Jared Kushner’ın Ortadoğu barış “planı” kuru gürültüden ibaret

İsrail Bahreyn’le ilişkilerinin görünüşte daha dostane seyretmesini kutluyor olabilir ancak konferans İsrail-Filistin çatışmasını çözmek adına hiçbir şey sunmadı

Jared Kushner, Bahreyn'de düzenlenen "Refah için Barış" çalıştayında İngiltere'nin eski Başbakanı Tony Blair ile konuşurken. Fotoğraf: AA

Manzara, dünyanın en alengirli anlaşmazlıklarından birini çözmek için yapılan barış müzakerelerinden çok, bir TED konuşması ya da televizyon programı Dragon’s Den’in bir bölümünü andırıyordu. 

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve üst düzey danışmanı Jared Kushner, geçen salı günü Bahreyn’de beş katlı bir otelde Ortadoğu bölgesi için bir demet bulanık grafik ve veriyle bezeli 50 milyar dolarlık (yaklaşık 285 milyar TL) ekonomi planını bir çırpıda açıklayıverdi. 

Etrafı bankacılık dünyasının ağır topları, Körfezli yetkililer ve her zaman her yerde bulunabilen Tony Blair’le kuşatılan eski gayrimenkul müteahhidi, planı “yüzyılın fırsatı” diye tanıttı.

Etkinliği çok fazla İsrail yanlısı bularak boykot eden Filistin yönetimini plana “bir bakmaya” davet eden Kushner, İsrail’le bölge arasında yaşanan çatışmayı “Silikon Vadisi’nin Kaliforniya’nın geri kalanıyla bağlantısının kesilmesine” benzetti. 

Ekonomi planını “şirketlerin hisselerinin ilk kez halka arz edilmesiyle” kıyaslayan ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin de söz konusu fonun toplanacağından emin olduğunu ekledi. 

Ne var ki tüm finansal benzetmeleri bir yana bırakacak olursak ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt’tan konferansta adı konmuş hiçbir taahhüt olmadığı itirafı geldi. Greenblatt gazetecilere verdiği demeçte, Trump yönetiminin para toplamaya çalışmadan önce barış planının ileride belirsiz bir tarihte açıklanacak politika bölümünün “yol tutuşunu” bekleyip göreceğini söyledi.

(Kushner, ekonomiyle ilgili ayrıntılı planı kaleme almaya yardım eden ekibin işin politik yönünden bihaber olduğunu bile dile getirdi.)

Dolayısıyla ortada oynanacak gerçek bir para bulunmaması ve siyasi gerçekliğin görüşmelerden büsbütün dışarıda tutulmasıyla birlikte iki günlük konferans Ortadoğu’da ekonomiyle ilgili dertlerin nasıl düzeleceği üzerinde dönen muğlak tartışmaları istiflemekle geçti.

FIFA başkanından Dünya Bankası başkanına kadar herkes planın Filistinliler için yararlı olduğu yönünde görüş bildirirken, güneş panelli futbol sahaları, mülkiyet ihtilaflarını çözmek için blok zinciri teknolojisine başvurulması ve Körfez ülkelerinden ileri tıbbi teknolojinin ödünç alınması gibi fikirler de gündeme geldi. 

Filistin topraklarındaki İsrail işgali, İsrail ordusuyla Gazze’deki militanlar arasında yaklaşan savaşlar ve mültecilerle Filistinlilerin devlet sahibi olma arzusu gibi ifadelerse ya hiç ağızlara alınmadı ya da kibarca savuşturuldu. 

Üzerinde derin derin düşünmek için birkaç ayrıntıyı bir kenara bırakıp İsrail’e dönecek olursak, medya İsrailli gazetecilerin, İsrail’le resmi bağları olmayan ve “Siyonist Düşmanla İlişkileri Normalleştirmeye Mukavemet Bahreyn Birliği”ne ev sahipliği yapmakla adı çıkan Bahreyn’e girişine izin verilmesi karşısında çılgına döndü. 

İsrailli Kanal 13 televizyonu muhabiri Barak Ravid, konferanstan bildirdiği sırada elinde bira şişesi tuttuğu fotoğrafını Twitter’da “Bahreyn’de Lübnan birasıyla. Yeni bir Ortadoğu” mesajıyla paylaştı.

Times of Israel gazetesi, İsrail’i “bölgede kalma hakkı” olan bir ülke diye tanımlayan Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed Al Halife’yle yapılan röportajı yayımlamakla kalmadı, haberde imzası olan aynı muhabir, Bahreyn’in tek sinagogunda ender görülen bir sabah ayinini bile organize etti. 

Greenblatt’ın da katıldığı ayinin sonunda ibadet eden kişiler birden bire “Am Yisrael Chai” (İsrail halkı yaşıyor) ilahisini söylemeye başladı. 

Gazetecilere yaptığı açıklamada Greenblatt “bu çalıştayın basına fotoğraf verme niyetiyle” tasarlanmadığını ve İsrail’in Körfez ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmenin işin yalnızca “küçük bir parçası” olduğunu söylese de iki günde birkaç küçük madde dışında odaklanılacak başka hiçbir şey yoktu. 

 

 

Haaretz’in tanınmış isimlerinden İsrailli gazeteci Anshel Pfeffer’in kaleme aldığı gibi çalıştay barış getirmeyebilir ancak İsrail’le ilişkilerin kademe kademe normalleşmesi “Bahreyn’deki etkinliğin neden bu kadar önemli” olduğunu açıklıyor. 

Bu mesele The Independent’ın New York’un önde gelen hahamları arasında yer alan ve Körfez ülkelerini İsrail’le daha da yakınlaştırmak için çalışmak üzere yakın zamanda Bahreyn Kralı Hamad’ın özel danışmanı olarak atanan Marc Schneier’la yaptığı bir röportajda da yankı bulmuş; Schneier çalıştay için “tarihi” ifadesini kullanmıştı. 

Ancak bunun ötesinde ortada farklı bir normalleşme var: Yeni normalin normalleşmesi.

İsrail-Filistin çatışmasını devlet olma, işgal, abluka ve mülteciler gibi (Greenblatt’ın da kapı dışarı ettiği) “tartışılmaktan bitap düşmüş konular” olmadan ele almak, Körfez dahil yabancı ülke liderleri için normalleşmenin ölçütü haline geldi. 

Gerçekten de İsrail hakkında konuşmadan ve onun oynadığı rolden hiç bahsetmeden krizi tartışmak da normalleşmeydi. 

Tony Blair (Trump yönetimi yetkililerinin kullanmayı reddettiği bir ifade olan) iki devletli çözüm ihtiyacından bahsedip abluka yüzünden Gazze’de yaşanan insani krizi tarif edince meseleye atlayan Kushner bu durumdan Filistinlileri suçladı. Kushner vahim durumun “kötü liderlik ve bunun neticesi olarak uygulanan yaptırımlardan kaynaklandığını” söyledi. 

“İsrail” kelimesinin idareli kullanıldığı görülüyor.

Filistinlilerin Bahreyn’deki konferansa katılan bir avuç Filistinli iş adamından birini Batı Şeria dönüşü tutuklaması, en kötü düşmanlarının yine kendileri olduğu yönündeki bilindik tezi görünüşte pekiştirmelerinden başka bir işe yaramadı. 

Anlaşılan o ki Salih Ebu Mayala Filistin yönetiminin istihbarat güçleri tarafından sorgudan geçirildi. Greenblatt bu kişinin serbest bırakılmasıyla ilgili pazar sabahı bir tweet attı. 

Tesadüf bu ya Greenblatt konferanstan kısa bir süre sonra Kudüs’e döndü. 

Barış çalıştayı sonrası ilk eylemlerinden biri, pazar günü Doğu Kudüs’te İsrailli bir yerleşim projesinin ikinci resmi açılış törenine katılmak oldu. İsrailli bir sivil toplum örgütünün eleştirisine karşılık da “Barış yalnızca hakikatin üzerine bina edilebilir” tweet’ini paylaştı.

Yeni normal bu. 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.  

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Elvide Demirkol

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU