Almanya neden İsrail'i destekliyor?

Esedullah Oğuz Independent Türkçe için yazdı

Almanya'nın başkenti Berlin'de, Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırıları protesto edildi, 8 Ekim 2023 / Fotoğraf: AA

7 Ekim'de Gazze'de İsrail-Hamas savaşının başlamasından beri geçen süre içerisinde başlıktaki soruyu onlarca Alman'a sorsam da henüz kesin bir yanıt alabilmiş değilim.

Çoğu, bilinen klişe olayı, Almanya'nın tarihinde derin bir iz bırakan Holokost faciasını ileri sürüyor ve "Atalarımız Yahudilere çok kötü şeyler yapmış, o yüzden hala onlara kendimizi borçlu hissediyoruz" diyorlar.  

Elbette bu, sıradan Almanların resmi tavrı. 

Ama sohbet koyulaşıp muhabbet ilerledikçe yavaş yavaş gerçek düşünceler dudaklardan dökülüyor.

Sohbetin başında biraz çekingen ve ihtiyatlı davranan birçok Alman, içilen bir kahveden sonra oluşan güven ortamının verdiği rahatlıkla İsrail'in Gazze'deki saldırılarını aklı başındaki her insan gibi "soykırım" olarak tanımlıyor.

"Peki yazımda adını ve resmini kullanabilir miyim" deyince hepsi "hayır" anlamında şiddetle başlarını sallıyor.

Zira bu ülkede hiç kimse "antisemitist" damgası yemek istemiyor.

Münih'te yaşayan orta yaşlı Hollandalı bir bayan öğretmen, "Bana göre Gazze'de yaşananlar soykırımdan başka bir şey değil", diyor ama "Bu sözünü senden alıntı yapabilir miyim?" dediğimde birden tedirgin oluyor ve "Lütfen beni bu tartışmaya karıştırma" diyor. 

Batı'nın pek çok ülkesinde olduğu gibi Almanya'da da Yahudiler ekonominin köşe başlarını tuttuğu için "antisemist" damgası yiyen bir insanın bir şekilde maddi-manevi zarar görmesi pek muhtemel.

Zira çalıştığınız firmanın üst düzey yöneticisi Yahudi olabilir ve antisemist damgası yemişseniz, o firmada kariyer yapmanız artık mümkün değil. 

Alman devleti tarafından görevlendirilen antisemitizmle ile mücadele koordinatörü veya temsilcisi, Gazze savaşının başlamasından beri Almanya'daki Yahudilern kendilerini güvende hissetmediğine dair sağa sola demeçler vererek İsrail için yoğun bir PR çalışması yürütüyor.

Pek çok Alman politikacı İsrail'in kendini savunma hakkından söz ederken Gazze'de yaşanan katliamı es geçiyorlar.

Bu ülkedeki küçük ama güçlü Yahudi toplumunun temsilcileri, Almanya'da neredeyse İsrail'i eleştirmeyi suç haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Elbette tüm bunlar, alttan alta Alman toplumunun tepkisini çekiyor.

Yarım asrı aşkın bir zamandır Alman siyasetinin, medyasının ve sivil toplum kuruluşlarının küçük bir Yahudi azınlığın tasallutu altında olması, sıradan pek çok Alman'ın öfkesini kabartıyor.  

Zaten Almanlar toplum olarak hiçbir zaman Yahudilerden hoşlanmadılar.

Bu ülkede uzun süre yaşayanlar, Almanlar arasında gizli bir Amerikan-İsrail düşmanlığının olduğunu fark edecektir.

Çok iyi hatırlıyorum, 11 Eylül 2001 olayları sırasında şefim olan bir Alman kadın gözlerinin içi gülerek olay hakkında ne düşündüğümü sormuştu.  

Gözlerindeki ifade "İyi oldu, sonunda Amerika da hakettiği cezayı buldu, değil mi?" şeklindeydi. 

Bugünlerde Almanya'da fark ettiğim bir şey, sıradan Almanların Gazze olazı konusunda Müslümanlar karşısında, özellikle de birlikte yaşadıkları, çalıştıkları Müslüman iş arkadaşları ve komşuları karşısında bir tür mahcubiyet duyması.

Elbette kimse bunu açıkça ifade etmiyor ama Gazze'deki vahşetten, ekranlara yansıyan bebek katliamından söz açılınca birçok Alman İsrail'e karşı açık tavır almaktan çekinirken, sessiz kaldıkları için de Müslüman arkadaşları arasında bir tür mahcubiyet hissediyorlar.

Zira, ne de olsa uzun zamandır demokrasi, insan hakları, yaşama hakkı gibi konularda Müslümanlara ders veren, nutuk atan, onlar. 

Dünya zor bir sınavdan geçiyor. Avrupa'nın en ileri toplumları Almanlar, Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar bu sınavı geçemeyip sınıfta kalırken imtihanı yüzünün akıyla geçenler İrlandalılar oluyor, onu da İspanyollar izliyor.  

İrlandalı siyasetçiler gerek kendi parlamentolarında gerekse Brüksel'de İsrail'in bir terör devleti ve Netenyahu'nun da Lahey Adalet Divanı'nda yargılanması gereken bir savaş suçlusu olduğunu haykırıyor.

Böyle bir çıkış Almanya'dan gelse, herhalde yer yerinden oynardı. Ama Almanya'da gidişatın değişmesi de yakındır.

Zira ülkedeki yabancı nüfus oranı giderek artıyor. 1990'lı yıllarda yüzde 5 civarında olan yabancıların nüfustaki oranı bugün yüzde 30'lara yaklaşmış durumda.

Yani sokaktaki yaklaşık her üç kişiden biri yabancı ve göçmen kökenli, bunların çoğu da Müslüman. 

Konuştuğum onlarca Almandan hiçbiri, bir tanesi bile "İyi oldu, Filistinliler zaten bunu haketmişti" demiyor, buna karşın çoğu Gazze'deki katliamdan duyduğu üzüntüyü ihyatlı sözlerle dile getiriyor.

Anlaşılan o ki, terör devleti İsrail tüm dünyada olduğu gibi Almanya'da da insanların gönüllerini ve kalplerini kaybetmiş durumda.

Sadece Almanlar geçmişten gelen korkuyla, yaşadıkları üzüntülerini şimdilik kontrol altında tutuyorlar.

Ama bastırılan duygular, içe akıtılan öfkeler elbet bir gün dışarı da taşacaktır.  

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU