Petrol sahasına düzenlenen İHA saldırısı, Suudi Arabistan ve BAE'nin Yemen'de kendi savaşlarını nasıl yürüttüğünü gösteriyor

Suudiler, Yemen savaşını kazanacaklarına dair bir yanılsamaya düşmüş değil. Suudiler de, Emirlikler gibi, savaşın kazanılamaz olduğu kararını çok önceden verdi ve o zamandan beridir bir çıkış arıyor

Suudi Arabistan'ın petrol üretim tesislerine yönelik saldırı, Yemen Savaşı'nın akıbetini değiştirecek mi? (Reuters)

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) evliliği uzun süredir sağlam bir zemine sahip olageldiyse de her evlilik gibi zamanla sorunlar baş gösteriyor.

Yemen'de ilk günden itibaren, iki tarafın da tamamen farklı gündemleri vardı.

Suudi Arabistan'ın niyeti, çoğunlukla, İran'ın -Hizbullah benzeri Şii milisler olan- Husileri Suudilerin güney sınırına yerleştirme yönündeki amansız çabasını engellemekti.

BAE, Güney Yemen'i hem Husilerden hem de El Kaide'den kurtarmayı ve daha sonra bölgeyi Afrika Boynuzu'ndaki kendi stratejik nüfuzu için bir sıçrama tahtası olarak kullanmayı amaçladı.

Şimdiki resim bize -stratejik Hudeyde limanındaki çıkmaz da dahil olmak üzere- BAE'nin çıkarları artarken Suudi politikasının başarısız olduğunu anlatıyor.

İran'ın Yemen'de yeni bir Lübnan yaratma stratejisini baltalamak yerine, şimdi ikisi Beyrut ve Sana'da İran kontrolünde, diğeri ise Aden'de BAE destekli toplam üç Lübnan görüyoruz. Suudi Arabistan hem kuzey sınırında Irak'la hem de güney sınırında Husi kontrolündeki kuzey Yemen'le dostane olmayan ilişkilerle de başa çıkmak zorunda kalacak.

Evet, gerçekte Yemen birbirine düşman iki ülke haline geldi.

Ülkenin güneyinde, BAE tarafından desteklenen 90 bin kişilik bir milis gücü var. Güney liman şehri Aden'deki Güvenlik Kuşağı milislerinin -BM tarafından tanınan ve genelde Suudi kuklası olarak görülen- hükümet pozisyonlarını ele geçirmesi, Riyad'ı Husilerin kuzeydeki iyi tahkim edilmiş gücünü dengelemede sadık Yemenli dostlarına dayanmaktan kurtardı.

 

 

Ancak Suudiler, savaşı kazanacaklarına dair bir yanılsamaya düşmüş değil. Suudiler de, Emirlikler gibi, Yemen savaşının kazanılmaz olduğu kararını çok önceden verdiler ve o zamandan beridir bir çıkış arıyor.

Fakat Emirlikler baştan sona daha hızlı ve daha belirleyici hareket etti. Emirlik birliklerinin Yemen'den çekilmesi, İran'a karşı anlamlı bir gerilim düşürme mesajı taşıyor olabilir. Emirlikler ayrıca İran'ı, Körfez sularında iddia olunan gemi tacizlerinin arkasında olmakla suçlamaktan da kaçındı. Diğer bir mesajsa ilişkileri sürdürme hususunda az ilgi göstererek BAE yetkililerini yabancılaştıran Başkan Donald Trump için.

Temmuz'da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad'ın Washington DC'de neredeyse krallar gibi karşılanması ABD'nin Abu Dabi'yle ilişkilerine kötü yansıdı. BAE'deki (ve şaşırtıcı biçimde Suudi Arabistan'daki) bazıları ABD Başkanı'nın Körfez ülkelerinin düşmanlıklarından istifade etme ve müttefiklerini birbirine karşı kullanma oyununu homurtularla karşıladı.

Trump'un hamlesi Suudileri ve Emirlikleri sarsarken, BAE'nin Yemen'deki ayrılıkçı güneylileri serbest bırakmasıyla meydan okuyucu bir tepkiyi de tetikledi.

BAE yetkilileri olayları doğru kavramıştı. ABD, Körfez'deki müttefiklerine herhangi bir güvenlik güvencesi vermeye ne hazır ne de istekli. BAE, Yemen'deki maliyetli ve ihtiyatsız müdahalesine bir son verecekse, derhal harekete geçmesi gerektiğini hissetti.

Ancak, Yemen'den çıkış son derece gerekli olmasına karşın, BAE'nin geri çekilmesi Suudileri Yemen'de güvenilir bir müttefikten yoksun bırakacaktı ve Husiler üzerindeki baskıyı tekrar azaltacak, Husiler'e Suudi Arabistan'a daha çok roket ve İHA yollaması için daha çok manevra alanı açacaktı.

Cumartesi günü erken saatlerde, Suudi Arabistan'daki dünyanın en büyük petrol işleme tesisine ve Saudi Aramco'nun işlettiği büyük bir petrol sahasına gerçekleştirilen İHA saldırıları küresel enerji arzı için hayati önemi haiz bir işlemcide devasa bir yangına sebep verdi.

Şimdi, Amerikalılarla Husiler arasındaki hazırlıksız müzakereler, Emirlikler'in Suudileri itibarlarını koruyacakları bir şekilde Yemen'i terk etmeye iknasının yansımasını teşkil ediyor.

Yemen'deki Suudi destekli hükümetin otoritesi azalıyorsa da, Suudi Arabistan güneydeki Emirlik kontrolünü engelleyemiyor görünüyor. Suudiler güneydeki BAE varlığını Husilere karşı ana harekatın her zaman bir parçası olarak gördü ancak BAE hala bunu bağımsız bir eylem olarak değerlendiriyor.

Güney Geçiş Konseyi'nin liman şehri Aden'de yeni tesis edilen kontrolü, güneyde ipleri elinde tutmaya yeterli askeri güç ve yerel müttefik kuvvetlere sadece BAE'nin sahip olduğunu ortaya koyuyor. Son 4 yıldır hava gücüne dayanan Suudi Arabistan güneydeki kara operasyonlarında ve bütün olarak Yemen'de tamamen irtibatsız ve yeni görünüyor.

Fakat Suudi Arabistan'ın BAE kontrolüne yanıt vermeksizin beklemede kalması da pek muhtemel değil. Körfez'deki kaynaklarım bana, Katar'a Körfez krizini sona erdirmek amacıyla ikili bir diyalogu yeniden başlatma yönünde bir Suudi mesajı gönderildiğini söyledi. Suudi hamlesi Abu Dabi'yi zorladı.

Her iki tarafta güvensizlikler olsa da, Suudi Arabistan-BAE ittifakı İran, Müslüman Kardeşler ve Libya gibi konularda sıkı duruşunu koruyor. Büyüyen sorunlara karşın, İran yanı başlarında tahribata neden olduğu sürece, yakınlarda bir boşanma olası görünmüyor.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU