Şule Çet'in babası: Bizim başımıza gelen kimsenin gelmesin, hayatları hapiste sona ersin

Şule Çet’in şüpheli bir şekilde yaşamını kaybetmesi ile ilgili davanın dördüncü duruşması 16 Ekim'de Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek, duruşma öncesi Şule'nin babası ve ağabeyi Independent Türkçe'ye konuştu

Şule Çet, 29 Mayıs 2018'de Ankara’daki bir plazanın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşüp hayatını kaybetti.

Eğer ölmeseydi, 24 yaşına girecekti.

Düştüğü yer ile bina arasındaki mesafe 4 metreydi. Uzman mütalaasına göre bu mesafenin kat edilebilmesi için Şule Çet'in başka bir kişi ya da kişilerce binadan boşluğa doğru atılması gerekiyor.

Otopsi raporunda boğuşma izleri, uyumayı tetikleyen uyarıcı madde, tırnak altında ise Çağatay Aksu’ya ait doku kalıntısı dikkat çekti.

Çet ailesi avukatları bu bulguların Şule'nin ölümünden hemen önce tecavüze uğradığının kanıtı olduğunu söylüyor. 

Soruşturma aşaması sıkıntılı geçti. 

Yarın ise davanın dördüncü duruşması görülecek. 

Ailesi “İki erkekle plazaya girdi, sonrası…” diye atılan haber başlıklarına da, soruşturma sürecinde yaşananlara da öfkeli…

Ama onları asıl üzen Şule’nin olmaması…

Ankara Gazi Üniversitesi Sanat Tasarımı fakültesi öğrencisiydi Şule. Bir yandan da çalışıyordu. Lise yıllarında İstanbul’da yaşadığı mahallenin süper marketinde çalıştığı gibi.

Hayali öğretmenlikti.

Ölümüne ilişkin açılan soruşturmada Ankara Cumhuriyet Savcılığı, sanıklar Berk Akand ve Çağatay Aksu için "cinayet", "cinsel saldırı" ve "hürriyeti tahdit"' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapis cezası istedi.

Şule Çet’in intihara meyilli olmadığı, mahkemenin resmi bilirkişi raporuyla sabitlendi.

Bu aile için önemli.

Çünkü zanlılar ve avukatları Şule’nin intihar ettiğini iddia ediyorlardı.

Kısacası son bilirkişi raporu sanıklardan Çağatay Aksu’nun “Tutmaya çalıştım ama intihar etti” cümlesini çürütecek cinsten.

Şimdi gözler 16 Ekim’deki davanın dördüncü duruşmasında.

Aile zanlıların ağırlaştırılmış müebbet ile cezalandırılmasını istiyor.

Duruşma öncesi Şule’nin babası, ağabeyi ve ailenin avukatı Umur Yıldırım Independent Türkçe’ ye konuştu.

"İntihara meyil yok"

Avukat Umur Yıldırım, son raporun Şule’nin intihar ettiği algısını çökerttiğini söylüyor. 
 

9.JPG
Av. Umur Yıldırım / Fotoğraf: Twitter @suleicinadalet


Son raporu sanıkların talep ettiğini söylüyor Yıldırım: 

Onlar Şule'nin psikolojik durumunun araştırılmasını talep etti. Mahkeme de kabul etti. 2016'daki psikiyatri kaydından hareket ederek, Şule'nin psikolojik durumunun intihara meyilli olduğu şeklinde bir iddiada bulunmuşlardı. Mahmeke bunun üzerine Sağlık Bakanlığı'ndan Şule'nin tüm hastane kayıtları ve kullandığı tüm ilaç listesini istedi. Bunların hepsini dosyalayarak Gazi Üniversitesi'ne gönderdi. Şule'nin sosyal medya paylaşımları da bu dosyaya dahildi. Bunun üzerine Şule'nin intihara meyilli olup olmadığı bir rapor istendi. Gelen rapor mevcut durumda Şule'nin intihara meyilli olmadığı sonucunu ortaya koydu. Resmi bilirkişi raporuyla bu sabit hale geldi. 


Yıldırım, davanın seyrini değişeceği kanaatinde, savcının mütalaasını açıklamasını bekliyor.

Aile de öyle.
 

şenol çet.JPG
Şenol Çet / Fotoğraf: Mizgin Tabu


Şule’nin ağabeyi Şenol Çet, son bir buçuk yılda yaşananlar için “Keşke normal hayatımız devam etseydi” diyor.

Kardeşinin yokluğunun çok hissedildiğini söylüyor. Şenol Çet, benzer olayları hep televizyondan izlemiş, son bir buçuk yıldır ise tam içinde yer alıyor:

Mahkeme salonunda kendilerini belli ediyorlar. İlginç bakışlar, gülmeler. Sanıklardan birinin babama karşı söylemiş olduğu bir cümle var, 'Kızına sahip çıksaydın' gibi. Mahkeme heyetinin bunu göz önünde bulundurması gerekiyor. Bu söylenecek bir laf mı? 

 

12.JPG
Mayıs ayındaki duruşmada sanıklardan Çağatay Aksu, Şule Çet'in babasına 'Kızına sahip çıksaydın' demişti. O cümlenin protesto edildiği yerlerden biri de ODTÜ'deki mezuniyet töreniydi / Fotoğraf: Twitter @suleceticinadalet

 

Baba İsmail Çet'i de en çok yaralayan “Kızına sahip çıksaydın” cümlesi olmuş:

Adam orada otuyor. Sanki bir şey olmamış gibi bizimle dalga geçiyor. 'Kızına sahip çık' demek ne demek? Ben kızıma her zaman sahip çıktım. 13 yaşından beri anasız büyüyen bir kız çocuğunu üniversiteye kadar yetiştirdim. Bir baba bunu yapar…

 

“İçki içmek ile cinsel ilişkinin ne alakası var?”

Şule’nin ailesini bu süreçte en fazla rahatsız eden ise dosyaya yansıyan bir ifade.

"Bir kadın, bir erkek ile tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse, cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır" cümlesi…
 

5.JPG
Fotoğraf: Independent Türkçe


Hem babası hem ağabeyi bu cümlenin aslında Türkiye’deki tüm kadınları hedef aldığını söylüyor.

Baba İsmail Çet, ‘O cümleyi, yazan kişiye iade ediyorum’ diyor.

Şenol Çet ise “Akşam saatinde çay da içebilir, kahve de içebilir, içki de… Birlikte olmak ile ne alakası var? Bu doğal bir şey. Bu cümle aslında Türkiye’deki tüm kadınlara yöneliktir” diye tepki gösteriyor.  

“Yaşamları hapishanede sona ersin”

İsmail Çet, ağırlaştırılmış müebbet istiyor, içindeki acının hiç bir zaman bitmeyeceğini anımsatıyor, kimsenin başına bir daha benzer bir olayın gelmemesini diliyor.
 

10.JPG
Görsel: Twitter @suleceticinadalet 


En başından bu yana “Kızımın katilinin peşini bırakmayacağım” diyor:

Bunların ağırlaştırılmış müebbet ceza alması lazım ki bir örnek olsun. Ki; diğer insanların kızlarına, çocuklarının başına da böyle şeyler gelmesin. Yapanların yanına kar kalmasın. Onların da yaşamı orada, hapishanede sona ersin. 

“Savcımızın da kızı var, adalet bakanımızın da”

İsmail Çet, 10 yıl önce eşini kaybetti.

1,5 yıl önce ise kızını.

Adalete güvendiğini söylüyor, 16 Ekim’deki duruşmadan ümitli.

 

ŞULE 1.JPG
Şule Çet ve annesi / Fotoğraf: Mizgin Tabu


Yaşadıklarının ardından “Herkesin başına gelebilir” deyip uyarıyor:

Orada savcımızın da kızı var, hâkimimizin de kızı var. Adalet Bakanımızın da var, büyüklerimizin de… Benim başıma geldi. Herkesin başına gelebilir. İstiyorum ki; kızımızın başına gelen başkalarının başına gelmesin. Bizim acımız bitmeyecek.  Mahkemede çıkmışlar ‘Üniversite mezunuyuz, işimiz gücümüz var’ diyorlar. Biz ne yapalım peki? Canımız, ciğerimiz gitti. 22 yaşında kızım gitti benim, ayakları üzerinde duran… 22 senedir hizmet ettiğim kızım gitti.

“Dava en başından beri gizlenmeye çalışıldı”

Sanıkların daha önce dava hakkında gizlilik kararı verilmesiyle ilgili talebi vardı.

Bu talep hatırlatıldığında Şule’nin ağabeyi Şenol Çet, ‘En başından beri böyleydi’ diyor:

Bu mahkeme bir intihar olayından bir cinayet olayına dönüştü. (...) Neden böyle bir şey yapmaya çalışıyorlar? Niye istemiyorlar acaba? Neden rahatsız oluyorlar mahkeme salonunda?

Olayın hemen sonrasında Şule’nin telefonunun aileye verildiği yönündeki iddia için ise Şenol Çet, “Kanıtlasınlar” diyor.
 

beatriz.jpg
Meksikalı sanatçı Beatriz Gutierrez geçen yıl çizdiği bu illüstrasyonda aslında kadın dayanışmasını simgelemek istemişti. Şule Çet'in 20. kattan düşerek hayatını kaybettiğini öğrendikten sonra çalışmasını ona adadı / İllüstrasyon: Beatriz Gutierrez


Hiçbir zaman kendilerine bilgisayar ya da telefon teslim edilmediğini vurguluyor.

Mahkeme süresince zorlu zamanlar geçirdiğini söylüyor.

Avukat Umur Yıldırım'a göre ise asıl zorlu süreç soruşturma evresinde yaşandı:

Soruşturma süresince ilk savcının olduğu dönem bizi çok zorladı. Çünkü delilleri toplatamıyorduk. Toplanan deliller yanlış toplanıyordu. Bir buçuk yıl sonra biyolojik materyallerin incelenmesi ile ilgili bir keşif istedik. İkinci keşif bir buçuk yıl sonra yapıldı. O keşifte DNA bulundu. Şule'nin mi yoksa sanıkların mı olduğu şeklinde araştırma yapılıyor. 1,5 yıl sonra! Savcılık bunu ilk günden yapmak zorunda. İç çamaşırları kayıp! Bu felaket bir durum. Maalesef ilk başta deliller yanlış toplandı, ihmal mi kasıt mı bilmiyorum ama böyleydi.


“Şule ayakları üstünde durmayı seven bir insandı”

Şenol Çet, annelerini kaybettikten sonra Şule’yi babasıyla kendisinin büyüttüğünü söylüyor.
 

3.JPG
Şule Çet annesi ile birlikte / Fotoğraf: Twitter @suleceticinadalet


Babası da kızını “Ayakları üstünde durmayı seven bir insan” olarak tanımlıyor:

Benim tek bir kızım vardı. Kızımın üzerine çok düşüyordum. O da benim... Baba-kız ilişkimiz çok iyiydi. Annesini 2009'da kaybettik. 13 yaşındaydı. Kızımı 13 yaşından sonra lise-üniversite kendim okuttum. Şule okumayı çok seviyordu. Ayaklarının üzerinde durmayı seviyordu. 'Okuyacağım' dedi, ben de babası olarak arkasında durdum. Gazi Üniversitesi, 4 yıllık bir üniversite kazandı. Eğitimi üzerinden öğretmenlik yapmak istiyordu, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen, duran bir kız çocuğuydu.

“Hâkim de savcı da olan biteni biliyor”

Soruşturmada kamera görüntülerinin incelenmesi için nicedir aranan dudak okuma uzmanı sonunda bulundu.

Hacettepe Üniversitesi’nden emekli olan uzman, şu anda İstanbul’da bir üniversitede öğretim üyesi.

İsmail Çet, o dudak okuma uzmanının büyük ihtimalle 16 Ekim’deki duruşmaya katılacağını söylüyor.
 

6.JPG
İsmail Çet / Fotoğraf: Twitter @suleceticinadalet


Röportaj boyunca belki de en çok sarıldığı sözcük ise ‘adalet’.

Artık bu işin sonlanmasını istiyor:

İki işverenin gece saat 2'de benim çocuğumu telefon ile çağırıp, ‘İş görüşmesi yapacağım’ diye çağırıp evladımın 20 katlı binada onlarla boğuşurken boyun kemiğinin kırılması... Bunu savcımız da biliyor. Hâkimimiz de biliyor. Adalet Bakanımız da biliyor. Bizim başımızdan geçti, başkalarının başından geçmesin. Biz Türk adaletine güveniyoruz.

Esas hakkında mütalaa yarın açıklanacak mı?

Şule Çet ailesi avukatı Umur Yıldırım, savcının esas hakkındaki mütalaasını yarınki duruşmada açıklayabileceğini söylüyor:

Birkaç gelmeyen belge var. Gün içinde gelirse yarın esas hakkında mütalaa çıkabilir. Ağırlaştırılmış müebbet, kasten öldürme, beden ve ruh sağlığı ve cinsel saldırı, nitelikli hürriyetten alıkoyma suçu söz konusu. 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU