Afet yönetimi uzmanı Kadıoğlu'ndan 'deprem seferberliği' çağrısı: Bırakın artık fayları, deprem yıkmadan biz yıkalım şu çürük binaları

İTÜ öğretim görevlisi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu deprem seferberliği başlattığını duyurdu: Türkiye’nin GSMH’nın üçte birinin yok edilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz, ulusal bir seferberlik başlatmamız lazım

Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu afet yönetimi ile ilgili yaptığı araştırmalar ile tanınıyor / Fotoğraf: İTÜNOVA

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu İstanbul Teknik Üniversitesi  (İTÜ) Meteroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda afet yönetimi uzmanı. 

2011'de afet yönetimi ile ilgili kaleme aldığı "Beklenilmeyeni beklemek, en kötüsünü yönetmek" kitabında şöyle diyordu:

Bir gün Marmara depremlerinde 20 bin, başka bir gün bir organize sanayi sitesindeki patlamalarda 20, yarın İstanbul depreminde 200 bin kişinin hayatını kaybetmesinden sonra sorulan sorular hep aynı oldu, oluyor ya da olacaktır: "Bu acı neden?.."

Kadıoğlu 8 yıl sonra belki de bu soru sorulmasın diye ulusal bir deprem seferberliği çağrısı yaptı.

Nedeni; malum büyük İstanbul depreminin artık iyice yaklaşmakta olduğu gerçeği. 

Peki Mikdat Hoca başlattığı bu kampanya ile ne amaçlıyor?

Neden "Artık faylara takılmayalım" diyor?

Afet yönetimi ile ilgili neler öneriyor?

Halk bilinci inşası mı daha mühim yoksa deprem gözlemevi inşası mı? 

Afetin üstesinden nasıl gelinir diye merak edeniniz varsa, aklınızdaki sorulara cevaplar aşağıda olabilir...

"Deprem seferberliği ilan edilsin" diyorsunuz. İlgili kurumlara ve halka çağrı yapıyorsunuz. Nasıl bir kampanya bu?

Kampanyamız yapılmamız gerekenler ile ilgili. Bir sürü bina var. Kimi çürük kimi müteahhitin elinde kalmış. Kampanya bu binaların takasını dahi öneriyor. Kampanyamız para ve mevzuata takılmadan yapılması gerekenlerden oluşuyor.

Nedir bu yapılması gerekenler?

Mahallelerin afet öncesi eğitilmesi, hazırlanması gibi. Esasen bunlar zaten belediyelerin görevi. Kanunda bunlar var.

Riskin büyümesi kampanyayı tetikledi sanırım...

Evet, risk çok büyüdü. Marmara Depremi'nden bu yana 20 sene geçti. Büyük depreme çok yaklaştık. Yeni bina yapılmasını teklif etmiyorum. Mevcut binaların takası ile binlerce insan daha güvenli binalarda oturabilir. Vatandaşın kendisi binaların çürük olup olmadığını biliyor aslında. Alt katlarda çürüyen, eriyen demirleri herkes biliyor.

"Çürük binada oturanlarla iflas etmiş müteahhitler bir araya getirilsin"


Takastan tam kastınız ne?

thumbs_b_c_16a684fa0b6069da970b4920ffbef228.jpg
Son yıllarda çok sayıda inşaat şirketinin iflas ettiği ve konkordoto açıkladığı sır değil / Fotoğraf: AA


Bankaların elinde şu anda icradan binalar var... Müteahhitlerin elinde binlerce bina var bekleyen... Sıfırıncı adım olarak bunların bir şekilde eşleştirilmesi lazım. Ölmeyi bekleyen çürük binalarda yaşayan insanları iflası bekleyen mütteahhitler ile buluşturmak gerekiyor. Bu ekonomiyi de canladırır.

Sıfırdan bina yapmayı önermiyorsunuz yani?

Elbette. Öylesi bir girişim İstanbul'u kalabalıklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Böyle bir teklifimiz yok.

Bu teklifiniz tüm Türkiye için mi geçerli?

Şu an daha çok Marmara Bölgesi'nde tehlike var. Burası gerçek manada bir risk havuzu... 5 kişiden biri İstanbul'da yaşıyor. Ekonomimizin büyük bir kısmının, yarıya yakınının vergileri buradan geliyor. Bu bir beka problemi Türkiye için. O yüzden deprem ile mücadele gündelik işler ile olacak iş değil. Seferberlik yapmak lazım.


Toplumun bilinçlenmesi noktasında mı yoğunlaşıyor bu seferberlik hali?

Evet, artık toplumun kapasitesini arttırmamız lazım. Olması gereken toplum tabanlı afet yönetimidir. Vatandaş 'altın saatler' denilen ilk üç gün kendi başına kalacak. Bunun için de eğitim lazım. Fay hatlarının yerini herkes ezbere biliyor. Ama yangını söndürmek, basit bir ilk yardım yapmayı öğretmemiz gerekiyor.

"İlk yardım bilmeliyiz çünkü depremde doktorlar da afetzede olacak"

Yani mesele sadece binalardan ibaret değil?

Tabi. Binaların hepsi sağlam olsa bile -yani bizim sağlam dediğimiz yassı kadayıf olmayacak şekilde- yine eşyalar devrilecek, yine camlar patlayacak, yine sıvalar dökülecek bir deprem anında. Yine yaralanmalar olacak. Bu yaralılara ilk anda vatandaşın kendisi müdahale edecek. Yaralanmamış insanlar yardım etmek zorunda kalacak çünkü yardım ekibinin gelmesi çok vakit alacak. İstanbul'daki doktorlar, ilgili kurum ve kuruluşlar onlar da afetzede olacak. Ölümler ilk saatlerde gerçekleşir böyle durumlarda.  O yüzden ilk saatlerde küçük bir ilk yardım çok can kurtaracaktır.

pain-3849829_960_720.jpg
Fotoğraf: Pixabay


Mesela küçük yangınların nasıl söndürüleceğinin bilinmesi o yangının yayılmasını önlemek açısından çok mühim. Bu becerileri halka ezberletmek gerekiyor. Yoksa fay hatlarının çeşidinden, depremin türünden bir adım ileri gitmemiz gerekiyor. Fazla vaktimiz yok. Bir an evvel okullar, askeriye, iş yerleri, mahallelerden seferberliğin başlaması lazım.

Bir bakıma yerel afet gönüllülerinden bahsediyorsunuz...

Evet. Herkese ilk yardım, herkese  yangın söndürme eğitimi vermemiz lazım. Bu işin artık şakası yok.

"Acil olan gözlemevi kurmak değil afet ile ilgili bilinçlenmek"

Seferberlik kampanyasının finansal katkı anlamında bir boyutu olacak mı? Mesela deprem uzmanları Marmara Denizi'nde bir gözlemevi kurulması gerekliliğinden uzun yıllardır bahsediyor.

Hayır böyle bir boyutu yok seferberlik kampanyamızın. Çünkü onun aciliyeti yok. Biz zaten Marmara'da fay hattının bir tehlike olduğunu biliyoruz. Afet yönetimi tehlikeyi tespit eder. Mesela Marmara'da en büyük deprem ne olacak? 7.6 mı? Bu veri yeterli. Neden? Bilimsel merak ve araştırmaların sonu yoktur. Şu an deniz altına bir gözlemevi kurulmasının aciliyeti yok. Tehlikenin ayrıntılarını bilmek elbette iyi olur ama şu anda en büyük gerçeklik ölmeyi bekleyen binlerce insan olduğu gerçeği... Şu anda çürük binalarda ölmeyi bekleyen insanlar var. Öncelik olarak afet yönetimi ile ilgili, insanların bilinçlendirilmesiyle ilgili bir adım atmak lazım. Zamanla fay hatlarının üç boyutlusundan tutun da her türlü analizi yapılır. Öncelik can kaybını engellemek ve riski azaltmaktır. Fay hatları bizim için tehlike ise ona hazırlanacağız.

"Fayın en yakışıklı fotoğrafını çekseniz ne olur?"

 

deprem bölgeleri haritası.JPG
Harita: AFAD


Aynı zamanda afet yönetimi uzmanısınız. Diyelim şu anda bir deprem oldu, evin içindeyim. Ne yapmam lazım?

Önce okumak lazım. www.guvenliyasam.org var. İstanbul Valiliği'nin, AFAD'ın birçok ücretsiz bilgilendirme kitabı var. Birey ve aile için depremde 72 saat kitabı var. Engelliler için kitap var. Eğitim kurumları için, iş yerleri için, sanayi için... Açıkçası insanların bilgiye ulaşıp bunu öğrenmek için bir talebi de yok. Kamu yönetimleri, yerel yönetimler de bu sorunun pek fazla üstüne gitmiyor, önemsemiyor. Ne halktan yerel yönetimlere bir talep gidiyor ne yerel yönetimlerden halka bir hizmet verme anlayışı var. İki taraf da birbirine uzak duruyor. Bütün tartışmalar faylara takılmış durumda. Fayların yerini değiştiremeyiz. Fayları bırakalım artık.  Fayın en yakışıklı fotoğrafını çekseniz ne olur, denizin altına istasyon koysanız ne olur? Bu fay 1760'da kırılmış, 1509'da kırılmış. Fay 500 senedir bekliyor kırılmayı. Çürük binalar belli. Kayıt edilenler var, kayıt edilmeyenler var.  Önce bilinenler için riski hemen ortadan kaldırmak gerek. Sonra başka nerede risk var diye bakmak gerek. Diğer bütün binaların incelenmesi gerekiyor. Deprem yıkmadan bizim yıkmamız lazım bu binaları.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU