ABD-İran gerginliği, iyi hazırlanmış silah diplomasisi sayesinde endişe verici bir hızla tırmanıyor

Trump yönetiminin eylemleri, İran'ı savaşı haklı çıkaracak bir şeyler yapmaya iterek kendi kendini doğrulayan bir kehanet haline gelebilir

Fotoğraf: The Independent

İstihbarat raporlarına dayalı bir tehdit; bir uçak gemisi saldırı grubuyla B-52 bombardıman uçaklarının Ortadoğu'ya konuşlanması ve bunları kara birliklerinin de takip edeceğine dair bildirimler; dramatik biçimde artan diplomatik gerilimler ve Washington’ın misilleme uyarıları.

İran krizi derinleşirken yaşanan tüm bu gelişmeler, son Irak Savaşı felaketi öncesinin bir tekrarı gibi görünebilir.

Bununla birlikte, hayati bir fark var. Trump, savaş yanlısı bir başkan değil. W. Bush'un aksine, her ne kadar savaşçı tweet'ler yazıyor olsa da, savaş istemiyor.

Nitekim, Kuzey Kore'ye yönelik "ateş ve öfke" tweet'leri sonucunda nasıl ki King Jong-un ile iki zirve gerçekleştirdiyse, Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası güçlerle imzaladığı anlaşmanın -ki Trump bunu sabote etmeye çalışıyor- ötesinde bir uzlaşıyı kabul etmesi için de (kendinden menkul) ikna güçlerini kullanabileceğine inanıyor gibi görünüyor.

İran'ın bakış açısına göre ise, şu an için, yakın zamanda bir çatışma görünmüyor. Birkaç gün önce, yüksek lider, ülkesinin askeri bir çatışma istemediğini ve ABD'nin de istediğine inanmadığını vurgulamak istedi. “Herhangi bir savaş yaşanmayacak. Bir savaş istemiyoruz, onlar da istemiyor. Bunun kendi çıkarlarına olmadığını onlar da biliyor" diyor Büyük Ayetullah Ali Hamaney.

 

 

Bununla birlikte, şimdilerde, Irak savaşına gidilen yolda mevcut olmayan bir faktör söz konusu. Bir diğer İran bakış açısını, kesinlikle, ABD’yle İran arasında bir çatışma yaşanmasını arzulayan bölge ülkelerinin varlığı oluşturuyor. Ülkenin kıdemli diplomatlarından, Londra Büyükelçisi Hamid Baeidinejad, İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliklerini kışkırtıcı diye niteleyerek şunları söylüyor:

"Maalesef bölgede, bakanlarımızın 'B Takımı' olarak adlandırdığı, Donald Trump'a tavsiyede bulunan kimseler var. Bunlar, ABD'yi İran'la bir çatışmaya çekmek amacıyla bir çatışma ve inisiyatif politikası benimsemişler... Soru şu, Washington’da bu tuzağa düşmekten kaçınabilecek birileri var mı, yok mu?"

Ajan provokatörler teması İran'da tekrar eden bir konu olagelmiştir. Ülkenin Ulusal Güvenlik Dış Politika Komitesi başkanı Heşmatullah Felahat Pişe, “İran ve ABD krizi kendi başlarına halledebilir. Ancak, bölgedeki atmosferi güvenlik açısından daha hassas hale getirebilecek sapkın hareketler yapabilecek üçüncü taraflar var. Bölgeyi güvensiz hale getirme amacını güden farklı gruplar var. Bu nedenle, üçüncü tarafların krize neden olmasını önleyecek biçimde olayların yönetimine ilişkin olarak İran ve Amerika arasında kırmızı hatlar kurulması lazım" diyor.

Irak savaşına dönersek, müşterek etkenlerden biri de, Başkan'ın biri suçlandıktan ve diğeri de istifa ettikten sonraki son ulusal güvenlik danışmanı olan John Bolton. Trump gibi Vietnam Savaşı dönemi asker kaçaklarından olan Bolton, Amerikan askerlerini savaşa göndermeye her zaman istekli olmuştur.

Bolton, Irak işgalinin ateşli bir destekçisi olmayı sürdürüyor. Trump'ın Kim Jong-un ile yakınlaşma teşebbüsüne kuşkuyla yaklaşıyor ancak İranlılar açısından ülkelerini bombalamayı savunan ve rejim değişikliği çağrısı yapan gerçek bir tehdit.

Adı, İranlı yetkililer tarafından Trump'ı bir çatışmaya çekmeye çalışan kişi olarak sıklıkla anılıyor. Sadece İranlılar da değil: Nato müttefikleri de, (öteden beri tanıdıkları) Bolton'un yaptıklarının dehşeti içindeler ve ileride yapabileceklerinden dolayı büyük kaygı duyuyorlar.

Irak savaşı, Saddam Hüseyin’in gerçekte var olmayan kitlesel imha silahları cephaneliğine dair sözde istihbarata dayanıyordu. Peki ya İran tehdidine dair istihbarat ne kadar güçlü?  

Bildiğimiz şu ki, kilit bileşenlerden birini, İran Devrim Muhafızları devriye botlarına yüklenen füzelerin fotoğrafları oluşturuyor.

Bolton ve ayrıca Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun belirttiği gibi ABD hedeflerini vurmaya hazırlanıyor olabilirler; veya Avrupalıların, Iraklıların ve hatta Trump yönetiminin bazı kıdemli mensuplarının görüşüne göre artan Amerikan söylevleri karşısında savunmaya yönelik tedbirler de alıyor olabilirler.

Sonuçta belki de bunların hiçbir önemi yok. Carnegie Vakfı'nın kıdemli üyelerinden Suzanne DiMaggio'nun işaret ettiği üzere, Bolton "mükerrer istihbarat manipülasyonu suçlusu" ve Trump yönetiminin eylemleri, İran'ı, dünyanın en istikrarsız bölgelerinden bilinde savaşı ve geniş çaplı yıkımı haklı kılacak bir şeyler yapma yönünde provoke ederek kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.  

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU