Trump'ın 30-35 puan gerisinde gidiyor. 

Haley'in yarışta kalmakta ısrar etmesinin diğer bir sebebinin ise Trump'ın karşı karşıya kaldığı davalar olduğu belirtiliyor.

Trump federal ve eyalet düzeyinde olmak üzere dört ayrı dava 91 ayrı suçtan yargılanıyor.

Washington DC'deki Kongre baskını 2020 seçim davası ve Florida'daki Başkanlık belgeleri davası federal düzeyde, Georgia Eyaleti'ndeki 2020 seçim davası ve New York'taki bir kadına sus payı davası ise eyalet düzeyinde davalar.

Bu 4 ana davanın dışında Trump'ın şirketlerine yönelik de açılmış bazı davalar bulunuyor.   

Trump'ın bu 4 davada suçlu bulunması halinde 20 yıla kadar hapis cezası alabileceği ancak bunun fiiliyatta nasıl uygulanabileceği belli değil.

Bazı cezalarının kefaletle serbest bırakılmaya dönüştürülmesi de söz konusu olabilir.

Öte yandan, Trump'ın hakkında çıkabilecek bir mahkûmiyet kararı başkan olarak yarışmasına ya da başkan olmasına engel değil. 

Her koşulda, Trump'ın önümüzdeki süreçte bu davalar nedeniyle meşgul olacağı kesin.

Fakat Trump'ın bu davaları bile kendi lehine kullandığı görülüyor.

Nitekim Trump daha önceki duruşmaları bir şova çevirmek suretiyle oy oranını artırmıştı.

Trump kendisi hakkındaki tüm suçlamaları reddederek bunların kendisine yönelik bir komplo olduğunu savunuyor. 


Demokrat Parti'deki durum

Demokrat Parti'de Başkan Biden'ın yanı sıra, Temsilciler Meclisi üyesi Dean Phillips ve Yazar/Aktivist Marianne Williamson aday adaylar arasında.

Başkan Biden New Hampshire ve Güney Karolina'da düzenlenen ön seçimleri rahatlıkla ve büyük bir oy farkıyla kazandı.

Diğer adayların Biden karşısında yarışı sürdürebilmeleri şu noktada mümkün görünmüyor. 

Fakat, ABD halkını Biden konusundan endişelendiren başka bir konu ön plana çıkıyor. Bu da Biden'ın yaşı.

Geçen hafta NBC tarafından yapılan bir ankette ABD halkının yüzde 76'sı Biden'ın ileri yaşından endişe ediyor. Buna mukabil toplumun yüzde 61'i Trump'un davalarından endişe duyuyor. 

Televizyonlar karşısında tuhaf hareketlerde bulunan ve sık sık dünya liderlerinin isimlerini karıştıran Biden'ın seçilmesi halinde dört yıl daha 7/24 çalışmasını gerektiren bu görevi başarılı bir şekilde yürütüp yürütemeyeceği ciddi bir soru işareti olarak ortaya çıkıyor. 


ABD'nin önündeki iç ve dış sınamalar 

Trump'ın davaları ve tartışma yaratan açıklamaları ile Biden'ın yaşı esas ele alınması gereken sorunları gölgede bırakmış durumda.

Ekonomi, düzensiz göçmen krizi, sağlık reformu gibi iç meseleler ve dünyadaki savaşlarla birlikte kural temelli uluslararası sistemin çökme noktasına gelmesi taraflar arasında tartışılması gereken konular olarak ön plana çıkıyor. 

Biden döneminde her ne kadar işsizlik azalmış, beklenenin aksine Kovid-19 pandemisinden daha iyi bir şekilde çıkılmış ve resesyona girilmemiş olunsa da fiyat artışları nedeniyle yapılan anketlerde Amerikan toplumu yaşam koşullarının daha kötü olduğunu düşünüyor.

Gazze'deki savaş ve Yemen'deki Husilerin Aden Körfezi'ndeki süregelen saldırıları neticesinde petrol fiyatlarındaki artış da Biden'ı zora sokuyor.  

Trump bu durumdan istifade ederek Amerikan halkına ABD merkezli kalkınma sözü veriyor.

Bunu yaparken de Amerikan halkının vergileriyle karşılanan Ukrayna ve Gazze savaşları başta olmak üzere çatışmaları durduracağını iddia ediyor.

Biden ise hem Ukrayna savaşı hem de Gazze savaşı bağlamında önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, son derece başarısız bir sınav verdi.

Ocak sonunda Ürdün'deki bir ABD üssüne düzenlenen saldırıda üç Amerikan askerinin hayatını kaybetmesi de Biden'a olumsuz tesir etti. 

Öte yandan, Orta ve Latin Amerika'dan gelen düzensiz göçmenlerin Rio Grande nehri üzerinden Teksas sınırına dayanması ve bu göçmenlerin sayılarının yüzbinlere varması Demokratlar ve Cumhuriyetçileri karşı karşıya getiren diğer bir sorun.

Geçenz haftalarda Türk basınında "ABD'de iç savaş mı yaşanacak?" manşetlerinin atılmasına neden olan Teksas Eyaleti ile Federal Hükümet arasında kriz yaşandı.

Teksas Valisi Greg Abbott Federal hükümetin gerekli tedbirleri almadığını savunarak sınıra dikenli tel çekilmesi talimatını verdi.

Biden yönetimi ise sınırların güvenliğinin Federal hükümetin uhdesinde olduğunu belirterek dikenli tellerin kaldırılması için Yüksek Mahkeme'ye başvurdu.

Mahkeme tellerin kaldırılmasını hükmetse de Teksas Valisi bu karara uymayacağını açıkladı.

Trump diğer Cumhuriyetçi Valilerin Abbott'a destek vermeleri çağrısında bulundu. 25 Vali'den Teksas'a destek mesajı geldi. 

Aynı zamanda, Kongre'deki Cumhuriyetçiler Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a yardım içeren 118 milyar ABD doları değerindeki paketi sınır güvenliğine yönelik Biden Yönetimi tarafından gerekli adımlar atılmadığı için onaylamayı reddetti.

Bilahare, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında yürütülen müzakereler neticesinde Biden yönetimi aynı paket içerisinde sınır güvenliğinin sağlanmasına daha fazla kaynak aktarılmasına yeşil ışık yaktı. 

Bu çerçevede, 95,3 milyar ABD doları değerinde Ukrayna'ya yardım içeren yeni tasarı Senato'dan geçti ancak Temsilciler Meclisi'nde henüz görüşülmedi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson tasarıyı Genel Kurul'a getirmeyi düşünmediğini açıkladı.

Biden son yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunun Avdiyivka'dan çekilmesini Kongre'nin tasarıyı geçirememesine bağladı ve Cumhuriyetçileri suçladı. 

Bu sorunların dışında ABD'de artık kangrenleşen sağlık ve altyapı reformu, iklim değişikliğiyle mücadele gibi konular da gündemde.

Ancak seçim sürecinde hem ABD hem de dünya Biden'ın gaflarını ve dış politikadaki başarısızlıklarını, Trump'ın ise zaman zaman şok etkisi yaratan açıklamalarını tartışıyor olacak. 

Ön seçimlerin sonucunda Trump ve Biden'ın adaylıkları kesinleşince iki siyasetçinin birbirlerine karşı yönelttikleri suçlamaların ve ağır ithamların artması söz konusu olacaktır.

Halihazırda, Biden neredeyse tüm anketlerde Trump'ın gerisinde yer alıyor.

Donald Trump'a ABD genelinde verilen desteğe bakıldığında Şubat'ın ilk yarısında yapılan beş ayrı anketin ortalaması yüzde 43,1.

Başkan Biden'a destek ise yüzde 39,4 düzeyinde kalıyor. 

İlerleyen aylarda Trump'ın davaları ile Biden'ın sağlığı ve dış politikadaki gelişmeler seçimin seyrine etki edecektir.

Ancak gelinen noktada iç dinamikleri gözeten ve halkın hassasiyetleri üzerine kampanya yürüten Trump'ın yeniden başkan olması muhtemeldir. 

ABD halkının önünde zor bir seçim bulunmaktadır. 

Halk ya kendi döneminde kemikleşmiş sorunların savaşa dönüştüğü, Gazze'de katliama göz yumulduğu, sağlığı hakkında ciddi endişelerin olduğu Biden'a oy verecek ya da göçmenlere karşı gayriinsani bir tutum sergileyen ve NATO müttefiklerini korumak yerine Rusya'yı onlarla savaşa teşvik eden öngörülemez ve güvenilemez izlenimi veren Trump'a oy verecek. Önümüzde gerçekten ilginç günler var. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU