Seçimler üzerine (2): CHP

Altan Tan Independent Türkçe için yazdı

31 Mart 2024 yerel seçimlerini incelemeye, analiz etmeye AK Parti'den başlamıştım. Bugün de CHP üzerinde durmak istiyorum.

CHP bu seçimlerden büyük bir zaferle çıktı.

"Hemen niye büyük bir zaferle çıktı diyorsun?", "İşte bunun şu sebebi var, bu sebebi var; şöyle oldu, böyle oldu" demenize fırsat vermeden önce sonucu söylemek istiyorum.

Çünkü hiçbir gerekçe, hiçbir neden ortadaki neticeyi değiştirmez.

Ancak bir sonraki seçimde değiştirebilir.
 


Niye çok büyük bir zafer diyorum?

Çünkü CHP, yüzde 38 oyla bu seçimleri birinci parti olarak bitirdi.

Geçmişte AK Parti yüzde 49'lar, yüzde 50'ler aldı.

Peki, yüzde 38 niye büyük bir zafer?

Çünkü uzunca bir dönemdir, en azından AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana CHP hiçbir zaman birinci parti olamadı.

İşte burada rakam ne olursa olsun, aradaki fark ne olursa olsun, AK Parti'de ciddi bir gerileme var, CHP'de ise ciddi bir ilerleme var ve birinci parti oldu.

Şimdi, sözü başta söyledikten sonra tekrar geriye dönüp bir şeyleri irdelemeye çalışacağım.

Tabii ki bu seçimlerde CHP'nin bu kadar büyük oy almasının sebebi sadece CHP'nin performansına, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde başlayan yenileşme, yumuşama, milliyetçi çevrelere, muhafazakâr çevrelere, liberal çevrelere açılma operasyonunun sonucu değil.

Mutlaka bunların etkileri var.

Ama birinci faktör kitlenin AK Parti'ye olan tepkisi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Geçen yazımda AK Parti analizinde de anlatmaya çalıştığım gibi, her kesimden AK Parti'nin başta ekonomik uygulamalarına, Kürtlerden uzaklaşmasına, devletleşmesine; MHP ile iş birliğinden sonra tamamen "milli refleksler" adı altında devlet refleksleri vermeye başlamasında ve her şeye önce güvenlik açısından bakmasında büyük bir etken var.

Özetle, CHP'nin bu kadar büyük oy almasının birinci sebebi, CHP'nin çok başarılı programlar, çok başarılı adaylar, çok parlak vaatlerde bulunması değil, önce AK Parti'ye duyulan öfke.

İkincisi, işte biraz evvel de söyledim; CHP'de Kılıçdaroğlu döneminden sonra başlayan "sağa doğru açılma"; daha doğrusu topluma doğru açılma. Bunu "sağa doğru açılma" diyerek de çok böyle küçümsemek veya basitleştirmek de doğru değil.

Üçüncü en büyük etken, mesela bir İYİ Parti neredeyse buharlaştı, yüzde 10'lara yakın olan oyu 3.77'ye düştü, 6 puanlık İYİ Parti oyu yok oldu. Bu 6 puanın ezici çoğunluğu, özellikle büyük şehirlerde Cumhuriyet Halk Partisi'ne gitti.

Ayrıca, HDP'nin, işte Yeşil Sor Parti'nin, DEM Parti'nin özellikle İstanbul'daki oyları yine çok büyük oranda CHP'ye gitti.

İşi böyle polemiklere boğmadan, bir iki rakam vereyim;

İYİ Parti İstanbul'da 800 bin küsur oy almış.

Bunun 700 bini Ekrem İmamoğlu'na gitti.

Aynı şekilde HDP geçen seçimlerde yüzde 8,2'ye tekabül eden 800 bin küsur oy almıştı.

850 bin civarında bir oy almıştı.

Bunun da ancak 185 binini aldı.

Kalan 600 bin küsur oy Ekrem İmamoğlu'na gitti.

Ekrem İmamoğlu ile Murat Kurum, AK Parti arasındaki fark ise 1 milyon.

Kaba bir hesapla, bu 1 milyon farkın 700 binini İYİ Parti'den, 600 küsur binini DEM Parti'den, eski HDP oylarından aldı.

İşte durum bu kadar açık.

Şimdi birinci sonu şu:

CHP bu dışarıdan aldığı oyları içinde tutabilecek mi?

Kürt oylarını ne kadar tutacak ne kadar sahip olabilecek ne kadar kuşatabilecek?

İYİ Parti'den gelen bu kitle orada mı kalacak yoksa tekrar başka arayışlara mı gidiyor?

CHP'nin yani bu yüzde 38 oyunu genel olarak bir analize tuttuğunuz vakit bunun en az yüzde 8-9 puanı İYİ Parti ve HDP'den gelen oylardan oluşuyor.

Tabii şunu da demek mümkün; ya tamam bunlar oradan geldi de peki Adıyaman da ne oldu?

Tabii Adıyaman bütün hesapları, kitapları, analizleri alt üst etti.

AK Parti'den de ciddi miktarda oy CHP'ye gitti.

Bu da neredeyse 22-23 yıldır ilk olarak olan bir şey.

Aynı şekilde Malatya’da CHP yüzde 38'lere geldi.

Belki seçim biraz daha uzasa, kazanabilme potasına girme durumu var.

Bütün bunları üst üste koyarsak, CHP, -tekrar söylüyorum, aldığı neticeyi küçültmek, basitleştirmek, önemsizleştirmek niyetinde değilim- ciddi bir başarı elde etti.

Bu başarıyı niye elde ettiğini ise anlatmaya çalıştım;

Bunun birinci sebebi, AK Parti'ye duyulan öfke, tepki. Onları geçen hafta anlatmıştım.

İkincisi, kendi içinde yaptığı belli bir yumuşama, kısmi "yenilikler", daha halka dokunabilecek bir düzlem içerisine girmesi.

Üçüncüsü de, İYİ Parti DEM İttifakı'nın verdiği en az 8 puanlı ciddi bir destek.

Tabii nereden bakarsanız bakınız, bu sonuçları değiştiremezsiniz. Sonuç ortada.


CHP, bu başarıyı devam ettirebilir mi?

İşte onu da göreceğiz.

Çünkü geçmişte çok böyle büyük parlamalar, harlama derler halk arasında, harlama böyle ateşin birdenbire gürleşmesi, kuvvetlenmesi gördük.

Biliyorsunuz ki, Bülent Ecevit 1999 seçimlerinde Abdullah Öcalan'ın da yakalanma rüzgarıyla ki o zaman başbakandı biliyorsunuz, azınlık hükümetinin başbakanıydı ve 60 küsur milletvekili vardı baya çok azken, bir sayı yüzde 22 oy aldı ve koalisyon hükümetinin başbakanı oldu.

Bir seçim sonra, yüzde 22'den 1,22'ye düştü.

Dünya demokrasi tarihinde bir seçim içinde bu kadar büyük kayıp sanırım çok azdır.

Dünya siyasi tarihinde iktidardayken ve bir seçimden öbür seçime yüzde 22'den 1,22'ye düşmek pek görülmüş değil.

Aynı şekilde CHP, 1989'da Türkiye'deki belediyelerin büyük bir kısmını aldı, ezdi geçti.

İktidardaki Özal, o dönemde sadece 3 ilde belediye başkanlığı kazanabildi.

Bu 3 il; kendi memleketi Malatya, Bitlis ve Hakkâri.

Bunun ötesinde bütün illeri kaybetti.

Büyük bir kısmını da CHP aldı.

İstanbul, Ankara, İzmir'i de Özal.

Şimdi mevcut başarısını hangi nedenlerle elde etmiş olursa olsun, elde eden CHP eğer bunu sürdürebilirse, gereğini yaparsa ve bir diğer faktör de AK Parti bu dağınıklığını ve bu eriyişini durduramazsa, radikal bir hamle yapamazsa, tekrar eski kodlarına, fabrika ayarlarına dönemezse, CHP'nin bu yükselişi devam eder.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU