Bu sonucu öngörülemez bir seçim değil: Muhafazakarlar çoktan kazandı

Ülkedeki çoğu insan her istediğini yapmalarına yetecek meclis çoğunluğuna sahip bir Muhafazakar hükümeti zor zar hatırlıyor. Bu haftanın sonunda buna sahip olacaklar

Birleşik Krallık perşembe günü erken genel seçime gitmeye hazırlanırken, ülkedeki anketlerde Muhafazakar Parti önde gözüküyor (Reuters)

Genellikle generallerin, hiç değilse kötü olanlarının, son savaşlarını yapmaya eğilimli olduğu söylenir. Sonrasında tabii ki kaybederler.

Acaba bizler, gazeteciler, seçmenler ve hatta siyasetçiler, 2019 Britanya Genel Seçimleri'nde aynı hatayı mı yapıyoruz?

"Öngörülemez", en başından beri ve hatta şu an bile, Brexit dışında en çok duyduğunuz kelime olageldi. Hala bize bunun yıllar içindeki en öngörülemez seçim olduğu, her şeyin olabileceği, kamuoyunun değişken ve kararsız olduğu, işlerin seyrini değiştirecek bazı taktik oy veya taktik kampanyaların olacağı, halinden memnun varsayımlarımızı silip süpürecek "gençlik depreminin" varlığı, mikro-hedefli saldırgan modern sanal seçim tekniklerinin partilerin pazarlama yöntemini değiştireceğini ve elbette anketlerin hepsinin hatalı olduğunu ve 2017 tarzı büyük bir Corbyn dalgasının eli kulağında olduğunu anlatıyorlar.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu şeylerin bazıları doğru olmuş olsaydı veya olacak olsaydı bile, şu anda doğru değiller. Ayrıca tekrar 2017'de değiliz. Muhafazakarların seçimleri büyük çoğunluğun oyunu alarak kazanmasıyla karşılaşacağız. Ya da en olmadı Boris Johnson'un sadece muhalefet partilerini değil, Avrupa Araştırma Grubu'nu ve aday listesinde yaptığı kıyımdan bir şekilde kurtulabilmiş anlaşmasız Brexit karşıtlarını, arta kalan AB'de kalma yanlılarını göz ardı etmesine yeter sayıda gayet büyük bir çoğunlukla.

Bu seçim döneminin başında Johnson ve Muhafazakarlar, İşçi Partisi'nin aşağı yukarı 10 puan önündeydi ve o zamandan beri bu pozisyonlarını Nigel Farage'cılar ve Liberal Demokratlar'a baskıyla, ortada dolanan birkaçını yasaklayarak korudular. Tüm bu liderlerin can sıkıcı "ya hep ya hiç" tartışmalarından, kameralar önündeki gösterilerinden ve gerçeklerin doğrulanmasından kaçınabilir, sadece rahatlayabilirdik. "I'm a Celeb" (Ben Bir Ünlüyüm) programı daha değişken ve tahmin edilemezdi.

Seçimler esasında önemli ölçüde öngörülebilirdi, ya da daha doğrusu 2019 yılı için öngörülebilir olmayan şey aslında bu yılın ne kadar sıkıcı derece öngörülebilir olacağıydı. Bugün işler, Laura Kuenssberg'in dediği gibi "kritik" değil. Tüm verilere karşın bunu niye söyledi bilmiyorum ama işte gelinen nokta bu.

Muhafazakarlar doğru biçimde seçimlerin riskli olduğunu kabul etse de bunun nedeni en büyük parti olmamaktan veya işe yarar bir çoğunluk kazanamamaktan korkmaları değil. Riskli olan şey, Johnson'ın en çok istediği fakat konuşmaya cesaret edemediği ezici bir zafer.

Diğer bir değişle, Muhafazakarlar başta Brexit Partisi seçmeni ve İşçi Partisi'nden ayrılanlar olmak üzere insanları korkutarak onları kendilerine 100 fazla sandalyeyle çoğunluk sağlayacak bir ezici seçim zaferi istiyor. İşçi Partisi de ivme kazanmak için benzer nedenlerle 2017'de olduğu gibi Muhafazakarları ne kadar kolayca çoğunluktan edebileceklerini anlatıyor. Liberal Demokratlar'sa güç dengesinde yer almak için, Jo Swinson'un Johnson'a erken seçim sunduğu tarihi hatasında hayalini kurdukları gibi hala doğru yoldaymış gibi görünmeye çalışıyor.

Baktıkça, 2017'nin nevi şahsına münhasır bir rekabet, Theresa May'in aşırı zayıf seçim kampanyasının bir yansıması olduğunu ve şimdi eski norma geri dönüş yaşadığımızı daha iyi görüyoruz. İkinci Dünya Savaşı'ndan beri neredeyse her seçimin karakteristiğini iki unsur belirledi: Seçim kampanyaları süresince çok zor kaymalar yaşanan anket sonuçları ve bununla yakın ilişkili olarak tüm gürültü ve kargaşanın salt bir arka plan arz etmesi. İnsanlar kararlarını yıllar öncesinden veriyor.
 


Sanırım gerçek şu, sonuçsuz 2017 seçiminden bu yana aralıksız olarak sanal bir seçim kampanyası içindeydik. Seçmenler kişiliklerin ve argümanların gayet farkında. Yıllardır göz önünde olan Johnson ve Sturgeon'a aşinayız; Corbyn artık o biraz ürkütücü ilke adamı değil: Hakkında daha çok şey öğrendikçe görüşlerinin bir kısmı daha da kurnazlık kazandı. Bu arada Swinson kamuoyunda görünürlüğü arttıkça daha az etkileyici olma yönündeki olağanüstü numarasını sergilerken Sturgeon, Angela Rayner, Caroline Lucas ve Rebecca Long-Bailey ise donuk bir sahnedeki yıldızlar oldu.

Bu ülkedeki çoğu insan her istediğini yapmasına yetecek meclis çoğunluğuna sahip son Muhafazakar hükümeti zar zor hatırlıyor. Pek çoğu doğmamıştı bile. En son Margaret Thatcher'in üçüncü seçimini 102 sandalyelik çoğunlukla kazandığı 1987 seçimlerinde görülmüştü. Son 30 yıldaki tüm sosyal değişimlere rağmen bu kez aynısının yaşanacağını öngörüyorum. Ki bu durumda kendinizi Johnson liderliğindeki ahbaplar ve dalkavuklar hükümeti fikrine alıştırmanız gerekiyor.

Yapacakları diğer şeyler arasında şunlar var: Brexit sonrası uzun süreli resesyona başkanlık etmek; sterlinde çöküş, kapsamlı harcama incelemeleri gelip çattığında yerel hizmetler ve refah devletini finansmandan mahrum bırakmak; AB ile ticaret anlaşmasını zamanında sonlandırmayı başaramamak; 2024'e kadar (özellikle) Trump'ın korumacı Amerikası dahil olmak üzere kimseyle avantajlı ticaret anlaşmaları yapamamak; Muhafazakar manifestosunun 48'inci sayfasında yer aldığı üzere Avam Kamarası ve mahkemelerce desteklenen anayasal kontrol ve denge mekanizmalarını bozmak; Channel 4'ü kapatmak; BBC'yi etkisizleştirmek; zenginlere vergi indirimleri sağlamak; Lordlar Kamarası'nı daha fazla Muhafazakarla doldurmak ve sivil hizmetlerin, kordiplomatiğin, İngiltere Bankası'nın ve yarı bağımsız kurumların en üst mevkilerine görevliler atamak; manifestolarında özellikle hariç bırakılmamış her şeyi özelleştirmek.

Öyleyse bu sadece çarpıcı biçimde öngörülebilir ve Muhafazakarlar için kolayca kazanılacak bir seçim kampanyası olmakla kalmıyor, aynı zamanda Johnson yönetiminin gelecek beş yıl boyunca izleyeceği seyri de teşkil ediyor. O dönemleri yaşamış olan bizler bakımından 1980'lere çok benziyor: Bölünmüş bir merkez sol muhalefet, iktidarını seçilmiş bir diktatör gibi kullanan kararlı bir Muhafazakar Başbakan'la yüzleşiyor. Uyarıldınız.

 

 

O'Grady'nin tasarımdan kaynaklanan nedenlerle kısalttığımız başlığının tamamı şöyledir: Bu hepimizin olmasını arzuladığı sonucu öngörülemez seçim değil: Muhafazakarlar çoktan kazandı

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU