Ortadoğu’daki Rus rolünün sınırları

Vladimir Putin ve Beşar Esad, 11 Aralık 2017’de Hmeymim Hava Üssü’nde/ Fotoğraf: AP

ABD mahkemeleri, ABD Başkanı Trump'ı iktidara getiren ve üç yıl önce Demokrat aday Hillary Clinton'u diskalifiye eden son başkanlık seçimlerini etkilemekle suçlanan Rusya’nın bu konudaki rolünü de çözmediği gibi Moskova’nın Ortadoğu’daki artan rolünün niteliğini belirlemek de kolay değil. 

ABD’deki Rus suçlamaları belki de, Trump’ın azledilmesi veya bir sonraki seçimlerde devrilinceye kadar çözülmeyecek. 

ABD’nin içerisinde Rusya’nın Ortadoğu’da artan rolünden Trump’ı sorumlu tutan taraflar bulunuyor. Bu taraflar, ABD birliklerini Suriye’den çekmesinin, ülkeyi Rusya’ya altın tabakta sunmak olduğunu düşünüyor. Rusya yönetimi ise, özellikle de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından Beşşar Esed rejimi ile müzakerelere garantörlük etmesi talebinin gelmesinin ardından ABD’nin çekilmesinden faydalanmaya hazır ve nazırdı. 

Rusya’nın Ortadoğu’daki artan rolü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Basra Körfezi’ne gerçekleştirdiği ziyaretler, Mısır ve İran’la artan işbirliği, Suriye, Libya ve Yemen’deki gelişmeleri yakından takibi ve Afrika ile ilgili birçok meseleyle ilgilenmesinde açık bir şekilde görülüyor. 

Rusya ayrıca Taliban’ın Afganistan’daki ABD’nin etkisi karşısındaki tutumunu güçlendirmede önemli bir rol oynadı. Moskova'nın rolünün arttığı sahnelerinden biri de, Rusya'nın Nahda Barajı üzerindeki Mısır-Etiyopya ihtilafında arabuluculuk girişimidir.

Rusya’nın uluslararası arenada, ABD’nin yaptırımlarına karşı Kuzey Kore’yi desteklediği ortada, kendisi de Ukrayna meselesi nedeniyle ABD ve Avrupa Birliği (AB) yaptırımları altında bulunuyor. Ayrıca Latin Amerika’da da Venezuela hükümetine destek vererek ABD’nin askeri müdahalesini reddediyor. 

Bu Rus rolü kendi kendine artmadı. Yalnızca hedeflerine ve askeri gücüne de dayanmıyor. ABD’nin Ortadoğu’da askeri müdahalelerde bulunması gibi büyük askeri ve siyasi hatalar yapmasının ardından içinde bulunduğu şartlardan yararlandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisi de Washington’un Ortadoğu’ya askeri müdahalesinin tarihinin en büyük hatası olarak değerlendirmişti. 

Trump’ın seçim sloganlarından en önemlisi ‘Önce Amerika’ idi. Bu ABD’nin dünyadaki rolünün gerilemesine neden oldu. ABD’yi Çin ve AB ülkeleri ile yaptığı ekonomik anlaşmaları, NATO harcamaları ve yurtdışında yapılan savunma harcamalarını gözden geçirmeye itti.

NATO’nun bütçesini yeniden gözden geçirmeye ve ülkelerini finansal ödemelerini artırmaya zorladı. Ülkeler finansal sorumluluklarını yerine getirmeyi reddettiği takdirde NATO’dan çekilmekle tehdit etti. Trump'ın politikaları ABD’li şirketlerinin büyük bir bölümünde zarara yol açsa da bu onu durdurmadı. ABD’nin Ortadoğu da dahil olmak üzere dışardaki imajı ve yerine zarar verdi. 

Trump dönemindeki bu ABD politikaları, Rusya’nın Ortadoğu’daki rolünün artmasına neden oldu. ABD’nin bu politikalar ve son Başkanı’ndan geri adım atması Rus rolünü azaltabilir. 

Ortadoğu’daki Rus rolünü azaltabilecek bir diğer neden ise Rus halkının ne Sovyetler Birliği ne de Rusya Federasyonu döneminde, yabancı ülkelerden üstün ve sömürgeci bir vizyona sahip olmamasıdır. 

Mali açıdan fakir olan bu halkın kültürlerini ya da uygarlık felsefelerini yayma istekleri ve yurtdışındaki etkilerini genişletme çalışmaları yok. Ancak en büyük neden, Rusya'nın demokratik açıdan istikrarlı bir ülke olmamasıdır. Demokrasi ve sosyal adalet talep eden siyasi kargaşaya aday ülkelerden biri. Bu nedenle, Rusya’nın parlak bir geleceği olduğunu söylemek kolay değil. 

Rusya Devlet Başkanı ABD’nin şu anki uluslararası krizini iyi kullanıyor olsa dahi gelecekte büyük bir uluslararası rol oynaması olası görünmüyor.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU