Bağdadi yıllarca saklandıktan sonra nasıl yakalandı?

Üst düzey başka bir figürün daha öldürülmesinin ardından "halifenin" yerine kimin geçeceğine dair spekülasyonlar gündeme geldi

Bağdadi'nin bulunduğu belirtilen yerleşkenin uydu görüntüleri paylaşıldı (Reuters)

Dünyanın en çok aranan adamı Ebubekir Bağdadi'nin Suriye'nin kuzeybatısında düşman toprağında beklenmedik bir gizlenme yerini seçmesinin nedeni, ailesini Türkiye sınırından kaçırmayı organize etmeye çalışması olabilir.

Tecrübeli kaçış sanatçısı gaddar IŞİD liderinin, El Kaide'nin bir kolu ve kendi grubunun baş düşmanı Heyet Tahrir Şam'ın (HTŞ) kontrol ettiği İdlib vilayetinde saklanması imkansız gibi görülüyordu. 

Ne var ki pazar sabahının erken saatlerinde, sınıra arabayla 15 dakika uzakta bulunan kendi halindeki Barişa Köyü'nün güneybatısındaki tenha bir yerleşkede dramatik ABD baskını sırasında intihar yeleğini ateşledi.

Amerikalıların yerini tespit etmesine yardım eden Iraklı istihbarat yetkililerinin verdiği bilgiye göre, 48 yaşındaki Bağdadi, yeraltında bir bodrum ya da tünellerle tamamlanmış iki katlı bu binada 5 günden biraz daha fazla vakit geçirmişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Burası, bölgede "Ebu Muhammed Halebi" diye bilinen karanlık bir kişiye aitti. Gerçekte soyadı Selame olmasına rağmen "Halep"ten geldiği için bu isimle tanınıyordu. 

Halebi'nin komşuları, bu kişinin "kendi halinde", hiç ziyaretçisi olmayan ve mavi renkte Hyundai kullanan bir gıda tüccarı ya da satıcı olduğunu sanıyordu. Bazı zamanlar beliren beyaz bir kamyonet eve erzak getirip götürüyordu. 

Bağdadi'nin yakınlarda bulunduğunu öğrenince afallayan HTŞ savaşçıları, Halebi'nin, IŞİD'le ilişkileri HTŞ kadar sert olmasa da dostane de sayılmayan, görece yeni radikal dinci militan bir oluşum olan Huraseddin'in mensubu olduğunu söyledi.

Irak istihbaratına göre Halebi, tanınmış bir sınır kaçakçısıydı ve bu ağ onları ve Amerikalıları doğrudan ona yönlendirdi.

Irak istihbaratından bir yetkili, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Bağdadi'nin baskından önce 5 gündür bu evde olduğunu, İdlib'de de birkaç aydan daha uzun süredir bulunduğunu biliyorduk (...) Ailesini kaçırmaya çalıştığına ve bu yüzden açığa çıktığına inanıyoruz" dedi. 

Bağdat merkezli çalışan IŞİD uzmanı Hişam Haşimi de bu fikre katılıyor.

The Independent'a konuşan Haşimi, "Tam da bu yüzden oradaydı" dedi.

Haşimi, "Huraseddin, özellikle de Ebu Muhammed Halebi, Bağdadi'nin gözünde, liderlerin ailelerini Türkiye'ye kaçırmalarına yardım eden bir kaçakçılık şebekesinden başka bir şey değildi" diye ekledi.

Üç çocuğunu da kendisiyle sürükleyen Bağdadi, çıkmaz tünelde ABD askerleri ve köpeklerle çevrelenince kendini havaya uçurdu.

Sonrasında Donald Trump baskını, ABD'li Delta Force gücünün yerleşkenin duvarlarını patlatıp, "ağlayan, avaz avaz bağıran ve inleyen" radikal dinci lideri kovaladığını canlı bir şekilde tasvir edecekti.

Ama o sırada nelerin döndüğünü çok az kişi biliyordu.

Sekiz helikopter ve insansız hava aracı, Suriye'nin içinde ve dışında çapraz hat çizerek Erbil'den 70 dakikalık uçuşun ardından yerel saatle 23.30'da bölgeye ilk giren ekip oldu.

Yaklaşık 45 dakika sonra havadan atışlar başladı. 

Halebi'nin yerleşkesinden yalnızca birkaç metre uzakta bir çadırda yaşayan komşular, makineli tüfek taşıyan yabancı askerlerin bir anda helikopterlerden nasıl çıktığını ve onlara Arapça gitmeleri gerektiğini söylediğini anlattı.

Genelde kendi halindeki köyün öteki tarafındaki diğer sakinlerse, ağır makineli tüfeklerin ateşlenmesiyle yaşanan ani patlamayı tarif ederken, daha sonra yerleşkenin birçok hava saldırısıyla dövülmesiyle birlikte gökyüzünün aydınlandığını söyledi.

Toplamda 30 Amerikan askeri yere inip etrafa yayıldı. Bazıları civarda yaşayan sivilleri bölgeden uzak tutmak için gönderildi.

Yukarılardan gelen bir mikrofon sesinden mükemmel Arapça telaffuzla Halebi’ye misafirleriyle birlikte dışarı çıkması emredildi.

İçeriden hiçbir cevap gelmeyince askerler yerleşkenin batı duvarını patlatarak kendilerine yol açtı ve şiddetli çatışmalar başladı.

Arbedenin ortasında, devriye gezen bir HTŞ kuvveti, genelde sakin bölgeye birden bu kadar çok sayıda hava taşıtının ulaşması karşısında kafa karışıklığı yaşadı ve yanılgıya düşerek bunu Suriye rejiminin bir saldırısı sandı. ABD helikopterlerine uçaksavar silahları ateşlediler ve helikopterden açılan geri ateş sonucu öldürüldüler.

Çatışmaların ortasında yerleşkeden kurtarılan iki çocuk, bir asker tarafından getirilip bir çobana teslim edildi.

 

 

Bir aşamaya gelindiğinde Bağdadi bir saat kadar sonra kendini havaya uçurdu. Trump, Bağdadi’nin bir tünele girdiğini söyledi, yerel kaynaklarsa korkulan IŞİD liderinin ve ailesinin yaşadığı bu yeri daha çok bir bodrum diye tarif etti.

Bu sırada evde olduğu düşünülen bazı kişiler de öldürüldü. Onların arasında Bağdadi’nin eşlerinden ikisi vardı. Halen kayıp Halebi’nin de ölmüş olduğuna inanılıyor.

İçlerinde Bağdadi’yle birlikte her yere giden bir sırdaşının da bulunduğu yardımcılarından bazılarından da haber alınamıyor.

Yerinde yapılan DNA testiyle Bağdadi’nin kimliğinin doğrulanmasının ardından askerler cesetleri ve cansız bedenlerden geriye kalan parçaları kaldırdı.  

Daha sonra ABD helikopteri 4 odalı evi ve yerleşkeyi tamamen dümdüz etti. Görev tamamlanmıştı.  

Saatler sonra IŞİD başka bir darbe daha alacaktı. Komşu Halep vilayetinde, önemli bir sözcü ve Bağdadi'nin muhtemel halefi de yok edildi.

Kürt kuvvetleri (Türkiye’nin "terör örgütü" kabul ettiği YPG’nin merkezinde yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri kastediliyor ed.n.) ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Ebu Hasan Muhacir'in pazar günü ilerleyen saatlerde Barişa'nın 140 kilometre kuzeydoğusundaki Cerablus kasabasının yakınlarında öldürdüğünü duyurdu.

Britanya merkezli SOHR, Muhacir'in bir petrol tankeri ve bir binek otomobilden oluşan konvoyla seyahat etmekte olduğunu belirtti.

Suriye Kürt güçlerinden Mazlum Kobani, grubunun istihbarat biriminin ABD askerleriyle ortak operasyon düzenlediğini söyledi.

İdlib'e dönecek olursak, Türkiye sınırı yakınlarında olup bitenlere dair artan telaş, WhatsApp'ta radikal dinci militan gruplar arasında yayıldı.

İdlib Operasyonları odası gruplarından birinde Huraseddin mensupları, bölgede büyük bir ABD baskınının kendi liderlerinden birini hedef aldığını düşündüklerini söyledi.

Amerikan düşünce kuruluşu Dış Politika Araştırmaları Enstitüsü'nden (FPRI) Suriye ve Irak uzmanı Elizabeth Tsurkov, "Hedefin Halebi denen adamın evi olduğunu ve bu kişinin Huraseddin'de üste düzey biri olduğunu söylediler" dedi.

Tsurkovi, "Bu büyük yerleşkenin bu kişinin evi olduğu biliniyordu. Gruptaki kişiler onu Huraseddin'den biri diye tanıttılar" diye ekledi.

İdlib'deki radikal dinci grupları yakından takip eden Tsurkov, 2 binden az savaşçısı olan ve gizliliğiyle nam salmış Huraseddin'in finansal açıdan mücadele verdiğini ve maaş ödemede zorluk çektiği için üye sayısında düşüş yaşadığını ifade etti.

Örgüt geçen hafta bağış için bir kampanya bile düzenledi.

Finansal sebepler, bir araya gelmeleri ihtimal dışı müttefikler arasında bir bağ kurulmasını sağlamış olabilir ancak böyle olduğunu söylemek imkansız.

Washington'a dönecek olursak Donald Trump, baskını başarılı bir şekilde tamamlamak için kullanılan hava sahasını kontrol eden Türkiye ve Rusya'nın yanı sıra istihbarat yardımı için Irak hükümeti ve Kürtlere teşekkür etmede hızlı davrandı.

O zamandan beri Iraklılar ve Kürtler arasında Bağdadi'nin yerinin tespit edilmesi için ilk kimin yardım ettiğine dair söz dalaşı yaşanıyor.

Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) danışmanlarından Polat Can, pazartesi gecesi Kürt istihbaratının Bağdadi'nin bulunmasında kilit rol oynadığını iddia ettiği bir yığın tweet paylaştı.

Can, bir SDG kaynağının Bağdadi'yi tespit etmek için iç çamaşırını bile ele geçirmeyi başardığını ve görünüşe göre Bağdadi'nin yeni evine naklini sağlamak için Cerablus'a özel göreve giden IŞİD sözcüsü Ebu Hasan'ın yerini tespit ettiğini söyledi.

Can, "Kendi kaynaklarımızla, Bağdadi'nin Deyrizor'daki Daşişa bölgesinden İdlib'e taşındığını doğrulamayı başardık. Bağdadi'yi takip etmek ve yakından izlemek için 15 Mayıs'tan bu yana CIA'yle birlikte çalışıyoruz" diye ekledi.

Bu sırada Irak istihbaratı da çok sayıda tutuklamadan elde ettikleri bilgilerin hayati önem taşıdığını kaydetti.

Vasatiyye Merkezi adlı düşünce kuruluşunda çalışan radikal hareketler uzmanı Fadıl Ebu Ragif ve istihbarat kaynakları, eldeki bilginin çoğunun Bağdadi'nin geçen yıl gözaltına alınan bacanağı Muhammed Ali Sacid Zubeyyi'den geldiğini söyledi.

Görünüşe bakılırsa Zubeyyi onları Irak'taki Kaim şehrinin yakınında, hafif silahlar, dini kitaplar, tıbbi malzemeler ve elle çizilmiş haritalar gibi eşyalarla dolu iki sığınağın olduğu bir çöl tüneline yönlendirdi.

Haşimi bunun, operasyon odasının Bağdadi'nin kullandığı kaçakçılık çetesine sızmasını ve 2019 ağustosunun sonunda ya da eylülün başında İdlib'e giderken takip etmelerini sağladığını kaydetti.

Bağdadi’nin Barişa Köyü’ne nasıl ulaştığını tam olarak kimse bilmiyor ancak bu doğal bir seçimdi, hiçbir radikal dini militan grup, “güvenli bölge” olarak bilinen yakın çevrede tam kontrole sahip değil: O bölge ki sınıra yakın ve orada çoğunlukla ülke içinde yer değiştirmiş kişiler yaşıyor, bu da saklanmayı daha kolay hale getiriyor.

Reuters haber ajansına konuşan Iraklı güvenlik görevlileri, Bağdadi'nin bir diğer yardımcısı İsmail İthavi'nin tutuklanmasının da Bağdadi'nin Suriye'de buluştuğu 5 kişiyi ve kullandıkları farklı yerlerin detaylarını açığa çıkararak "bulmacanın kayıp parçalarını tamamlamaya” yardımcı olduğunu belirtti.

İthavi, Bağdadi'nin tespit edilmemek için bazen komutanlarıyla strateji konuşmalarını hareket halindeki sebze dolu minibüslerde yaptığını da anlattı.

ABD yetkilileri ayrıca, Bağdadi'nin kalıntılarının uçaktan, denizde bilinmeyen bir yere defnedildiğini söyledi. El Kaide lideri Usame Bin Ladin'e yapılan gizli deniz defninde olduğu gibi Bağdadi'nin defninin İslami geleneğe uygun dini usullere göre yapılması sağlandı.

Bununla beraber IŞİD'in yeni bir lider atayıp atamadığına dair spekülasyonlar dolaşıyor.

Iraklı istihbarat görevlisi, Fadıl Ebu Ragif ve Haşimi'nin hepsi de The Independent'a yaptıkları açıklamalarda en muhtemel tercihin; Musul'un yakınındaki Telafer'den gelme, Saddam döneminde askeri subaylık yapmış ve Bağdadi gibi 2003-2004 yıllarında ABD tarafından Buka Kampı'na hapsedilmiş Abdullah Kardaş olabileceğini söyledi.

Diyabet ve yüksek tansiyondan muzdarip Bağdadi Suriye civarında gidip gelmek zorunda kalırken görünüşe bakılırsa Kardaş zaten perde arkasındaki kişiydi.

Halife olmak için aranan soyağacına sahip olmadıklarından şansları daha az olan diğer rakiplerse, IŞİD'in yürütme organının başı Ebu Abdurrahman Cezrevi ve IŞİD'in Şura Konseyi’nin lideri Ebu Osman Tunisi.

Ebu Ragif, "Muhtemelen önce ölüm ilanını yayımlayıp sonra da Şura'da bir vekil seçeceklerdir" dedi.

Bazı IŞİD kanallarında sırada nelerin olacağına dair öfkeli tartışmalar yaşanıyor.

Ancak küresel çapta korkulan örgütten şimdiye kadar resmi bir açıklama gelmedi ve görev henüz devredilmedi.

 

                                                                                                                                                                                 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/news

Independent Türkçe için çeviren: Miraç Eren Dereli

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU