Muhammed es-Sadat: Mısır'da kaçınılmaz değişim geliyor

Mısır'ın önde gelen muhalif seslerinden Muhammed Sadat Independent Arabia'ya konuştu. Sedat, pek çok kişinin, güvence verildiği takdirde cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmeyi düşündüğünü söyledi

Mısır Reform ve Kalkınma Partisi Lideri Muhammed Enver es-Sadat / Fotoğraf: Independent Arabia

Mısır'da Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin 26 Nisan 2022'de yaptığı çağrının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, geçen mayıs ayında fiili olarak başlayan ulusal diyalog oturumları, görünüşü ve farklı içerikleri bakımından benzeri görülmemiş siyasi bir durumun etkisi altında ve farklı vizyonlar ve "ciddiyetine" dair sorgulamalarla ilerliyor.

Öncesinde ulusal güvenlik, dış politika ve ülke anayasasına ilişkin her şeyin tartışılmasından uzak durulduktan sonra tedbir amaçlı tutuklanan kişiler ile hak ve özgürlükler dosyası ertelenmişti.  

Destekçiler ve muhalifler arasında sürekli bir karşılaşma yaşanırken Mısır'daki genel manzara karışıyor ve "önceliklere ve zorunluluklara dair derin kavrayış" ve devletin yüzleştiği sorunların çözüm yolları hakkındaki tartışma büyüyor.

Söz konusu sorunların başında ise ulusal para birimi cüneyhin değer kaybetmesi ve enflasyon oranlarındaki benzersiz artışların ardından yaşanan ekonomik kriz geliyor. 

Böyle bir durumda herkes, ulusal diyaloğun yaklaşan seçimlere "olumlu yansımalarını" bekliyor.

Halbuki 2024'te yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair henüz bir hareketlilik veya rakip isimler belirmedi.

Bununla birlikte tahminler, mevcut Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin üçüncü cumhurbaşkanlığı dönemi için aday olmaya niyetli olduğu yönünde. 

Independent Arabia, siyasi, ekonomik ve toplumsal üç ana eksene ayrılmış ulusal diyalog oturumlarının düzenlendiği bir zamanda eski milletvekili ve Mısır Reform ve Kalkınma Partisi Lideri Muhammed Enver es-Sadat ile röportaj yaptı.

Ülkenin önde gelen muhalif seslerinden biri olan Muhammed Sadat, Mısır'daki siyasi ve ekonomik sürecin geleceği için "temkinlilik ve beklenti dolu temennilerini" dile getirdi. 


"Diyalog iyi, hoş" ama…

Merhum Cumhurbaşkanı Enver Sadat'ın yeğeni Muhammed Sadat, görüşlerini "Herhangi bir diyalog çağrısı herkes tarafından memnuniyetle karşılanır. Diyalog, toplumun tüm kesimleriyle birlikte olması gereken bir haldir. Partiler, entelektüeller ve siyasetçiler olarak biz, ulusal diyaloğu memnuiyetle karşıladık. Bununla birlikte çağrının yapıldığı ilk andan bu yana çekincelerimiz var. Bizim sokakların, sendikaların ve federasyonların, yani mevcut tüm eğilimlerin sözcülüğünü yapan bakış açılarını hevesle dinleyen ciddi bir diyaloğa ihtiyacımız var" sözleriyle ifade etti. 

Geçen yılın nisan ayının sonlarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, "çeşitli konularda ulusal diyalog" çağrısı yaptı ve bunun hazırlığı bir yıldan fazla sürdü.

İlk fiili oturum geçtiğimiz 3 Mayıs'ta başladı ve ülkenin son on yıldır ilk kez sahne olduğu durumun ciddiyeti konusunda muhalif güçlerin korku ve endişelerini artırdı. 

Ulusal diyaloğun açılış oturumunda katılımcıların ve siyasi, ekonomik ve hatta diğer alanlardaki akımların çeşitliliğini ve bunun bazılarının sözleriyle müdahalelerine yansımalarını öven Sadat, bu durumu şöyle değerlendirdi:

Önemli olan nihayetinde bu durumdan ne çıkacağıdır. Tüm bu oturumlar ve bunlarda ortaya konan öneriler toplanacak, süzgeçten geçirilecek ve gerek meclis aracılığıyla hükümete sunulması gereken mevzuat gerek mevcut mevzuata yönelik düzenlemeler gerekse yürütme kararları olarak uygun gördüğünü alması için Cumhurbaşkanı'na sunulan tavsiyeler haline getirilecek. Dolayısıyla neler olduğunu görmek için oturumlardan sonrasını bekleyeceğiz.


Sadat, sürece yönelik temennilerini ise şöyle dile getirdi:

Umuyorum ki diyalog, Mısır toplumunun zihnini meşgul eden tüm meseleler ve düşünceler için toplumsal bir uzlaşıyı sonuç versin. Açıkçası bu meselelerden ilki, gerçek bir irade varsa şayet, yeni bir sayfa açılması ve Mısır toplumunun içini rahatlatacak bir mesaj olması için herkes hakkında af çıkarılması konusudur. Şu an eşin, oğulun ya da kızın tutuklu olduğu aileler mevcut. Bizim herkes için genel bir affa ihtiyacımız var. Bu, olumlu mesajlar yayacağına inandığım bir başlangıçtır.
 

sedat 2.jpg
Muhammed Sedat, ulusal diyaloğun tüm meselelerde bir toplumsal uzlaşmayla sonuçlanmasını umduğunu ifade etti / Fotoğraf: Independent Arabia

 

"Tutarsız mesajlar"

Bunun yanı sıra yetkililerin ulusal diyaloğa ilişkin verdiği olumlu mesajlar var.

Örneğin Cumhurbaşkanı Sisi, hedefinin ne olduğunu açılış oturumunda şu sözlerle ifade etti: 

Hedef, aziz vatanımızın menfaatinin yanı sıra uğrunda birlikte çalıştığımız ve çocuklar ve torunlar için onlara yaraşır parlak bir gelecek vadeden bir geleceğin yol haritasını çizdiğimiz yeni cumhuriyetimizin, yani çağdaş demokratik bir devletin özelliklerini çizmektir.


Sadat'ın nitelemesine göre "temkinli bir iyimserliği" telkin eden olumsuz bazı işaretler beliriyor. Sadat bu düşüncesini şu ifadelerle açıklıyor:

Açıkçası diyalog çağrısının yapıldığı andan bu zamana bazı kişiler serbest bırakıldı, ancak başka pek çok kişinin yakalanıp tutuklandığı vakalar da oldu ve tutuklama meselesi sona ermedi. Birileri çıkıyor, birileri giriyor. Tutuklama meselesinin yanında muhalefetin önde gelen isimlerine ve muhalif görüş sahiplerine yönelik kısıtlama devam ediyor.

Nitekim muhalefetin tüm temsilcilerinin ve diğer görüş sahiplerinin resmî medyada görünmesine ya da bazı partilerin faaliyet ve etkinlikleriyle bazı bölgelerde yayılmasına izin verildiğini görmedik. Diyalog çağrısı yapıldıktan sonra hak ve özgürlükler ikliminde veya siyasi uygulamalarda büyük bir dönüşüm yaşandığı söylenemez. Ama bekleyelim, bakalım tavsiyeler hayata geçirilecek mi? Olacakların önüne geçemeyiz.

Diyaloğun bir sonuç vermeyeceği ve muhalefete değil de iktidara fayda sağladığı yönündeki bazı düşünceleri anlıyorum. Tecrübeyi sonuna kadar götürmeliyiz. Olumlu sonuçlar verirse oldu diyeceğiz. Öyle sonuçlanmazsa da vaziyetin değişmesi umuduyla katıldığımızı, ama değişmediğini söyleyeceğiz. Bu bize asla halel getirmez.


Sadat'a göre "Mısır devleti ve rejiminin, hiçbir gereği olmayan olağanüstü uygulamalara devam etmek için artık hiçbir sebebi veya gerekçesi yok. İnsanların ekonomik durumlar ve zorlu geçim koşullarından kaynaklanan sıkıntılarına rağmen Mısır şu an istikrar ve toplumsal barış için büyük bir fırsata sahip. Devletin istikrarlı olduğuna, tehditlerin ortadan kalktığına ve dolayısıyla yoğun bir güvenlik kontrolü veya keyfi uygulamalar ve uzlaşmazlık için hiçbir sebep olmadığına dair bir mesaj iletilmeli."

Reform ve Kalkınma Partisi Lideri, havaya hâkim olan "olumsuzluklara" rağmen muhalefet güçlerinin ulusal diyaloğa katılmak dışında seçenekleri olmadığını düşünüyor.

Ona göre "muhalefet güçlerinin, sivil tarafların, sendikaların ve federasyonların etkisi hâlâ zayıf. Dolayısıyla her ne kadar pek çok kişi bu diyaloğun durumlarını iyileştirmek için hükümeti ve rejimi desteklediği gerekçesiyle çekingen davransa da bu diyalog çağrısından istifade edilmeli."
Mısırlı yetkililer, hapishanelerinde siyasi tutukluların olduğunu her zaman reddediyor. Eylül

2021'de Mısır hükümeti, vatandaşların medeni, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarının koruyup gözetilmesini güçlendirerek bu dosyada ilerleme kat etmek amacıyla Ulusal İnsan Hakları Stratejisini benimsedi.

Ancak Mısır'ın insan hakları ve özgürlükler düzeyinde alt sıralara yerleştirilmesinin yanı sıra insan hakları örgütleri, ülkede binlerce siyasi tutuklu olduğunu tahmin ediyor. 

Ulusal İnsan Hakları Konseyi (resmî) üyesi Sadat, bu konuyu şöyle yorumluyor:

Ulusal Konseye üyeliğim boyunca Mısır'a dost ve ortak ülkeler daima, düşüncelerini özgürce ifade etme, dernek ve parti kurma ve siyasi eylemde bulunma hakları gibi, Mısırlıların hayatını zorlaştıran olağanüstü bazı durumları yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini tavsiye etti. Umarım bu durumun üstesinden geliriz ve dışarıdan önce içerisi için güzel bir imaj olur. Zira Mısırlının onuru, önce kendi ülkesinde başlar. 

Hiç şüphe yok ki insan hakları dosyası, Mısır'a çok zarar verdi. Bazı hükümetlerin vatandaşların hakkına yönelik ihlal ve tecavüzleri belgeleyen uluslararası pek çok raporunda bunu görüyoruz. Devletin, itibarını korumak adına bu dosyayı ciddi bir şekilde ele alması gerekiyor. Ulusal İnsan Hakları Stratejisinin benimsenmesi de bunun bir yansıması.

Yani iyi çalışırsak ve bu stratejide belirtilenleri anayasa ve kanunlarda zaten var olanla etkinleştirip tatbik edersek Mısır hakkında yazılanlardan ya da bu sebeple uğradığımız saldırılardan kurtuluruz. Bu, gerçek bir irade gerektiriyor. Yerli, yabancı ya da Arap yatırımından bahsedecek bilelim ki bu, siyasi bir istikrar ve Mısırlı vatandaşların haklarına ve onuruna riayet olmazsa gerçekleşmez. İnkâr siyaseti, kimseye fayda sağlamaz.


Sadat, Mısırlı yetkililerin "terörist" olarak sınıflandırdığı İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) cemaatiyle uzlaşma fikrini destekleyip desteklemediği konusunda da şu açıklamada bulundu:

İhvan isminin zikredilmesi konusunda bir hassasiyet var. Ben kanunlara ve anayasaya riayet ettiği ve bir şiddet veya tahrik çağrısı yapmadığı sürece her bir Mısırlının onurunu koruyarak haklarını ve özgürlüğünü kullanma hakkına sahip olduğuna inanıyorum.

Suçlanma halinde olmadığı müddetçe seyahat veya taşınma gerçekleştirebilir ve bu tüm Mısırlılar için geçerlidir. Bir miktar hoşgörüyle bir araya gelmek dışında şansımız yok. Son yıllarda Mısırlılar olarak bizim için yeni bir tavır ve sertlikle yaşadık. Adaletin kurallarını herkes için uygulamalıyız. Hata eden, kanunlara göre hesap verir; kimseye zulmetme hakkı yok. Anayasanın bu konudaki maddeleri açık ve herkes için geçerli.


"Bileşik" bir ekonomik kriz

Mısır'daki ekonomik krizin şiddetlenmesi ve dış ve iç borçların artması hakkında da konuşan Sadat, bu konuda sivil hareket bileşenlerinin ortaya koyduğu pek çok vizyon kapsamında partisinin de bir vizyonu olduğunu şu sözlerle açıkladı:

Bence Mısır'ın yaşadığı kriz, Koronavirüs salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı öncesine dayanıyor. Evet, salgının ve savaşın da etkisi var, ancak bugün vardığımız noktadan bu ikisi sorumlu değil. Bizim sorunumuz şu ki biz, önceliklerimizi baştan belirlemedik ve ondan bundan biraz para alırız düşüncesine dayanarak ulusal projelerle başarılar yakalayacağımızı düşündük. Planlarımızı ve tasavvurlarımızı bu insanların bizi yarı yolda bırakmayacağı düşüncesine göre çizdik.

Gelgelelim bu insanlar, 'hayır' dedi. O savurganlığa bulaştıktan sonra artık kendimizi toparlayamayız. Bugün sınırlı üretim ve ihracat, turizm gelirlerinin azalması ve çekici olmayan ortamından ötürü yatırımın gerilemesi nedeniyle baskılar artıyor. Adil bir rekabet olmadığı için özel sektör de öldü. Egemenlik sahibi kurum ve kuruluşlara bağlı şirketlerin herkesin aleyhine olarak büyümesine meydan verdik. Bunun yanı sıra Para Fonu ile olan anlaşma, bazı yükümlülüklere zorladı. Bunlar vatandaşa zor gelse de acı bir ilaç haline geldi ve böylece kendimizi mevcut duruma getirdik. 

Tüm bunlar üzerine yeniden düşünmemiz lazım. Halihazırda Mısır, satmaya (evi boşaltmaya) başladı. Elimizdeki şirketlerin ve mal varlıklarının bazı hisselerini ya da tümünü satmaya başladık. Ya sonra? Kurtarılabilecekleri kurtarmak için tam yetkiyle bu durumu ele alacak uzmanların yardımına başvurularak bu durum hızlı bir şekilde kontrol altına alınmalıdır.


Sadat'ın borçlar hakkındaki düşüncesi ise şöyle:

Borçlar dosyasını akıllıca ele almamız gerek. Bu borçlar için bir düzenleme ve planlama yapılmalı. Özellikle devlete ait borçların nasıl ödeneceğini düşünmeli ve bu konu üzerine çalışmalıyız. Batı'nın Mısır'ı düşürmek istediği ve Mısır'ı arzuladığı yönündeki komplo teorilerinin yanlış olduğunu düşünüyorum.

Bugün sizi kim destekliyor: Batı. Çünkü sizin ve bölgenin istikrarına muhtaç. Batı için Mısır, denge unsurudur ve onu korumak gerekir. Tabi siz, akıllı bir devlet olarak kendinizi koruyun ve yanınızda durmak isteyenlerden istifade edin. Krizle başa çıkmak için akıllıca düşünmeye ihtiyacımız var. Her şeyden önce bir kriz yaşadığımızı kabul etmek gerek. Zira çözüm bununla başlar. İnkâr etmekse fayda getirmez, hatta düşersek şaşırmayalım.

 

SISI.jpg
Mısır'da Cumhurbaşkanı Sisi'nin 2024 seçimleri için aday olmayacağı konuşuluyor / Fotoğraf: AA

 

2024 cumhurbaşkanlığı seçimleri beklentisi

Cumhurbaşkanı Sisi'nin üçüncü dönem için aday olmaya niyetlendiğine dair haberler yayılırken (eski Milletvekili Ahmed et-Tantavi dışında henüz hiçbiri resmî olarak ilan edilmeyen) bazı isimlerin önümüzdeki yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olma niyetleri de konuşuluyor.

Sadat'ın bu konuya ilişkin değerlendirmesi ise şöyle:

Cumhurbaşkanlığı seçimleri, şartları ve kriterleri karşılayan herkese tanınan anayasal bir haktır. Cumhurbaşkanı Sisi'nin kendini üçüncü ve son dönem için tekrar sunacağı çok açık.

Doğal olarak çeşitli bağlılıklara sahip adaylar var, ancak bu konudaki isteğini dile getiren ve hâlâ potansiyel bir aday olan Milletvekili Ahmed Tantavi dışında şu ana kadar bu adayların hiçbiri ilan edilmedi.

Yine şu ana kadar görüşmelerde bir parti mensubu veya siyasetçi olsun, üzerlerinde anlaşmaya varmak veya arkalarında durmak için belirli bir adaydan bahsedilmedi ve sunulmadı. Önümüzdeki dönemde bu mücadeleye katılmak istekliliği gösterenlere bakarak isimlere yönelik desteği gözden geçirmeye başlayabiliriz.

Özgür ve adil olması şartıyla bu seçimlerin bir fırsat olduğuna inanıyorum. Biz ve birçok ulusal güç, aynı şekilde tüm oluşumlarıyla sivil hareket, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması için gerekli gördüğümüz teminatları duyurduk.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Geçen nisan ayında (bir grup sivil tarafı içeren) Demokratik Sivil Hareket, "cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşmasıyla beraber özgür ve adil seçimleri temin etmeye yönelik koşulları ve kriterleri" açıkladı.

Bu kriterlerin öne çıkanları şunlar:

Tüm adaylara eşit fırsatlar sağlanması, her türlü basın organına özgürlük verilmesi, devlet kurumlarının tarafsız olup her adaya aynı mesafede durması, tüm seçim sürecinin tarafsızlığı ve objektifliğiyle tanınan yerel ve uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından takip edilmesi, seçim sürecini denetleyen ve idare eden kurumun bağımsız, adil ve şeffaf olması. 

Reform ve Kalkınma Partisi Lideri Sadat, şu yorumda bulunuyor: 

Dünyanın her ülkesinde Sivil Hareketin talep ettiği teminatlar veriliyor ve bunlara göre faaliyetler yürütülüyor. Biz, belirli bir adayın emrine amade kılınmış seçimler istemiyoruz.

Daha önce edindiğimiz olumsuz tecrübeler var. 2018 seçimlerinde tutuklananları, hapsedilenleri ve yardımcıları alıkonanları gördük. Tüm bunları açıkça konuşup ilan ettik. Tüm bu hakları idare etmesi beklenen Ulusal Seçim Kurumu'nun da bunlara cevap vermesini ve bunları onaylamasını bekliyoruz. 

Bu şartlar ne zaman sağlanırsa o zaman sivil bir aday çıkacaktır. Pek çok kişi bunu ciddi ciddi düşünüyor. Sorumluluk alabilecek adaylar, yarışa girmeye hazır. Herkes bekliyor ve sonuçlar ne olursa olsun adil ve gerçek bir rekabet istiyor. Ancak mücadeleye girmeden önce adayın ve beraberindekilerin içleri rahat olmalı.


"Mısır'ı kurtarmak" için bir aday

Sadat'ın ifadesiyle "rekabete giren ya da nihai olarak istekliliğini gösteren isimler henüz belli değil."

Sadat bu konudaki görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:

Bazıları tamamen sivil bir adayı tercih ediyor, buna meylediyor ve Mısır için en uygun ve iyi şeyin bu olduğunu düşünüyor. Bazılarına göre ise zamanın birinde silahlı kuvvetlerde görev yapmış olsa da şimdi sivil biri olduktan sonra neden olmasın; vatansever olduğu sürece herhangi bir anlaşmazlık yok. Meselenin belirli bir kaidesi yok.

Yeni bir cumhuriyet için çalışıyorsa Mısır'ın, tüm krizlere ve yüzleştiği mevcut zorluklara göğüs gerebilecek bir ekiple Mısır'ı devralacak sivil bir adaya ihtiyacı var. Mesele, bir şahıs meselesi değil. Daha önemli olan şey, bu şahsın etrafında yer alan ve ekonomistlerden, siyasetçilerden ve üretme, ülkeyi kurtarma ve Mısır'ın krizlerden nasıl çıkacağını düşünme becerisine sahip insanlardan oluşan bir çalışma ekibidir. 

Sivil adayın kurumları vardır. Kimse tek başına çalışmaz ve tek başına olmayacaktır. Kimse her şeyden anlamaz. Adayın uzmanlardan, devlet kurumlarından ve danışmanlardan yardım istemeyen ‘zamanının dâhisi' olması beklenmiyor. Bu, dünyanın bütün ülkelerinde olan bir şey, bunu biz icat etmiyoruz. Sınırlarda güvenlik endişeleri ve komşu ülkelerde sıkıntılar var. Ama kurumlar var olduğu sürece bunlara aldırış etmemeliyiz.


"Cemal Mübarek bir adaydır"

Ona yakın olanların "ülkedeki geniş siyasi ve askerî çevrelere yakın olduğunu" söylediği Sadat'a göre "sivil hareket partileri grubu, bağımsız kişiliğiyle şimdiye kadar cumhurbaşkanlığına aday olmaya niyetlenen herhangi bir adayı özel olarak öne sürmedi. Henüz bir görüşme yapılmadı. Ortalıkta dolaşan isimler var ama henüz kimse öne çıkmadı."

Sadat, aday olmaya karar verirse önümüzdeki seçimlerde büyük bir şansı olduğunu söylediği, ancak ismini vermediği bir halk figürü ile arasında geçen bir diyalogdan şöyle bahsetti: 

Bir isimle sohbet ettim. Mevcut sahneye dair okumalarını ve fikirlerini dinledim. Onunla etkileşim halindeydim. Umarım münasip zamanda kendini ilan eder. O zaman gerçek bir seçim mücadelesi izleyeceğiz. Herkes için açık güvenceler ve eşit fırsatlar olursa 2012 seçimlerinde olduğu gibi herkesin aynı zeminde yarıştığı seçimlere tanık oluruz. Biz, gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi özgür ve şeffaf seçimler istiyoruz.
 


Reform ve Kalkınma Partisi Lideri'ne göre "insanlar, seçimlerin özgür ve adil olacağı konusunda tatmin edilmezlerse o zaman katılım göstermez ve oy kullanmazlar. Vatandaşlar, gerçek bir seçim değil de bir tiyatro olduğunu hissederse katılım zayıf olur. 2018 yılı ve sonrasında katılım yoktu. Bu yüzden yetkililer insanlar katılım göstersin diye oylama süresini uzatmak sorunda kaldı. O dönemde, son Türkiye seçimlerinde de olduğu gibi, bölge ülkelerindeki seçimlere katılımda yüzde 80'i aşan yüksek oranlara tanık olunuyordu." 

Sadat, pek çok kişinin Ocak 2011'de bir halk devrimiyle devrilen Hüsnü Mübarek dönemine duyduğu özlem ve en büyük oğlu Cemal Mübarek'in sosyal medyada onu destekleyen birçok sayfanın açılmasıyla birlikte yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olma olasılığına dair artan konuşmalar hakkında da şu yorumu yaptı:

İnsanları yakın geçmişe duydukları özlemden dolayı suçlayamayız. Belki de o zamanki halleri şimdikinden daha iyiydi. Bu, mümkün. Cemal Mübarek'e gelince; şartları karşılıyorsa, onu engelleyecek bir şey yoksa ve cumhurbaşkanlığına aday olmak istiyorsa hoş gelir, safa bulur.

Önemli olan, vatandaşların bu seçimlere ne ölçüde katılım gösterdiği ve cumhurbaşkanı olarak istedikleri kişiyi seçecekleridir. Cemal Mübarek'in adaylığına yönelik lehte ve aleyhte yazılan bazı şeyleri takip ettim. Ancak ben derim ki şartları sağlıyorsa bu onun hakkıdır; hüküm ve karar da halkındır.


Gözlemciler, 2015 yılında Mısır basınına "cumhurbaşkanlığı sarayları davası" ve "şeref lekeleyen bir dava" olarak yansıyan davada eski cumhurbaşkanının oğlu, kardeşi ve babası hakkında verilen üç yıl hapis cezasının Mübarek'in cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olmasını engellediğini söylüyor.

Başkaları ise Cemal Mübarek'in, hakkında verilen kararın ardından yasal süre geçtikten sonra siyasi haklarını kullanmak üzere "iade-i itibar" için bir mahkeme kararına erişebileceğini iddia ediyor. 

Sadat, Mısır'ın beklenen yakın gelecekte beklenmedik bir olaya sahne olma olasılığına ilişkin olarak, "Kaçınılmaz değişim geliyor. Ama bunun içeriden olması lazım. Dışarının bununla bir alakası yok. Dışarıdakiler ortak, dost ve destekçidir; tavsiyede bulunabilirler, ama değişim içeriden gelmeli. Ben inanıyorum ki Mısır devleti, cumhurbaşkanı ve etrafındakiler, politikalarda köklü değişim vaktinin geldiğine ikna oldu. Sorun, şahıslarla ilgili değil, benimsediğimiz yaklaşımla ilgili. Zira dört bir yandan sorunlarla kuşatılmış vaziyetteyiz. Olur da Cumhurbaşkanı önümüzdeki seçimleri kazanırsa bile ülkenin yönetim tarzının gözden geçirildiğine tanık olmalıyız. Böyle devam etmemiz uygun olmaz" diye konuştu.

"Mevcut yaklaşımı denedik ve bu noktaya geldik" diyen Sedat, "Yani Cumhurbaşkanı, politikaları gözden geçirmeli ve belirli bakanlıkları üstlenmeleri için uzmanlara serbestlik tanımalı. İster mevcut cumhurbaşkanı ister yeni bir cumhurbaşkanı, kim olursa olsun bu krizden çıkmak için uygun gördüklerini benimsemeleri için onlara tam yetki ve serbestlik vermeli. Son yıllarda olan bitenin ve geldiğimiz noktanın bir değişime ihtiyacı olduğu açık: yeni kavramlar, yeni yaklaşımlar, bu dosyaları yönetebilecek güç ve yeterlikte insanlar ve haddi aştığında ya da hata yaptığında sorguya çekilecek kişiler. Bir parlamentomuzun olması ve bu parlamentonun etkili olup hata yapanlardan hesap sorması, bu hatalı yetkiliden güveni çekip alabilmesi gerek. Hükümet, vatandaşın ona inanması, ona tahammül etmesi ve sabretmesi için onda baştan beri rol model görmesi gerektiğini anlamalı" ifadelerini kullandı.

Sadat, hükümete harcamaları doğru mecralara akıtma ve devletin bütçesine yük olan bazı ulusal projeleri erteleme çağrısı yaptıktan sonra şöyle devam etti:

Özel sektörü teşvik etmeye yönelik bir niyet söz konusu. Bunun için herkesin eşit şartlarda olmasına ve ne silahlı kuvvetlere bağlı imtiyazlı şirketlere ne egemen kurumlara bağlı şirketlere ne de resmi şirketlere, kimseye ayrıcalık tanınmamasına acil bir ihtiyaç var. Yatırım çeken gerçek bir iklim oluşturmak istiyorsanız herkesin belirli kaidelere göre eşit rekabet çerçevesinde faaliyet yürütmesi lazım. Beklediğimiz bu.

Gerek ağırlığı olan uluslararası kurumlar gerek bu konuda konuşmaya başlayan Körfez'deki ortaklarımız olsun, bizimle iş yapan herkesin bunu tavsiye ettiğini görüyoruz. Öyleyse neyi bekliyoruz? Kendimize karşı ciddi bir duruş almalı ve Mısır'ın yaşadığı durumu sonlandıracak kararlar vermeliyiz. Fırsat var ama önemli olan, bu zorluklarla hızlı bir şekilde başa çıkmamız gerektiğini idrak etmek. Daha fazla beklememeliyiz.

Hükümetin bazı üyeleri, Mısır'ın içinde bulunduğu krizin farkında. Ancak ne yazık ki karar mercii değiller. Anayasa, kuvvetler ayrılığını öngörüyor ve bunun uygulanması gerek. Bir bakanın, karar mercii değilken bakanlığındaki bir dosyadan sorumlu olması doğru değil. Zira ona yapmasını veya yapmamasını dikte eden ya da yönlendiren (adını vermediği) başka odaklar var. Buna son demeli. Tüm bu politikaların bedelini şu an hepimiz ödüyoruz. Yeni bir cumhuriyetten bahsediyorsak gelecek cumhurbaşkanının dersini almış olması lazım. Bir değişim istiyorsak bu anlayışların değişmesi gerek.


"Körfez ülkelerinin sahne olduğu devrimi ve sıçramayı" takdir eden Sadat, "Suudi Arabistan kültürel ve siyasi bir açılıma sahne oluyor. Birleşik Arap Emirlikleri ile Katar da keza. Nerede tarihî ve medeni Mısır? Öncü olan Mısır, geride kalmamalı. Yenilikçilerimiz, entelektüellerimiz ve saygın modellerimiz var. Ama bunlar fırsat ve özgürlükten yoksun. Şimdi doğru zaman" ifadelerini dile getirdi. 

Sadat, aynı zamanda "muhalefet güçlerinin sorumluluktan kaçmasını" da eleştirerek şöyle dedi:

Sivil güçlerin kendilerini iyileştirmeleri ve sorumluluğun yalnızca hükümet veya devlette olmadığını anlamaları gerek. Partiler ve sivil güçler olarak üzerimize düşen roller var. Sorumluluğun bir kısmını üstlenmeliyiz. Sağlıklı parti kadroları ile belirgin bir mesajı olan ve üyeleri aracılığıyla çözümler öneren ciddi partiler kurmamız gerekiyor. Ülkenin partiler, sendikalar, federasyonlar ve dernekler dahil olmak üzere hepimizi inşa edeceğinin bilincinde olmalıyız. Herkes kendini gözden geçirmeli. Çünkü kriz, hükümetin tek başına yüklenemeyeceği kadar büyük. Herkes, bu ağır yükü paylaşmalı.

 

 

Independent Arabia

DAHA FAZLA HABER OKU