Futbol takımlarını destekleyen İranlı kadınlara tezahürat yaparken, FIFA bizi dinleyinceye kadar içimizden birinin öldüğünü unutmayın

Binlerce İranlı kadının ilk defa bir futbol maçına yasal olarak katılma şansını yakalamasına dair görüntü heyecan vericiydi. Keşke böyle bir bedeli olmasaydı

İlk kez stadyumda maç izleyen İranlı kadınlar Kamboçya karşısında 14-0 galip gelen takımlarını heyecanla bayrak sallayarak destekledi (AFP)

Bu hafta binlerce İranlı kadın 1981'den beri ilk defa bir futbol maçına yasal olarak katıldı. Milli takımın Kamboçya'yla oynadığı stadyumun kapıları kırmızı, beyaz ve yeşilli soytarı şapkaları giyen kadınlarla doluydu; vatanperver şapkaları (milli takım taraftarlarının ülkelerinin renklerinden oluşan şapkaları ed.n.)  saçlarının tamamını kapadığından yetkililer kadınların İslam Cumhuriyeti'nin "iffet" kuralını deldiğini iddia edemedi.

İran'daki kadınlar zorunlu başörtüsü yasasını bir süredir başörtülerini kamusal yerlerde çıkararak ve sopalar üzerinde sallayarak protesto ediyor. Güçlü bir görüntü, evet, ama üzerinde ziller olan şapkalar denizi kadar eğlenceli değil. O şapkalarla gülünç görünmek bir yana, kadınlar bu tuhaf şapkaları doğuştan gelen zarafetleri ve İranlı kız kardeşlerime has edalarıyla taşıdı. (Ne yazık ki bana miras kalmayan bir özellik; bunun yerine beni İranlı kız kardeşlerime hayran olup imrenmek durumunda bırakan "konuşurken etrafa yemek saçan soytarı" genini almışım.)

FIFA, İran'ı kadınların maçlara katılmasına izin vermeye zorlamak için yıllardır kulis yapıyordu. Federasyonsa omuz silkti. Sonuçta alt tarafı futbol izleyen birkaç kadındı söz konusu, değil mi? FIFA'dan birilerinin, ne kendini böyle önemsiz şeylerle sıktığını görmeyi ne de sırf kadın olduğunuz için sevdiğiniz bir oyunu izleyememenin, takımınız için tezahürat yapamamanın, sevinçlerini ve acılarını bizzat paylaşamamanın acımasızlığını ve getirdiği yılgınlığı anlamalarını bekleyebilirsiniz.

Eğer yeni kurulan İslam Cumhuriyeti 1981'de kadınlara değil de siyahilere stadyumları yasaklamış olsaydı FIFA'nın hemen o zaman ve orada direktif verip dediğini yaptıracağını düşünmüşümdür. Ne var ki ırkçılık bir tabuyken FIFA'nın onlarca yıl cinsiyetçilikle bir derdi yokmuş gibi göründü.

Federasyonun uykusundan uyanıp kadınların stadyuma girmesine izin verilmedikçe İran takımını men etmekle tehdit etmesi için olabilecek en çarpıcı protesto eylemlerinden biri gerekti: Bir kadının protesto sırasında kendini öldürmesi.

Yirmi dokuz yaşındaki Seher Hudayari tuttuğu takımı, İstiklal'i, Azadi Stadyumu'nda izleyebilmek için erkek kılığına girmişti (İroniktir ki "Azadi" özgürlük demek). Yakalanmış, hapse atılmış, ve geçen ayki duruşmasında kendisine 6 ay hapis cezasına çarptırıldığı söylenmişti. Mahkemenin dışında üzerine benzin döküp kendini ateşe verdi ve bir hafta sonra yaralarından ötürü hayatını kaybetti.

Seher, tuttuğu takımın renklerinden ötürü "mavi kız" diye tanındı ve maçta 150 polis memurunun koruduğu kadınlar bölümünden "mavi kız" sloganları meydan okurcasına yükseldi.

 

 

Bu yazıda yumuşak bir ton kullanmaya çalışıyorum, gerçekten de çabam bu yönde. Ama kahretsin, bir kadın, sırf insanlar İran'da kendine ve tüm kadınlara ne kadar alçak ve korkunç davranıldığını anlasın diye kendini ateşe verdi.

İsviçre merkezli bir kuruluştaki bir grup (çoğunlukla) erkeğin kadınların erkeklerle eşit hakları olması gerektiğini anlamasını sağlamak için bir kadının kendini yakıp ölmesi gerekti.

Bağırdığım için kusura bakmayın ama bu insanı gerçekten çileden çıkartıyor.

İsviçre merkezli bir kuruluş olduğundan bahsetmemin tek nedeniyse batıda hepimizin kendimizi geri kalan herkesten daha medeni görmemiz. İran hükümetinin koyduğu yasaları ahlaki değerlerini karanlık çağlardan almış bir grup fanatiğin işi diye bir kalemde silmek kolay ve doğruyu söylemek gerekirse, böyle düşünürken haklısınız da. Fakat FIFA'nın bu kadar geç harekete geçmesinin bahanesi neydi? “İlerici” batılıların bahanesi neydi?

Nihayetinde bu çok küçük bir tavizdi. Kadınlara tahsis edilen 4 bin 600 sandalye 78 bin kişilik stadyumun yüzde 6'sından daha az yer kapladı. Talep eksikliğinden kaynaklanmıyordu bu: Ayrılan ilk 3 bin 500 koltuk bir saat içinde satılmış ve sonra geri kalanı satışa açılmıştı.

İş kadınlara şefkat göstermeye geldiğinde İran hükümeti tekrar ve tekrar katı bir duvar olduğunu kanıtlayıp duruyor ve Batı'daki bizler harekete geçebilecekken bir şey yapmadığımızda onun suç ortakları oluyoruz. İslam Cumhuriyeti'ni kadınlara birkaç bin bilet ayırmaya zorlayan Seher'in eylemi değil, FIFA'nın nihayet müdahale etmesiydi. Neden bu kadar gecikti? Bütün o kulislerden sonra neden böylesine feci derecede geç kaldı?

Bugün (11 Ekim) Dünya Kız Çocukları Günü. Futbolu seven 6 yaşındaki kızım abisinin eski futbol formasıyla antrenman yapmaya gidiyor. "Greta"nın kim olduğunu biliyor ve gezegeni kurtarmaya çalışan genç kadın için heyecanlanıyor. Ve onu benim sayemde tanımıyor: kıyafetlerini yerden toplamak ve bisküvileri saklamakla çok meşgul olduğumdan onlarla siyaset konuşacak zamanım yok. Onu okul ve Newsround üzerinden tanıyor.

Benim kızım futbol maçlarına gidebilir. Fakat hangi ülkede büyütülürlerse büyütülsünler her kız çocuğunun kavgası onun da kavgası. Tıpkı Greta gibi eğer kafasını siperden dışarı uzatırsa o da duyarlılıklarının yanı sıra görünüşü nedeniyle de eleştirilecek.

Bu biz kadınların başına, küçük kız çocukları olduğumuz zamandan beri, daha önümüze konulan engellerin kaçınılmaz olmadığı gerçeğini algılamadan önce gelir. Bu engeller aslında sesini duyurmak isteyen, ileri gitmek isteyen veya sadece kahrolası bir futbol maçına gitmek isteyen kadınlardan korkanların işidir.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: İrem Oral

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU