Geçmişte ABD'nin öğrendiği gibi, İran da dış müdahilliğin tehlikelerini Irak'ta öğreniyor

Geçen 50 yıl boyunca Amerika, dersini zor yollardan ve defalarca alırken, şimdi bir başka devlet için ektiğini biçme zamanı

Hükümet karşıtı protestocular Bağdat'ta gösteriler esnasında ateş yakıp sokakları kapattı. Protestolarla ülke geçen haftadan bu yana yeni bir istikrarsızlık sarmalına sürüklendi, bir haftadan kısa bir süre içinde 100'den fazla kişi hayatını kaybetti (AP)

Dört yıl önce, Irak'ın Anbar bölgesinde, yerel bir Şii milis lideri bana adamlarının gevşek kontrolü altındaki alanları gezdirdi. IŞİD karşıtı savaşın ilk yılıydı ve milisler, o dönem cihatçı grupların kontrolü altındaki Felluce'nin biraz doğusundaki bir alanın kontrolünü yeni ele geçirmişti. Geleneksel siyah cübbeleri içinde bir adam ve babası bize yaklaştı ve el sıkıştık.

Adamlarının Sünni nüfus arasında nasıl sevildiğine dair süren bir nutku henüz bitirmiş olan komutan gardını indirdi. Komutan, "Ceplerinden elleriyle birlikte el bombası da çıkarıp çıkarmayacaklarından asla emin olamazsın" dedi. "Gündüzleri bize dostça yaklaşırlar, selam verirler. Gece olunca yol kenarına bomba döşüyorlar."

Bir Iraklı olarak söyledikleri, özellikle de benzer ifadeleri on yıl önce Saddam Hüseyin'i devirerek işgalci rolünü alan ve düzeni tesis etmeye çalışan Amerikan askerlerinden duyduğum düşünüldüğünde, çarpıcıydı.

Başkasının topraklarına yapılan askeri müdahaleler asla kolay ve çetrefilsiz olmaz. Her zaman arzu edilmeyen maliyetlere ve geri tepmelere yol açar. Ortada bir isyan olmasa bile, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Amerikan perakende ev eşyaları zincirine atıfla yaptığı meşhur deyimi geçerli oluyor: Dış müdahalede "Pottery Barn Kuralı". Powell, ABD'nin Irak işgalinin tehlikeleri hakkında 'kırarsan satın alman gerekir' şeklinde bilinçli bir uyarıda bulunmuştu.

(Bilgi olarak, Pottery Barn 15 yıldır böyle bir kuralı olmadığında ısrar ediyor. Sizin veya çocuğunuzun Potter Barn dükkanlarında yanlışlıkla kırdığınız eşyaları satın almanız gerekmiyor.)
 


Son 50 yıl boyunca ABD dersini zor yoldan ve defalarca öğrendi. Öyle ki, Başkan Donald Trump'ın askeri dış müdahale karmaşasından uzak durma taahhüdü Amerikan sağ ve solundan birçoklarının desteğini kazandı.

Ancak ABD Ortadoğu’dan geri çekilirken, bölge ülkeleri riskli dış müdahalelere giderek daha fazla kapılıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen'deki sarpa sarmış bir çatışmaya karışmış durumda. Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri, Libya'da BM destekli hükümete karşı verimsiz ve sonsuz bir savaşı zorluyor.

Batılı güçlere karşı sıklıkla anti-emperyalist bayrak taşıyan İran, bu ay Irak'ta kendi ektiğini biçti. Irak'ta, binlerce protestocu, İran'daki dindaşlarınca güçlü bir destek verilen ve birbirini izleyen Şii ağırlıklı hükümetler dönemindeki yaygın yolsuzluğa, sürekli işsizliğe ve berbat hizmetlere karşı gösteriler için sokaklara çıktı, birçoğu İran aleyhine sloganlar attı.

Yolsuzluğa karşı mücadele verdiği belirtilen sevilen ve işinin ehli bir askeri komutanın tenzili rütbesiyle tetiklenen gösteriler kapsamında bu ay neredeyse bir haftadır sokaklarda olan isyancılar bu kez Felluce'de değil, başkentin Şii ağırlıklı semtlerinde ve Irak'ın güneyindeki Nasıriye, Kerbela ve Necef'i de içeren Şii şehirlerindeydi.

Irak'ın eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, bana “Nasıriye ayaklanmıştı" dedi. "Necef ve Kerbala'daki bütün parti ve devlet dairelerini yaktılar."

Gösteriler ilk başlarda din adamı Mukteda Sadr ve eski Başbakan Nuri Maliki'nin de dahil olduğu üzere bazı anahtar siyasi isimlerce desteklendi. Ancak sloganlar Adil Abdulmehdi hükümetine muhalefetten gelen bir rejim değişikliğine kayınca, ülkenin siyasi fraksiyonları ve silahlı müttefikleri göstericilere sırt çevirdi.

Irak hükümet yetkililerince bilgilendirilen kimselere göre, isyanın bastırılmasında İran destekli Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) silahlı kuvvetleri desteklerken, göstericilere sempati duyduğu varsayılan medya organlarına ait daireleri bastı, elebaşı olduğu değerlendirilen aktivistleri vurup tutukladı.

Tıpkı Amerika'nın 2000’lerde Irak’ta yaşadığı sıkıntılardan dolayı İran ve Suriye’yi suçlaması gibi, Tahran da sıkıntılarını “dış ellere” havale ederek isyan için Suudi Arabistan ve ABD’yi suçladı. Ehliyetsizlik, yolsuzluk, dar görüşlülük ve hatta Irak'ı yöneten sınıfın ihaneti düşünülürse, esas soru bu tür ayaklanmaların neden daha sık olmadığı ve ülkenin bir daha ne zaman patlayacağı olmalı.

Zebari, “Bu ayaklanmanın başında bıkmış ve kendileri için bir gelecek görmeyen göstericiler vardı" diyor. “Bir lideri yoktu ve çoğunlukla spontaneydi. Bu iktidardaki Şii kurumuna bir ikaz işaretiydi.”

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İran, bu gösterileri kamuoyu karşısında hafife aldı. İran Yüksek Lideri Ali Hameney'in Twitter hesabına göre, “İran ve Irak, kalpleri ve ruhları Tanrı'ya iman, İmam Hüseyin'e ve Peygamber soyuna sevgiyle birbirine bağlı iki milleti" oluşturuyor. “Bu bağ günden güne daha da güçlenecek. İkilik çıkarmaya çalışan düşmanlar başarısız oldu, komploları etkili olmayacak.”

Ancak, göstericilerin bu kez Bağdat hükümetlerine veya Irak'ta halen var olan viski tutkunu liberallerin yüzeyselliğine karşı savaşan Sünniler değil de dindar Şii mahallerde Irak bayrağı üstünde tepinen çocuklar olması Hamaney'i ve güçlü Devrim Muhafızları liderliğini şoka uğratmış olmalı.

Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü'nün hem İranlı hem de Iraklı siyasi elitlerle temas halinde olan uzmanı Randa Slim, bana “İşin Devrim Muhafızları için korkutucu kısmı, İran karşıtı sloganlar atanların Şii olması” dedi.

İranlı yetkililer zaman zaman Beyrut'tan Şam'a, Bağdat'tan Yemen'deki Sana'ya kadar Ortadoğu başkentlerini kontrol etmeleriyle övünür. Ancak, geçmişin emperyal güçlerinin öğrendiği gibi, başka bir ülkeye hükmetmek suçun sorumluluğunu almak ve işler ters gittiğinde masrafları ödemek anlamına geliyor.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU