Kasım Süleymani'yi öldürmek ABD-İran ilişkilerinde yeni bir dibe işaret ediyor

Analiz: Washington ve Tahran arasındaki atmosfer Donald Trump'ın ABD'yi 2015 tarihli nükleer anlaşmadan çekmesinden bu yana kararıyor

ABD'nin hava saldırısı sonucu Bağdat’ta hayatını kaybeden İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani 1998'den 2020'deki ölümüne kadar görevini sürdürdü (AFP)

Esasında İranlı Tümgeneral Kasım Süleymani'nin ABD güçlerince hedef alınarak öldürülmesi, Tahran'a karşı gittikçe daha da saldırgan bir duruş takınarak kendisini selefinin zıddı yönünde farklılaştıran Donald Trump'ın uzun süredir devam eden mücadelesindeki son gerginliği temsil ediyor.

Donald Trump 2017'de Başkan seçildiğinde,  İran, Avrupa Birliği (AB) ve BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi arasında 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nından (KOEP) ABD'yi çıkarma sözü vermişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İran'ın nükleer materyalleri silah sınıfında zenginleştirme yeteneğini 10 yıl boyunca sınırlayan anlaşma büyük ölçüde eski Başkan Barack Obama'nın en büyük dış politika kazanımlarından biri olarak görülüyordu.

Eski Savunma Bakanı James Mattis ve eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson dahil olmak üzere Trump'ın en yakın danışmanlarının çoğu İran'ın uyduğu değerlendirilen anlaşmadan çekilmeme yönünde tavsiyede bulunduysa da, danışmanlarını görmezden gelen Başkan, 2017 Ekim'inde İran'ın anlaşmaya uyumluluğunu onaylamayı reddetti. Mayıs 2018'de ABD'nin anlaşmadan çekileceğini ilan etti, 2018 sonundaysa hem Mattis hem de Tillerson yönetimdeki görevlerinden ayrılmıştı.

Trump ve yönetimi o zamandan beri, "azami baskı" olarak adlandırdıkları ve Kuzey Koreli diktatör Kim Jong-un'la ilk görüşmesine yol açan artan biçimde yaralayıcı yaptırımlar rejimine benzeyen kampanyayı yürürlüğe koydu. Trump ve yönetimi ayrıca Birleşik Devletler dışında doğmuş gizli bir Müslüman olduğunu defalarca söylediği Obama'nın, İran'ın nükleer emellerine engel olmak için gerçekleştirdiği eylemlere dair yanlış haberleri düzenli olarak yaydı. Bunlar arasında bir önceki İran hükümeti tarafından satın alınmış askeri teçhizatın parasının geri ödenmesine dair uzun zamandır devam eden yasal anlaşmazlığın çözümünde İran'a rüşvet verildiği suçlaması da vardı.
 

Bununla birlikte, diğer BMGK daimi üyelerinin çoğu ABD'nin anlaşmadan çekilmesine karşı çıktı ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un öncülüğünde, Tahran'ın uranyum zenginleştirmesini yeniden başlatarak ABD yaptırımlarına karşı misilleme yapmış olmasına rağmen İran'ı müzakere masasında tutmaya çalıştılar.

Buna ek olarak Trump nisan ayında İran ordusuna bağlı olan ve Süleymani'nin dahil olduğu İran Devrim Muhafızları'nı (İDM), Pentagon ve CIA'nın muhalefetine rağmen terör örgütü ilan ederek eşi görülmemiş bir adım attı. Süleymani önderliğindeki İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü'yse 2007'den beridir terör örgütü olarak sayılıyordu.

Süleymani'nin öldürülmesine dair Savunma Bakanlığı açıklamasındaki belirgin unsur Kudüs Gücü'ne dair bu nitelendirmeydi.

Pentagon basın sekreteri Alyssa Farah açıklamasında, "Başkan'ın direktifleri doğrultusunda ABD ordusu, ABD tarafından Yabancı Terörist Örgüt olarak tanımlanmış İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü'nün başındaki Kasım Süleymani'yi öldürerek ülke dışındaki ABD personelini koruma yönünde belirleyici bir savunma eylemi gerçekleştirmiştir" dedi.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/news/world/americas/

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU