Hamas'ın İsrail'e saldırısı, İran'dan ABD'ye bir meydan okuma mesajı mı?

Gözlemcilere göre, İran'ın Hamas'a verdiği destek, ABD'nin karşılaştığı zorluklardan biri

Fotoğraf: AFP

Hamas'ın 7 Ekim Cumartesi günü İsrail'e yönelik başlattığı saldırı, Tahran ile Washington arasındaki anlaşmaya varma çabalarına rağmen, ABD'nin İran'ı dizginlemede ne kadar başarısız olduğunu gösterdi.

The Hill gazetesinde geçen hafta yer alan bir analize göre, Hamas'ın İsrail'e karşı büyük saldırısını İran'ın planlayıp planlamadığına veya bu konuda talimat verip vermediğine bakılmaksızın, Tahran'ın Filistinli bu gruba verdiği destek, Washington'a açık bir meydan okuma mesajı gönderdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

ABD, henüz Tahran'ın operasyona doğrudan dahil olduğunu doğrulamadı. Ancak ABD'li yetkililer, İran'ın Hamas'ın eğitimi, finansmanı ve desteklenmesinde dolaylı olarak suç ortağı olduğunu kabul ediyor.

Hamas hareketinin başlattığı saldırı, İsrail'e yönelik son 50 yılın en kötü saldırısı olarak kabul edilirken, Tahran'ın, Washington'un müttefiklerine giderek daha fazla zarar vermeye hazırlandığı açıkça görüldü.

Bu saldırı aynı zamanda, İran rejiminin bölgedeki nüfuzu arttıkça, Tahran'a yakın silahlı gruplar aracılığıyla ABD'nin nüfuzunu zayıflatmaya çalıştığını gösteriyor.

Ortadoğu Forumu'nda Araştırma Direktörü olan Jonathan Spyer, İran'ın İsrail'i 'bin kesikle ölüm' stratejisiyle yenmeye çalıştığını söyledi.

Spyer, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

İsraillilerin moralini düşürmeyi, kurumlarına olan inançlarını kaybetmelerini ve ülkeden ayrılmalarını sağlamayı amaçlıyorlar. Tahran'ın Hamas'ı desteklemesinin nedeni bu. Hizbullah'ı bu yüzden yarattılar. Hibrit askeri güçler dediğimiz güçlerle İsrail'i kuşatmayı planlıyorlar.


Spyer'a göre İran, Hamas'ın acımasız sürpriz saldırısında bir rol oynadığına dair iddiaları reddetti, ancak 'Filistin zaferi' olarak adlandırdıkları bu haberi memnuniyetle karşıladı.

The Hill'in analizinde ayrıca şu ifadelere yer verildi:

Hem Hamas hem de İran, stratejik ortaklığı açıkça kabul etti. Filistin-İsrail ihtilafında onlarca yıldır devam eden çatışmada farklı hedeflere sahipler. Ancak bu hedefler, cumartesi günü erken saatlerde İsrail'de yüzlerce kişinin ölümüne neden olan ve Gazze yakınlarındaki güneyde hala devam eden saldırı sırasında uyumlu görünüyor.


Analize göre, İran yıllardır Lübnan'daki Hizbullah, Hamas ve diğerleri gibi vekil gruplar aracılığıyla İsrail'e karşı bir 'gölge savaşı' yürütüyor. 

Hafta sonu meydana gelen saldırı, İran rejiminin, İsrail'in Ortadoğu'daki konumunu bozmaya, aynı zamanda ABD'nin nüfuzunu kısıtlamaya ve Tel Aviv ile Riyad arasındaki yakınlaşma çabalarını engellemeye çalıştığı bir zamanda yaşandı.

Washington Uzak Doğu Politikası Enstitüsü'nün Terörle Mücadele ve İstihbarat Direktörü Matthew Levitt, İsrail'in iç çekişmelerinin ortasında, Hamas'ın güç göstermek ve Filistin hareketini uluslararası sahneye yeniden çıkarmak istediğini söyledi.

Levitt, hala devam eden çatışmalara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

Zayıf olduğuna inandıkları bir İsrail gördüler ve İsrail'in üç metre boyunda olmadığını gösterecek bir şey yapmak istediler. Bunun olabileceğini, İsrail'in yenilmez olmadığını ve Hamas'ın göz ardı edilemeyeceğini göstermek istediler.
 


Analizde, Hamas-İran ilişkine ilişkin de şu ifadeler kullanıldı:

Hamas, aralarında tarihi bağlar bulunan İran olmasaydı, geçen hafta sonu yaşanan saldırıların hiçbirini gerçekleştiremezdi. Bu ilişki, aslında Suriye'deki gerginlikler nedeniyle zayıfladı, ancak son birkaç yılda yeniden güçlendi. İranlı yetkililer militanlara önemli eğitim ve kaynak sağladı.


Bu saldırı ayrıca, İran'ın nükleer hırslarını kısıtlamaya yönelik bir anlaşmanın yeniden canlandırılması yoluyla karşılıklı bir anlaşmaya varma girişimlerine rağmen, ABD'nin İran'ı dizginlemede ne kadar başarısız olduğunun altını çizdi.

ABD geçen ay, İran'daki 5 ABD'li tutuklunun serbest bırakılması karşılığında, Güney Kore'de bloke edilen, İran'ın petrol satışından sağlanan 6 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşmayı onayladı.

Hamas'ın İsrail'e gerçekleştirdiği saldırının ardından ABD'li Cumhuriyetçi siyasetçiler, Biden yönetimini, İran rejimine karşı esnekliği nedeniyle sert bir şekilde eleştirdi.

2024'te Beyaz Saray'a aday olan eski Başkan Yardımcısı Mike Pence, "Başkan Joe Biden'ın son iki buçuk yıldır İran'daki mollaların önünde diz çökmesi, yaptırımları kaldırması, İran nükleer anlaşmasına geri dönmeleri için onlara yalvarması ve ardından rehineler için 6 milyar dolar fidye ödemesi, sanırım Hamas'ın İsrail'e yönelik bu benzeri görülmemiş terör saldırısı için koşulları hazırladı" dedi.

Analize göre, saldırının ardından Batı, ABD'nin Ortadoğu'da uzun süredir devam eden nüfuzunun azalıp azalmadığı konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor.

Çin, bu yılın başlarında, İran ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik bağların yeniden kurulmasına arabuluculuk ettiğinde, ABD'nin hiçbir rol oynamadığı bu anlaşmayla alarm zilleri çaldı.

İran gibi bölge ülkeleri, ABD'nin Ortadoğu'da güç kaybettiğini düşünüyor. İsrail'in çatışma nedeniyle zayıflaması, Washington'un nüfuzunu daha da fazla tehdit edebilir.

İran'ın 'gücünün yükselişte olduğunu' göstermeye çalıştığını söyleyen Spyer, "Kendilerini yükselen, ABD'yi ise batan bir güneş, gerileyen ve Ortadoğu'dan ayrılan güç olarak görüyorlar" diye konuştu.

 

DAHA FAZLA HABER OKU