Trump uzun süredir beklenen barış planını İsrailliler ve Filistinlilerin katılmayacağı zirvede açıklayacak

Yaşanan ihtilaf, ABD’nin Filistin ekonomisi ve bölgede barış inşası için “hızlı bir başlangıç” olacağını umduğu Bahreyn’deki iki günlük ekonomi çalıştayına gölge düşürdü

Trump, Golan Tepeleri’ni İsrail’in hakimiyetinde kabul ettiği kararnameyi, Netanyahu'nun da hazır bulunduğu törende imzalamıştı / Fotoğraf: AP

Donald Trump’ın bölge için uzun süredir beklenen meşhur barış planını açıklayacağı sırada orada ne İsrailli ne de Filistinli yetkili bulunacak.

Washington’daki kaynaklara göre ABD’de Cumhuriyetçilerin hakim olduğu Senato’da ve Demokratların yönetimindeki Kongre’de neler olacağını bilen kimsenin olmaması da ikinci bir handikabı oluşturuyor.

İnişli çıkışlı bir yolculuğa rağmen ABD Başkanı, Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenecek iki günlük “Refah için Barış” adlı çalıştayla birlikte yoluna devam etmeyi planlıyor.

Orada, anlaşmazlığın ana aktörlerinin yokluğunda, Amerikalı yetkililer yapımı iki yıl süren bölgesel bir barış anlaşmasının başlangıç evresini devreye sokacak.

Dümenin başında yer alan Trump’ın damadı Jared Kushner, ana hatlarını Filistin’in zor durumdaki ekonomisine “hızlı bir başlangıç” yaptıracak 50 milyar dolarlık planın içinde yer aldığı 96 sayfalık belgeyi sunacak.

Mesele ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt'la ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman’ın da dahil olduğu çekirdek kadro içinde dönen sohbetlerin ötesinde görünse de bu konuda Washington’la büyük tartışmalar yaşanmadı.

Söylentilere göre ABD Senatosu Ödenekler Komitesi personeli, adı geçen konferans ya da geçen hafta dünya medyasına takdim edilmeye başlanan plan hakkında bilgilendirilmedi.

Anlaşılan o ki; ABD Kongresi de bu konuda herhangi bir bütçeye yeşil ışık yakmadı.

Amerikan başkentinde meseleye hakim bir kişi, “Bu şehirde hiç kimse, onların arasında geçen sohbetlere dahil edilmedi” dedi.

Ortadoğu’ya dönecek olursak, konferansa dair basına sızdırılan bir liste daha fazla ipucu sunuyor.

Başrollerde Tony Blair'le Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde gibi eski gözde isimler yer alacak. Dünya Bankası ve Körfez ülkelerinden temsilciler de konferansta hazır bulunacak.

Filistin yönetimi bu etkinliği boykot etti, İsrail yönetimiyse çalıştaya davet edilmedi.

Bununla birlikte Filistinli iş adamı Eşref Caberi’nin orada bir konuşma yapması bekleniyor. Bazı İsrailli iş adamlarıyla gazeteciler de pazartesi gecesi Manama’ya iniş yaptı.

Bu kişiler, İsrail’le diplomatik hiçbir ilişkisi bulunmayan bir ülkede, Arap siyasi ve finansal isimlerle yan yana görünecek.

Körfez ülkelerini İsrail’le bir araya getirme üzerine çalışması için yakın zamanda Bahreyn Kralı Hamad’a Özel Danışman olarak atanan Haham Marc Schneier söz konusu tablonun tek başına bile etkileyici bir kazanım olduğunu söyledi.

Schneier, Katar’la Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi devletler arasında süregelen çatışmaya rağmen bu ülkelerin bakanlarının yanı sıra Katarlı bir temsilcinin de etkinliğe katılması gerçeğine dikkati çekti.

The Independent’a konuşan Schneier, “Bu, bölgedeki politik ve ideolojik farklılıkları aşan bir önceliktir, kayda değerdir” dedi.

Ancak bu övgüleri bir yana bırakırsak konferans talihsiz bir başlangıç yaptı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'la Gazze Şeridi’ni yöneten militan grup Hamas’ın lideri İsmail Haniye devlet olma, İsrail ordusunun Filistin topraklarını işgali ve mülteciler sorunu gibi meseleleri ele almadan Filistin ekonomisini onarmanın imkansız olduğunu gerekçe gösterdi ve ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla konferansa katılmayı reddetti.

Abbas pazar günü “bütün davanın politik bir meseleden ekonomik bir meseleye” dönüştürülmesini kabul edemeyeceğini söyledi.

Kral Hamad’ı konferansı iptal etmesi için teşvik etmeye çalışan Haniye ise “Filistin satılık değildir” sözünü tekrarladı.

Konferans başlayana kadar gündemin ilk sırasına yerleşen ve bölgede oradan oraya yayılan "satmak" metaforu, Batı Şeria’daki gösterilerde atılan sloganları da süsledi.

 

Konferans Reuters.jpg
Manama'da çalıştayın düzenleneceği oteldeki hazırlıklar / Fotoğraf: Reuters

 

Amerikalı eski barış müzakerecilerinden Filistin yönetimine kadar birçok eleştirmen, Trump’ın planının Filistinlileri ulusal özlemlerini henüz toplanmamış bir yatırım fonu uğruna “feda etme”ye teşvik ettiğini belirtti.

Kushner’ın ekonomi planında Filistin devletinden bahsedilmiyor. Onun yerine “Filistin toplumu” ifadesi 5 yerde geçiyor.

Önde gelen İsrailli gazeteci ve eleştirmen Anshel Pfeffer, metinde işgal, mülteciler, Kudüs ve milliyet terimlerine de yer verilmediğine dikkati çekerken bu durumu “bir şaka” diye tanımladı.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu üyesi Hanan Aşravi, The Independent’a yaptığı değerlendirmede “İşgal, topraklarımızın ve kaynaklarımızın çalınması, hava sahamızın, kara sınırlarımızın ve sularımızın denetim altında tutulması, herkesin bildiği ancak bu planda görmezden geldiği gerçekler” dedi.

Aşravi, “Filistinlilerin potansiyellerinin tamamını ortaya koyamamasının gerçek nedeninin” yatırımlardan ziyade “bu sorunlar” olduğunu ekledi.

Kıdemli müzakereciler, Kushner’ın ekonomi planının üzerinde iyi bir araştırma yürütülmesine rağmen içindeki küçük bir bölüm hariç yeni bir şey söylemediği konusunda hemfikir.

İsrail-Filistin çatışması konusunda bugüne dek ABD’li 12 dışişleri bakanıyla çalışan, Woodrow Wilson Merkezi’nden duayen isim Aaron David Miller “işe başlarken ekonomi kısmına odaklanma fikrinin makul ya da mantıklı olmadığını” ve “işe yaramayacağını” dile getirdi.

The Independent’a konuşan Miller, “Çatışmaya yol açan unsurlar toprak, kimlik, güvenlik ihtiyacı, güvenlik hissi ve kutsal alanlarda çakışan rekabettir” ifadelerini kullandı.

Konferansa davet edilen ancak katılmayı reddeden Filistinli iş adamları da sorunların barış planı sunulmadan çok daha önce başladığını kaydetti.

Ramallah’ta SAFAD Mühendislik ve Elektronik Başkanı ve Filistin Para İdaresi Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Berham, The Independent’a yaptığı açıklamada, Trump’ın göreve gelmesinden bu yana Washington’ın “aktif şekilde Filistin ekonomisi aleyhine çalıştığını” hissettiğini söyledi.

 

Konferans.jpg
Konferans programı / Fotoğraf: The Independent

 

ABD ile Filistinliler arasındaki ilişkiler tüm zamanların en düşük seviyesini gördü. Aralık 2017’de Trump’ın onlarca yıldır süren Batılı dış politika istikametinden ayrılıp tartışmalı bir karar alarak statüsü ihtilaflı Kudüs şehrini İsrail’in başkenti ilan etmesi, Filistinlilerin diplomatik bağları koparmasına yol açtı.

Trump bundan bir ay sonra da Birleşmiş Milletler Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı’na (UNRWA) tüm mali desteği sonlandırmak dahil Filistinlileri etkileyen bir dizi yıkıcı bütçe kesintisine imza attı.

ABD Başkanı’nın eylül ayında Washington’daki PLO ofislerini kapatması öfkeyi daha da hiddetlendirdi. Trump’ın mart ayında Golan Tepeleri’ni İsrail’in hakimiyetinde kabul etmesiyse, aynı hamleyi Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleri için tekrarlaması korkusunu beraberinde getirdi.

İsrail yerleşim girişiminin sıkı destekçisi Büyükelçi Friedman’ın The New York Times’a verdiği bir röportajda, İsrail’in Batı Şeria’yı kısmen ilhak hakkı olduğunu söylemesi bu endişeyi daha da artırdı. Özel Temsilci Greenblatt da daha sonra Friedman’ın açıklamalarına arka çıktı.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, konferansın başlamasından yalnızca bir gün önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte işgal altındaki Batı Şeria’nın Ürdün Vadisi’ni gezdi.

Fotoğraflarla birlikte tweet atan Bolton, “Bu güzergahların İsrail’in ulusal güvenliği için stratejik önemine bizzat şahit oldum… (İsrail) sınır boyunca uzanan stratejik alandan vazgeçemez” ifadelerini kullandı.

Verilen mesajın açık ve net olduğunu vurgulayan Berham, “Bu konferans yalnızca başarısız olabilir” diye konuştu.

İsrailli yetkililerse olumsuz yorumlara sert tepki gösterdi. Netanyahu, Filistinlilerin daha içeriğinde ne olduğunu bilmeden planı reddetmesine anlam veremediğini söylerken “Bu şekilde ileri gidemezsiniz” dedi.

İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon, The New York Times için kaleme aldığı ve “Filistinlilerin teslim olmasının nesi yanlış?” diye sorduğu yorum yazısında, Filistinlilerin “mevcut siyasi ve kültürel değerler sisteminin” ulusal intiharını istedi.

Suudi Arabistan Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el-Cubeyr, konferansın “barışı satın almakla ilgili olmadığını” belirterek Bahreyn’deki çalıştaya destek verdi.

Ancak Miller planda ya da konferansta elle tutulur herhangi bir şey ortaya konacağına dair çok fazla işaret görünmediğini ifade etti.

Miller sözlerini tamamlarken “Bu bir yaşam kanıtı; Trump yönetiminin barış sürecine yaklaşımı hala hayatta dedirten türden bir delil” dedi.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.  

https://www.independent.co.uk/news/world

Independent Türkçe için çeviren: Elvide Demirkol

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU