Nobel Barış “Muskası”

Yusuf Kenan Küçük Independent Türkçe için yazdı

İllüstrasyon: - Niklas Elmehed /peaceau.org

Ülkesi ABD’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılmasını istemeyen Başkan Woodrow Wilson, tüm çabalarına rağmen savaşa girme ihtimalinin arttığını görünce bir büyücüye danışmaya karar verir.

Ülke çapında nam salmış olan bu büyücü küçük bir kağıt parçasına tılsımlı bir şeyler yazar ve bunu sürekli üzerinde taşımasını ister.

Tam kani olmayan Wilson, bu yöntemin gerçekten işe yarayıp yaramayacağını sorar.

Büyücü ise endişe etmemesi gerektiğini, aklına savaş ihtimalini hiç getirmediği sürece büyünün yüzde yüz etkili olacağını söyler. 

Hikayemiz farazi de olsa, Başkan Wilson’dan 100 yıl sonra bu defa aklına savaş ihtimalini getirmeme yükümlülüğü, ülkesi ve içinde bulunduğu Afrika Boynuzu bölgesi çok kırılgan bir dönemden geçen Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in sırtına yüklenmiş görünüyor.

İşin ilginç yanı bu yük, toplumsal uzlaşı ve bölgesel barış istikametindeki gayretleri dolayısıyla kendisi ve ülkesi adına gurur vesilesi olan 2019 yılı Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesinden kaynaklanıyor.

Zira bu ödül, ülke içinde ve dışında Başbakan Abiy’den beklentileri artırmakla kalmıyor, aynı zamanda başlatmış olduğu reform sürecini ileriye taşıması için Abiy üzerinde baskı oluşturuyor. 


Abiy Ahmed kimdir?

Nobel Komitesi’nin yaptığı açıklamaya göre, özellikle Eritre ile olan sınır sorununu çözme, ülke içerisinde de toplumsal uzlaşı ve sosyal adaleti sağlama gayretleri dolayısıyla ödüle layık görülen Abiy, 2 Nisan 2018 tarihinde Başbakanlık koltuğuna oturuncaya kadar ülkesinde dahi yaygın olarak bilinen bir siyasetçi değildi.

Siyasete de 2010 yılında askerlik kariyerine nokta koyarak atılmıştı. 

Sekiz yıl gibi kısa bir süre içerisinde Etiyopya siyasetinin en tepe noktasına tırmanan Abiy Ahmed’in bu başarısının arkasında, ülkesinin diller, dinler ve etnik gruplar mozaiği olma niteliğini en fazla temsil eden siyasetçi olmasında aramak gerekiyor.
 

abiy ahmet - ap.jpg
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali / Fotoğraf: AP


Bu bağlamda nüfusun yüzde 35’ini oluşturan Oromo etnik grubundan Müslüman bir baba ile yine nüfusun yüzde 27’sini oluşturan Amhara etnik grubu mensubu Ortodoks bir annenin çocuğu olan 43 yaşındaki Abiy’in kendisi “Pentacostal” bir Protestan.

1991 yılında yani henüz 15 yaşındayken ülkedeki Marksist-Leninist “Derg” yönetimine karşı başlatılan mücadeleye katılan ve bu nedenle askerlik mesleğini seçmiş olan Abiy’in, ülkenin öndegelen üç resmi dili olan Amharikçe, Oromigna ve Tigrigna’yı bilmesi, Greenwich Üniversitesi’nde (İngiltere) tamamladığı “Dönüşümcü Liderlik” yüksek lisans programı dolayısıyla İngilizceyi de dil portföyüne eklemesi, onu Etiyopya siyasetine hazırlayan etkenler arasında. 

Ruanda’da yaşanan soykırımdan sonra BM Barış Gücü çerçevesinde anılan ülkede görev yapan Abiy, askeri kariyerinde istihbarat üzerinde uzmanlaştı.

2008 yılında ülkenin siber güvenlik kurumu olan “Ethiopian Information Network Security Agency – INSA”nın kurucuları arasında yeraldı.

2010 yılında Yarbay rütbesindeyken istifa ederek siyasete atıldı. 

2010 yılı genel seçimleriyle meclise giren Abiy’in yıldızı, sahip olduğu özellikler dolayısıyla hızla parladı ve 2016 Ekim ayında Oromo Demokratik Partisi’nin (ODP) genel başkan yardımcılığına seçildi.

Aynı yıl kısa süreliğine Bilim ve Teknoloji Bakanlığı görevini yürüten Abiy için Başbakanlık yolu, 2018 yılı başında ülke geneline yayılan şiddetli protestolar nedeniyle dönemin Başbakanı Hailamariam Desalegn’in istifa etmesi üzerine açıldı.

İktidar koalisyonu Etiyopya Halkları Devrimci Demokrasi Cephesi (EPRDF) içerisinde Tigray Haklı Kurtuluş Cephesi’nin (TPLF) ağırlığından rahatsız olan ve nüfusun üçte ikisini oluşturan Oromo ve Amhara bölgeleri partilerinin ittifakı, Abiy’i Nisan 2018’de Başbakanlık makamına taşıdı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Nobel’i hak edecek ne yaptı?

Abiy göreve başladığında ülkede, üç yıldır devam eden etnik temelli protestolar ve şiddet olayları nedeniyle yaklaşık üç milyon kişi yerlerinden olmuş ve yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti.

Olayların şiddetle bastırılmaya çalışması ters tepmişti ve ülke yönetilemez hale gelmek üzereydi. 

EPRDF içerisinde ülke içi huzursuzlukların çözümü istikametinde artık farklı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğine dair genel kanının da etkisiyle Abiy Ahmed, göreve başlama konuşmasında Eritre ile olan sınır ihtilafını çözme ve ülke içinde siyasi ve ekonomik reformları hayata geçirme taahhüdünde bulunmuş ve dolayısıyla alışılmış bir Başbakan olmayacağının işaretini vermişti. 


Uluslararası düzey 

Bu bağlamda Abiy’in en büyük icraatı ve Nobel Barış Ödülü almasındaki en büyük etken, Eritre ile 20 yıldır devam eden ihtilafı sonlandırması oldu.

2000 yılında imzalanan ateşkes anlaşması çerçevesinde aidiyeti tartışmalı olan ve Lahey Sınır Komisyonu tarafından Eritre’ye iade edilmesine karar verilen Badme kasabasından çekilme taahhüdünde bulunması kilit rol oynadı.

Bu çok cesur bir adımdı; zira anılan kasabanın, Abiy’in Başbakanlığına kadar ülkede ipleri elinde bulunduran ve yeni dönemde marjinalleştirildiklerini düşünen TPLF ve Tigray halkı için çok önemli bir sembolik değeri vardı.

Abiy’in bu kararını duyurmasının ardından Temmuz 2018’de Eritre ile imzalanan Barış ve Dostluk Deklarasyonu, Kuzey-Güney Kore ihtilafının Afrika versiyonunu -en azından resmiyette- ortadan kaldırılmış oldu.

eritre etiyopya reuters.jpg
Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki barış anlaşması imzaladı, 2018 / Fotoğraf: Reuters


Barış ve işbirliğini bölgesel düzeyde tesis etmek isteyen Abiy Ahmed ayrıca, Kenya ile Somali arasındaki deniz yetki alanları uyuşmazlığında, Eritre ile Cibuti arasında sınır anlaşmazlığı nedeniyle kesilen diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde ve Sudan’da El-Beşir’i deviren darbe sonrası sivil yönetime geçişi teminen Geçici Askeri Konsey ile siviller arasında bir yol haritası imzalanmasında önemli rol oynadı.

Ayrıca, Güney Sudan’da iç savaşın taraflarını olası bir çözüm için Addis Ababa’da bir araya getirdi. 


Ulusal düzey

Abiy’in ülke içerisindeki icraatları ise, toplumu baskı ve şiddetle kontrol altında tutma geleneğine sahip Etiyopya için gerçek anlamda bir devrim niteliğinde.

Bu çerçevede, göreve geldikten hemen sonra, henüz süresi dolmamasına rağmen olağanüstü hali kaldırması, “ayrılıkçı ve terörist” olarak nitelenen siyasi tutukluları ve gazetecileri serbest bırakması, muhaliflerin ülkeye dönmelerine ve siyasi arenada yerlerini almalarına imkan tanıması, dini özgürlükleri genişletmesi, Etiyopya Ortodoks Kilisesi bünyesindeki ayrılığı sonlandırması ve işkenceye son verme taahhüdünde bulunması dikkat çekiyor. 

Siyasi tutukluların serbest bırakılmasının anayasaya aykırı olduğunu iddia eden bir milletvekiline yanıt olarak; insanların siyasi nedenlerle özgürlüğünden alıkonulması ve işkenceye maruz bırakılmasının da anayasaya aykırı olduğunu ve işkencenin devlet terörü olduğunu söylemesi kaydadeğer. 
 

etiyopya kabine kadın afp.jpg
Abiy Ahmed tarafından oluşturulan kabinenin yarısını kadınlardan oluşmakta / Fotoğraf: AFP 


Abiy ayrıca, erkek egemen Etiyopya siyasetinde kadınlara çok büyük bir alan açtı.

Kabinesinin yarısını kadınlardan oluşturdu, Cumhurbaşkanlığı ve Etiyopya Yüksek Mahkemesi (ülkedeki en yüksek yargı organı) başkanlığı makamlarına kadınların getirilmesine önayak oldu.


Ne İsa’ya ne Musa’ya... 

Bu gayret ve girişimleri, Abiy’in 2018 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 şahsiyeti arasında gösterilmesine ve ülkesinin küresel basın özgürlüğü endeksinde 40 basamak birden yükselmesine yol açtı.
 

abiy ahmed time.jpg
Fotoğraf: Twitter


Ancak, hem attığı adımlar, hem de kendisine Nobel Barış ödülü verilmesi yüzünden ciddi eleştirilerle karşı karşıya. 

Bu bağlamda öncelikle, ödülün çok erken verildiği, zira Abiy’in icraatlarının neticelerinin henüz ortaya çıkmadığı iddia ediliyor.

Abiy’in durumu 2000 yılında iki Kore’yi birleştirme gayretleri dolayısıyla Nobel Barış ödülü alan Güney Kore lideri Kim Dae-jung’a benzetiliyor ve yarımadanın bölünmüşlüğünün ve iki ülke arasındaki gerginliğin halen devam ettiğine işaret ediliyor.

Eritre’nin 2018 Nisan ayında Etiyopya ile olan kara sınır kapılarının tamamını yeniden kapatması, uzlaşının uygulanmasında -diplomatik misyonların açılması ve karşılıklı uçuşlar hariç- mesafe kaydedilmemesi, Abiy’in gayretlerinin sonuçsuz kaldığı eleştirilerini güçlendiriyor. 

Öte yandan, Abiy’in toplum henüz hazır değilken çok fazla ve çok hızlı şekilde özgürlükler alanını genişletmesinin etnik ayrılık ve çatışmalar ile iktidar koalisyonu EPRDF içerisindeki ayrılıkları körüklediği dillendiriliyor.

Bu anlamda ülke bütünlüğünü de tehdit edecek bir “Pandora’nın kutusu”nu açmış olabileceği belirtiliyor.

Nitekim Sidama etnik grubunun kendi sınırlarını ve yerel yönetimini oluşturma sürecini başlattığı, bunun “Güney Milletleri” adlı mevcut federe bölgede çatışmalara yol açtığı kaydediliyor.

Bu ve benzeri etnik çatışmalar nedeniyle Abiy’in görev süresi içerisinde ülkede yarım milyondan fazla kişinin yerlerinden olduğu belirtiliyor. 

Ülke içerisindeki çatışmaların yanısıra, Nil sularının paylaşımı konusunda Mısır-Etiyopya ilişkilerinde artan tansiyonun ülke siyasetinde şahinlerin elini güçlendireceği ve bu durumda tehdit algısı yükselecek Abiy’in otoriterleşebileceği öngörüsünde bulunuluyor. 

Dahası, Abiy’in icraatlarındaki samimiyeti de sorgulanıyor.

Bu çerçevede iç ve dış politikada attığı adımların TPLF’nin etkinliğini kırma ve Tigray haklını marjinalleştirme amacı güttüğü iddia ediliyor.

Bu minvalde ayrıca, ülkede internetin sık sık kesilmesinin ve insan hakları ihlallerinin gittikçe sıradanlaşmasının Abiy’in çok da özgürlükçü bir lider olmadığı yorumlarına yol açıyor. 


Abiy’in akıbeti 

Bu bağlamda, Sidama etnik grubunun kendi federe yönetimini kurma talebi çerçevesinde önümüzdeki ay yapılacak bölgesel referandum ile 2020 Mayıs ayında yapılması planlanan genel seçimler, Abiy’in liderlik kabiliyeti ve siyasi becerisi ile hakkındaki eleştirilerin tutarlılığı konusunda turnusol kağıdı işlevi görecek. 

Öte yandan Nobel Komitesi’nin ödüle ilişkin duyurusunda kayıtlı “Abiy’e ödül verilmesinin çok erken bulunabileceği, ancak adı geçenin gayretlerinin takdir edilmesi ve cesaretlendirilmesi gerektiği” şeklindeki ifadeden, Komite’nin amacının, barışın tesisine yönelik gayretleri desteklemek olduğu anlaşılıyor.

Nitekim 1993 yılı ödülü, Güney Afrika’da Apartheid rejiminin barışçıl bir şekilde sonlandırılması yönündeki çalışmaları dolayısıyla Mandela ve de Klerk’e verildiğinde, ırkçı rejime son veren seçimler henüz yapılmamıştı.
 

F-W-de-Klerk-Nelson-Mandela.jpg
Nelson Mandela ve Frederick Willem de Klerk, 1993'te Güney Afrika'ya barış ve eşitliğin gelmesi için verdikleri mücadeleden dolayı Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü / Fotoğraf: AP


Nisan 1994’de seçimler yapılıncaya kadar da ülkede iç karışıklık çıkma ihtimali ortadan kalkmamıştı. 

Dolayısıyla bugün dünya genelinde askeri ihtilaflar ve ticaret savaşlarının gündemden düşmediği, ayrıca, ötekileştirici ve kutuplaştırıcı politikalar güden liderlerin sayısının gittikçe arttığı hesaba katıldığında, tüm eksikliklerine ve eleştiriye açık yönlerine rağmen uzlaştırıcı ve barış odaklı bir yönetim sergileyen Abiy’in ödüllendirilmesi, bölgesel ve küresel çapta barış temenni ve beklentisine işaret ediyor. 

Bakalım Nobel Barış ödülü ile tılsımlanan Abiy Ahmed, Başkan Woodrow Wilson’a tavsiye edildiği üzere, bu tılsımın işe yarayabilmesi için aklına savaş ihtimalini getirmekten imtina edebilecek mi?

 

 

* Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.  

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU