Hizbullah’ın Lübnan’daki halk hareketlerini tehdit üslubu ve başarısızlığı

Fotoğraf: AFP

Lübnan’da iki haftadır gerçekleştirilen protestolar devam ederken Hizbullah lideri üçüncü kez halka hitap etti.

Bu konuşmalardan sonuncusu geçtiğimiz 1 Kasım’da gerçekleştirdi.

Lübnan’daki mezhep liderleri arasında öncelikle grubuna, dolaylı şekilde de göstericilere ve protestoculara en çok hitap eden kişi oldu.

Protestoculara hitap eden Hizbullah lideri onlara destekçilerine yaptığı gibi talimatlar vermedi.

Göstericilere dolaylı yollardan hitap eden Hasan Nasrallah, toplumsal ve mali taleplerinde haklı olduklarının altını çizdi.

Ancak hükümeti, anlaşmayı ve Lübnan’daki siyasal sistemin devrilmesi gibi politik taleplerinde haksız olduklarını söyledi.

Göstericilerin haksız taleplerine değinen Hizbullah lideri bunlar arasında, genel af kanunu, kamu mallarının yağmalanması ve yolsuzluk yapanların hesap vermesi için bir yasa çıkarılması, yeni seçim yasası çıkarılması gibi taleplerin de yer aldığına işaret etti.

Göstericiler tarafından istenen bu taleplerin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Göstericilerin, rejim tarafından gerçekleştirilebilecek reformları talep etmesi gerektiğine dikkat çekerek; aksi halde ülkenin kaos, iflas ve rejimin çöküşüne doğru sürükleneceğini belirtti.

Bu durum gerçekleşirse de ne memurların maaşlarını alabileceğini ne de vatandaşlar için güvenlik sağlanabileceğini yiyecek dahi bulamayacaklarını ifade etti.

Bu, göstericileri korkutmaya yönelik ifadelerin en fazla yer aldığı mesaj oldu ve Nasrallah her üç konuşmasında da bu tehditlerini tekrarladı.

Nasrallah, halk hareketlerinin 13'üncü gününde yaptığı üçüncü konuşmasında başbakanın istifasına itiraz etti.

Başbakan Saad el-Hariri’nin de daha önce belirttiği gibi önceki hükümetin çalışmalarında protestocuların Cibran Basil ve kendisine baskı uygulanmasını da içeren taleplerine yanıt vermeye odaklandığı görmezden gelerek en iyisinin, önceki hükümetin halkın taleplerine karşılık vermek ve ülkedeki durumu düzeltmek için toplantılar yapmasının olumlu bir şok yaratacağını vurguladı.

Nasrallah her üç konuşmasında da Hizbullah’ın, Lübnan’daki siyasi kuvvetler arasında en güçlüsü olduğunu ifade etti.

Hatta rejim devrilse ordunun ülkedeki durumu yönetemeyeceğini, Hizbullah’ın halkın isteklerine yanıt vermesi nedeniyle ülkedeki en güçlü siyasi ve askeri güç olarak kalacağının altını çizdi.

Nasrallah, bu ifadelerle halk hareketlerini yönettiğini düşündüğü kimselere Hizbullah ve –ki ne önceki ne de gelecek hükümette olmadığını iddia ettiği-  egemenliğini bitiremeyecekleri mesajı vermek istedi.

İstediklerine ulaşamayacağını söyleyen Hizbullah lideri, partisinin önceki hükümetlerin başarısızlığından sorumlu olmadığını kaydetti.

Öte yandan Lübnan’daki siyasi durumu takip eden herkesin, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve damadı Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in liderliğindeki Özgür Yurtsever Partisi ile yapılan ittifak ve anlaşmanın ülkenin son yıllarda bu durumda olmasına sebebiyet verdiğini bildiğine işaret etti.

Anlaşma bakan ve milletvekillerinin, ülkeyi içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizden çıkaracak bir politika izlemek konusunda kendisine yardımcı olmadıklarını ifade etti.

ABD tarafından uygulanan ekonomik yaptırımlar nedeniyle sakat kalan Hizbullah, Washington’u, Lübnan'ı parçalamaya ve zayıflatmaya çalışmakla suçluyor.

Bu nedenle ABD diktasını reddetme çağrısında bulundu. Bu, dolaylı olarak halk hareketlerini ABD ve İsrail’in komplolarına uymakla suçlamak anlamına geliyor.

Hizbullah ABD'nin ekonomik baskılarının gelecekte kendi şartlarını dayatması ve düşmanca projelerine hizmet etmeyi hedeflediğine dikkat çekti.

Hükümetten ulusal egemenlik talebinde bulunan Nasrallah, her üç konuşmasında da çeşitli şekillerde aynı suçlamayı tekrarladı.

Halk hareketlerinin ABD ve İsrail kaynaklı olduğu iddiasını, saldırdığı takdirde kullanmak üzere insanların zihinlerine kazımaya çalışıyor olabilir.

Ancak Nasrallah'ın esas tehdit ettiği, halk hareketlerinin açıkça ve cesurca yayınlayan özgür basın araçları idi.

Nasrallah, Lübnan vatandaşlarının yolsuzluk yapanlar ve ailelerine hakaret ve sövgüde bulunma cesareti göstermesini hedef aldı.

Bunun ahlaki olmadığını ifade eden Hizbullah lideri, halkın birbirinden nefret etmesine neden olacağına işarette bulundu.


Halkın yolsuzluk yapanları boykot etmek için sokaklara çıktığını, bakanlar ve milletvekillerinin kendi aralarındaki suçlamaları görmezden gelen Nasrallah, bu fakir protestocuların herkesten önce kendisi, partisi ve üyelerine sövmeyi bırakmalarını mı istiyor?

Fakirlik, işsizlik ve açlık; Şii, Sünni, Dürzi, Müslüman veya Hristiyan ayrımı yapmaz.

Protestocular arasında her mezhep ve gruptan fakir vatandaşlar bulunuyor ve hepsi diğerlerine olduğu gibi kendi mezhep liderlerine de lanet okuyor.

Hasan Nasrallah’ın bu üç konuşmayı yapması, Hizbullah liderinin en çok korkanlardan biri olduğunu gösteriyor.

Nasrallah'ın konuşmaları incelendiğinde, her konuşmada öfkesinin biraz daha yatıştığını ve söylemlerinin yumuşadığını gözlemek mümkün.

Konuşmaların öncelikli hedefi halk hareketlerini bozguna uğratmak, ikincil olarak da gerektiğinde protestoları hedef alıp darbe indirmek için sebepler bulmak.

Her konuşmada halk hareketlerinin ABD’ye uyarak Lübnan'a karşı komplo kurduğuna dair suçlamaların da artış gösterdiği gözleniyor.

Nasrallah ayrıca 3 konuşmasında da partisinin gücü ve askeri nüfuzuna değindi.

Her defasında kendi sorumluluğundan sıyrılarak, önceki hükümetlerin başarısızlığından mesul olmadığını ifade etti.

Son mesajı ise, özgür Lübnan basınını ahlâka aykırılık ve başka gerekçelerle tehdit niteliği taşıyor.

Bu, Lübnan medyasını suçlama ve bu aşamayı reform ve değişim yapılmaksızın sona erdirdiği takdirde, Hizbullah ittifakı ve Özgür Yurtsever Partisi’ni hedef alacak olan halk hareketlerinin mesajlarını yayınlamayı durdurmaması halinde bir tehdit niteliği taşıyor.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU