Sudanlı protestoculara uygulanan tek zulüm cinayet değil; tecavüz de var

Devletin olup bitene yönelik bağımsız bir soruşturmayı reddetmesi üzerine halk her şeyin hasıraltı edileceğinden endişeli

Fotoğraf: The Independent

“Bağırmaya devam ettiler: ‘Bugün s***.’ Çığlık attı kız. Sonra herkes sustu.”

Sudanlı protestocu Fatih’in bu ürpertici tanıklığını dinlemek zor.

3 Haziran’ı betimliyor. İnsan hakları gruplarınca geçmişte savaş suçları işlemekle itham edilen korkutucu Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Hartum’daki askeri karargahın dışında demokrasi yanlısı bir oturma eylemi yapan protestocuları vahşice dağıttığı o günü.

Fatih ve bir grup erkek protestocu, güvenlik güçlerinin ateş açmasından sonra karargahın yalnızca 200 metre batısındaki bir binanın tepesindeki alüminyum depoların yanında saklanıyordu.

Protestocular, Başkan Ömer Beşir’in devrilmesinden sonra, sivil yönetime geçilene kadar meydanı terk etmeyeceklerini söylemişti.

Ve böylece 3 Haziran sabahının ilk saatlerinde, makineli tüfekler ve kamçılarla donanmış güvenlik güçleri protestocuların kampına saldırdı. Sudan Doktorlar Komitesi’ne göre gün sonuna kadar 120 kişi öldü. Resmi ölü sayısı ise 60’ın sadece biraz üzerinde.

Ancak Fatih’in saklandığı yerin yakınındaki metal odalarda farklı bir korku kol geziyordu.

Protestocular ve sağlıkçılar The Independent’a o gün ölümlerin yanı sıra toplu tecavüz suçu işlendiğini söylediler. Düzinelerce kadın ve erkeğin cinsel saldırıya uğradığı bildirildi. Mağdurlar arasında çocukların da olduğuna inanılıyor.

Protestocular, olup bitene dair bağımsız bir araştırmanın derhal başlatılması gerektiğini söylüyor.

Fatih, “Kız ve beraberindeki iki erkek yemek odasından kaçmaya çalışıyordu. Ancak HDK onları odaya tekrar girmeye zorladı ve ardından erkeklerin çıkmasına izin verdi” derken sesi titremeye başlıyor. “Kıza kaç kişinin tecavüz ettiğini söyleyemem. Biri tecavüz ediyor, sonra çıkıp giyiniyordu. Ardından diğeri içeri gidiyor ve bu böyle devam ediyordu. Tecavüzcülerin hepsinin üzerinde Hızlı Destek Kuvvetleri üniforması vardı.”

Kadının kaderi ne oldu, bilinmiyor.
 


İktidardaki Sudan askeri konseyi, oturma eyleminin yakınlarındaki bir alanın kısmen temizlenmesini emrettiklerini ancak işlerin raydan çıktığını ve bazı güvenlik güçleri üyelerinin şiddetli saldırı sırasında “acı verici ve ölçüsüz” eylemlerde bulunduklarını bu hafta nihayet itiraf etti.

Konsey sözcüsü General Şemseddin Kabaşi “Olanlardan dolayı üzüntü duyuyoruz” dedi ve birçok görevlinin şimdi hapiste olduğunu ekledi:

Müsamaha göstermeyeceğiz ve insan hakları ihlalleri kanıtlanmış herkesi rütbesine bakmaksızın sorumlu tutacağız.

İki gün sonra HDK’nin korkulan kumandanı General Muhammed Hamdan Dagalo (“Hemetti”), Hartum civarında bir mahallede düzenlenen gösteride kuvvetlerini savundu.

Hemetti, savaşın perişan ettiği Darfur bölgesinde insanlığa karşı suçlar işlemekle suçlanmasına karşın iktidardaki askeri konseyin başkan vekili.

Hemetti, tezahürat eden kalabalığa “Hızlı Destek Kuvvetleri olarak imajımız zedelendi” dedi.

Ordu, olup bitenler hakkında kendi soruşturmalarını başlatacaklarını söyledi ve geçen hafta “bağımsız ve güvenilir” bir soruşturma çağrısında bulunan ABD Afrika elçisi Tibor Nagy gibi aktörlerin taleplerini reddetti.

Hemetti de, güvenlik güçleri kendi bulgularını açıklayana kadar olup bitenlerle alakalı konuşmayacağını söyledi.

Ve bu, protestocuların tam da şu an korktukları şey. Tüm bunların hasıraltı edileceğinden ve Sudan’ı, savaştıkları diktatörlüğe tekrar sürükleyeceğinden korkuyorlar.  

Protestolar süpürülürken sokakta olan ve gerçek ismini vermeyen Sara, “Cinayetler sürüyor, geçici askeri konsey yalan söylüyor, elleri kan içinde. Olanları inkar etmelerinin yolu yok” dedi.

Sara, askeri konseyin cinayetlerden ve saldırılardan sorumlu tutulmasını gerektiğini ama uluslararası toplumun Sudan ordusunu desteklediğini ve bu yüzden hiçbir şeyin aydınlanmayacağını hissettiğini söylüyor.  

“Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Mısır gibi Sudan siyasetine karışan bölgesel güçlere karşı direniyoruz” diyen Sara sözlerini, “Burada verdiğimiz bölgesel bir savaş. Şiddete rağmen bu savaşı hala barışçıl şekilde sürdürüyoruz”diye bitiriyor.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Onur Bayrakçeken

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU