Afganistan'daki savaş yakında bitebilir ama aşırılık yanlısı grupları dizginlemek için barış görüşmelerinden fazlası gerekiyor

IŞİD şimdilik sınırlandırılmış durumda olsa da hala hükümet kontrolündeki bölgenin derinliklerinde çarpıcı saldırılar gerçekleştirme kapasitesine sahip ve kurulacak herhangi bir Afgan hükümetinin kuyusunu kazabilir

ABD'nin 14 yıldır süren Afganistan işgalinde en çok kadınlar ve çocuklar mağdur oldu (Andrew Quilty / Save the Children across Afghanistan)

ABD bu hafta bir adım daha ilerleyerek Afganistan Talibanı'yla 18 yıldır süren savaşını sonlandıracak bir anlaşmaya, grubun uluslararası cihatçı grupların savaşın tarumar ettiği ülkenin topraklarında yuvalanmasını önlemesi şartıyla, daha önce hiç olmadığı kadar yaklaştı.

ABD Genelkurmay Başkanı General Joseph F. Dunford, geçen çarşamba günü yapılan brifingte Washington'un Afganistan'daki iki ana hedefini açıkladı.

“Birincisi, Afganistan’ın anavatanı tehdit edilebilecek bir sığınak haline gelmesini istemiyoruz, Amerikan halkı ve müttefiklerimiz tehdit altına girebilir. (...) İkincisiyse, Afganistan'da Afgan halkı için barış ve istikrar istiyoruz.”

Fakat Afgan halkının refahı ve ülkenin bir kez daha uluslararası terörizmin mabedi olma potansiyeli bir arada gelişen, iç içe geçmiş meseleler. Donald Trump yönetimi - ABD’yi savaşlardan kurtarma vaadini bir an önce yerine getirme çabasıyla - nihayetinde her iki amacı da sabote etmekle kalabilir.

Taliban şu günlerde ABD'nin özel elçisi, Afgan kökenli ve deneyimli bir diplomat olan Zalmay Halilzad'la görüşüyor. Pentagon'da aylardır ilk defa gerçekleştirilen basın brifinginde, yeni Savunma Bakanı Mike Espy'nin yanında konuşan General Dunford, Taliban'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın Afgan hükümetiyle koordinasyon içinde olacağını yineledi.

Ancak birçok Afgan gözlemci, Taliban'ın yaptığı herhangi bir anlaşmaya uyacağına güvenmiyor. Taliban müzakerecileri, iki yıl içinde 14 bin ABD askerinin hepsini Afganistan'dan çıkaracak iki yıllık bir anlaşma sağlayabildi. Trump, geçen perşembe İngiltere de dahil olmak üzere Afgan kuvvetlerine talim veren Amerikan müttefiklerine ve Afganlara, 8 bin 600 kişilik bir gücün herhangi bir çekilme durumunda orada kalmaya devam edeceğini söyleyerek güvence verdi. Bu sıralarda, asiler ülkenin batısında pusuya düşürdükleri hükümet yanlısı milislerden 14'ünü öldürdü.

Kabil ve diğer başkentlerdeki birçok insan yüksek riskli bir başkanlık yarışına kapılan bir Washington'un uzun zamandır süren Afganistan ortaklığını köşeye atıp elde edilen ekonomik ve sosyal başarımları tersine çevirmesinden ve Taliban'ı bir kez daha kadınların ve dini azınlıkların üzerine salmasından korkuyor.

Kraliyet ordusundan emekli tuğgeneral ve Londra merkezli Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nün kıdemli mensuplarından Ben Barry, “Afgan hükümetinin endişeleneceği şey, ABD’nin Afgan hükümetini kaderine terk etmesi; tıpkı Güney Vietnam’daki hükümeti kendi kaderine teslim ettiği gibi” diyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Washington, geçen yıl Pentagon'un tahminlerine göre, Afganistan'daki savaş için yılda yaklaşık 45 milyar dolar (yaklaşık 261 milyar TL) harcadı ve Amerikalılar sonu görünmeyen çatışmadan bunalmış durumda.

Afganistan savaşı IŞİD'e bağlılığını ilan eden, eski Taliban savaşçıları ve genç cihatçıları bünyesine katan yerel grupların katılımıyla zaman içinde daha da karmaşık bir hal aldı. ABD’nin Afganistan’da konuşlandırdığı 14 bin asker çoğunlukla üs bölgelerine sıkışmış durumda ve ülkede istikrarı sağlamaya ancak yetiyor.

Yine de ABD'nin Afganistan'daki yatırımı tamamen boşuna değildi. Uzun yıllar dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan ülke 19 yıl önceki ABD işgalinden bu yana çarpıcı bir şekilde gelişti.

Afgan kadınların, Hazara gibi dini ve etnik grupların mücadelesi ve başarımları ses getirmiş olsa da bölgeyle nadiren ilgilenen gözlemciler dışında radarın altında uçuyor. ABD ve müttefiki Afgan milislerin Taliban hükümetini devirdiği 2001'de Kabil, moloz yığınlarından ve çökmüş beton yapılardan oluşan, yoksul düşmüş ailelerin derme çatma evlerde yaşadığı, çıplak ayaklı zayıf genç adamların çöpleri karıştırdığı büyük bir alandı. Şimdiyse ticaret ve yaşam dolu 5 milyonu aşkın nüfusu olan hareketli bir metropol.

Kentleri birbirine bağlayan toprak yolların asfaltlanmasıyla seyahat süreleri azaldı ve iş hayatı canlandı. Barry “Birçok gelişme oldu” diyor. “Bunlardan biri kadınların rolü. Büyük ilerlemeler gerçekleştirildi ve Afganistan'da kayda değer bir kentleşme kaydedildi. Kabil büyüdü, Kandahar büyüdü.”

ABD'nin aklındakilerden biri, Afganistan'da cihatçı tehditlere müdahale edecek kalıcı bir terörle mücadele gücü bırakmak. Ancak istihbarat amaçlı insansız hava araçlarının, hava saldırılarının ve Özel Kuvvetler komandolarının, ABD birlikleri ülkeden ayrıldıktan ve ülke yeni bir döneme girdikten sonra potansiyel tehditlerle mücadele etmek konusunda yapabileceği pek bir şey yok.

Anlaşmayı berbat edebilecek ihtimallerin sayısı çok fazla. ABD'li yetkililer, kontrol altındaki bölgesel savaş ağalarının güç uygulamaya tekrar başlayıp, alevlendirdikleri toplumsal çatışma ve kaosun bir kez daha yönetilemeyen bölgeler yaratmasından korkuyor.

 

Hayal kırıklığına uğramış Taliban üyelerinin IŞİD saflarına katıldığını gösteren kanıtlar şimdiden ortada ve - her zaman farklı savaşçı grupların bileşiminden oluşan - grup daha fazla parçalanıp, şu an tartışılan herhangi bir anlaşmayı anlamsız hale getirebilir.

 

IŞİD şimdilik sınırlandırılmış durumda olsa da hala hükümet kontrolündeki bölgenin derinliklerinde çarpıcı saldırılar gerçekleştirme kapasitesine sahip ve Washington'un önemli kırmızı çizgilerini aşmaksızın, kurulacak herhangi bir Afgan hükümetinin kuyusunu kolayca kazabilir.

Pakistan'la Hindistan arasında tırmanan gerilim, ABD askerlerinin bulunmadığı bir Afganistan’ı bu ülkeler arasındaki bir savaş alanına çevirebilir; müzakerelerde zorlukla kazanılan düzenlemeleri altüst edip, Taliban'ı oluşturan farklı grupların veya diğer militan grupların iki nükleer güç arasındaki kavganın taşeronluğunu yapmasıyla sonuçlanabilir.

Afganlar durup ülkelerine ne olacağını görmek için beklemiyor. Oylarını ülkeyi terk ederek ya da ülkede kalarak veriyorlar. Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya göre, Avrupa'ya geçmek için Türkiye'ye gelen Afganistanlı göçmenlerin sayısında hızlanan bir artış var. Hükümeti bu yıl şimdiye kadar 32 bin göçmeni sınır dışı etti, 2018'de bu sayı 22 bindi.

Göçmenler, Kabil'deki bir düğünde gerçekleşen korkunç saldırı gibi şiddet olaylarındaki yükselişten kaçınmak için acele ediyor. Fakat aynı zamanda Taliban'ın yönetimi devraldığı bir durumda bunun kendileri ve aileleri için ne anlama geleceğinden de korktukları görünüyor.

Göçmenlerin birçoğu, ülkeyi bir arada tutmaya yardımcı olabilecek ve ABD'nin korktuğu gibi aşırılık yanlısı grupların cenneti olmasını engelleyebilecek eğitimli veya başarılı Afganlar. Onların varlığı, artan refah ve güçlenme, Afganistan'ın aşırılık yanlısı gruplar için bir yuva haline gelmesine karşı en büyük koruma.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Noyan Öztürk

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU