Uykuda keskin koku solumak hafızayı güçlendiriyor

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta anlatıyor

Fotoğraf: Neuroscience News

İnsanlar yaşlandıkça, beyin faaliyetlerinde gerileme oluyor, öğrenme kabiliyeti azalıyor, hafıza zayıflıyor. Bu kaçınılmaz bir akıbet. 

Bilim dünyası da beyindeki bu yaşlanmayı durdurmak hiç değilse yavaşlatmak için var gücüyle çalışıyor, çareler üremeye gayret ediyor. 

Yeni yapılan bir araştırmada, herkes tarafından kolayca uygulanabilecek, yan etkisi bulunmayan ve maliyeti de çok düşük olan bir metotla hafızanın ileri derecede güçlendirilebileceği gösterildi.
 


Araştırma, herhangi bir hafıza problemi olmayan 60-85 yaş arasındaki 463 kişi üzerinde gerçekleştirildi. 

Bu kişiler iki gruba ayrılarak bir grubuna her gece iki saat belirli bir kokuyu koklamaları, kontrol grubunun ise bu kokuya eser miktarda maruz kalmaları sağlandı.

Bu maksatla katılımcılara içinde yedi çeşit koku bulunan kartuşlar ve bu kartuşların takılarak kokunun havaya karışmasını temin eden bir alet verildi.

Bu kokular, gül, portakal, limon, nane, okaliptüs, lavanta, biberiyeye ait idi.

Katılımcılardan aleti her gece yatak odalarında uyurken iki saat çalışmak üzere ayarlamaları istendi. 

Bu uygulama 6 ay sürdürüldü ve yapılan testlerde uyku sırasında koku teneffüs edenlerin bilişsel kapasitelerinde hafızayı değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan kelime listesi testinde kontrol grubuna göre yüzde 226 artış olduğu tespit edildi.

Bunların beyin görüntülemelerinde de farklılar olduğu belirlendi.

Koku alma kapasitesinin veya koku alma kabiliyetinin kaybının yaklaşık 70 nörolojik ve psikiyatrik hastalığın gelişimini tahmin edebileceği uzun zamandır biliniyor.

Bunlar arasında Alzheimer ve diğer demanslar, Parkinson, şizofreni, depresyon ve alkolizm yer alır. Kovid'e bağlı koku kaybı ile ardından gelen bilişsel azalma arasında bir bağlantı olduğuna dair deliller de var.

Daha önce yapılan bir araştırmada da orta dereceli bunama hastalarını belirli bir süre boyunca günde iki kez 40'a kadar farklı kokuya maruz bırakmanın hafızalarını ve dil becerilerini artırdığı, depresyonu hafiflettiği ve koku alma kapasitelerini geliştirdiği bildirilmişti.

Koku alma duyusunun, beynin hafıza devrelerine doğrudan bağlı olma gibi özel bir ayrıcalığa sahip olduğu biliniyor. 

Diğer tüm duyular önce talamusa yönlendirilirken koku duyusu doğrudan hafıza merkezine bağlanıyor. 

Aromaların anıları uyandırmada ne kadar güçlü olduğunu herkes çok eski zamanlardan beri deneyimlemiştir.

Koku almanın, beş duyu içinde en önemsiz olanı gibi düşünülmesi doğru değildir.

Koku kaybı ister yaşlanma, toksinlere maruz kalma, sigara içme, kafa travması, menopoz veya kronik burun tıkanıklığına bağlı olsun hafıza kaybına gidebilir.

 

 

Kaynak: https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fnins.2023.1200448/full

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

DAHA FAZLA HABER OKU