Esad kuvvetlerinin Kürt bölgelerine dönüşü şimdilik bir rahatlamaysa da gelecek için endişe kaynağı

Richard Hall, Kürtler ve Arapların ani bir rahatlamaya karşılık Suriye hükümeti güçlerinin Kuzeydoğu Suriye'ye dönüşünün barındırdığı tehlikeleri gördüğünü yazıyor

Suriye rejimine bağlı bir asker, Kuzeydoğu Suriye'deki Haseke bölgesi kırsalındaki Tel Temir kasabasının batı girişindeki bir sokakta ulusal bayrağı sallıyor (AFP)

Suriye hükümeti, 7 yıl önce ülkeyi kasıp kavuran isyanı bastırmakta başarısız olurken, ülkenin Kürt kuzeydoğusundan savaşmadan çekilmişti. Şimdi, yakın bir zamanda, neredeyse aynı şekilde geri dönebilir.

Suriye iç savaşı süresince, Kürtlerin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) küçük çaplı bir yeraltı hareketinden ülkenin üçte birini kontrol eden güçlü bir askeri kuvvete evrildi.

ABD'nin IŞİD'e karşı savaşta kullanılmak üzere verdiği destek ve silahlarla, Suriye Kürtleri, savaş sonrasında da devam edeceğini umdukları, uzun süredir hayalini kurdukları özerk idareyi kurma amacı doğrultusunda hareket etmelerine imkan tanıyan bir koruma düzeyine kavuşmuştu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ancak bir haftada hepsi yerle bir oldu. Başkan Donald Trump'ın aniden ilan ettiği ABD korumasının çekilmesiyle birlikte, Ankara için Türkiye içindeki bir Kürt ayrılıkçı grupla bağlantıları sebebiyle terörist olarak değerlendirdiği uzun vadeli düşmanına sadırı kapısı aralanmış oldu.

Bir hafta süren yoğun bombardıman ve sivil kayıplar neticesinde, bir SDG komutanının ifadesiyle bu "varoluşsal tehdit" sonucunda, SDG Pazar akşamı Suriye hükümetiyle bir anlaşmaya varmaya zorlandı.

Planlanan Türk operasyonu yolundaki kasaba ve köylerde Suriye ordusunun Türk ilerleyişini durdurabileceği yönünde bir rahatlama hissi varsa da 7 yıldır ilerleme kaydedilen özgürlüklerin yitirilebileceği endişesi de hakim.

Kamışlı şehri sakinlerinden Kava, "Çok kaygı verici" diyor. "(Suriye ordusu) birçok insani yardım görevlisini sorgulayacak. Askerliğe elverişli genç çocuklar sorgulanacak. Hükümet muhalifi birçok siyasetçi de sorgulanacak" diyor.

“Kolay bir durum olmayacak. Ancak en azından çocuklar, yaşlılar ve kadınlar güvende olacak. ”

Suriye hükümeti yönetimi altındaki baskının hatıraları birçok Kürdün zihninde hala tazeliğini koruyor. Onlarca yıldır topluluk Suriye'de ikinci sınıf vatandaş olarak kabul edildi. Dillerini nerede ve ne zaman konuşabileceklerine, kültürlerini nasıl kutlayabilecekleri konusunda kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı. 

Suriye hükümetinin kuzeydoğu Suriye'nin çoğundan çekilmesi bunu değiştirdi. IŞİD'in ilan ettiği halifeliğe karşı savaşırken, SDG ayrıca yerel konseyler ve henüz olgunlaşmamış bazı demokratik yapılar kurdu.

Kamışlı'dan 51 yaşındaki kamyon şoförü Sirvan Muhammet, Şam'la anlaşmayı ölüm kalım meselesi olarak görüyor. 

“Rejimi iyi tanıyorum, bu rejimin altında 50 yıl yaşadım. Fakat rejimde kalmaya zorlanıyoruz (...) çünkü insanların katledilme ihtimali var. Bu nedenle kalbimde bir ağırlık olduğunu inkar edemem" diyor.

"Eğer bilinçli olursak, varlığımızı muhafaza için sadece rejimle değil, şeytanla da anlaşırız" diye ekliyor. 

 

 

Daha güneydeki Arap çoğunluklu bölgelerde de kuvvetli bir tehdit hemen hemen aynı düzeyde varlığını koruyor. Savaşın ilk günlerinde Suriye hükümetine karşı ayaklanan Rakka halkının, SDG anlaşması kapsamında olmadığı düşünülse de bazıları bunu Esad otoritesinin aşamalı geri dönüşünün başlangıcı olarak görüyor.

Rakka sakinlerinden Ahmet, “Bu bir felaket olacak” diyor. "Buradaki gençlerin yüzde 90'ı asker kaçağı oldukları gerekçesiyle hükümet tarafından aranıyor. Suriye devrimine dahil olan binlerce insan da var. Her iki suçlama yüzünden de hapse girebilirler" diyor.

Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre, Suriye hükümeti kontrolündeki cezaevlerinde yüz binin üzerinde insanın kaybolduğu tahmin ediliyor. Bu tesislerde binlerce kişi idam edildi. 

Ahmet devamla, "Üzücü olan, evlerimizi akrabalarımızı kaybettikten sonra en başa, Esad yönetimine dönecek olmamız" diyor.

Anlaşmanın ilanından sonraki günlerde yüzlerce yardım kuruluşu çalışanı ve yabancı gazeteci, Suriye hükümet güçlerince tutuklanabilecekleri endişesiyle sınırı terk etti.

Anlaşmanın tam detaylarının halen görüşülmekte olduğu belirtiliyor. Ancak SDG'nin anlaşmayı ilan ettiği açıklamasında, Suriye ordusunun Türkiye sınırına "Türk ordusu ve paralı askerlerin girdiği bölgelerde saldırıyı püskürtmek ve buraları geri almak" için konuşlanacağı belirtildi.

"Tutunabileceği her dala sarılan boğulan bir adam gibiyiz."

Suriye hükümet güçlerinin, Fırat Nehri'nin hemen batısındaki Menbiç'e doğru hareket halinde olduğu görülürken, önerilen güvenli bölgenin diğer ucundaki Kobani ve Kamışlı'ya da konuşlanacağı belirtiliyor. 

Suriye ordusu sevkıyatının SDG tarafından son birkaç yılda kurulan kurumlar üzerindeki uzun vadeli etkisi ise henüz belirsizliğini koruyor.

SDG yetkililerinin Pazar günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, anlaşmanın sadece askeri olduğu, siyasi uzlaşı için müzakerelerin sürdüğü iddia edildi. Ancak bazı analistler, anlaşmayı SDG'nin özerklik projesinin nihai biçimde sona ermesinin ilk adımı olarak görüyor.

Suriye hükümetiyle irtibatlı İngiliz Suriye analisti Danny Makki, "Anlaşmanın genel hatları karşılıklı savunma ve Türkiye'ye karşı ortak mücadeleyi öngörürken, kaleme alınış biçimi uzun vadede Kürtler için özerkliğin kesin olarak sona ermesini ifade ediyor, kuzeyde Şam'ın sözünün geçmesi yönünde onları zorluyor" diyor.

"Önümüzdeki haftalarda anlaşmanın vücut kazanması ve Rus arabuluculuğu üzerinden detaylarına dair uzlaşıya varılmasıyla, Kürtler bir (tür) özerklik unsurunu koruyacak ve Rus himayesine girecek" diyen Makki, devamla anlaşmanın "geçici bir anlayış ve koordinasyon" anlamı taşıdığını belirtiyor.

Pazartesi günü Amerikan üretimi M60 tanklarıyla Türk birlikleri ve Türk-destekli Suriyeli savaşçılar Türkiye sınırına yakın kuzey şehri Menbiç açıklarındaki Kirata kasabası yakınlarında toplanırken, Suriyeli Arap siviller bölgeyi terkediyor (AFP)

Geleceği kestirebilmek için, bazıları ülkenin Suriye hükümetiyle uzlaşıya giden diğer bölgelerine bakıyor. Eski isyancıların Esad rejimiyle uzlaştığı birçok yerde anlaşma beraberinde tutuklama ve baskı getirdi.

Suriye hükümetinin önceki uzlaşılarını inceleyen Dış Araştırmalar Enstitüsü'nden Elizabeth Tsurkov, "Rejim muhtemelen Kürtlere bazı haklar tanımış gibi duran bir anlaşma imza edecek. Fakat sonrasında sistematik bir şekilde bu anlaşmanın altını oyarak yeniden tam kontrol sağlayacak" diyor.  

"Bazı isyancıların Rusya aracılığıyla anlaşma sağladığı ve kendilerine asgari korumalar önerildiği Humus kırsalında, Daraa'da ve Kuneytra'daki işleyiş örgüsü bu şekilde oldu."

Ancak bazıları, SDG'nin tam bir hükümet kontrolüne mani olmak için gücünden istifade edebileceğini umuyor.

Afrin'i terk ederek Kamışlı'ya gelmek zorunda kalan 31 yaşındaki ofis çalışanı Beritan Muhammet, "Bayrağımızı korumalıyız" diyor.

“Bu yeri savunmak için çok can kaybettik, kan verdik, sürgünde yaşadık, mücadele ettik. İnşa ettiğimiz şeyler kalmalı: bayrağımız, özerkliğimiz, dilimiz. Bunları korumak istiyoruz çünkü bu devrime katıldık" diyor.

Kamyon şoförü Muhammet ise daha kötümser:

"Tutunabileceği her dala sarılan boğulan bir adam gibiyiz."

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/news/world/middle-east

Bağımsız Türkçe için çeviren: Ahmet Yılmaz

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU