Kıbrıs'ta bir haftada iki toplumun da tepkisini çekmeyi başarmak…

Birleşik Krallık'ın Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki Yüksek Komiseri İrfan Sıddık’ın 2022’de Ada’da göreve başladığı günler Barack Hüseyin Obama'nın ABD'de başkan seçildiği günlerdeki gibiydi

İngiliz Yüksek Komiseri İrfan Sıddık 

Osmanlı Devleti'nin ardından Kıbrıs'ta egemen olan Birleşik Krallık'ın Ada'dan çekilirken elde ettiği "Egemen Askeri Üsler" ve 1959 anlaşmaları ile elde ettiği "garantörlük" hakkı, ebetteki Güney Lefkoşa'ya atanan her İngiliz diplomata diğerlerine göre ön koşulsuz görünmeyen ayrıcalıkları veriyor. 

Milletler Topluluğu üyesi ülkelerde bulunan İngiltere'nin büyükelçiye denk gelen diplomatına "İngiliz Yüksek Komiseri" denildiği için İrfan Sıddık'ı diğer ülkelerin büyükelçilerinden unvan adı olarak da ayrılıyor. 

Barack Hüseyin Obama, 2009 yılında ABD'ye başkan seçildiğinde, Müslümanlar kendi dinlerinden olduğu için, Afrikalılar yıllarca kölelikle mücadele ettikleri dünyanın süper gücüne kendi içlerinden gelen siyahi bir başkan gönderdikleri için, Şiiler adının Hüseyin olmasından dolayı, üçüncü dünya ülkelerinde ise kendilerini anlayabilecek bir başkan dolayı beklentiler vardı. 

İrfan Sıddık, İngiliz Yüksek Komiseri olarak Güney Lefkoşa'ya geldiğinde yeni bir soluk getireceği için Rum Kesimi'nde Pakistan kökenli Müslüman olmasından dolayı ise Türk kesiminde bir sempatiyi başlatmıştı. 

Aradan geçen 2 yıl içerisinde İrfan Sıddık zaman zaman gündeme gelse de geçen hafta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile ilgili verdiği beyanatlar bu hafta da Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile ilgili açıklamaları önce Türklerin sonra Rumların şiddetli tepki ve eleştirilerine neden oldu. 
 

 

İrfan Sıddık önce KKTC'deki Yenidüzen gazetesine verdiği röportajda "İki devlet ve KKTC'nin tanınması mümkün değil" şeklindeki beyanatı ve Kıbrıslı Türklere tavsiyelerde bulunan üslubu nedeniyle önce KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ardından da dışişleri bakanlığı tarafından sert yanıtların hedefi oldu. 

Cumhurbaşkanı Tatar, "Sıddık KKTC halkına tavsiye ve akıl verecek pozisyonda değil" açıklaması yaparken, KKTC Dışişleri Bakanlığı, "KKTC'nin tanınması İrfan Sıddık'a kalmadı" ifadelerini kullandı. 

Tam Kıbrıs'taki İngiliz Yüksek Komiseri İrfan Sıddık'a tepkiler azalıyorken bu kez tecrübeli diplomat Güney Kıbrıs'ın Kathimerini gazetesindeki röportajında Rumların, Kıbrıslı Türkleri müzakere masasına çekebilmek için teşvik etmeleri ve onlara jestte bulunmaları gerektiğini söyleyince Rum Kesimi'nin tepkisine sebep oldu. 

Dışişleri bakanlığına çağırılan İrfan Sıddık'tan sözlerine izahat istendi. 

Oysa daha birkaç gün önce İrfan Sıddık'ın KKTC Liderliği ile ilgili sözlerinden dolayı Rumlar röportajı "Oldukça gerçekçi" olarak nitelendirmişlerdi. 

Böylece Birleşik Krallık'ın Kıbrıs Yüksek Komiseri bir hafta içinde Ada'nın 2 kesiminin de tepkilerinin odağı oldu.


Birleşik Krallık'a eleştiriler büyüyor

Osmanlı Devleti'nin ardından 1878'de Kıbrıs'a yerleşen Birleşik Krallık'a karşı bağımsızlık söylem ve ayaklanmaları 1955'ten sonra şüphesiz artarak devam etmişti. 

Bu dönemde hem Rumların hem de Türklerin gazetelerinde günlük İngiltere eleştirisi çıkıyor, evlerde, okullarda kahvelerde İngiltere eleştiriliyordu. 

Bağımsız "Kıbrıs Cumhuriyeti" kurulunca bu eleştiriler ortadan kalktı fakat sonraki Rumların Türklere yönelik silahlı saldırıları sonrası Ada'da bulunan İngiltere askerlerinin tutumları Türklerin eleştirilerine hedef oldu. 

Türkiye 1974 yılında Kıbrıs'a asker çıkardığında bu kez Rumlar, İngiltere'yi bu duruma "sessiz kalmak" ve askerlerini Türk Ordusuna engel olmamakla suçladılar. 

Bugünlerde Kıbrıs'ta bulunan Birleşik Krallık üslerinin Gazze'de sivilleri katleden İsrail'e askeri destek ve lojistik için kullanıldığı, yine Güney Kıbrıs'ta bulunan üsler aracılığı ile İsrail'e istihbarat desteği sağladığı iddiaları Kıbrıs'ın hem güneyi hem de kuzeyinde eleştirilerin artmasına ve dozunun yükselmesine sebep oldu. 

Güney Kıbrıs'ta İsrail'in Gazze'ye saldırılarından dolayı İngiliz Üslerinin pozisyonuna karşı birçok defa protesto gösterileri düzenlendi. 

İrfan Sıddık'ın Ada'da hem Türklerin hem de Rumların tepkilerine sebep olan açıklamaları de işin tuzu biberi oldu. 

Önceden beri İngiltere, Türkler ile Rumlar arasında müzakereleri destekleyen açıklamalar yapsa da İrfan Sıddık'ın iki tarafı da kızdıran beyanlarını tam da  BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar'ın hem KKTC hem de Güney Kıbrıs tarafıyla görüştükten sonra Atina ve Ankara'yı ziyaret ettiği dönemde vermesi "acaba" sorularını arttırdı. 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Hükümet Sözcü Yardımcısı Yannis Andoniyu, hükümetinin, Kıbrıs sorunundaki yeni bir çabanın başladığı bu hassas noktada, özellikle de garantör güç olan Birleşik Krallık gibi ülkelerin yaptığı açıklamalarında oldukça dikkatli olmasını beklediklerini söyledi. 

Kıbrıs'ta basına yansımayan fakat kulislerde konuşulan bir diğer iddia ise 1960'lardan bu yana hiç bu kadar eleştiri ile karşı karşıya kalmayan İngiltere'nin Yüksek Komiseri aracılığıyla dikkatleri başka yere toplamayı başarmaya çalışma çabaları şeklinde. 

Tam bu süreçler devam ederken İngiltere'nin Yemen'deki İran destekli Husilere karşı Ağrotur ve Dikelya'daki üslerini kullanması Kıbrıslı tarafların "Acaba İngiltere Kıbrıs'ın güvenliğini tehlikeye mi atıyor?" sorularını da beraberinde getirdi. 

Obama seçildikten sonra yukarıda saydığımız kendisinden umutlu olanların tamamının sempatisini 8 yıl sürdürdüğü başkanlık döneminde boşa çıkarmıştı. 

İngiliz Yüksek Komiseri İrfan Sıddık şimdilik Kıbrıslı Türkler ve Rumların hedefinde…

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU