Zaman gazetesi davasında 4 isme hapis cezası

Mümtazer Türköne hakkında 3 yıl 9 ay, Şahin Alpay, Ali Bulaç ve Ahmet Turan Alkan’a da ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi

Fotoğraf: Twitter / @mlsaturkey

Kapatılan Zaman gazetesiyle ilgili görülen davada haklarında verilen hükümler Yargıtay tarafından bozulan Mümtazer Türköne, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan ve Mehmet Özdemir’in yeniden yargılamasının karar duruşması bugün yapıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, “örgüte üye olmamakla birlikte yardım” suçundan Mümtazer Türköne hakkında 3 yıl 9 ay, Şahin Alpay, Ali Bulaç ve Ahmet Turan Alkan’a ise ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

Mahkeme, hakkındaki yakalama emri infaz edilemeyen Mehmet Özdemir'in dosyasının ise ayrılarak aynı mahkemede yeni bir esasa kaydedilmesine hükmetti.

Davadan notlar

7 Nisan tarihli duruşmada sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden savcı; Bulaç, Alpay, Türköne ve Alkan’ın “hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan cezalandırılmalarını istedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ali Bulaç: Bu örgüte sempati duymam

Esasa karşı savunma yapan Ali Bulaç şunları söyledi:

14 ay süren tutuklu bekleyişimden sonra bana yöneltilen ilk suçlama ‘her ne kadar suç unsuruna rastlanmasa da duruşunda suç unsuruna rastlanmaktadır. Ben neye benzediğini anlamadığım bu duruştan dolayı 22 ay hapis yattım. 6 senedir mesleğimi icra edemiyorum. Kitaplarımın üzerinde görülmez bir ambargo uygulandı. AİHM ve AYM verdikleri kararlarla, özgürlük ve güvenlik hakkımın ihlal edildiğine kanaat getirdi. Basın Yasasına göre bir yazı ancak 4 ay içinde soruşturulabilir, sonra zaman aşımına uğrar. Üç buçuk yıl önce yazdığım yazıları hala suç delili olarak sunuyorlar. Savcı beni ‘örgüte yardım’ ile suçluyor. Savcının elinde herhangi bir delil var mı?

Darbe aleyhine yazdığım bunca yazıyı savcı görmüyor. Savcıların sadece lehte değil aleyhteki delilleri de göstermesi gerekir. Burada yargılanan yazılarım değil, doğrudan benim. Yazılar değil duruşumdan dolayı ceza istenmesi bunu kanıtlar niteliktedir. Benim bu örgüte sempati duymam veya yardımda bulunmam eşyanın tabiatına aykırıdır. Ben İslamcı bir kişiyim. Fethullah Gülen defalarca gazeteye karşı olduğunu söyledi, gazetede solcu hatta eşcinsel yazarlar vardı. Darbe, şiddet, kılıç hakkı, terör benim anlayışımda günahtır. İnsanlar tepkilerini barışçıl ve sivil yollarla gösterebilirler. Bütün toplumsal grupların bir arada yaşayabileceği bir modeli savunuyorum. Suçsuzum. Ne örgüt üyesi oldum, ne herhangi bir yardımda bulundum. Beraatımı talep ediyorum.

Şahin Alpay: Gelire ihtiyacım olduğu için Zaman’da yazdım, pişmanlık duyuyorum

Şahin Alpay da şunları söyledi:

AYM ve AİHM aldıkları kararlarla tarafıma tazminat ödenmesine hükmetti. AYM benimle ilgili aldığı üçüncü kararında bana verilen hapis cezasının hukuka aykırı olduğuna hükmederek ikinci kez bana tazminat ödenmesine karar verdi.

Hiçbir zaman bir dini cemaatin üyesi olmadım. 80’lerden itibaren Cumhuriyet, Sabah ve Milliyet’te yazdım.2002’den itibaren Zaman’da haftada 3 gün köşe yazıları yazdım. Öteki gazetelerin hiçbirinde yazma imkanı bulamadığım ve ek gelire ihtiyacım olduğu için Zaman’da yazdım. Dindar biri değilim, Zaman’da yazmaya başlarken mülakatta sorulan soru üstüne de ‘Kültürel olarak Müslüman’ım, gençliğimde ateisttim, şimdi ise deistim’ dedim.

Tanık olarak dinlenen Hüseyin Gülerce, hakkımda ‘Kendisini yakından tanırım, FETÖ ile bağlantısı olduğunu hiç sanmıyorum. Talimat aldığını ve iltisaklı olduğunu düşünmüyorum. Bunlar diğer 4 arkadaş için de geçerli, bunun dedikodusunu bile duymadım” demişti. Bu davanın ilk duruşmasında vurguladığım gibi darbe girişimine gelinceye kadar Gülen hareketinin karanlık bir yüzünün olduğunu maalesef göremedim. Demokrasi üstündeki askeri vesayete hep karşı çıktım. Gülen hareketinin bir suç örgütü olduğuna dair bir yargı kararı olsaydı bir gün bile Zaman’da yazmaya devam etmezdim. Darbe girişimini lanetliyorum, bu nedenle Zaman’da yazdığım için de pişmanlık duyuyorum. Sonuç olarak FETÖ silahlı terör örgütüne yardım ettiğime dair bir delil ortaya konulamamıştır. AİHM ve AYM kararları doğrultusunda beraatımı talep ediyorum. 78 yaşındayım, hayatımın geri kalanını huzur içinde yaşamayı hak ediyorum.

Türköne: Pişmanlık duyacağım bir şey yapmadım

Mümtazer Tüköne’nin ifadeleri de şöyle:

Hapis yatmama sebep olan suçlar sadece gazete makaleleri. Hakkımda 10 gazete makalesiyle iddianame hazırlandı. İlk yargılamada makale sayısı 23’e çıktı. Bunların çoğunda sadece başlıklar var. Bu başlıklardan nasıl bir suç çıkartıldığını, neden hapis yattığımı, neden yargılandığımı anlayamadım. Gazete makalesi günlük tüketilen bir şeydir. Yazılan yazıların bir bağlamı vardır ve kendini okutturmaya çalışır. Ben akademik disiplinden geliyorum. Bilim eleştiriyle ilerler, şüphe her zaman bilimle uğraşanlar için imandan önce gelir. Böyle bir disiplinden gelenler bu eleştiri hakkını ve şüpheyi mümkün olduğunda dikkat çekici ve kışkırtıcı bir şekilde ifade etmeye çalışır. Pişmanlık göstermediğim gerekçesiyle 2 buçuk yıl ilave hapis yattım. Pişmanlık duyacağım bir şey yapmadım. 12 Eylül döneminde de 2 buçuk sene tutuklu kaldım. Amansız bir darbe karşıtıyım. Türkiye’de darbe karşıtlığını bir sivil programa bağlı hale getiren bir kişiyim. İltisak kelimesinin anlamını kimse bilmiyor. En çok garibime giden Türkiye’de ‘terör’ kelimesinin anlamının bilinmemesi. Bakkal terörü, meyve-sebze terörü gibi kullanımlarla anlamı sulandırıldı. Yazdıklarımı suç teşkil etmiyor, beraatımı talep ediyorum.

Ahmet Turan Alkan da şunları kaydetti:

Bu davanın altında siyasi bir sıkıntı olduğunu biliyoruz, bu davanın asıl mahiyeti bu. Karşınızdayım çünkü heyetiniz bizi yazı yazdığımız için değil örgüte mensup olduğumuzu varsayarak suçladılar ya da mahkum ettiler. Darbeye kadar ben böyle bir örgütün varlığını bilmiyordum. Bilseydim zaten gazeteden giderdim. Biz duruşumuzdan dolayı bu dayağı yedik. Kendimizi bir anda terörist olarak bulduk. Hangi tarihten itibaren böyle bir örgüt var? Biz yıllardır 27 Mart, 12 Eylül aleyhine yazılar yazdık, bunu neden destekleyelim? Buna da tabii ki karşı çıktık ama sesimizi çıkarmaya fırsat bulamadık, darbe girişiminin ertesi günü ‘bunları tutuklayın’ diye listeler çıkmaya başladı. Ben bu işten yoruldum ve utanmaya başladım. Eski arkadaşlarımın çoğuyla merhabam kesildi. Yayıncım yayınlarıma boykot koyuyor, bu yaşta çocuklarıma hala yük oluyorum. Devlet artık benim yakamı bıraksın, başka bir şey istemiyorum. Özür dilesin demiyorum ama aklasın. Beraatı hak edip etmemiş olduğumu siz takdir edeceksiniz. Beraatımı talep ediyorum.

 

P24

DAHA FAZLA HABER OKU