Türkiye'nin Suriye operasyonu ne anlama geliyor?

ABD, Türkiye'ye "Çekiliyorum" dedi, operasyonu desteklemediğini söyledi. Türkiye ve ÖSO, YPG ile karşı karşıya mı kalacak? Operasyonun derinliği ve tutuklu IŞİD'lilerin Türkiye'ye bırakılması meselesi... Uzmanlar akıllara takılanları değerlendirdi

Fotoğraf: AFP

"Söz bitti. Bu harekatı yapmaya mecburuz. Planlarımızı yaptık, gerekli talimatları verdik. Orasını barış pınarlarıyla sulayacağız. Belki yarın, belki yarından yakın” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Ekim'de AK Parti 29. istişare ve değerlendirme toplantısında kurdu bu cümleyi. 

Aslında TBMM'nin 1 Ekim'deki açılışında güvenli bölge ile ilgili "ABD ile birlikte çalışma imkanını zorları mümkün değilse kendi yolumuzu açarız" demişti Erdoğan. 

Görünen o ki Türkiye, 'Barış Pınarı' operasyonunda tek başına yol alacak. 

ABD'den operasyonu engellemek için son dakika adımı gelip gelmeyeceği merak edilirken Washington'dan iki ayrı açıklama yapıldı. 

Önce Pentogon sözcüsü Binbaşı Sean Robertson Türkiye'nin Suriye'de gerçekleştirebileceği koordinasyonsuz bir operasyonun ABD'de büyük bir endişeye neden olacağını söyledi. 
 

krdnews-1566983955.jpg
Pentagon sözcüsü Sean Robertson / Fotoğraf: AP


Sonra Beyaz Saray'dan bambaşka bir açıklama geldi.

Buna göre ABD, Türkiye'ye Fırat'ın Doğusu'na düzenlenecek 'Barış Pınarı' operasyonu için yeşil ışık yakıyor. 

Bir yandan da "Türkiye'nin operasyonu başlayacak ama biz olmayacağız" diyor. 

Independent Türkçe, hem ABD'nin bu tutumunu hem operasyonun olası etkilerini hem de Türkiye'nin ne kadar süre bölgede kalacağını emekli askerler, güvenlik stratejistleri ve uluslararası ilişkiler uzmanları ile konuştu. 

"ABD tüm sorumluluğu Türkiye'nin üstüne yıkıyor"

ABD'nin Türkiye'nin operasyonuna katılmayacağını söylemesi kimilerine göre çok olağan kimilerine göre ise Türkiye'nin IŞİD ile baş başa bırakılması anlamına geliyor. 

Genelkurmay eski İstihbarat Başkanı, Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, ABD'nin Türkiye'ye "Eğer operasyon yapacaksanız bölgedeki tehditler ile siz başa çıkacaksınız, ben herhangi bir şeye karışmam, Türkiye'yi tek başına bırakırım" dediğini söylüyor. 
 

ismail-hakki-pekin-ukvE_cover.jpg
Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin / Fotoğraf: AA


Pekin, Türkiye'nin bölgeye girdiğinde IŞİD ile baş başa kalma olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor: 

ABD o bölgedeki tüm sorumluluğu Türkiye'nin üstüne yıkıyor. Türkiye'nin ya da ABD'nin o görüşmelerde sınır boyunca 20-30 kilometrelik sahayı konuşmuş olabileceğini düşünüyorum.  ABD, Türkiye'ye 'O sahayı kontrol edin, o sahanın altına karışmayın (dolayısıyla PYD-PKK söz konusu sahanın güneyine geçer)' demiş olabileceği kanaatindeyim. (...) ABD'nin PYD-PKK'ya verdiği sözler nedeniyle Türkiye'ye 'Beraber yapalım' demez.

Terör ve güvenlik politikaları uzmanı, emekli istihbarat albay Coşkun Başbuğ ise Türkiye'nin ABD ile ortak hareket etmesinin mümkün olmadığını zira ABD ile Türkiye'nin bölgedeki varlık sebebinin ABD ile taban tabana zıt olduğu kanaatinde. 
 

1281715_620x410.jpg
Coşkun Başbuğ / Fotoğraf: AA


Başbuğ "ABD'nin varlık nedeni işgal ve suni bir devlet yaratmak ile ilgili. Türkiye'nin ABD'den farkı ise Suriye'nin toprak bütünlüğüne dayalı bir yol haritası çıkarması" diyor: 

Şu an ABD ile kopuş yaşanılan günü yaşıyoruz. Biz şimdi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Türkiye'nin bir direnç ile karşılaşacağını değerlendirmiyorum. Varsa da Türkiye'nin hava operasyonuyla bunları etkisiz hale getireceğini öngörüyorum. Bazı yerlerde topçular devreye girecek.

İki eski asker arasındaki temel görüş farkllığı ise operasyonun nasıl yürütüleceği ve kimin öncülük edeceği ile ilgili. 

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Özgür Suriye Ordusu'nun büyük ihtimalle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrolünde bölgeye gireceği kanaatinde: 

ÖSO karadan TSK öncülüğünde giriş yapacaktır. Zaman zaman zırhlı birlikler gerecek, tek başına komando birlikleri yeterli olmayacaktır. TSK bu operasyonlara mecburen öncülük yapacaktır diye değerlendiriyorum. 

Psikolojik Harp Uzmanı Coşkun Başbuğ'a göre ise öncü birlikler ÖSO'dan oluşacak: 

Mehmetçiğin arka planda olduğu, ÖSO'nun ön planda olduğu bir plan devreye giriyor. ÖSO, Fırat Kalkanı'nda çıraklık, Zeytin Dalı'nda kalfalık, burada da ustalık dönemine giriyor.  

Terör ve güvenlik uzmanı Abdullah Ağar da bölgedeki PYD-PKK varlığına dikkat çekiyor:

ABD şu ana kadar çok güçlü bir hazırlık yaptı, eğitti donattı, korudu, kolladı. Bu konuda TSK'yı bozguna uğratmak dahi bir çok teşebbüsü oldu. Güneydoğu'nun dağlarında, Fırat Kalkanı'nda, Zeytin Dalı Harekatı'nda gördük. Şimdi konvansiyonel terör gücü ile test edilecek bir fotoğraf var ortada.

"Türkiye'nin bölgedeki varlığı 7-8 yıl sürebilir"

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin asıl sorunun operasyonun ardından başlayacağı kanaatinde:

Asıl sorun bölgeye girildikten sonra Türkiye'nin yapacakları ile ilgili. Mesele sadece oraya bir güç gönderme meselesi değil. Bundan sonra çok büyük bir direnme olmayacak lakin arkasından Türkiye orada üs bölgeleri tespit edecek. Üs bölgelerini kullanarak bölgeyi kontrol etmeyi amaçlıyoruz. Kurulan siyasi yapıyı dağıtmak istiyoruz. Belli yerleri, sığınmacıları getireceğimiz yerleri hazırlamamız gerekiyor.  Bu kısa vadede gerçekleşemez. Bu uzun sürecektir, 7-8 senelik bir olay. O bölgenin hazırlanması bile 1 aylık bir durum değil. O bölgede kontrolü sağladıktan sonra bize karşı terör eylemleri ya da gerilla harekatı başlayacak. Bunu hem PYD hem IŞİD yapabilir. Türkiye'nin içinde de buna benzer hem PKK'dan kaynaklanan hem IŞİD'den kaynaklanan hareketler olacaktır. Türkiye çok büyük bir işe soyunuyor. ABD o bölgedeki tüm sorumluluğu Türkiye'nin üstüne yıkıyor. Türkiye'nin ya da ABD'nin o görüşmelerde sınır boyunca 20-30 kilometrelik sahayı konuşmuş olabileceğini düşünüyorum.
 

24654319526599944-min.jpg
Fotoğraf: AP

 

Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu ise ABD'nin askerlerini geri çekmesini 'geri adım' olarak okuyor:

Türkiye Suriye'nin kuzeyinden gelen baskılara karşı durdu.  Gelinen nokta da ABD'nin ortak hareket etmeyeceğiz demesine rağmen, belirli noktalarda Amerikan askerlerini de geri çekmesi, Türkiye'nin buraya yapacağı operasyonda ABD askerlerinin Türkiye ile karşı karşıya gelmek istememesi anlamına geliyor. Aynı zamanda PYD ve PKK'dan gelen açıklamalarda bunu kanıtlar nitelikte. Terk edildiklerini ve Türkiye'nin operasyonuna karşı mücadele edeceklerini söylemeleri bütün bunların sağlamasını yapıyor. 

 

cf65816a7e99ccac0cd3209389788d2e.jpg
Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu / Fotoğraf: Twitter


Ateşoğlu, Pentagon ve Beyaz Saray'dan aynı konuyla ilgili farklı sesler çıkması ile ilgili ise şu yorumu yapıyor:

ABD'nin kendi içindeki bölünmüşlükten kaynaklanıyor. Bu bir gerçek. Trump yönetiminin sıkışmış olması ama buna rağmen Sayın Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından bu sabah askerlerinin çekilmiş olması da yine Pentagon'un uzun erimli politikalarından vazgeçmediğini ama Türkiye'yi de kaybetmek istemediği yönünde de okuyabiliriz. İçerideki çekişme mutlaka devam ediyor. 

ABD basınına yansıyan haberlerde Donald Trump ve Beyaz Saray'ın yine Pentagon'ı devre dışı bırakarak bir yazılı açıklama yaptığı konuşuluyor.

"BM ve uluslararası toplum ne diyecek?"

Uluslararası İlişkiler uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, Türkiye'nin IŞİD ile baş başa bırakılmasının mesele olmadığını, Türkiye, Suriye, İran gibi ülkelerin düzenli ordularının yani askeri gücünün karşısında ne YPG/PKK ne IŞİD'in dayanamayacağını söylüyor.
 
595f514eeb10bb5540ffa7d6.jpg
Prof. Dr. Hasan Köni / Fotoğraf: İstanbul Kültür Üniversitesi


Köni'ye göre asıl mesele operasyonun yaratacağı uluslararası denklemler: 

Suriye toprak bütünlüğünü korumak için elinden geleni yapacağını belirtiyor. (…) Birinci soru S-300’lerin Türkiye’ye karşı kullanılmasına Rusya’nın müsaade edip etmeyeceği… Zira Putin her defasında Suriye’nin toprak bütünlüğünün önemini vurguluyor. İkinci soru Türkiye’nin kaç kilometre derinliğe gireceği. 10-15 kilometre mi? Rahatsız olduğumuz PKK/YPG güçleri 40 kilometre geriye çekildi. Orada yeniden otonom bir yapı oluşturuluyor. Sizin o hatta bulunmanız çok önemli değil. Dolayısıyla Türkiye ile PYD’nin karşı karşıya gelmesi çok kolay değil. Üçüncüsü fırsat bu fırsat Suriye ve Rusya İdlib’de harekete geçebilir. Dördüncü soru, Türkiye’nin girdikten sonra ne kadar zaman kalacağı ile ilgili. BM bu işe ne diyecek? Girdin, vurdun, çıkıyor musun, çıkmıyor musun? Bu sorular gündeme gelecek. Söz gelimi Rusya, Türkiye’ye ‘Artık Afrin’den çık, PKK’yı temizledin, sahibine ver’ diyor. Sonra BM’nin kararları devreye girmeye başlayacak. Altıncı soru, ABD bizi kiminle bırakıyor? İran’a bağlı güçler de yukarı doğru çıkmaya başlıyor Suriye’ye destek amaçlı. Yedi; İsrail ne yapacak? Çünkü Suriye’nin bütünleşmesi söz konusu olabilir. Bu çok denklemli bir oyun. Kimsenin bize ekonomik yardım yapmayacağını da söylemek gerek. Hükümet açısından ise mesele içeride ulusalcı bir gücü yukarıya tırmandırıp bir meşruiyet kazanmak diyebiliriz. 

Operasyonun önemi ve riskleri

Peki operasyonun barındırdığı riskler var mı?

İsmail Hakkı Pekin'e göre bu sorunun yanıtı 'Evet'.

Pekin, "Türkiye bu operasyonu yaparken bile PYD'nin ve IŞİD'in terörist eylemler riskini göze alıyor demektir. Ve bu girip çıkılacak bir operasyon değildir." diyor.
 

5863655429877922-min.JPG
ABD'li bir yetkili "SGD'yi Türkiye'ye karşı savunmayacağız" dedi / Fotoğraf: AP


Türkiye'nin siyasi bir kıskaç içinde olduğunu düşünen Pekin, Fırat'ın doğusu haricinde batısındaki gelişmelerin de iyi takip edilmesi gerektiğini söylüyor; yani Rusya'nın yapacaklarını: 

ABD, Fırat'ın doğusundaki gücünü biraz daha aşağıya çekiyor. Bütün sorumluluğu Türkiye'nin kucağına bırakıyor ve bunu dünyaya da ilan ediyor. Herhalde Türkiye IŞİD dahil herkesle savaşacak.  Aynı şekilde Rusya da Fırat'ın batısında, İdlib'de IŞİD, El-Nusra ile savaşı Türkiye'nin üzerine yıkmaya çalışıyor. Türkiye'nin kıskaç içinde olduğunu, askeri ve siyasi anlamda yalnızlığa itildiğini söyleyebiliriz. 

 

abdullah-agar-LW5R_cover.jpg
Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar / Fotoğraf: Twitter


Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar da ilk etapta sınırdan uzaklaştırma, sonrasında PKK'nın silahlarının elinden alınması gibi bir durum ile karşılaşılabileceğini vurguluyor.

Ağar, Barış Pınarı'nın hamasi bir harekat olamayacağının altını çiziyor:

PKK'nın Irak başta olmak üzere diğer coğrafyalara sızmasının engellenmesi için yapılacak çok uzun soluklu ve çok kapsamlı bir harekatın arifesindeyiz. Bu hamasi bir harekat değil. Fırat Kalkanı ile karşılaştırıldığı zaman sadece birinci etaptaki hedef Zeytin Dalı ile Fırat Kalkanı harekatının toplam 4-5 katı. Böyle bir fotoğraf var. Karşımızda en az 65 binlik konvansiyonel bir terör gücü var. Ellerinde son derece gelişkin silahlar ile... Bunun kolay olacağını kim iddia edebilir? 

Ağar, ABD'nin bölgedeki riskleri gördüğünü, Beyaz Saray açıklaması yapılırken kuvvetle muhtemel farklı paradigmalar geliştirildiğini, Türkiye'ye "Hodri meydan, kozlarınızı paylaşın" denildiğini söylüyor.

Türkiye'nin 'IŞİD sorumluluğu'

Dikkat çekici bir başka konu ise Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki hapishanelerde tutulan 10 bine yakın IŞİD teröristi ve ailelerinin sorumluluğunu üstlenmesi.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Stephanie Grisham'ın yaptığı açıklamada  "ABD hükümeti Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine yakalanan IŞİD savaşçılarını (vatandaşları olan) geri almaları için baskı yaptı. Ancak onlar bunu istemedi ve reddetti" ifadesi dikkat çekti. 
 

5821501643681638-min.jpg
Fotoğraf: AP


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan gezisi öncesi söz konusu rakamları abartılı bulduğunu söyledi, "Almanya, Fransa'da bulunan DEAŞ'lılar var. Bu konuda ne gibi adımlar atılabilir kendileri bir çalışma yapacaklar biz de arkadaşlarımıza talimat verdik. Burada ne gibi bir adım atalım ki şuanda cezaevinde veya cezaevlerinde bulunan DEAŞ'lıları buralardan süratle derdest edelim" dedi. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Peki tutuklu IŞİD'lilerin Türkiye'nin sorumluluğunda olması ne anlama geliyor?

Abdullah Ağar bu soruya şu yanıtı veriyor:

Şu an YPG-PKK'nın elinde bilebildiğimiz kadarıyla 35 bini IŞİD çocuğu olmak üzere 35 bini IŞİD gelini olmak üzere 70 bin çocuk ve kadınlardan oluşan IŞİD bağlantılı sivil ve 10 bin kadar yabancı cihatçı var. PKK, ABD'yi tehdit ediyor. Diyor ki; 'Türkiye harekat yaparsa bunları serbest bırakırım' diyor. ABD şu ana dek kıta Avrupasını tehdit etmişti bunları alın diye. Avrupa da almaya yanaşmamıştı zira konuyla ilgili mevzuat oluşturamıyor. Şimdi de Türkiye tehdit ediliyor. 'Eğer sen bir harekat yaparsan bunlar serbest kalır, sorumluluğu da sana aittir' diye. Eğer Türkiye ile ABD arasında bir anlaşma yapılmadıysa tabii.  

İsmail Hakkı Pekin de bu konunu büyük bir sorun olduğu düşüncesinde:

Bu da büyük bir sorun. Bu kamptakiler serbest bırakılırsa Türkiye orayı da kontrol etmek zorunda kalacak. Türkiye oraya girmeden cezaevindekiler ya da kamptakiler Türkiye'nin başına bela olarak  serbest bırakılabilir. Bu olasılığın güçlü olduğunu düşünüyorum.  O kamptakilerin de idaresi apayrı bir sorun. 

Operasyon nereden başlayabilir?

Bu konu hakkında güvenlik stratejistlerinin farklı görüşleri var. 
 

20191007_2_38606057_48262272-min.jpg
İnfografik: AA


Coşkun Başbuğ "Esas girişin Ayn El Arab (Kobani) bölgesinden, Münbiç'in hemen kıyısından başlaycağını değerlendiriyorum. Barış Pınarı konuldu operasyonunu adı. Pınar kelimesi boşuna kullanılmadı; Zira Ayn'ın Kürtçe anlamı 'pınar 'demek... O mesajın maksatlı verildiğini düşünüyorum" diyor.

İsmail Hakkı Pekin ise Türkiye sınırından itibaren 30 kilometrelik bir hatta sığınmacıları yerleştirme gibi düşüncesine sahip olabileceğini, Ankara'nın bölgede bir Arap kuşağı oluşturma gibi gündeminin olabileceğini hatırlatıp şunları söylüyor:

Operasyonun başlangıç olarak çok çetrefilli, çok zor bir operasyon olacağını sanmıyorum. Önce Türkiye belki sembolik olarak Süleyman Şah türbesini götürebilir. Arkasından Tel Abyad bölgesinden girebilir. Aynı anda her yerden girecek hali yok Türkiye'nin. Tey Abyad'dan Rakka'ya kadar girer mi yoksa daha yukarıda mı kalır göreceğiz. Ama bir üs bölgesi teşkil edeceği kesin. Ama sınırın her noktasından girmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU