Kafkaslar için barış zamanı

Gülru Gezer Independent Türkçe için yazdı

Görsel: AA

Birçoğumuz Gazze savaşı ve çatışmaların bölgeye yayılmasının etkisiyle Ortadoğu'daki gelişmeleri takip ederken Kafkaslarda tarihi bir fırsat için önemli gelişmeler oluyor.

Azerbaycan ile Ermenistan belirli konularda doğrudan görüşmelere başladılar ve son birkaç aydır her iki taraf da gerginliğin tırmandırılmamasına dikkat ediyor.

Bölgemizin kuzeyinde ve güneyinde savaş varken Türkiye'nin de içinde bulunduğu Orta Koridor doğuyu batıya bağlayan en güvenli güzergah olarak ortaya çıkıyor. 


Sahada değişen durum 

Azerbaycan 2020 Karabağ Zaferi sonrasında yaklaşık 30 yıldır işgal altındaki topraklarının yüzde 70'ini geri aldı.

10 Kasım 2020'de taraflar arasında Rusya'nın da dahil olduğu bir ateşkes anlaşması imzalandı. 

Anlaşma uyarınca Laçin koridoru boyunca bölgeye Rus Barış Gücü konuşlandırıldı.

Barış görüşmeleri için taraflar farklı formatlarda bir araya gelse de iki ülke arasındaki tansiyon hiç düşmedi.

Ermenistan varılan mutabakatın aksine Karabağ'a silah sevkiyatını sürdürdü, işgalden kurtarılan mayınlı bölgelerin haritalarını Bakü'ye vermekte isteksiz davrandı ve zaman zaman taciz ateşleriyle sınırda gerginlik yaratmaya devam etti. 

Şuşa yakınlarında, Hankendi'yi Ermenistan'a bağlayan yolda Rus güçlerinin kontrol noktasında Aralık 2022'de çevreci Azerbaycanlıların, Ermenilerin yasadışı olarak işlettikleri madenlerin yarattığı çevre kirliğini gerekçe göstererek başlattıkları eylemler, Rus görev gücünün de durumu idare etmekte başarısız olması nedeniyle Erivan-Bakü hattında tansiyonun yükselmesine ve Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik olarak Laçin koridorunu kapatarak insani kriz yarattığı gerekçesiyle yeni bir karalama kampanyası başlatmasına neden oldu. 

Eylül 2023'te ise, Karabağ'da düzenlenen sözde cumhurbaşkanlığı seçimleri (Ermenistan dahi seçimleri tanımamıştır) ve Karabağ Ermenilerinin provokatif eylemleri Azerbaycan açısından bardağı taşıran son damla oldu.

Azerbaycan 19-20 Eylül tarihlerinde bir anti-terör operasyonu düzenleyerek topraklarının geri kalanını da işgalden kurtardı. 

Karabağ'daki Ermenilere Azerbaycan'da kalabilecekleri ve vatandaşlık alabilecekleri yönünde Bakü'den sayısız çağrı yapılsa da hem Karabağ Ermenilerinin liderleri hem de Erivan'dan gelen baskı nedeniyle Ermenistan'a göç etmeyi tercih ettiler.

Hocalı katliamında canlarını kurtarmak için üzerlerindeki kıyafetlerle kötü hava koşullarında yayan olarak kaçan Azerbaycanlıların aksine Ermeniler tüm eşyalarını alarak arabalarıyla Ermenistan'a gitti.

Sınırda Azerbaycan ordusu bekleyenlere içecek ve yemek dağıttı. 

Buna rağmen Azerbaycan'ın Ermenilere yönelik "etnik temizlik" yaptığı iddiaları Batı basınında akis buldu, Batı ülkeleri Azerbaycan'ı kınayan açıklamalar yayımladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ermenistan-Azerbaycan ihtilafında dış güçlerin etkisi 

Birinci Karabağ Savaşı sonrasında BM Güvenlik Konseyi Ermenistan'ın işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesi gerektiği yönünde peş peşe kararlar kabul etti.

Ayrıca, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde sorunun çözümü için "Minsk Grubu" kuruldu.

Bilahare Minsk Grubu'na ABD, Rusya ve Fransa'dan eş-başkanlar atandı.

Bu ülkelerin tek ortak özelliği büyük Ermeni diyasporalarına sahip olmaları.

Dolayısıyla tarafsız olmaları imkansız olan bu ülkelerin temsilcilerinden oluşan müzakere süreci Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ihtilafın 30 yıl kadar çözümsüz kalmasına neden oldu. 

2020'den sonra da bu ülkeler Erivan ile Bakü arasındaki müzakerelere taraf olmak için sıraya girdi.

Yine ABD'de, Rusya'da ve AB'nin başkenti Brüksel'de zaman zaman liderler zaman zaman da Dışişleri Bakanları düzeyinde müzakereler yürütüldü.

Azerbaycan bir iyi niyet göstergesi olarak müzakerelere kapıyı kapatmadı ve 30 yıldır izlediği yapıcı yaklaşımını sürdürdü. 

Ancak anti-terör operasyonu ve sonrasında ABD ve Fransa'nın sergilediği bariz yanlı tutum ve Azerbaycan'a yönelik suçlamaları Bakü'nün müzakere sürecine doğrudan devam etme yönünde adımlar atmasına neden oldu. 

Bu çerçevede, Aliyev, Ekim 2023'te Granada'da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi'ne, Fransa'nın taraflar arasında düzenlenecek toplantıya Türkiye'nin dahil edilmesine sıcak bakmadığı gerekçesiyle katılmayarak, Batı'ya dengenin gözetilmediği bir toplantıya iştirak etmeyeceği mesajını verdi. 


Barış hem çok yakın hem de bir o kadar uzak 

Pragmatik bir lider olan ve hem içeriden hem de diyasporadan gelen baskılara belirli ölçüde mukavemet gösteren Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan sahadaki gerçekliğin farkında.

Ermeni Başbakanı, Azerbaycan'la barış tesis edilmeden Ermenistan'ın içinde bulunduğu kronik ekonomik sorunlardan ve izolasyondan kurtulamayacağını biliyor. 

Ancak Paşinyan hem müzakere masasındaki konumunu güçlendirmek hem de Ermenistan'daki dengeleri gözetmek için Batılı devletleri ve Rusya'yı dönem dönem bir koz olarak kullanmaktan da geri durmuyor. 

Azerbaycan taraflar arasında varılan fiilen barışın sürdürülebilir olması için bir barış anlaşmasının imzalanması ve Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik toprak iddialarına son verilmesi gerektiği mesajını veriyor. 

Paşinyan ise geçen günlerde yaptığı açıklamada, bağımsızlık bildirgesinin gözden geçirilmesinin Azerbaycan'ın talepleri doğrultusunda alındığı eleştirilerine değinerek, bildirgenin yeniden değerlendirilmesinin gerektiğini, devlet politikasının Karabağ'ın yeniden Ermenistan'la birleştirilmesi doğrultusunda yürütülmesi halinde asla barışın tesis edilemeyeceğini, üstelik bunun savaşa yol açacağını söylemesi ise kalıcı barış konusunda adım atmaya devam edeceğine işaret ediyor.  

Ancak Paşinyan önünde zorlu bir süreç olduğunu da biliyor.

Paşinyan elini biraz kolaylaştırmak için Azerbaycan'dan toprak talebinde bulunmayacaklarına dair garanti istiyor ve bu garantiyi kendisinin de vermeye hazır olduğunu söylüyor. 

Yakın zamanda iki ülke liderlerinin arabulucuların da mevcudiyetinde bir araya gelmesi sözkonusu, ancak taraflar arasında doğrudan temasların sürmesi barışa giden en kısa yol olacaktır.

Bu doğrultuda, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan'ın bir önceki hafta düzenlediği basın toplantısında, daha önce sadece Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve Ermenistan Başbakanı arasında bulunan doğrudan iletişim kanalının iki ülkenin Dışişleri Bakanlarının yanı sıra diğer bakanlıkları arasında da kurulduğunu ifade etmiş olması doğru yönde atılan çok önemli bir adım. 
 


Barış Avrasya için kritik

Bağlantılılığın öneminin giderek arttığı, bu çerçevede ülkelerin yeni ticaret koridorları yaratma ya da eskilerini canlandırma arayışlarına girdikleri bir dönemde Ukrayna-Rusya savaşı ile Gazze savaşı Asya'dan Avrupa'ya uzanan en güvenli koridorun Orta Koridor olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. 

Ermenistan-Azerbaycan arasında barışın tesisi bu nedenle sadece Kafkaslar için değil, Pekin'den Londra'ya uzanan hat üzerinde yer alan tüm ülkeler için önemli.

Barışın İran dahil bölgedeki tüm ülkelerin kalkınmasına vesile olacağı da açık.

Rusya'nın çıkarları açısından bu durum Moskova tarafından bir tehdit olarak algılanabilecek olsa da Batı için büyük fırsat. Rusya'nın Ukrayna savaşıyla meşgul olması da barış için zamanın çok elverişli olduğunu gösteriyor. 

Buna ilaveten, Gazze'deki savaşın bölgenin ötesine yayılma riski sürüyor.

Geçen günlerde İran ile Pakistan arasında yaşanan gerilim bunun en bariz göstergesi.

Bu sebeple de barışın tesisi konusunda kararlı adımların gecikmeksizin atılması önemlidir. 

Bu çerçevede, ABD, Fransa, Kanada ve AB'nin Ermeni diyasporalarının dar görüşlü bakış açısından ve etkisinden kurtularak barış müzakerelerine tam destek vererek tarafları kapsamlı bir çözüm için teşvik etmeleri her şeyden önce kendi çıkarlarına hizmet edecektir. 

Temennimiz Batı ülkelerinin bunu görecek stratejik bakış açısına sahip olabilmeleridir. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU