3 yaşında hayatını kaybeden Alan Kurdi'nin halası: Dünyanın harekete geçmesi için Alan'ınki gibi daha kaç görüntü görmesi gerekiyor?

Dört yıl önce Bodrum sahilindeki cansız bedeniyle hafızalara kazınan Alan Kurdi'nin halası Tima Kurdi Independent Türkçe'ye konuştu: Hem savaşların sorumlusu olup hem mülteci istemiyorum denemez

26 yıl önce bir çocuğu oldu Tima Kurdi’nin.

Eşi Erbil’deki Korek Dağı civarındaki Alana Vadisi’ne hayrandı.

Alana kız ismini andırdığı için vadinin son harfini çıkarıp oğullarına Alan ismini verdiler. 

Yıllar geçti, 2013’te Kobani’den bir telefon geldi Tima Kurdi’ye.

Arayan kardeşi Abdullah’tı.

Bir oğlu olduğunu söylüyor, izni olursa yeğeni Alan’ın adını çocuğuna vermek istediğinden bahsediyordu.

Tima mutluluk gözyaşlarıyla kabul etti kardeşinin arzusunu.

Göç yolunda olduğunun bile farkında olmayan yeğeni Alan’ın hayatını yitirmesinin üstünden 4 yıl sonra o anısını anlatırken yine gözyaşlarına mani olamıyor Tima Kurdi.

Acıyı hala hissediyorlar ama bir yandan kaybettiklerinin anısı için yollardalar.

Alan ve Galip'in halasıTima ile babası Abdullah'ın  tek amacı Kurdi Vakfı'nı tanıtmak ya da ailenin hikayesini anlatmak değil kuşkusuz.

Göçmenlerin yaşadığı trajediye ortak olup bu insani soruna çözüm bulunması için kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar.

Diğer göçmen çocuklar Alan ve Galip ile aynı akıbeti paylaşmasınlar diye.

26 yıldır Kanada'da yaşayan Tima Kurdi sadece medyaya konuşmuyor. 

Yaşadıklarını, hissettiklerini ve olması gerekenleri “Sahildeki Çocuk” adında bir kitapta topladı. 

Ortada koca bir çaba var, her şeye rağmen umutları da...

Ama göçmenler açısından manzara pek de iç açıcı değil.

Alan'ın anısını yaşatmak, o gerçeğin unutulmamasını sağlamak için yola çıkan yardım gemisi Alan Kurdi de zor zamanlar geçiriyor mesela. 

Geminin Akdeniz'de hiçbir limana yanaşmasına izin verilmiyor.

İçindeki sığınmacıların durumu gün geçtikçe daha kötüleşiyor.

Hatta gemideki 17 yaşındaki bir göçmen intihar girişiminde bulunuyor.

Alan'ın, Galip'in halası Tima Kurdi işte böylesi bir ortamda konuştu Independent Türkçe’ye.

Hem Alan’ı hem çocuklar hayatını kaybettikten sonra göçmenlere bakış açısını hem de siyaset dünyasının neler yapması gerektiğini anlattı.

Ölüm yıl dönümünü mülteci kampında geçirmek

Kurdi ailesi daha önce üç kez denemişti bir Avrupa ülkesine gitmeyi. 

Suriye'deki savaş onları da etkilemişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Aile dördüncü kez şansını denemek için İzmir'de, Kos adasına gidebilecek botu temin edecek kişilerle görüştü.

Alan, annesi Reyhan, babası Abdullah ve ağabeyi Galip ile birlikte 2 Eylül Çarşamba sabahı erken saatlerde Alihoca burnunda bota bindiler. 

Birkaç saat sonra dalgalar arttı, kaptan botu terketti.

Abdullah Kurdi ise botu kullanmaya çalışsa da başarılı olamadı. 

Hem eşi hem çocukları elinden kaydı.

 

alah kurdi gemi.JPG
Tima ve Abdullah Kurdi Alman sivil toplum örgütü Sea Eye'a ait yardım gemisi Alan Kurdi'yi inceliyor / Fotoğraf: Twitter @TimaKurdi

 

Dört yıl sonra Alan’ın ölüm yıl dönümde Tima Kurdi kardeşi Abdullah ile birlikte Erbil’de bir mülteci kampındaydı.

Kampa gitmeden önce Şam'da bir pazara uğradılar, çocuklar için okul üniformaları aldılar.

 

13.jpg
Fotoğraf: Kurdi Foundation

 

Kurdi Vakfı, 700 çocuğu yeni kıyafetler ile bir anlığına da olsa mutlu etti.

 

çocuiklar.JPG
Abdullah Kurdi çocuklar ile birlikte / Fotoğraf: Kurdi Foundation 

 

Tima Kurdi, Alan’ın babası Abdullah’ın birkaç gündür uyuyamadığını, sürekli Alan’ı düşündüğünü söylüyor.

 

12.jpg
Fotoğraf: Kurdi Foundation

 

Göçmen çocukları mutlu etmek onu sevindirse de, Abdullah Kurdi’nin aklında hala ailesi var.

Kampa uğradığında "Galip eğer yaşasaydı bugün okul üniforması giyiyor olacaktı" sözleri bunun kanıtı.

Zaten başka bir cümle de çıkmıyor ağzından.

“Abdullah ruhen yorgun, konuşmaya mecali yok” diyor Tima kardeşi için.

Bir yandan ise tüm bu olup bitenleri unutturmamaya çalışıyor:

Son 4 yıl bizim için çok üzücü oldu. Dünyaya yaşananları unutturmamaya çalıştık. Siyasetçilere, makam sahibi insanlara bunları hep hatırlattık. Savaşı sonlandırmak ya da yoksulluktan kaçan insanlar için, felaketler için eğer biz çözüm bulamıyorsak, eğer bu sorunların çözümü için ülkeler üzerine odaklanamıyorsak durumu daha kötü hale getiririz. Dolayısıyla insanların evlerinden ayrılmaya devamı bir zorunluluk olarak kalır, bir tercih olarak değil.

Tima Kurdi hep aynı şeyi vurguluyor: “Siyasetçiler konuşmakta çok iyi ama eyleme geçme konusunda değil”

 

tima ve justin.JPG
26 yıldır Kanada'da yaşayan Tima Kurdi, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile bir araya gelmişti / Fotoğraf: Twitter @TimaKurdi

 

Ona göre son 4 yılda değişen çok şey yok:

Durum her geçen gün daha kötüleşiyor. İnsanlar umutsuz, hayatlarını riske atmaya devam ediyorlar. Her geçen gün Türkiye’den Yunanistan’a insanlar geçiyor. Her bir gün… Bunu reddedemeyiz. Hala olduğunu biliyoruz. Libya’dan, Afrika’dan insanlar geçiyor. Dünya liderleri eğer isterlerse buna bir son verebilirler. Fakat herkes kendi gücünü önemsiyor, sivilleri önemseyen yok. Tük düşündükleri iktidarları ve para. Gerçek bu.

Tima Kurdi kimsenin bile isteye ülkesini terk etmediğini hatırlatıyor.

Savaştan, açlıktan, yoksulluktan, kötü sağlık koşullarından dem vuruyor:

Evleri yok, işleri yok. Sabit bir gelirleri yok. Çocukları hasta. Çocuklarını doktora götürüp tedavi edebileceklerine inanıyorlar. Günün sonunda çocuklarının karnını doyurabileceklerine, onların uyuyabileceğine inanıyorlar. Hiçbir aile bu şartlara sahip olsa ülkesini terk edip başka ülkelere gitmez. İnsanlar Avrupa’ya ya da Meksika’dan Kuzey Amerika’ya geçmek istediklerinde hep aynı amacı taşıyor...

“Kendinizi mültecilerin yerine koyun”

Tima Kurdi kendini göçmenlerin bir nevi sözcüsü gibi hissettiğini söylüyor.

Göçmenlere karşı kampanya yürütenler ile ilgili de söyleyecekleri var:

Her bir vatandaşa soruyorum. Türkiye’den, Avrupa Birliği’nden ya da Kanada’dan. Sadece şunu söylüyorum. Beş dakikalığına düşünün. Ve kendinizi mültecilerin yerine koyun. Bir gün sizde evinizden ayrılmaya zorlandığınızda ne yapardınız? Felaketten, savaştan ya da yoksulluktan dolayı.  Ve başka bir yere gitmeniz gerekebilir. Gittiğiniz yerde insanların size nasıl davranmasını istersiniz?

“Alan’ınki gibi daha kaç görüntü görmemiz gerekiyor?”

Tima Kurdi, Alan’ın ölümü ve ortaya çıkan görüntünün ardından Batı dünyasının rahatsızlığını kendisinin de hissettiğini söylüyor.

 

_85375348_85375347.jpg
Hindistanlı sanatçı Sudarsan Pattnaik kumdan Alan Kurdi'nin heykelini yaparak onu anmıştı / Fotoğraf: AP

 

Ama zaman geçtikçe durumun iyiye değil kötüye gittiği kanaatinde:

Harekete geçmeden önce dünyanın (Alan’ınki gibi) daha kaç görüntü görmesi gerekiyor? Biliyorsunuz, durum kötüleşiyor. Öylece oturamayız. Batılı insanlar konforlu evlerinde oturuyorlar, görüntüleri izliyorlar ve sadece üzgün hissediyorlar. Ve hayatlarına devam ediyorlar.

“Hem savaşların sorumlusu olup hem mülteci istemiyorum denemez”

Tima Kurdi, Türkiye’nin Suriyeli göçmenlere evini açtığını söylüyor, bir yandan da 2015’te Brüksel ile Ankara arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nı anımsatıyor.

 

suriye-ic-savas-gocmen-cocuklar-1.jpg
Alan’ın ardından geçen bir aylık süre içinde 70 göçmen çocuk daha hayatını kaybetmişti / Fotoğraf: AA

 

Kurdi’ye göre iki başkent arasında vize serbestisi ve para üzerinden bir pazarlık yapıldı:

Mülteciler, göçmenler birer numaradan ibaret değiller. Onlar insan. (…) Avrupa Türkiye’ye “Göçmenleri ülkende tut, biz daha fazla istemiyoruz” dediğinde hepsi Ortadoğu’da süregelen savaşların bir parçası ve göçmenlerin ülkelerinin yok edilmesinin sorumlusuydu. Yaratmış olduğunuz şeyden de sorumlu olmalısınız. Avrupa hem Libya hem Suriye’de savaşı destekledi. Doğal olarak göçmen sorunu ortaya çıktı. Tüm bunlardan sonra karşıma çıkıp “Mültecileri istemiyorum” demeyin. Bu kabul edilemez.

Alan’ın ölümü bir şeyleri değiştirdi mi?

Tima bu soruya bir şeylerin değişmediği yanıtını veriyor.

Çabalamaktan geri adım atmayacağını vurgulamayı ihmal etmeden:

Bir nesil yok oluyor. Acı çeken insanların yerine konuşmalıyız, onları temsil etmeliyiz. Çünkü yeteri kadar bir şey yapmazsak 10 yıl sonra kendimizden utanmamız gerekir. Susarsak bizler de masum çocukların hayatının mahvolmasında sorumlu oluruz. Mültecilere karşı birçok insan var. Artık yeter diyen birçok insan… Onlara bir soru sormak istiyorum. Kendinizi onların durumunun yerine koyun. Bu masum çocuklar hakkında bir soru sorun. Bunun kendi çocuğunuzun başına gelmesini ister miydiniz? Eğer yanıtınız “Hayır” olursa, -ki bahse girerim kimse bunu istemez- bu masum çocuklar hakkında düşünün. Bir mülteci kampına gidin, ziyaret edin, gözlerinizle tanık olun. Hayatınız tamamen değişecek.

Alan hakkında çekilen film

“Aylan Bebek” adını taşıyan filmin yönetmenliğini, İslamofobi, Sessiz Melek, Sessiz Çığlık gibi filmlerin yönetmeni, Ömer Sarıkaya yaptı.

Filmin yapımcılığını George Edde ve Ali Osman Akat üstlendi.

Tima Kurdi, film ile ilgili tepkisini saklamıyor.

 

_85377157_24cb97b1-290e-4ed9-bfcf-058375ae0661.jpg
Alan Kurdi / Fotoğraf: AP

 

Ne yapımcının ne yönetmenin kendileriyle iletişime geçmediğini söylüyor:

Aileme saygısızlık edildiğini düşünüyorum. Yönetmen Ömer Sarıkaya’ya kendini bizim yerimize koymasını söyledim. ‘Eğer birisi bunu senin ailene yapmış olsaydı, senin çocuğunu biri canlandırsaydı bunu kabul eder miydin?’ diye sordum. Elbette, hayır. (…) Kimse bizimle iletişime geçmedi. Abdullah ile konuşabilirlerdi. Abdullah’ı ve beni ne kadar incittikleri konusunda hiçbir fikirleri yok.  Bizi daha iyi hissettirmek için bu film yapılmadı.  Ömer Sarıkaya, Abdullah’ın kendisinden para istediğini düşündü. Ama anlamadığı şey hiçbir para onun çocuklarını geri getirmeyecek. Ailem hakkında ne biliyorsunuz ki filmini çeviriyorsunuz? Bu saygısızlıktır. Film tamamlandığında Abdullah’ı aradı ve davet etti. 2 saattir bir mülteci kampı yolundayken. Ne yani? Abdullah’ı ve ailemizi filmin galasına çağırıp kutlamamızı mı istiyorsunuz? Yazıklar olsun.

"Herkes bizi konuştu ama kimse bizimle konuşmadı" diyor Tima Kurdi.

Belki de yaşadıklarını özetleyen en önemli cümle bu.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU