Kendinden önceki güce tapan liderler gibi Buteflika da koltuğunu bırakamadığına göre Cezayir şimdi bir nekrokrasi devleti

Bu sefil adamlar neden nazikçe ve diplomatik olarak onurlu biçimde emekliye ayrılmaz ki! Ölümden korkmadıkları kesin. Suikastçileri cezbedenler, görevdeki devlet başkanları olur, emekliye ayrılmış olanlar değil

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, 2017 yerel seçimlerinde oy kullanırken

Fotoğraf: AFP

Haydi şimdi ünlü adamları methedelim. Örneğin, Abdulaziz Buteflika. Komadaki beyninin içinde acaba neler dönüyor? Cumhurbaşkanlığına 5. kez aday olma çabasını protesto eden Cezayirlilerin henüz fark ettiği üzere, önümüzdeki yılı tabut başkan olarak geçirecek 82 yaşındaki zombi lider kalbinde neler taşıyor? Belki sonraki yılı da böyle geçirecek, kim bilir?

Peki dünyada Buteflika benzeri adamlar neden böyle şeyler yapıyor? Buteflika içinde bulunduğu durumda "güce yapışmak"la kalmıyor, mezara girmekten de alıkonuluyor.

Savaş dönemi diplomatlarından Duff Cooper, Shakespeare'in V. Henry'sinin “Yaşlı adamlar unutur” sözünü hatıratında başlık olarak kullanmıştı. “Sonbahar her zaman en sevdiğim mevsim oldu… Gün ışığını seviyorum ama karanlığın gelişinden korkmuyorum” diye yazan Cooper, bu sözlerin üzerine 11 yıl daha yaşadı.

 

 

Winston Churchill, 23 Mart 1955 sabahı Guardian'ın “Kabine başbakanı istifaya zorluyor. Sağlık durumunun çalışmaları aksattığı söyleniyor” manşetini okurken şok geçirdiğinde 80 yaşındaydı.

Evet, Cezayir'in Buteflika'sına birazdan değineceğiz. Hüsnü Mübarek’e gelince, 2011'de Arap devrimiyle boğuştuğu sırada 83 yaşındaydı ve 7 ay daha iktidarda kalacağını savunuyordu. Ya da Suudi Arabistan'ın mevcut Kralı Selman, o da geçen yıl 83 yaşındaydı.

Bir de, şu an sadece 64 yaşında olmasına rağmen meclisin ve mahkemelerin 75 yaşında olacağı 2030'a kadar ya da isterse daha uzun bir süre Mısır'ı yönetmesine imkan tanıdığı Feldmareşal Abdulfettah es-Sisi var. 

Churchill, Guardian'ın söz konusu manşetini okumadan 2 yıldan az bir süre önce, Downing Sokağı 10 Numara'da ağır bir felç geçirmişti. Kabinesi ertesi sabah durumu fark etmezken, halka da Churcill’in sadece “bitkin” olduğu söylendi. Oysa bir tarafı felç olmuştu. Tanrı'ya şükürler olsun ki parlamentoda durumu açığa vuracak aykırı bir ses de çıkmadı. 

 

 

Yine de bu (ikinci) felçten 3 ay sonra Churchill, Muhazakar Parti’nin Margate Konferansı'nda Ruslarla zirve gerçekleştirme niyeti üzerine bir zafer konuşması yaptı. 50 dakika boyunca ayakta durdu, hiç duraksamadı ve bir sonraki ay da Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandığını öğrendi. Yaşlı adamlar her zaman unutmak ya da ayrılmak istemez.

Churchill, doktoru Lord Moran'a, “Eğer sağlam mevzi alırsam beni gönderebileceklerini sanmıyorum. Ama Anthony'yi (Eden) çok seviyorum. Onunla çok uzun süre beraber çalıştım. Başbakan olmayı çok istiyor” diyordu.

Böylece kabine toplantılarında uyuyakalan Churchill, acı verici Guardian makalesinden 13 gün sonra görevinden ayrılırken, İngiliz İmparatorluğu'nun Süveyş'teki son kalıntılarını yok etme işini Eden'e bırakıyordu. 

Churchill 80 yaşında istifa etti (90 yaşında da öldü). Ancak Mübarek'in adımlarını takip eden 82 yaşındaki Buteflika, şimdi aday olmayacağı seçimleri ertelerken muhtemelen 7 ay sonra sandığa gidilene kadar cumhurbaşkanı olarak kalmaya devam edecek. Belki 2020'ye kadar, belki de daha uzun süre. Churchill o dönem ayağı çukurda bir ihtiyar olabilir ancak Buteflika - çok dürüst olmak gerekirse - kalbi hala şans eseri atan bir ceset. Konuşmuyor, yürüyemiyor, maiyetindekiler olayları anlayıp anlamadığını bilmiyor.

2014’te bir dizi anayasal dalavereyle 4. kez cumhurbaşkanlığına seçildiğinde bile Cezayirli karikatüristler Buteflika'yı çoktan sanduka içinde bir adam olarak resmetmişti. Cezayirliler o dönem, ülkenin gençleri neden bir kadavrayı seçmek zorunda sorusunu yöneltiyordu. Bir ulus için ne büyük hakaret!

Konuşamayan zat-ı muhteşem bu ay Cenevre'deki hastaneden ülkesine döndüğünde yine aynı şeyi sordular. Bu yolculuk o kadar gizli tutulmuştu ki kameralar cenaze arabasını andıran uçağı çekemesin diye uçak İsviçre’deki pistte özenle konumlandırıldı. Gelgelelim Buteflika, büyük kitlesel gösteriler sonlandırılmazsa "kaos" olacağını açıkladı - hayır, adil olalım, açıkladığı söylendi.

Bu tam da Mübarek’in 2011 Şubat'ında iktidarda kalmasına izin verilmemesi halinde yaşanacaklara ilişkin yaptığı tehdidin aynısı. Cezayirli genç protestocular kurulan tezgahı bu hafta, aslında çok da geç kalarak, fark etti: Buteflika, aday olduğu seçimleri iptal etmekle, başkent Cezayir'in 14 mil (22,5 kilometre) uzağında yer alan Zeralda'daki hasta bakım ve tıp merkezinde tedavi görürken, cumhurbaşkanının tüm yetkilerine sahip olacak ama, elbette, bunları icra edecek fiziki melekeleri bulunmayacak.

 

 

Elbette adil olmalıyız. Buteflika iktidarda kalmak istediğini bize bizzat kendisi söylemedi. Çünkü, yani, konuşamıyor. Bu bir sorun. En azından, onun yaşında felç geçirmiş olan diğerleri konuşabiliyordu, mesela Churchill.

Ya da kangren bacağının kesilmesine nihayet izin verdiğinde bunun için çok geç kalan ve 88. yaş gününe sadece 3 gün kala ölen Tito gibi.

Her ne kadar Süveyş ve Yugoslavya'nın dağılması neticede aksini ileri sürse de, ikisi de görevden ayrılmalarının “kaos”a yol açacağını tahmin etmemişti. Mübarek'in devrilmesini de kesinlikle bir tür kaos izledi ama 1 yıllık sözde İslamcı bir yönetimden sonra nihayetinde - potansiyel ömür boyu başkan - Sisi neyse ki darbe düzenleyerek Mısırlılar üzerinde Mübarek'ten bile daha acımasız "seçilmiş" bir diktatörlük kurdu.

Buteflika'nın konuşamaması dışındaki bir diğer sorunsa, yerini alacak uysal bir "devlet adamı" bulamayan veya bulmaktan korkan sessiz, yolsuz ve acımasız meşum "güç". Esasında işte tam bu yüzden Nisan'daki seçimlerde 5. dönem için aday olacağını açıklamıştı. Gerçi şimdi seçimler ertelendiği için aday olmayacak.

Dolayısıyla yakında ölecek olan - veya katı kalplilerin ölmesi gerektiğini söylediği - cumhurbaşkanı hala iktidarda kalıyor. Cezayirli hakimlerin, Cezayir gençliğinin gösterilerine katılmasına şaşmamak gerek. Cezayir hiçbir zaman bir demokrasi olmadı. Şimdiyse bir nekrokrasi haline geldi.

Buteflika'nın söylediği iddia edilen “kaos”un Cezayir sokaklarında değil de “gücün” kendi içinde ortaya çıkacağını Cezayir'de bilmeyen yok. Bu noktada tüm Cezayirlilerin farkında olduğu üzere, Buteflika'nın kendisinden 21 yaş küçük kardeşi ve söylendiğine göre cumhurbaşkanıyla kurulan tüm iletişimin kendisinden geçmesi gerektiği Said pusuda bekliyor.

Said, Buteflika’nın 1999'da iktidara gelmesinin hemen ardından iki rakibini kısa sürede saf dışı bıraktı. Ancak çevresinde Ortadoğu'nun şüphesiz en meşum generallerinden Ahmed Gaid Salah ve Said'in yakın arkadaşı iş adamı Ali Haddad yer alıyor.

Bunlar hem orduda hem de milyoner tüccarlar arasında seçkin arkadaşlara sahip, İsviçre'de villaları, Paris'in göbeğinde daireleri olan zengin adamlar. Hepsi de “güç varistir” tarifini aşan suçlardan haberdar insanlar. Dosyaları var. 1990-1998 iç savaşının korkunç yıllarıyla ilişkili olan, “yok edici” General Tevfik gibi adamlar Said Buteflika'nın yardımıyla çoktan bir kenara atıldı.

Yani şimdilik Buteflika'nın hayatta kalması lazım. Peki kendisi bunu istiyor mu? Bunun hemen hemen hiç önemi yok. Etrafındakiler - karanlık kapılar ardında - halefin kim olacağına karar verene kadar hayatta kalması şart.

Eğer akıl sağlığının tamamen yerinde olduğu anlar varsa, belki de gücün hala politik açıdan ölü olanları gençleştirme etkisine sahip olduğunu varsaymalıyız. Peki milyonlarca Mısırlı görevden el çekmesini talep ettiğinde Mübarek neden bekledi? Bu sefil adamlar neden nazikçe ve diplomatik olarak onurlu biçimde emekliye ayrılmıyor? Ölümden korkmadıkları kesin. Suikastçileri cezbedenler, görevdeki devlet başkanları olur, emekliye ayrılmış olanlar değil.

Bu durumun en iyi izahı, itaatkar, bastırılan, eziyet gören, çocuk muamelesi yapılan insanların her zaman "evlatları" sayıldığı, saraydaki ulu ve bilge baba figürü tarafından korunduğu ve kimsenin itaatsizlik etmeyeceği Arap ataerkil başkanlık kaidesi olabilir.

Gel gör ki bu tür tiranlıkların tamamı, nihayetinde halkın başkan babasının tahta halkın değil, biyolojik çocuklarının ya da aile fertlerinin oturmasını istemesi gerçeğiyle lanetlenmiştir. Mübarek 2011 Şubat'ında Tahrir Meydanı'ndaki gençliğe “çocuklarım, çocuklarım” diye duygusal biçimde hitap ettiğinde, herkes Mübarek için önem taşıyan tek çocuğun varisi, öz oğlu Cemal olduğunu biliyordu.

Tunuslu Bin Ali, ailesinin süresiz olarak iktidarda kalmasına niyetlenmişti. Hırslı bir prens iktidarı elde geçirince işgüzar bir gazetecinin kafasını kesse de kesmese de Körfez’in emir ve kralların niyeti de bu. Suriye'de hilafet aslında anayasanın, genç Beşar Esad'ın babasının başkanlığını miras almasına izin vermek için değiştirilmesiyle başladı. Bu, Suriye savaşının başlangıcından 11 yıl önceydi.

Cezayir'de Said ağabeyine uzun ömür diliyordur şüphesiz. Ama, hayatta kalmasına yardım etmesinin sebebi bu mu? Yoksa Cezayirliler de Buteflika'ların başka bir düzmece seçim yapmadan önce iktidarın geleceğine dair askeri ve ticari eşrafla bir karara varıp yaşlı adamın ölmesine izin vermelerini mi bekleyecek? Bir ayağı çoktan çukurda. Yazık ki gerçekten de "karanlığın gelişinden korkabilecek” durumda değil!

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik  

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU