İran, Britanya vatandaşlarını açıklama yapmadan alıkoyuyor ve işte onları nasıl kullanacaklarının planı

Hapsedilen vatandaşlar, İran’ın batmakta olan ekonomisiyle Avrupa'nın İran ekonomisinin ayakta kalmasına yardım etme niyeti arasındaki savaşın nüfuz piyonları haline geldi

İran Stena Impero'yu hala elinde tutuyor (AFP)

İran; İngiltere ve Avustralya vatandaşlarını alıkoymakla Avrupa ve Batı’ya açık bir mesaj veriyor: İran konusunda ABD'yle aynı çizgide yer almanın ciddi sonuçlara olur.

İran devleti bu kez rehine diplomasi oyununu yeni bir seviyeye taşıdı.

İran vatandaşlığı bulunmayan insanların alıkonulması son yıllarda rastlanmayan bir durumdu.

İran'ın kaybedecek bir şeyi olmadığını düşündüğü izlenimini veriyor.

Ancak İran, küresel diplomatik ilişkileriyle tehlikeli bir rulet oynuyor.

Birleşik Krallık ve Avustralya'nın, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün garantisi için ABD önderliğindeki bir deniz gücünde muhtemelen kendi donanmalarının da yer alacağını açıklamasından bu yana, İran yeni bir güvensizlik dönemi yaşıyor.

Tüm propaganda çabalarına rağmen, İranlı yetkililer gerçeklerin farkında:

İran, Batı'nın en büyük deniz kuvvetini sınırlarına getirdi.

ABD’nin bölgedeki askeri gücünü pekiştirmeye yönelik çabalarını etkisiz kılmak, bu son alıkoyma hadiseleri güdüleyen faktörlerden birini teşkil ediyor..

Bu tutuklamalar keyfi değil.

İran, Theresa May ve Boris Johnson hükümetleri arasındaki geçiş sürecinin ortasında İngiliz bandıralı petrol tankeri Stena Impero'nun alıkonulduğunu açıklamıştı.

Şimdi ise, Brexit gelgitinin ortasında, İran'ın İngiliz vatandaşlarını alıkoyduğu basına sızdırıldı.

İran, May'in zayıflığı ve Johnson'ın aldırmazlığı üzerinden hareket ediyor.

Sadece İran değil, dünya genelinde insanlar, Avam Kamarasının Brexit'i ötelemesi gibi Boris Johnson hükümetinin de dış politikayı ötelediği sonucuna varıyor.

Britanya ve İran vatandaşı olan Nazanin Zaghari-Ratcliffe'ye, kendisinin reddettiği casusluk suçlamasıyla hapis cezası veren İran, dönemin Dışişleri Bakanı Boris Johnson'un bu mahkumiyete dair -Zaghari'nin durumunu iyice kötüleştiren- yorumlarını gayet iyi hatırlıyor.

Johnson şimdi Başbakan ve İran, çifte vatandaşlığı bulunmayan Britanya vatandaşlarını rehin almış vaziyette.

Johnson her iki olayda da çaresiz dikleniyor.

 

 

Ancak İran'ın Batı'daki çıkmazına daha yakından bakarsanız, sadece vatandaşları değil, aynı zamanda bütün Avrupa devletlerini de rehin aldığı açıkça görülüyor.

2015 nükleer anlaşmasından doğan taahhütlerini indirgeyerek, uranyum zenginleştirmesini daha hızlı oranlarda gerçekleştirecek gelişmiş santrifüjler ateşleyerek İran, anlaşmanın geriye kalan Avrupalı taraflarını (Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya) diz çökmeye zorluyor.

Geçen Çarşamba Angela Merkel, Avrupa’nın İran’ın nükleer anlaşmasını sürdürme kararı aldığını belirterek “Küresel boyutta hassas bir bölgede tansiyonun artmasına engel olmak için İran'la birlikte çözüm bulmak için adım adım çaba göstermeye devam edeceğiz" dedi.

Bizim işimiz bu.

Yani şimdi durum şöyle görünüyor:

İran Stena Impero'yu hala elinde tutuyor ve Adrian Darya 1'deki (eski adıyla Grace 1) petrolü de Suriye'ye teslim etti -Birleşik Krallık’a verilen taahhütlere karşın; nükleer anlaşma şartlarına ilişkin yükümlülüklerinden uzak duruyor ve Donald Trump'ın İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yle görüşme çağrılarını geri çevirmeyi sürdürüyor.

Bu arada, diğer tarafta, ABD ve müttefikleri, İran'ın kapılarında askeri baskı sahibi.

İran, Trump'ın İran ekonomisine ve Körfez'deki güvenliğine yönelik "maksimum baskı" siyasetine karşı koymak için benzer bir "maksimum baskıyı" Batı'ya karşı uyguluyor.

Şimdiye kadar bu işe yaramışa benziyor.

Alıkonan Britanya ve Avustralya yurttaşları, İran’ın batmakta olan ekonomisi ile Avrupa'nın İran ekonomisinin ayakta kalmasına yardım etme niyeti arasındaki savaşın nüfuz piyonlarından başka bir şey değil.

Avrupa'nın nükleer anlaşmaya yeni bir yaşam hattı kazandırma yönündeki zorlu çabalarına karşın, İran vidaları daha da sıkıyor ve bu ay BM Genel Kurulu önünde Avrupa'ya başka bir seçenek bırakmıyor.

Britanya ve Avustralya yurttaşlarını rehin alınmasına tolerans gösterilmemelidir.

Ancak aileler için acıklıdır ki Tahran'ı vatandaşları serbest bırakmaya zorlayacak diplomatik nüfuzdan yoksun olan Johnson hükümetinin harekete geçecek gücünün olmadığı görülüyor.

İran'la ilişkilerde taktik değiştirmenin zamanı geldi.

Ancak Johnson hükümetinin bu yönde hareket edeceği yönündeki umutlar sadece ilüzyondan ibaret.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU