Afganistan seçimleri katliam ve yolsuzlukla sarsıldı: "Gelecek için fazla umut göremiyorum"

20 yaşındaki Afgan öğrenci “Afgan halkının asıl amacı şu andan oy kullanacağımız hafta sonuna kadar havaya uçmaktan kaçınmak olmalı” diyor

20 yaşındaki Afgan öğrenci “Afgan halkının asıl amacı şu andan oy kullanacağımız hafta sonuna kadar havaya uçmaktan kaçınmak olmalı” diyor (Reuters)

Afganistan Başkanlık Seçimleri'ne günler kala mitingler ve konuşmalar birbirini izliyor ama aynı zamanda ayak sesleri duyulan katliam çoktan bir dizi ölüme ve yaralanmaya yol açtı.

28 Eylül'deki seçimler, bu kırılgan ve çalkantılı ülkede tam da bir belirsizlik anına denk geliyor. ABD'yle Taliban arasında uzun süredir devam eden ve bir barış anlaşmasıyla sonuçlanacağı umulan müzakereler rafa kalktı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'li bir askerin bombalı saldırıda öldürülmesinin ardından görüşmeleri askıya aldığını açıkladı. Bu askerin ölümü, iki hafta içindeki 4'üncü ABD zaiyatıydı. Taliban, Trump'ın bu hamlesine saldırıların temposunu yükseltme tehdidinde bulunarak yanıt verdi ve bunu birçok ölümcül patlama izledi.

Şiddetin boyutu bir süredir olağanüstü seviyedeydi; geçen ay boyunca her gün ortalama 74 kişi hayatını kaybetti.

Anlaşmazlık, Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani için düzenlenen mitingde yapılan bir saldırı da dahil olmak üzere bitmek bilmeyen bombalı araç saldırıları, toplu silahlı saldırılar, suikastlar ve intihar saldırılarıyla eylül boyunca devam etti.

Önceki çarşamba (18 Eylül Çarşamba ed.n.) Kalat şehrindeki bir hastanenin önünde bomba yüklü bir kamyonun patlaması sonucu 39 kişi öldü, 140 kişi yaralandı.

Kurbanların büyük kısmı doktorlar, hemşireler, hastalar ve hasta yakınlarıydı. Taliban saldırıyı üstlendi ve asıl hedefin hastanenin yanındaki bir istihbarat bürosu olduğunu söyledi.

Doğudaki Nangarhar vilayetinin Hogyani bölgesine yönelik bir ABD hava saldırısında da 30 kişi hayatını kaybetti.

Köylüler ve yerel Afgan yetkililer, ölenlerin sıkı bir ormanlık alanda bir çam fıstığı tarlasında çalışan çiftçiler olduğunu söyledi.

Amerikan Ordusu, ilk önce, insansız hava aracının IŞİD savaşçılarını hedef aldığını ve mağdurların kimliklerini belirleme çabalarının sürdüğü belirtti.

Daha sonra üst düzey bir ABD'li yetkili, IŞİD savaşçılarının köylülerle bir anlaşma yaptıktan sonra orada bulunduğunu öne sürdü.

Yetkili, vurulanların "IŞİD'liler olduğunu ama görünen o ki hasat festivali sezonunda yerel halkın, hasatçı kılığına girmek isteyen IŞİD'lilerle anlaşmaya vardığı" konusunda ısrar etti ve şimdi yetkililerle bu konu üzerinde çalışıyoruz" dedi.

Ancak Malik Rahat Gül adında bir aşiret büyüğü, olan bitenin aşikar olduğunda ısrarcı.

Gül “Bu işçiler havadan bir bombayla vurulduklarında bir ateş etrafında oturuyordu ve sadece işçilerdi” dedi.

Olaydan bir gün önce, intihar bombacıları iki ayrı patlamada 48 kişiyi öldürdü.

 

 

Saldırılardan biri Parvan vilayetine bağlı Çarikar'da, Başkan Gani'nin mitingi sırasında gerçekleşti ve saldırının asıl hedefinin Gani olduğuna inanılıyor. Taliban, 26 kişinin öldüğü saldırıyı üstlendi. Ayrıca Kabil'in merkezindeki bir Afgan askeri üssüyle ABD Büyükelçiliği'nin yakınlarında düzenlenen ve 22 kişinin ölümüne yol açan ikinci bir patlamayı da Taliban üstlendi.

Birleşmiş Milletler rakamlarına göre, Amerikan liderliğindeki yabancı kuvvetlerin ve Afgan ordusu ve polisinin yol açtığı "istenmeyen zarar"lardaki artışla birlikte, yılın ilk yarısında yaklaşık 4 bin sivil öldü ya da yaralandı.

Onlarca yıldır sonu gelmez bir ihtilafla karşı karşıya olan Afganlar için gelecek çok az iyimserlik vaat ediyor.

Muhammed Amir Gül'ün kayınbiraderi Safi geçen hafta Kabil'de gerçekleşen bombalı saldırıda ağır yaralandı. Gül, insanların her gün karşı karşıya kaldığı bir tehlike olduğunu belirtti.

“Safi, bu olay olduğunda sadece biriyle buluşmak için oradaydı. Bacaklarından ve sırtında yaralandı, ameliyat olmak zorunda kaldı. Çok uzun süre çalışamayacak, eşini ve çocuklarını geçindiremeyecek. Ailenin geri kalanı onlara yardım etmek zorunda” dedi.

“Ailem ve ben seçimde oy kullanacağız ama Taliban'ın geçmişte yaptığı gibi yine sandıkları hedef alacağını duyduk. Bu çok büyük bir endişe.”

Meslektaşı Ferzad Rahman ekledi: “Benim de ailem oy kullanacak. Oy kullanacağız ama hiçbir şeyin düzeleceğini sanmıyorum. Seçimlerde hile yapıldığını da biliyoruz.

“Öyleyse bombalanma riskine değer mi? Kim bilir? Gelecek için fazla umut göremiyorum. Görüşmelerin (Katar'ın Doha kentindeki) bir şeylerin önünü açacağını düşünüyorduk ama bu şu an gerçekleşmeyecek, o yüzden sadece yaşayıp gidiyoruz.”

Afgan hükümeti, ABD’nin eski Afganistan büyükelçisi Zalmay Halilzad'ın liderliğindeki Amerikan ekibi ile örgütün Pakistan'daki ana karargahından liderlerin desteklediği Taliban delegasyonu arasındaki Doha müzakerelerinin dışında bırakılmıştı.

Batılı ve Afgan yetkililer, Halilzad'ın tasarladığı ve Afganistan'daki Amerikan kuvvetlerinin büyük kısmının gelecek yıl yapılacak ABD Başkanlık Seçimleri'nden önce ülkeden çekilmesine yol açacak anlaşmanın, karşılığında fazla bir şey almadan Taliban'a çok fazla taviz verdiği konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Önerilen anlaşmayı eleştirenler arasında yer alan Gani, bombalı saldırıların ardından şöyle konuştu: “Taliban, suçlarını sürdürerek bir kez daha Afganistan'da barış ve istikrar için hiçbir irade ve arzusunun olmadığını ve tüm hamlelerinin dalavereden başka bir şey olmadığını kanıtladı."

Afganistan başkanı, insansız hava araçlarının yol açtığı sivil kayıpları önlemek için daha ileri adımlar atmaya da söz verdi. Sivilleri riske sokan gece baskınlarını ve çoğunlukla ABD tarafından planlanan askeri operasyonları durdurmak için halihazırda birçok “denetim ve denge” getirdiğini söyledi.

Gani, Doha sürecinin bitmesinden kısa süre sonra, ABD'nin Afgan hükümetini yolsuzlukla mücadelede başarısız olmakla suçlamasının ve 160 milyon dolardan (yaklaşık 915 milyon TL) fazla fonu kesmesinin ardından acil bir krizle karşı karşıya kaldı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Afgan hükümeti aleyhine yaptığı açıklamada “Güçlü ve etkili pozisyonlarını Afgan halkının dış yardımın getirilerinden ve daha müreffeh bir gelecekten mahrum etmek için kullananlara karşıyız” dedi.

“Afgan hükümetinin yolsuzlukla mücadele, Afgan halkına hizmet etme ve güven oluşturma konusunda açık bir taahhütte bulunmasını bekliyoruz. Bu standardı karşılamayan Afgan liderleri sorumlu tutulmalıdır."

Gani'nin sandıktaki başlıca rakibi Abdullah Abdullah, yolsuzlukla mücadele sözü verdi. Ancak gelişmeleri eleştiriyle karşılayanlar, Abdullah'ın bir iktidar paylaşımı anlaşmasında İcra Kurulu Başkanı olarak geçirdiği süreye dikkat çekiyor ve öyleyse yolsuzluğun neden bitmediğini bilmek istiyor.

Abdullah, önceki seçimlerde Eşref Gani ve Molla Ömer'in Taliban rejiminin yıkılmasından sonraki ilk Afganistan başkanı Hamid Karzai'ye karşı kaybetmişti. Her iki seçim de seçim yolsuzluğu iddialarıyla çamura batmıştı.

Taliban'la müzakere etme konusunda geçmişteki görüşlerini değiştiren Karzai, Doha görüşmelerinin sürmesi gerektiğini savunuyor. Karzai “Bütün Afganların taleplerini dikkate alarak, Birleşik Devletler hükümetini Taliban ve Afganistan hükümetiyle müzakereleri derhal yeniden başlatmaya çağırıyorum” dedi.

20 yaşında bir öğrenci olan Walid Durani “Karzai, geçmişte, Taliban'a diyalog kurmak için güvenilemeyeceğini söyledi. Şimdi dikkat çekmek için müzakereler sürsün istiyor ama bu Afgan halkı için iyi değil. Seçimler kötü sonuçlanırsa yeniden iktidar olma girişiminde bulunmak için kendine yer yapıyor olabilir. İnsan, bütün politikacıların söylediklerine kuşkuyla yaklaşmalı.

"Afgan halkının asıl amacı, şimdi ve oy kullanacağımız hafta sonuna kadar havaya uçmaktan kaçınmak olmalıdır” diyor Durani.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/news

Independent Türkçe için çeviren: Onur Bayrakçeken

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU