Bernie ve Biden dövüşürken Elizabeth Warren parladı, Julian Castro ise açıkça başkan yardımcılığına oynadı

Biden, kendisi için gecenin en kötü anında, Bernie'nin sağlık hizmetlerine dair ihtiraslı iddiasına omuz silkti ve cevaben "Burası Amerika" dedi. İşler pek de iyi gitmedi

Demokrat Parti'nin başkan adayları arasında Bernie Sanders (solda), Joe Biden (ortada) ve Elizabeth Warren (sağda) başı çekiyor (ABC News)

Demokratların üçüncü münazarası Julian Castro'yla başladı, Julian Castro'yla sonlandı. . Joe Biden'in eski popüler Demokrat Başkan Obama'yla olan geçmişini biraz fazla abartması üzerine, eski Konut ve Kentsel Gelişim Bakanı Castro seyirciye “Ben de Başkan Obama'yla çalıştım!” hatırlatmasında bulundu ve devamla Biden'in kötü yönleri görmezden gelip, Obama'nın yaptığı iyi şeylerden kendisine pay çıkarmaya çalıştığı çıkışını yaptı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Castro açılış konuşmasında "Sorunlarımız Trump'la başlamadı, eski fikirlere dönerek bunları çözemeyiz" dedi. Hedefi on ikiden vurmak için, "kapsamlı ve genç Amerikalılardan oluşan" bir yönetim çağrısında bulundu -devamında ise, bir saat kadar sonra, Biden'e doğrudan şunu söyledi: "Barack Obama'nın bıraktığı mirası tamamlayan benim, sen değil." Kalabalığın nefesi duyulabiliyordu.

Amerika'nın bir zamanlar Joe Amca olarak bildiği adam uzun zamandır Obama'nın Başkan Yardımcılığı geçmişine dayanıyor, ancak rakipleri artık bu desteği altından çekmeye başladı. Silah kontrol yasası getirmeye çalışmanın gerçeklerine dair konuşurken, Kamala Harris gülerek "Hey Joe, yapamayız yerine evet yapabiliriz ('yes we can') demeyi demeyi deneyebilirsin" dedi. Sunucu Jorge Ramos'un "Obama yönetiminin göçle ilgili 'hatalar' yaptığını kabul edip etmediği" yönündeki soruda bocaladı ve -o gece ikinci kez- "Yani, (o zamana göre) işler değişti" diyerek konuyu değiştirmeye çalışıyordu ki Ramos sakince "Soruyu cevaplamadın" deyiverdi.

Belki de Biden için gecenin en kötü anı, Bernie'nin genel sağlık hizmetlerine dair ihtiraslı iddiasına verdiği ihtiyatsız yanıt oldu. Sanders, ABD milyonlarca insanı sigortasız ve çaresiz bırakırken Amerika benzeri diğer gelişmiş ülkelerde gayet iyi işleyen ulusallaştırılmış sağlık hizmeti sistemleri olduğunu söylediğinde Biden omuz silkti ve "Burası Amerika" dedi. Bir saniye süren kısa ancak açığa çıkaran bir cümleydi -o denli inanılmaz derecede küstahçaydı ki doğru duyup duymadığımı meslektaşlarıma sorarak teyit etmem gerekti.

Biden, daha önceki bir atışmada Sanders'in Herkes İçin Sağlık Hizmeti planıyla alay etmişti -ki bu kendisini hiç de ilerici veya yakınlık duyulabilir birisi olarak göstermedi. Sanders ve Warren'in sağlık planları için yeterli parayı asla bulamayacağını iddia etmiş ve "Hey, hadi büyük bir fikir öne sürelim!" diyerek dalga geçmişti. Adayların çoğunun Sanders'in 2016 politikalarından geniş biçimde esinlendiği ve gerçek sola yakın politikaların yeniden doğduğu bir yarışta, Biden şu ana değin kendisini "istikrarlı bir el" ve tecrübe sahibi güvenilir bir uygulayıcı olarak konumlandırmaya çalışıyor. Bu tartışmayı diğer istikamette çok uzağa taşıdı. Genç seçmenin coşkusuyla ve gayet nitelikli rakiplerinin çabalarıyla dalga geçiyor gibi duruyordu. Modernize edilmesi imkansız gibi görünüyordu.

 

 

Gerçi Sanders da harika bir gösteri ortaya koymadı. Her zamanki gibi üzerinden gideceği üç konu seçti ve her soruyu bunlara getirdi: İklim değişikliği, Herkes İçin Sağlık Hizmeti ile Wall Street'in her yerde ücretleri azaltma yönündeki "açgözlülüğü ve yolsuzluğu". Konuyla ilgisi olsun olmasın hep bunu yaptı. Kapanış konuşmasında, açılış konuşmasıyla neredeyse aynı şeyleri söylerken bu kez uzun siyasi kariyerine biraz daha fazla vurgu yaptı (bu stratejisi Biden'la ortak nadir şeylerden biri). Kitabın dışından konuştuğu tek zaman "Ulusal Tüfek Derneği'nden (National Rifle Association - NRA) her sene sürekli başarısız not almasından gurur duyduğunu" söylediği an oldu. Eğer Beto O'Rourke toplumundaki silahlı saldırılara karşı duygusal bir konuşma yaparak silahlara zorunlu el konulması çağrısı yapmamış olsaydı Sanders'in bu sözü daha çok etki uyandırabilirdi (O'Rourke, "Kesinlikle evet! AR-15'lerinizi ve AK-47'lerinizi elinizden alacağız!" demişti). Sanders'in sorunu Biden gibi açıkça bocalamak değil. Rakiplerinin tekniklerini sürekli biçimde güncellediği ve değiştirdiği bir yarışta Sanders'in tutarlılığı düşüşüne yol açıyor.

Açıkça görüldü ki Castro'nun bu gece hedefindeki kişi Biden'di. Bunun nedeni muhtemelen kendisini Warren ya da Sanders gibi anketlerde daha önde olan bir adaya Başkan Yardımcısı olarak konumlandırmak olabilir. Daha önce Wanders ve Sanders'e karşı taarruza geçen Biden için bu aşikar biçimde beklenmedik bir saldırıydı. Yemi yutan Bernie, Biden'ın tekrarla mali açıdan mantıksız, Amerikan ekonomisine zarar verebilecek uçarı fikirler olarak yansıtmaya çalıştığı ilerici politikalarını hararetle savunmaya zorlandı. Birçokları Bernie'yi tutkusu nedeniyle seviyor, ancak sinirli jestleri Biden'in hesaplı sakinliği yanında aşırıya kaçıyor. Bununla birlikte, bu söz düellosu kataloğunun gerçek kazananı Elizabeth Warren oldu.

Warren klasikleşen hazır ve kendiden emin duruşuyla, Bernie'nin Biden'in ilk saldırısına maruz kalmasına izin verdikten sonra, sakince gülümseyerek Joe Amca'nın saldırdığı önerilerin uygulanabilir, modern ve iyi düşünülmüş olduğunu söyledi. Böylece Biden alaycı ve tarzında sıkışmış biri olarak sıkışıp kalırken, Sanders ise yaralı ve aşırı ideolojik göründü. Warren, asker ailesinden, erken dönem öğretmenlik kariyerinden, eski askerlerden beslenen "avcı kreditörlerden" bahislerle süslediği bir "Neyin bozuk olduğunu biliyorum, nasıl onarılacağını biliyorum ve bunu yapacağım" vaadinde bulundu. Bu, orta sınıf Amerika için bir sosyalizm hikayesiydi ve Teksaslı kalabalıktan beklenmeyen bir alkış aldı.

Bahsetmeye değer diğer iki kişi ise nihayet iyi bir yayın süresi verilen ve bunun çoğunu daha çok tartışılmayı hak eden çevresel adalet ve kurşun zehirlenmesi salgınları gibi konulara ayıran Cory Booker ve Andrew Yang oldu. Geride kalan birkaç hafta içinde büyük bir sosyal medya takipçisi toplayan Yang'ın münazarada açıklayacağını vadettiği "büyük sürpriz", seçim kampanyasındaki yardımları gelecek yıl boyunca 10 ailenin evrensel temel gelirinin ("Özgürlük Temettüsü") fonu için kullanacağını açıklaması oldu. Pete Buttigieg espriyle karışık "Hakkınızı teslim edeyim, bu orijinal bir şey" dedi.

Bu münazara öncesi Elizabeth Warren ile Joe Biden'in ilk kez aynı sahnede yer alması halinde ne olabileceğine dair çok fazla spekülasyon yapılmıştı. Şimdi cevabımızı aldık: Warren, alametifarikası anlatım becerisi ve politikaya yoğunlaşması sayesinde zirveye çıkarken, Biden en kötü dürtülerine teslim olarak hüzünlü ve şüpheci bir hatıraya dönüştü. Biden'in "Amerika'nın teröristlerin kurbanı haline gelmesini" durdurmalıyız kaygısı adil bir özlem, ancak bundan daha öteye gitmiyor. Warren ise "Avrupa, Asya, Afrika ve Güney Amerika'daki müttefiklerimizle birlikte" terörizmi ortadan kaldırmak için küresel bir stratejiden bahsediyordu. Biden, Amerikalıların sağlık hizmetinde özel sigorta şirketlerinde kalmalarına izin veren bir "tercih istediğini" düşünürken, Warren sadece sonsuz sabır sahibi bir öğretmenin gülümsemesiyle tebessüm etti ve "Sağlık sigortası şirketini seven tek bir kişiyle karşılaşmadım" dedi. "Onlar doktorlarını seviyor."

Biden'in geçmiş mirasının kendisine karşı kullanılmasına hazırlıklı olmadığı açıktı. Bugün modernize edici bir güce aşırı muhtaç görünüyordu. Warren ve Sanders'e saldırdığında ise belki de tam tersine onlara karşı daha samimi ve rahat bir üslup kullanmalıydı. Sonuçta, Biden/Warren -hatta Biden/Bernie- oy pusulası, Donald Trump'ı Beyaz Saray'dan edecek sayıda yeterli Demokrat'ı sandığa götürecek birleştirici bir çözüm olabilirdi. Ancak geçen haftaki münazara, kişisel olarak Warren/Castro'yu tercih etmeme neden oluyor.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU