Ordudaki görevden almalar ve yeniden yapılanma devam ederken İran - ABD gerginliği, Irak'ın kırılgan istikrarını tehdit ediyor

Görevden alınmasını 'hakaret ve ceza' olarak nitelendiren terörle mücadele şefi bunu kabul etmiyor

Korgeneral Abdulvahab Sadi, 2016'da Irak'ın Felluce kentinin dışında

Irak'ın, IŞİD'in fiili başkenti Musul'u 9 ay süren kuşatması neticesinde 2017'de geri aldığı taarruzu yöneten Korgeneral Abdulvahab Sadi, Irak için IŞİD'e karşı yürütülen savaşın büyük bir askeri kahramanıydı.

Ancak hafta sonu, Başbakan Adil Abdülmehdi tarafından ansızın, Irak Silahlı Kuvvetleri'nin elit birliği Terörle Mücadele Servisi (TMS) hücum birlikleri komutanlığı görevinden alındı. Bunun yerine, Savunma Bakanlığı'nda, General'in 'işsizlik' diye değerlendirildiği bir göreve atandı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Kendisine karşı yapılan bu hamleyi kabul etmeyen Sadi, yeni görevini "hakaret" ve "cezalandırma" diye niteliyor. General Sadi'nin etkin tenzili rütbesi, Irak'ın muhtemelen en saygın generali lehine sokaklarda ve sosyal medyada bir halk desteği dalgasını tetikledi. İnternetten paylaşılan bir sloganda "Halkın dostluğunu, politikacılarınsa nefretini kazandı" yazarken, bir diğerinde "bu ülkede artık vatanseverlere yer yok" uyarısında bulunuluyor.

Görevden alınması, ABD ve İran arasında Irak üzerinde yoğun bir nüfuz mücadelesinin sürdüğü bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle daha da önem kazanıyor. Bu gerginlik, silahlı çatışmaya dönüşebileceği yönünde neredeyse kesinlikle abartıldığını söyleyebileceğimiz korkulara sebebiyet veriyor.

Sadi'nin tam olarak ne sebeple görevden alındığına dair belirsizlik sürüyor: Gözden düşüşü üzerine yapılan bir yorumda, İran yanlısı hizipler açısından Amerikalılara fazla yakın olduğunun değerlendirildiğini öne sürülüyor. Ancak akla daha yatkın bir sebep, yolsuzluğa karşı TMS içinde sürdürdüğü ve diğer kıdemli subayları kendisinden uzaklaştıran agresif mücadelesi olabilir.

Irak Silahlı Kuvvetleri'nde olduğu gibi, TMS içinde de yolsuzluk olağan seyrini izliyor: İstihkak ve diğer ikmal malzemelerine ayrılan para, birilerinin cebini dolduruyor, cephede savaşmak istemeyen veya sürekli asker kaçağı olmaktan kurtulmak isteyen askerler rüşvet ödüyor.

TMS'nin, petrol kenti Kerkük'ü 17 Ekim 2017'de Kürtlerden almasından sonra bazı TMS subaylarının petrolü kara borsada satabilmek için yetki sahibi başka makamlardan kimselerle beraber çalışmaya başlaması üzerine yolsuzluk zirve yaptı.

Iraklı bazı yorumcular Sadi'nin haksız muamele gördüğüne katılırken, Başbakan'ın emirlerini reddetmekteyse haksız olduğunu iddia ediyor.

Atlantik Konseyi Irak Girişimi Direktörü Abbas Hadim, "Televizyona çıkıp kararı kınayarak büyük bir hata yaptı" diyor.

Öte yandan, şu anda Bağdat'ta bulunan Hadim, Irak'taki tüm siyasi gelişmeleri İran-ABD çatışmasına bağlayarak analiz etmenin fazla ham kaçtığını söylüyor.

Bununla birlikte, eğer artan gerilim silahlı bir çatışmaya dönüşürse, savaş alanlarından biri de Irak olacak. Dolayısıyla düzenli veya düzensiz silahlı kuvvetlerin nihai sadakati de önem taşıyacak.

Sadi'nin TMS'nin başkanlığından alınmasıyla çıkan hengamenin yanı sıra, IŞİD'in 2014'te Irak ve Suriye'deki başarısının zirvede olduğu dönemde kurulan çoğunluğu Şii'lerden oluşan paramiliter Haşdi Şabi koalisyonunun kontrolü için de süregelen bir mücadele var. Toplamda 65 ile 80 bin arasında savaşçıya sahip 30 civarında farklı Haşdi grubu arasında geçmişi IŞİD'in yükselişinden çok daha eskiye uzananlar bulunuyor.

Başbakan'ın çıkardığı bir kararnameyle Haşdi'nin 30 Eylül itibarıyla bir bütün olarak, düzenli silahlı kuvvetlere daha yakın entegrasyonu öngörülüyor. Bu durum, parlamentoda güçlü temsile sahip Haşdi koalisyonu içinde otonominin ne kadarından vazgeçileceğine dair anlaşmazlıklara yol açtı.

ABD, Suudi Arabistan ve diğer Körfez Ülkeleri, Haşdi'yi  geleneksel olarak İran'ın taşeronu olarak görürken, hareket üzerine uzmanlaşmış kimseler bu bakış açısını yanlış ya da en iyi ihtimalle fazlasıyla basite indirgenmiş buluyor.

Kataib Hizbullah gibi bazı gruplar İran'ı açıkça ABD, İsrail ve Körfez ülkelerine karşı direnişin lideri olarak görürken, ABD - İran savaşı çıkarsa Irak'taki ABD üslerine saldıracağını belirtiyor.

Ancak Haşdi'nin büyük kısmı hiçbir zaman İran'ın taşeronu olmadı ve askerlerinin maaşını da Irak devleti ödüyor. Eskiden koalisyon içindeki farklı silahlı hiziplerin liderlerine aktarılan bu para, şimdi doğrudan savaşçılara ödeniyor.

Bir Haşdi yetkilisi "Bu çok büyük bir fark yaratıyor" diyor. Çünkü, Haşdi savaşçıların sadakati devlete yönelirken, bu savaşçılar farklı grup ve komutanlara geçimlerini temin noktasında daha az bağlanıyor.

Bir dönem İran kontrolünde olduğu düşünülen Asaib Ehli Hak'ın lideri Kays Hazali, Independent'e verdiği mülakatta, "Bir şekilde ortada bir 'İran Irakı' ve bir de 'Amerikan Irakı' olduğunu düşünmek yanlış" diyor.

 

abd ada bomba.jpg

ABD Hava Kuvvetleri, IŞİD savaşçılarını öldürmek için bütün bir adayı havaya uçurdu (Daily Mail)

 

Aynı görüşü paylaşan Dr. Hadim de, Haşdi'nin İran'ın uzun kolu olduğu yönündeki Washington takıntısının kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet olduğunu söylüyor. Hadim, ABD'nin Haşdi'yi Irak hükümetinin en büyük sorunu olarak öne çıkarmasını akılsızca buluyor ve doğru olmadığına inanıyor (ona göre Iraklıların en büyük sorunu yeterli elektrik arzının olmaması).

Ancak Haşdi'nin dağıtılması ya da aksi halde marjinalleştirilmesi yönündeki Amerikan baskısı, ABD işgal yetkililerinin 2003 işgalinden sonra Irak ordusunun dağıtılmasına dair feci fikrine benzer sorunlar yaratabilir: "Sokaklar bir anda eğitimli ve öfkeli 400 bin askerle dolmuştu."

Gerek Sadi'nin görevden alınmasıyla TMS'deki kıdemli rütbeliler arasında, gerek Haşdi'nin geleceği üzerinden, Irak Güvenlik Güçleri'ndeki kargaşa IŞİD'in yeniden ortaya çıkmasına kapı aralayabilir.

Sunni bölgelerdeki çekirdek kırsal mevzilerine çekilen hareket, şu ana kadar cılız ataklardan daha fazlasını yapacak kapasitede olmadığını ispatladı. Ancak bir geri dönüş yapabilmek için sürekli, düşmanları arasındaki bölünmelerden faydalanmanın fırsatını kolluyor. Irak güvenlik yetkilileri örgütün en güçlü olduuğu yerin Irak hükümetiyle Kürt güçleri arasında tartışmaya neden olan Irak'ın kuzeyindeki bölgeler olduğunu söylüyor.

Yetersiz mevcut ve iyi eğitimli birim eksikliği nedeniyle düzenli hükümet güçleri Haşdi'nin deneyimli on binlerce askeri olmadan IŞİD'in geri dönüşünü önlemekte büyük baskı altında kalacak. Musul'un düşmesinden bu yana Irak büyük ölçüde sessiz ancak barış halen kırılgan.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/news/world/middle-east

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU