Uzbay: “Türkiye’deki cahil sayısı gelişmiş ülkelerden fazla”

Prof.Dr. Tayfun Uzbay, “Cehalet Bilimi” adlı kitabında cahillere dair merak edilenleri inceledi. Türkiye’deki cahil sayısının gelişmiş ülkelerden fazla olduğunu söyleyen Uzbay’a göre “cahil cesareti” gerçekten var ama sonları mutlaka hüsran oluyor

“Görünmeyen Beyin” ve “Hazdan Bağımlılığa” kitaplarının yazarı Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Cehalet Bilimi” adlı son kitabında cehaleti ve cahilleri irdeledi.

Independent Türkçe’nin sorularını cevaplandıran Uzbay, cehalete dair halk arasında yaygın olan “Cahilller daha mutlu olur”, “Cahil cesareti” gibi kavramları değerlendirdi.

Cehaletin sınırı nerede başlar?

Uzbay genel olarak cehaletin  kısaca bilgisizlik ya da bilgi sahibi olmama, cahilin ise bilgisiz veya bilgiye sahip olmayan kişi olarak tanımlanabileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

Cehalet bilgisizlik ise her insan cahildir. İnsan dünyaya cahil gelir ve birçok konunun cahili olarak gider. Çünkü bir insanın her şeyi bilme, yani bilgi olarak kabul edebileceğimiz her şey hakkında bilgi sahibi olma olanağı yoktur.  Bununla beraber, insanın yaşadığı çevreye uyum sağlaması, sağlıklı, huzurlu ve konforlu yaşaması için ve çevre ile sağlıklı bir iletişim kurabilmesi için asgari sahip olması gereken bir bilgi düzeyi vardır. Bu bilginin bir kısmını kendisi deneyimleyerek, bir kısmını ailesinden ve çevresinden ve önemli bir kısmını da okulda aldığı temel eğitimle sağlar. Çevre ile doğru iletişimi kurarak sağlıklı ve konforlu yaşamaya yardımcı olabilecek asgari bilgiden yoksun olan insanı cahil kabul edebiliriz.

0.jpg
Görsel: Independent Türkçe

 

Cahiller neden daha mutlu olurlar?

Uzbay, cahillerin daha mutlu olduğu iddiasıyla ilgili farklı bir yorum getiriyor.

Cahiller cahil oldukları için diğer insanlardan daha mutlu olmazlar. Mutlu olma parametreleri daha basittir. Algıları kolayca yönlendirilip işitmek istedikleri şeyler söylendiğinde daha kolay inanıp ikna olurlar. Başkaları tarafından kullanılmaya daha yatkındırlar. Aslında elde ettikleri sahte bir mutluluktur. Bilgili olan daima cahil olanı yönetir, kullanır ve sömürür.

Kayırmacılığın olduğu yerlerde cahiller daha başarılı

Uzbay’ın cahillerin hayatta eğitimlilere göre daha fazla başarılı oldukları yönündeki iddialara da bir cevabı var.

Cahillerin sistemdeki çarpıklık nedeniyle daha yönetici konuma gelebildiği yerlerde, kayırma veya nepotizm gibi mekanizmaların işlediği yerlerde cahiller daha başarılı görünebilir. Böyle bir sistemde,  başlar ayak ayaklar baş olmuşsa dışarıdan bakıldığında cehalet başarıyı destekliyor gibi görünse de bu sürdürülebilir bir durum değildir. Cahil insanları bilgililerin önüne geçiren kurum ve kuruluşlar er geç batar. İş yaşamında cahillerin daha başarılı olduğu bir sistem doğru düzgün bir katma değer üretemez.

Cahil cesareti var ama sonu hep hüsran

“Cahil cesareti” sözünü hatırlattığımız Uzbay bu iddiaya da şöyle açıklık getirdi.

Yeterli bilgiden ve donanımdan yoksun birisi gereksiz risk almaya oldukça yatkındır. Cahiller daha çok gereksiz risk alır ve çok iyi stratejiler geliştirdiklerini sanırken şans eseri bazen sıyırsalar da eninde sonunda bir yerlere toslayıp zarar görürler. Yeterli bilgi ve donanımı olmayan birisi iyi bir strateji geliştiremez.

Türkiye’nin ne kadarı cahil?

Uzbay, bu kavramlara bakıldığında Türkiye’nin ne kadarlık bir kısmının cahil sayılabileceği sorusuna ise oran vermeden kriterleri sıralayarak cevap verdi.

Bunu öngörmek için Türkiye'de ne kadar TV seyredildiğine, TV'lerdeki programların kalitesine ve ne kadar kitap okunduğuna bakmak yeterli. TV izleme oranları %70'lerde. TV'lerin en izlenen saatlerindeki dizilerin ana teması silah, şiddet ve çarpık ilişkiler. Taraflı tartışma programları ve gerçeği yansıtmayan akademisyen tartışmaları oldukça fazla. Kitap okuma alışkanlığı ise yerlerde sürünüyor. Doğru bilgiye erişim ve nitelikli eğitime ulaşmada adil bir fırsat eşitliği yok. Eğitim paralı ve pahalı. İyi eğitime ise toplumun küçük bir kesimi erişebiliyor. İyi bilim insanları ve parlak öğrenciler yurt dışına gidip orada çalışıyor veya yaşıyor. Çok fazla üniversite var ancak bunların hepsini dolduracak nitelikli akademisyen sayısı az. İyi öğretmenler de paralı ve pahalı okullarda. Bu veriler üzerinden şu kadar demek zor ama gelişmiş ülkelere göre fazla olduğu kesin. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU