Teksas katliamının ardından bahsetmemiz gereken şey akıl sağlığı değil, toksik erkeklik

Yarı otomatik bir tüfeğin potansiyel alıcılarıyla buluştuğu yeni bir reklamın sloganı "Erkeklik ruhsatınızı yenilenmiş bilin"

Trump toksik erkekliğin ve silah kontrolünde sıfır etkisi olan bir yöneticinin harika bir örneği (AP)

31 Ağustos günü, Odessa, Teksas'ta yüzünden vurulan bir bebek de dahil 8 kişinin öldüğü ve 25 kişinin yaralandığı katliamın ardından Trump, Beyaz Saray muhabirlerine şiddetin "akıl hastalığından" kaynaklandığını, silah şiddetini azaltmak için zanlıların geçmişlerinin sorgulanmasının bir işe yaramayacağını ve katilin sadece "başka bir hasta adam" olduğunu söylemişti.

Bir an bu yorumları düşünmek için durdum. Amerikalıların bu ülkeye özgü bir akıl hastalığından muzdarip olması mümkün mü? Öyle bir hastalık ki kurbanlarını askeri saldırı tüfekleri alıp anaokullarından tutun sinemalara ve otobanlara kadar her yerde mümkün olduğunca çok insanı öldürmeye sevk ediyor. 

Gerçekten de gerek olgusal gerek bilimsel açıdan kitle katliamlarını akıl hastalıklarına ya da "gerçek kötülüğe" bağlayabilir miyiz? Yoksa bu iki seçenekten daha olağan bir şey mi söz konusu? Yahudi Soykırımı'ndan kurtulanlar cevabı biliyor. 1994 Ruanda Soykırımı'ndan sağ kalanlar da cevabı biliyor. 1995 Srebrenitsa Soykırımı'ndan kurtulanlar da iyi biliyor bunun cevabını, tıpkı kitle katliamı kurbanı diğer birçok kişi gibi.

Akıl sağlığı tarihsel bir bahane olagelmiştir ama başkan ve adamları artık deliliği Amerika'yı kırıp geçen silah şiddetine mazeret gösteremez. Kendisinden öncekiler gibi Odessa katili de toksik erkeklik sorununa sahipti. Üstelik silaha da kolayca erişebiliyordu ki gelişmiş dünyadaki muadillerinin aksine tamamen bu ülkeye özgü bir durum bu. 

Peki öyleyse toksik erkeklik nedir ve ABD'ye has bir problem midir? İyi Adamlar Projesi (The Good Men Project) toksik erkekliği şöyle tanımlıyor:

Şiddet, cinsellik, statü ve saldırganlıkla tanımlanan erkeklik... duyguların zayıflık, gücünse her şey olduğu; cinsellik ve vahşetin erkek olmanın mihenk taşı, duygusal hassasiyetten tutun da seks düşkünü olmamaya kadar birçok sözde 'feminen' özelliğin de 'erkek' statüsünü kaybetme nedeni olduğu; kültürel olarak ideal erkeklik.

Toksik erkeklik problemleri olan bir erkeğe dair aklıma gelen ve iyi de bilinen bir örnek ABD Başkanı: kadın düşmanı yorumlarla dolu geçmişi ve kendisine katılmayan veya karşı gelen her erkeğin erkekliğini sorgulamaya yönelik yorumları dünyanın üzerine düşünebileceği, mükemmel toksik erkeklik örnekleri. Ne kadar utanç verici.

Ve toksik erkeklik sadece Amerika'ya özgü bir problem olmaktan çok uzak. Mesela Fransa'da şu an devam eden aile içi şiddet tartışmasını düşünebiliriz. Yine de ABD'ye özgü bir durum var ki o da reklamcılık sektöründe toksik erkekliğe hitap eden kavramlara tanıdığımız serbestlik. Silah reklamı verenler ve Ulusal Silah Birliği (National Rifle Association, NRA) onlarca yıldır erkekliği şiddete bağlayan tanımlamalar üzerinde oynuyor ve kısmen bugün bulunduğumuz noktadan sorumlu bir devinirlik sağlıyor. Daha da kötüsü seçilmiş temsilcilerimiz bütün bu sürenin tamamında onlarla aynı gemideydi. Sadece Kongre'nin, silah satışı şöyle dursun, ateşli silahların pazarlanmasına dahi düzenleme getirmeyi reddetmesine ve böylece erkekliği, başkaları üzerinde fiziksel güç kullanmakla ve şiddetle tanımlayan olumsuz kanılara seslenişine bakmanız yeterli.

Mesela Bushmaster şirketinin 2010'da verdiği bir reklamı ele alalım. Reklamda 223 yarı otomatik tüfek potansiyel alıcılarına "Erkeklik ruhsatınızı yenilenmiş bilin" diye satılıyordu. Adam Lanza sadece iki yıl sonra aynı tüfeği satın alıp Newtown, Connecticut'taki Sandy Hook İlkokulu'nda 20 birinci sınıf öğrencisini ve 6 yetişkini katletmek için kullanmıştı.

Maalesef Amerika'daki silah şiddeti problemini yurt içi terör sorunu olarak tartışmamamızın tek sebebi katillerin çoğunlukla beyaz olmayan Müslüman erkeklerden ziyade beyaz Hristiyan erkeklerden oluşması ki bu da sorunu yine ırksal ve dini kimlik meselesi haline getiriyor. Beyaz erkekler ateşli silahla intihar edenlerin çoğunu (yüzde 74) oluştururken silahlı cinayetlerde ölenlerin çoğunluğu siyahi erkekler. Siyahi Amerikalıların silahlı şiddet nedeniyle ölme ihtimali beyaz Amerikalılarınkinden 10 kat daha yüksek. Bu ülkede işler asla “farklı ama eşit" şeklinde yürümemiştir zaten.

 

 

Silahlı şiddet Amerika'daki kadınları da orantısız şekilde etkiliyor. Amerika'da bir kadının silahla vurulması diğer yüksek gelirli ülkelerdeki kadınlara göre yüzde 21 daha muhtemel. Aile içi şiddet mağdurlarıyla yakından çalışmış biri olarak ölümcül silahlar söz konusuysa "akıl sağlığının" pek de ana etken olmadığına sizi temin edebilirim. Bir kurbanın partneri onu ve çocuklarını tabancayla tehdit edip saatlerce dairelerinde rehin tutmuş ama kadının vücudunda fiziksel iz bırakmadığından emin olmuştu ki kadın sonunda kaçıp polisi aradığında olay sadece kadının sözüne karşı kendi sözü olabilsin. Bu istismarcı ne akıl hastasıydı ne de aile içi şiddet avukatıyken karşılaştığım diğer hırpanilerdendi.

Aile içi şiddetin yaygın yaşandığı ve toksik erkeklikle ilgili bariz sorunların olduğu pek çok ülke var ama ABD'deki gibi kitlesel silahlı saldırılar yaşamıyorlar. Aslında silahlı şiddetten ölüm oranlarında ABD dünya sıralamasında en üst sıradaki 28. ülke ve diğer gelişmiş ülkelere kıyasla dikkat çekici şekilde yukarıda. Amerika'daki toksik erkeklik sorunu ülkenin aşırı derecede gevşek silah kanunlarıyla birleşiyor. Burada salgın noktasına ulaşan silah şiddetini bu kadar korkunç, yaygın ve benzersiz kılan da bu. Reşit olan herkes yerel bir mağazaya girip yarı otomatik bir tüfek alabilir ve sonra da ailesine, çalışma arkadaşlarına, gelişigüzel yabancılara ya da herhangi bir zaman ve yerde herhangi bir kişiye terör saçmak için elinde silahı evine dönebilir.

Walmart’ın CEO’su her ne kadar bugün artık tabanca ve belli türlerde mühimmat satmayacağını duyursa da silah satan mağazaların çoğunluğunun onu takip etmesini bekleyemeyiz. Ateşli silahların satışı ve reklamına karşı sıkı önlemler almak Kongre'ye kalmış ama Senato'daki Cumhuriyetçi çoğunluğunu ve mevcut hükümeti düşündüğümüzde bu pek olası görünmüyor. Teksaslı Cumhuriyetçi Matt Schaefer gibi Cumhuriyetçiler silah sahibi olmanın “en doğal hakları" olduğunu ve bu fazla yaygın katillerin zihinsel bakımdan dengesiz olduğunu iddia etmeye devam ediyor. Bu tarz yorumlar şu ana kadar binlerce Amerikalının hayatına mal oldu.

Kongremizin Amerikan hayatlarını kurtarmak için anlamsız "düşünceler ve dualar" sunmaktan ve hele de problemin bu olmadığı ortadayken, silah şiddetini akıl sağlığına bağlamaktansa eyleme geçmeye karar vermesi için daha kaç insanın öldürülmesi gerekiyor? Sanırım yeterli sayıya henüz ulaşmadık.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: İrem Oral

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU