12 bin yıllık Dipsiz Göl, birkaç günlük ayıp ve Roma İmparatoru'nun 'hazinesi'...

Gümüşhane'deki Dipsiz Göl iki kişinin define arama hırsıyla devlet kurumları nezareti ve izni ile boşaltıldı. Definecilerin doğayı tahrip etmek uğruna gözüne kestirdiği altın hazinesi gölden çıkmadı. Antik çağdan günümüze kadar uzanan göl ise artık yok

Fotoğraf: AA

"Bu göl cumhuriyetin ilanında oradaydı, Atatürk doğduğunda, İstanbul'un fethinde, Osmanlı'nın kuruluşunda, Malazgirt Savaşı'nda, Uhud Savaşı'nda, İsa çarmıha gerilirken, Sezar bıçaklandığında, piramitler yapılırken, hatta yazı bulunduğunda dahi oradaydı, geçen haftaya kadar..."

 

Karşısına çıkan manzara karşısında öfkelenen Twitter kullanıcısı Dipsiz Göl'ün define uğruna katledilişine bu sözlerle tepki gösterdi. 

Sosyal medyaya yansıyan tepki elbette sadece bununla sınırlı değil.

Yasal izinle yapılan kazı, doğa dernekleri, çevre mühendisleri, meslek odaları, siyasetçiler, sanatçılar ve hukukçuların da tepkisini çekti.

Define hayali uğruna gölün suyu boşaltıldı, 12 bin yıldan geriye iki plastik boru ucu kaldı.

Independent Türkçe gölün bu hale nasıl geldiğini, bölgede altüst olan ekosistemin ne kadar sürede toparlanabileceğini ve mevzuatta boşluk olup olmadığını alanında uzman kişiler ve bölgeden isimler ile konuştu.

Buzul çağından bugüne...

Dipsiz Göl, Gümüşhane kent merkezine yaklaşık 65 kilometre uzaklıkta.

Daha çok Trabzon halkının kullandığı sıra tepelerin ardında, yaklaşık 2 bin 200 metre yükselikte yer alan bir krater gölü olduğu söyleniyor.

Asırlar boyunca yağmur, kar ve kaynak suyu ile beslenmiş. 

Define sonrası boşaltıldıktan sonra içine suya dayanıklı kireç ve killi toprak döküldü, silindir yardımıyla zemin düzeltildi.

Şimdi bölgede yağış beklenecek, eriyecek kar ile birlikte gölün yeniden doğal haline kavuşması umut edilecek. 

Tabi varlığı buzul çağına dayanan göl için bu beklenti epey uzun vakit alabilir.

Sığırlardan insanlara...

Dipsiz Göl isminin hikayesinin sığırlara dayandığı söyleniyor.

Rivayet o ki; yıllar önce su içmek için göle giren sığırlar gölün ortasına geldiğinde batarak kayboluyormuş.

Bu doğal mekanın da o öyküden ilham ile Dipsiz Göl diye anıldığına inanılıyor.

Gölün tarihe uzanan yolcuğunda dün ile bugün arasındaki tek fark ise kuşkusuz sadece başrol oyuncuları değil.

Dün sığırları yuttuğu söylenen göl bugün bir anlamda insanoğlu tarafından yutulmuş durumda.

Ortaya çıkan tabloya bakıldığında, definecilerin peşinde oldukları hazineyi gölden çok daha değerli gördüklerini söylemek mümkün.

"10 Kasım itibarıyla alanda kapatma işlemi yapılarak alan eski haline getirilmiştir"

Yukarıdaki resmi açıklama Gümüşhane Valiliği'nin 14 Kasım'da yaptığı basın duyurusundan.

Valiliğin niyeti tepkileri yatıştırmak gibi görünse bile çoğu kişi bu açıklamanın Dipsiz Göl'de olup biteni anlatmak ve yok edilen ekosistemi kazı öncesine döndürmek için pek yeterli olmadığı kanaatinde.

Define yapılması için Gümüşhane Valiliği'nin izin vermesi ve definecilerin altın uğruna binlerce yıllık gölü boşaltması sonrası Valilik ilk olarak 14 Kasım'da bir açıklama yapma gereği hissetti.

223 kelimeden oluşan açıklama meselenin aslında 5 ay öncesine dayandığını gösteriyor, özetle şunlar söyleniyor:

1- 23 Mayıs'ta iki kişi define arama talebinde bulundu

2- Valilik, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'nen sakınca olup olmadığına dair görüş istedi

3- 4 Eylül ve 22 Ekim'de her iki kurum gölün doğal ve tarihi sit alanı dışında olduğuna işaret etti

4- Gümüşhane Müze Müdürlüğü 14 Ekim'de bir kişi adına define arama ruhsatı düzenledi

5- 6 Kasım'da iki bakanlık (İçişleri ve Maliye), Müze Müdürlüğü temsilcileri, jandarma eşliğinde kazı başladı

6- 10 Kasım'da kapatma işlemi yapılarak alan eski haline getirildi, herhangi bir kültür varlığına rastlanmadı

Bir başka deyişle devletin yedi ayrı kurumu 12 bin yıllık gölün boşaltılmasına tanıklık etti, izin verdi ve izledi.

Çünkü mevzuata göre ortada bir sorun görünmüyordu.
 

1.jpg
Prof. Dr. Adem Sözüer / Fotoğraf: Hürriyet 


İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer de define aramasına ruhsat verilebildiğini ancak bunun belli şartlar dahilinde olabildiğini söylüyor:

Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar "dışındaki" yerlere define için ruhsat verilebiliyor. Dipsiz Göl nasıl bir statüde bilmiyorum. Bu şekilde bir sit alanıysa define ruhsatı verilemez. Ama böyle olmasa dahi define aramak için gölün suyu boşaltılıp üzeri örtülemez, başka yöntemlerle aranır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun dördüncü bölüm, 35. maddesi 'Araştırma, Sondaj, Kazı ve Define Arama' ile ilgili olarak define izninin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca, sondaj ve kazı yapma izninin ise Cumhurbaşkanlığı tarafından verildiğini söylüyor.

Sözüer, daha önce kültür ve tabiat varlığı, sit alanı ve mezarlık olarak tespit edilen yerlerin define araması kapsamı dışında olduğunu vurguluyor ve buna 2019 yılı içinden iki örnek gösteriyor.

Biri Konya Karatay'daki Obruk Gölü Doğal Sit Alanı diğeri Hakkari Yüksekova'daki Cilo Sat Buzulları.

Cumhurbaşkanlığı 4 Temmuz 2019 ve 4 Ekim 2019'da her iki doğal alanı 'kesin korunacak hassas alan' olarak ilan etmiş, dolayısıyla korumaya alınmasına karar vermişti.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği öğretim üyesi Prof.Dr. Raif Kandemir'in en az 12 bin yaşında olduğunu söylediği Dipsiz Göl ise korumaya alınmadığı için tahrip olmuş halde.

Yani Dipsiz Göl, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı listesinde hiç olmadı.

Gümüşhane Valiliği de 16 Kasım'da yaptığı ikinci açıklamada buranın doğal ve tarihi sit alanı dışında olduğunu bir kez daha tekrarladı.

'Asla eskisi gibi olamaz, su konulursa suni gölcük olur'

Tongji Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Departmanı öğretim görevlisi Dr. Çağrı Gökdemir'e göre göl bir daha asla eskisi gibi olamayacak. 
 

çağrı.JPG
Fotoğraf: Facebook @Çağrı Gökdemir


Ekohidroloji, yer altı suları, nehir ve göl araştırmaları konusunda uzman bir isim olan Gökdemir, Dipsiz Göl gibi göllerin çok nadir olduğunu söylüyor:

12 bin yıllık bir göl olduğu söyleniyor. Diğer su kaynaklarından uzak bir gölden bahsediyoruz. Dışarıdan su akışı yok. Bu tarz göller gerçekten nadir. Bunun gibi Alp bölgesinde İtalya'da bir göl gördüm. Çok yüksek rakımlarda bulunuyor genelde. Bu tarz göller çoğunlukla topografi nedeniyle oluşuyor. İki kaynak var. Biri yer altından biri yer üstünden yani yağmur. Bir yer altı suyundan, akiferden kaynak olabilir. 2 bin metrede yer altı suyunun o şekilde olması ve birikmesi Dipsiz Göl'ü özel kılıyor. Araştırılması gerekilen bir sistem. Ancak yüzey tahrip edildi. Oraya tekrar su konulması orayı sadece sunu bir göl haline getirir. Bu da bir anlam ifade etmez. Kendi haline bırakılırsa yine bir göllenme oluşabilir ancak asla eskisi gibi olacağını söyleyemem. Kazı çalışması nasıl yapıldı tam olarak bilmemekle birlikte toprak yapısı ve yüzey şeklinin bozulmuş olabileceğini düşünüyorum. Çünkü 12 bin yıl içinde gölün dibinde bir sediment (tortu) oluşuyor. O sediment yıprandığı için eski haline bir daha gelemez. Ancak gölümsü bir yapı olarak kalabilir. 

Köy ne diyor?

Dipsiz Göl, Dumanlı köyünde yer alıyor.

Bir zamanlar adı Santa olan Dumanlı'daki Rumlar 1924'deki mübadelenin ardından Yunanistan'a gönderildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

2000 nüfus sayımına göre köyde 151 kişi yaşıyor.

Köy muhtarı Hasan Aydın, 'Define filan olduğu yok' diyor, olayın ardından valilik tarafından arandığını ve gölün eski haline getirildiği ile ilgili bilgilendirildiği anlatıyor:

İzin almışlar. İzin alındıktan sonra köy muhtarının ne yetkisi olacak? Olaydan sonra valilik aradı beni, 'Göl eski haline geldi' diye. Belki daha güzel yaptılar, bilemiyorum. Dipsiz Göl yağmur suyu ve kar suyu ile dolmaya müsait bir yer. Çok derin bilindiği için bu isme sahip. 70-100 metre kadar var biliyordum derinliğini. Maalesef 3 metrede su bitmiş. Dumanlı köyünde bu gölü kullanan pek yoktur. Trabzon'un Arsın ilçesi daha çok kullanır yaylayı, gölü. Bu olaydan sonra yaylada olanların yarısı 'Çocuğumuz, hayvanımız düşer' diye gölü istemiyor, 'Doldurup kapatın' diyor. Yarısı ise 'Hayır, doldurmayın, eski halini alsın' diyor. Göl hepimizin. Gölden daha önemlisi yapılaşma. Asıl buradaki beton yapılaşmayı durdursunlar. 

Gümüşhaneli Osman Özlü ise "Doğal güzellik bir kere bozuldu. Gölü ne kadar eski haline getirmeye çalışsan da eski haline gelmesi zor. Kırılan testi aynı yerine gelmez" diyor.

TEMA temsilcisi: Gölün literatürde olmaması sonunu hazırladı

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı'nın (TEMA) Gümüşhane temsilcisi Yusuf Oral da Dipsiz Göl'ün statüsü olmadığı için sonunun geldiğini söylüyor.
 

2.jpg
Yusuf Oral / Fotoğraf: Twitter @yusuforal29


Gölün daha önce literatüre girmemesini büyük bir sorun olarak görüyor:

Define yapmayı kısıtlayan tek şey milli varlık, kültür varlığı ya da SİT alanı olması. Dipsiz Göl'ün böyle bir statüsü yoktu. Keşke müracaat edildiğinde kurumlar harita üzerinden bakmak yerine oraya gidip baksaydı. Uydu görüntüsünde orada belki de mevsimsel olarak su görülmüyordu. Literatürde bir göl olmayışı en büyük sıkıntı. Belki de tespit edilmemiş endemik türler vardı. Bunları bilemeyeceğiz. 

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu'na göre ise olup bitene üçüncü dünya ülkelerinde bile rastlanması güç:

Buraya bir doğal su girişi yok yani bir akar söz konusu değil. Dolayısıyla oradaki ekosistem 12 bin, 13 bin yılın tarihini ve biyoçeşitliliğini taşıyan bir alan. Bu alanın sadece bir maddi kaynak olarak görülüp kazıya izin verilmesi ve yok edilmesi kabul edilemez. Kuşkusuz doğa kendini yenileyebilme kapasitesine sahip. Ama bu ne kadar sürer meçhul. Oradaki biyoçeşitlilik, kaybolan türler, mineral türlerinin tespiti daha önceden yapılmadığı için kaybın boyutunu bilebilmek mümkün değil. Yapılan uygulama üçüncü dünya ülkelerinde bile rastlanmayacak türden. Bu kadar üniversite var, bu kadar kurum var ama buna rağmen devletin eliyle doğal alanımız yok edilmiş durumda.

Bozoğlu, insan müdahalesiyle yok edilen bir alanın insan müdahalesiyle eski haline getirilmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor.

"Tahribat var ama öncesi&sonrası fotoğrafları yanlış"

Dipsiz Göl'deki tahribatın ardından sosyal medyada farklı açıklamalar dikkati çekmişti.

TEMA temsilcisi Yusuf Oral da buradan hareketle iki noktaya işaret ediyor. 

İlki, göl bölgesinde maden yatağı olduğu iddiası. 

Oral bunun doğru olmadığını söylüyor.

Gümüşhane'de siyanür tehlikesi saçan altın madenleri olduğu doğru ama Dipsiz Göl'ün bulunduğu Dumanlı'da değil 90 kilometre mesafedeki Demirkaynak köyünde. 
 

4.JPG

Fotoğraf: Twitter @TedasDestek


Oral'ın bir diğer dikkat çektiği husus ise hem medya hem sosyal medyada Dipsiz Göl'ün önceki ve sonraki hallerinin yan yana getirildiği görüntüler ile ilgili:
 

Gümüşhane'de iki Dipsiz Göl var. Biri Dörtkonak köyünde diğeri ise geçtiğimiz günlerde define uğruna içi boşaltılan Dumanlı'da. Medya gölün önceki ve sonraki haline dair fotoğraf ve görüntüleri yanlış kullanıyor. Önceki hali olarak sunulan doğa harikası yer Dörtkonak köyündeki Dipsiz Göl. Şu anda içi boşatılan göl değil. 

Soruşturma, görevden uzaklaştırma ve göl dizaynı

Gümüşhane Valiliği, Dipsiz Göl'ün boşaltılmasının ardından düzenlenen rapordaki özensizliğe dikkat çekti ve izinleri veren kişiler hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise ilgililer hakkında hem soruşturma başlatıldığı hem bu kişilerin görevden uzaklaştırıldığı duyuruldu.

İş makineleri gölü kazıp suyu tahliye ettiği esnada Gümüşhane Müze Müdürü Elif Öktem de jandarmayla birlikte bölgede hazır bulunmuştu.
 

3.jpg
Baran Bozoğlu / Fotoğraf: www.baranbozoglu.com


TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, meselenin birkaç kişinin görevden alınmasıyla çözülemeyeceğini söylüyor:

Birkaç kişinin görevden alınmasıyla üstü kapatılacak bir konu değil. Çünkü bu bir anlamda örnek teşkil ediyor. Bununla ilgili Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri üzerinden bir yargılama süreci, aynı zamanda çok ciddi bir soruşturma süreci yürütülmesi lazım. Bu olay üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın oturup mevzuatı güncellemeleri gerekiyor. Demek ki, '12 bin yıllık bir tarihin altında define var' diye yok etme hakkı tanıyan bir mevzuatımız var. Bu başlı başına ders çıkartılması gereken bir konu. Mevzuatın güncellenmesi ve define avcılığı üzerinden doğanın yok edilmemesi gerekiyor.   

Hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer ise "Mevzuatta boşluk bulunmamakta, kanunlar bir gölde bu şekilde define kazısı yapılıp, suyu boşaltılıp sonra kapatılmasına izin vermiyor. Bir ruhsat verirken, bunu verenler, nerede ve nasıl kazı yapılacağına bakması gerek, buraya bu şekilde göl boşaltılarak define aranmasına kesinlikle ruhsat verilmemeliydi" diyor.  

Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Coşkun Eruz ise 'Hazine var' denilerek böylesi bir ekolojik varlığın darmadağın edilmesinin çok yanlış olduğunu, yaşananın bir ulusal kayıp olarak nitelendirilmesi gerektiğini, Dipsiz Göl'de define olmasının mümkün olmadığını, bunun bir cehalet örneği olduğunu söylüyor.

Peki defineciler neye dayanarak burayı gözüne kestirdi?

Aslında bu sorunun yanıtı 16 Ağustos 2019'da Gümüşhane'de başlatılan bir başka kazıda saklı olabilir.

Defineciler Roma imparatorunun hazinesinin peşinde ama...

15. Apollinaris lejyonu...  

Roma İmparatorluğu'nun Anadolu'daki 4 büyük lejyonundan biri. 

Yaklaşık 3 bin 500 savaşçıdan oluşan 15. Apollinaris lejyonunun bir dönem bölgede kaldığını ve ardında hazine bıraktığını düşünen definecilerin bu hazinenin tam da Dipsiz Göl'ün dibinde olduğuna inandığı öne sürülüyor.
 

220px-Legio_XV_Apollinaris.png
15. Apollinaris lejyonu arması / Görsel: Vikipedi


Gerçekten de kentte Sadak köyü sınırları içinde Roma İmparatorluğu'nun askeri karargah olarak kullandığı Satala Antik Kenti'nde yapılan kazı çalışmasında Roma lejyonunun kalesine ait büyük bir duvar ve yapılar ortaya çıkmıştı.
 

1.jpg

Roma İmparatorluğu'nun askeri karargah olarak kullandığı Satala Antik Kenti'nde kazı çalışmaları devam ediyor / Fotoğraf: TRT Haber


Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şahin Yıldırım, 16 Ağustos'ta Anadolu Ajansı'nın bölgeden tarihi eser çıkıp çıkmayacağı yönündeki soruya şu yanıtı vermişti:

19'uncu yüzyılda buradan kaçırıldığı bilinen bir Afrodit büstü var. Şu anda İngiltere'de The British Museum'da sergileniyor. Buradaki kazılarda yine dinsel inanışlarla bağlantılı olarak bu tür objelerle karşılaşmamız mümkün. Burası bir askeri yerleşim. Askeri yapıda daha çok silah, askeri yapılar ve askeri mimari karşımıza çıkacak. 

Yıldırım bu cümleleri Sadak köyü sınırları içindeki Satala Antik Kenti için kurmuştu.

Dipsiz Göl'ün bulunduğu Dumanlı köyü ise o kazı alanına neredeyse 130 kilometre uzaklıkta. 
 

zzzzzzzzz.JPG
Harita: Google


Dolayısıyla Dipsiz Göl'de hazinenin olabileceği ihtimalinin hangi bilgiye dayandığı meçhul.

Ayrıca Roma tarihçileri lejyon hazinesi olgusunun tamamen yanlış olduğunu belirtiyor.

Lejyonların hazinesi söz konusu dahi olamayacağını söyleyen Roma tarihçileri o dönemdeki askeri yapıların tüm harcamaları için kurulan ve lejyon biriminin ana karargahı olarak kabul edilen Legatus Lejyones'in oturduğu yapıda olabileceğini ifade ediyor.  

İsmi Ağustos ayına verilen, Roma lideri Jül Sezar'ın yeğeni ve MÖ 27 - MS 14 yılları arası hüküm süren Roma İmparatorluğu'nun ilk imparatoru Augustus'un, henüz Gaius Octavius Thurinus isminde genç bir komutanken 15. Apollinaris  lejyonuyla birlikte Gümüşhane topraklarında olduğunu tarih kitapları yazıyor.

Konuyu TBMM gündemine taşıyan CHP İstanbul milletvekili Gürsel Tekin de "En basit google araştırması yapılsa 2000 yıl önce yaşayan askerlerin ellerindeki teknikle bu gölün dibine hazine saklayamayacağını akıl eder. Kültür ve Turizm Bakanı'na sordum, görevini ihmal edip Türkiye'nin doğal zenginliğini yok edenler hakkında soruşturma açacak mısınız?" diye soruyor.

Define Arama Yönetmeliği'ne dikkat çeken Tekin, ilgili yönetmeliğin 8. maddesinde 'Define aranacak yer 100 metrekareyi geçemez' ibaresi bulunmasına rağmen bölgede define aranmasına hangi gerekçe ile izin verildiğini soruyor.

Gölün kaybı yer altı sularını etkiler mi?

Bu soruya yanıtı Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu veriyor:

Belki bu gölde keşfedilmemiş türler dahi olabilir, olmayacağını ispatlayan bir rapor yok. Her sulak alanın jeolojik olarak yeraltı sularıyla bağlantıları vardır. Burada yok edilmiş olan bu göl, o bölgedeki yeraltı sularını olumsuz etkilenmesini beraberinde getirecektir. Sadece gölün bulunduğu o bölgede değil başka alanların da olumsuz etkilenmesi söz konusu olabilir. 

Tongji Üniversitesi'nden Çağrı Gökdemir ise 'Sadece o göl bazında yer altı suyuna etkisi olmaz' diye görüş bildiriyor.

Gölün yağmur suyu bekleyeceği ve sonrasında eski haline dönüleceği yönündeki açıklamalar ile ilgili ise 'Atmosferik denge bir kere bozuldu' tespiti yapıyor:

Sadece o göl bazında yer altı suyuna bir etkisi olmaz. Oradaki ekolojik dengeyi bozmaz. Gölün çevresinde çok fazla bitki de yok. Genel anlamda sadece göle zarar verildi. O gölü besleyen yer altı suyunun çok etkilendiğini düşünmüyorum. Örneğin Tuz Gölü kurusa bunun yeraltı suyuna etkisi olur. Ya da Rusya'da Aral Gölü neredeyse yok gibi. Kitlesel pamuk üretimi için yer altı suyu o kadar çok kullanıldı ki; Stalin zamanında yeraltı suyunun dengesi ve sular döngüsü bozuldu. Bu iki örneği şu sebeple veriyorum. Eğer göle müdahale edilirse yer altı suyu dengesi çok etkilenmez ama yeraltı suyu dengesini etkilenirse, çok kullanılırsa göl ve nehir eko sistemi bozulur. Dipsiz Göl'deki gibi bir gölü kazıp boşalttığınızda oradaki atmosferik dengesini bozarsınız. Yani göle müdahale bölgedeki hava ve iklime müdahale ve yağmur buharlaşması etkisinin bozulması anlamına geliyor. Doğanın büyük bir döngü olduğunu unutmamak gerek.  

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU