Diyarbakır'daki köpekler neden öldü, zehirlenme iddiaları doğru mu, hayvanlar öldükten sonra niye katı atık tesisine bırakılıyor?

27 Temmuz'da kentteki katı atık tesisinde kaydedilen görüntüler tepkilere neden oldu. Independent Türkçe Diyarbakır barınağı ile ilgili iddiaları araştırdı, konunun tarafları ve uzmanlar ile görüştü

Diyarbakır'da hayvanlara kötü muamele edildiği yönünde tartışmalara neden olan barınak 12 yıl önce inşa edilmişti / Fotoğraf: Sevgi Ekmekçiler arşivi

"Bütün hayvanlar birisidir. O birisi, bir hayatın sahibidir. Bu gözlerin arkasında bir hikaye var... Bu dünyanın hayat hikayesinde onların da deneyimi var."

Tom Reagan, Hayvan hakları aktivisti

 

Katı atık tesisleri bir anlamda bilinçsiz tüketim alışkanlığının bir ürünü. 

Söz konusu tesisler 4,5 milyar yaşındaki dünyanın topu topu son 165 yılında yaşantımızın içinde.

Doğal döngüye katılamayan çöpler zaman içinde atık dağlarına dönüşebiliyor.

Bunun önüne geçip halk sağlığını korumak için bu tesisler devreye giriyor.

Varlıkları ve uygulamaları hala çokça tartışılsa da, kentlerde yaşayanlar bir yandan tüketmeye devam ederken;  öte yandan şehir merkezinin hayli uzağındaki bu alanların çok da farkında olmadan hayatlarını sürdürüyor.

Yerel yönetim bütçelerinin hatırı sayılır bir bölümünü oluşturan tesislerden biri de Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne göre 2015’ten bu yana yapımı süren ve yaklaşık 29 milyon euroya mal olan tesis bugünlerde yine gündemde. 

Sebebi bu kez ne çöpler ne 2016’da olduğu gibi çöpleri yakınlarında istemeyen çevre sakinleri...

Bu kez mesele yolu oraya düşen hayvanlar.

Hayvanların son durağı

Sadece Diyarbakır’da değil Türkiye’nin birçok kentinde hayvanların ölümünün ardından son durak bu tesisler oluyor.

Diyarbakır’da kayda alındıktan sonra sosyal medyaya yayılan görüntüler bir katı atık tesisinde çekildi. 

Tarih 27 Temmuz’du. 

 

 

Üç kadın tesise çöp taşıyan kamyonlardan birini durdurup feryatlar eşliğinde siyah poşetleri karıştırıyorlardı. 

İçlerinden biri “Ben Avusturya’dan bunun için geldim” diyor, “Yazık değil mi?” diye soruyor, “İnsafsızlar!” diye bağırıyordu. 

O kadının adı Filiz Kaya.

Kaya aslen Diyarbakırlı, 28 yıldır Avusturya’da yaşıyor.

 

filiz kaya 1.jpg
Avusturya'dan Türkiye'ye gelen Kaya, hayvanlara işkence edildiğini düşünüyor / Fotoğraf: AA

 

Köpek eğitmenliği yaptığını, Avusturya’da Linz Tierheim isimli bir hayvan hakları derneğinin üyesi olduğunu söylüyor. 

Türkiye'de durumu kötü olan köpekleri Avusturya'ya götürüp özel kliniklerde tedavi ettirdiğini ve sahiplendirdiğini belirtiyor.

 

BeFunky-collage (11).jpg
Filiz Kaya Diyarbakır'da kötü durumdaki bazı köpekleri Avusturya'ya getirip tedavi masraflarını karşılıyor / Fotoğraf: Filiz Kaya arşivi

 

Filiz Kaya ve beraberindeki Şeyma Kaya 27 Temmuz günü Diyarbakır'da çöplerin arasından yaklaşık 10 köpek ile 6 kedinin cansız bedenini çıkardıklarını ifade ediyor.

Diyarbakır barınağı ise o gün sadece 4 hayvanın hayatını kaybettiğini...

Ölü hayvanlar neden katı atık tesisinde?

Çünkü Samsun ve Bursa'daki belediye hayvan mezarlıkları ile İstanbul'daki birkaç özel girişim bir yana koyulduğunda Türkiye genelinde hayvan mezarlığı neredeyse yok. 

Dolayısıyla ölen hayvanların defnedileceği bir alan genellikle bulunmuyor.

Hayvanlar ölümlerinden sonra katı atık tesislerine gönderiliyor.

 

katı atık.jpg
27 Temmuz'da ölen hayvanlar Çınar'daki bu katı atık tesisine getirildi / Fotoğraf: AA

 

Her ne kadar 2011’e kadar yürürlükte olan Büyükşehir Belediyeleri Yönetimi ile ilgili 3030 sayılı kanunun 22. maddesinde bu tesisler “çöp ve sanayi artıklarının toplanma yeri” olarak tanımlanmış olsa da hayvanların cansız bedenleri evsel ve sanayi atıklarıyla yan yana duruyor.

Diyarbakır Hayvan Barınağı: En iyisi diyen de var, en kötüsü diyen de

Osman Baydemir’in belediye başkanlığı döneminde (2007) kurulan, 17 bin metrekare genişliğindeki Diyarbakır hayvan barınağında 600-700 kadar hayvan kalıyor.

Barınak açık alanlardan oluşuyor.

Bunun hayvanların rahatça gezebilmesi yapıldığı söyleniyor.

Bu hayvanların bazısı trafik kazası geçirmiş, bazısı uyuz, bazısı ise çeşitli viral hastalıklara sahip.

Yani adı üstünde 'bakıma muhtaç' hayvanlar. 

Zaten Türkiye genelindeki barınak hayvanlarının sağlık durumları da üç aşağı beş yukarı aynı…

Merkezi Ankara’da bulunan Hayvan Kurtarma Derneği Başkanı Zekiye Köklü’ye göre bir barınakta 600 hayvanın bulunması aslında normal bir durum değil. 

 

zekiye11.jpg
Zekiye Köklü / Fotoğraf: Hayvan Kurtarma Derneği

 

Köklü, bununla birlikte Diyarbakır’daki barınağın Ankara’daki ile kıyaslandığında durumunun daha iyi olduğunu söylüyor: 

Kanun hayvanların kısırlaştırılıp, aşısının yapılıp, sokağa yeniden bırakılması gerektiğini söylüyor. Bu kadar hayvanın bir arada bulunması hayvanların birbirlerine zarar vermesini  beraberinde getiriyor. Türkiye geneline bakıldığında viral hastalıklar tüm hayvanlarda var ve tüm barınaklar iğrenç durumda. Ankara’da bir barınağa gidildiğinde ise durumun Diyarbakır’a kıyasla çok daha vahim olduğu görülüyor. 

Diyarbakır’daki barınak için “Kötünün iyisi” yorumu yapan bir başka kişi ise Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Diyarbakır temsilcisi ve Diyarbakır Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği (DİHAYKO) Başkanı Sevgi Ekmekçiler. 

Ekmekçiler, 10 Temmuz 2015’te Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile DİHAYKO adına protokole imza atanlardan biriydi. 

Bu protokol belediye ile dernek arasında bir iş birliğini öngörüyor ve belediyenin hayvan hakları ile ilgili dernek ve dernek üyelerinin tecrübelerinden faydalanmayı amaçlıyor.

(HAYTAP da benzer bir protokolü 9 yıl önce yıllardır hayvan zehirlenmeleri ve ölümleri ile gündemde olan İstanbul’un Kartal Belediyesi ile imzalamıştı.)

 

39643988-b81f-4ea6-9603-f487e9d036e0.jpg
HAYTAP Diyarbakır temsilcisi ve DİHAYKO Başkanı Sevgi Ekmekçiler, kentteki barınağı düzenli ziyaret eden isimlerden / Fotoğraf: Sevgi Ekmekçiler arşivi

 

Diyarbakır barınağındaki çalışmalara fiilen katılan Ekmekçiler kentteki tek gönüllünün kendisi olduğunu söylüyor:

Tek gönüllü benim. Kimse gelmez. Çalıştığım halde öğle tatillerinde bile iş yerime 20-30 kilometre uzaklıktaki barınağa kendi imkânlarımla gidiyorum. Barınağın çok eksiği var ama Türkiye geneli açısından bakıldığında kötünün iyisi olarak değerlendirilmesi gerekiyor. 12 sene evvel bu barınağı zar zor yaptırdık. 

Ekmekçiler, hayvanların ölümlerinin ardından neden katı atık tesisine bırakıldığı ile ilgili ise hayvan mezarlığı sorununa işaret ediyor: 

Ölen köpekler poşetlere koyuluyor ve katı atık tesislerine götürülüyor. Çünkü gömecek yerimiz yok. Hemen hemen bütün şehirlerde bu böyledir. Bütün barınaklarda ölen köpekler katı atık tesislerine götürülüp imha ediliyorlar. (...) Diyarbakır’da Sur ilçesi dışındaki On Gözlü Köprü (Dicle Köprüsü) yakınlarında bir arkadaşımız ölen bir hayvanı gömdükten sonra polisçe gözaltına alıp nezarethaneye götürülmüştü.  Yani zaten bu yasal değil. Hiçbir barınakta hayvan mezarlığı yok. ‘Hayvan mezarlığı yapılsın’ diye Gülten Kışanak zamanında belediye ile görüşmeler yapmıştık.  Gündeme alındı, yer belirlendi. Ancak o sırada Sur olayları oldu. Sonra kayyım geldi. Kayyıma ulaşamadık. Zira başka konular daha gündemdeydi ve kimse hayvanları ciddiye almıyordu ne yazık ki. Ve bu mesele çözüme kavuşamadan ortada kaldı.

“Hayvanlar zehirleniyor, açlıktan dışkısını yiyor” iddiası

Ölü köpekleri görüntüleyen ve Diyarbakır’daki barınağın uygulamalarını eleştiren hayvansever Filiz Kaya da hayvan mezarlığı konusunda DİHAYKO Başkanı Ekmekçiler ile aynı fikirde.

 

kadinlar2.jpg
DİHAYKO Başkanı Ekmekçiler ve hayvansever Filiz Kaya, iki ismin ortak noktası hayvanlar / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

Kaya, “Hayvan mezarlığı olmalı ama Türkiye’de hiçbir canlının maalesef değeri yok” diyor.

Aslında bu tespit barınak çalışanları, DİHAYKO ve Diyarbakır’da söz konusu videoyu çeken hayvanseverler arasında tek ortak nokta gibi görünüyor. 

Zira Filiz Kaya ve Şeyma Kaya barınağa ciddi suçlamalar yöneltiyor. 

İki hayvansever de Diyarbakır’daki barınakta hayvanların zehirlendiğini, köpek ve kedilere kasten aşırı doz anestezi yapıldığını iddia ediyor. 

İddialar arasında veteriner hekimlerin işinin ehli olmadığı, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü ve 4 gün sonrasında barınağa teslim edilen 16 ton mamanın değerlendirilmediği, kentteki dört askeri birliğin barınağa gönderdiği ekmeklerin satıldığı, hayvanların tedavisinde kullanılan ilaçların ise şehirdeki özel bir klinikte satışa çıkarıldığı da var:

Barınak ticarethaneye çevrilmiş. Uzun süreden beri tek bir çivi bile çakılmamış. Yardımların hiçbiri ortada yok. Bunlar nerede? Belediye’nin verdiği ilaçlar dışarıda özel bir klinikte! (…) Askeriyenin barınağa verdiği ekmeklerin 170 TL’ye satıldığını öğrendim. O ekmekler köpeklere verilmedi. Barınağa yemek tedarik eden 7. Kolordu ile görüştüm. Artık ekmek gitmediğini öğrendim. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin barınak için ayırdığı bütçe barınağın iyileştirilmesi için değerlendirilmemiş. 

Belediye iddialar için ne diyor?

İki aydır görevde olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşler Dairesi Başkanı Vahap Saçaklıdır ise söz konusu iddiaların araştırıldığını, şikayet edilen veteriner hekimin görevden alındığını, konuyla ilgili bir buçuk ay önce soruşturma başlatıldığını ve söz konusu soruşturmanın yaklaşık bir hafta içinde sonuçlanacağını belirtiyor. 

 

vahap.jpg
Vahap Saçaklıdır / Fotoğraf: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi

 

Saçaklıdır bununla birlikte belediyenin hayvanlar ile ilgili önemli bir proje açıklanmasının tam da arifesinde bu olayların meydana gelmesini manidar buluyor.

Barınakta hayvanlara yönelik kötü muamele iddialarının önüne geçmek ve şeffaflık sağlamak için ise kompleks içine 7 gün 24 saat takip edilebilecek bir canlı kamera sistemi kurulacağını söylüyor:

Bu olumsuzlukların önüne geçmek için, yüksek meblağlı bir projemiz var. Tam bunları açıklayacağımız zaman bu sorunun ortaya çıkması manidar. Görevden el çektirilen önceki veteriner hekimin hayvanları zehirlediği iddiasını es geçmiyoruz. En son poşetlerde görülen hayvanların zehirlendiği söylendi. Biz o gün hayvanları aldık. Elazığ’a otopsi için gönderdik. Tahlil sonuçları normal şartlar altında 30 gün zarfında sonuç veriyor. Biz süreci hızlandırma niyetindeyiz. Sonuçlar çıkar çıkmaz bunu basın ile paylaşacağız. Bu olayların yaşanmasının ardından barınağın tamamına kamera yerleştirdik. Belediyenin web sayfasından isteyenler girip barınağı, içerideki uygulamaları ve hayvanların durumunu 7/24 takip edebilecek. Bu kameralar takılır takılmaz kısa süre içinde hayata geçecek. 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşler Dairesi Başkanı Vahap Saçaklıdır, belediyenin yönetimini devraldığında barınakta her şeyin yıkım ve talandan ibaret olduğunu öne sürüyor. 

Bu sebeple barınak için yenilenme kararı alındığını söylüyor. 

17 dönümün tamamını kullanılabilir kılacaklarını belirten Saçaklıdır, ameliyathane, ultrason, röntgen, yoğun bakım ünitesi, kedi evi, 51 adet köpek alanı ve büyükbaş hayvanlar için ayrı bir bölgenin barınağa dahil edileceğini belirtiyor.

 

BeFunky-collage (12).jpg
Fotoğraf: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi

 

Saçaklıdır ayrıca kentin hayvan dostu olarak anılmasını istediğini, kentin 100 farklı noktasına bugünden itibaren mama ve su alanları kurulduğunu söylüyor.

Katı atık tesisinde ortaya çıkan görüntüden rahatsızlık duyduğunu söyleyen Saçaklıdır, kentte hayvan mezarlığı hazırlığının aslında uzun süredir olduğunu belirtiyor:

 

yazili-rapor-logolu.jpg
Görsel: Independent Türkçe

 

Hayvan mezarlığı için çalışma başlattık. Aslında bu çalışma Gülten Kışanak döneminde başlatıldı ancak hayata geçmedi. 12 Aralık 2018’de Belediye Meclisi’nden geçen kararın devamı niteliğinde bir çalışma yaptık.  Gelir gelmez Belediye Meclisi’nden söz konusu kararı aldık. Karara ilişkin tüm yazışmalarımızı yaptık. Yaklaşık 12 dönümlük bir alan tespit edildi. Valilik’te Mera Komisyonu var. Orası konuyu değerlendirecek, ilgili bakanlığa yollayacağız ve umuyorum bir an önce Diyarbakır’da hayvan mezarlığını hayata geçireceğiz.

 

74b83a5a-a962-484a-8b94-f9abd93b27d0.jpg

Hayvan mezarlığının 12 bin metrekarelik bir alanda, barınağın yakınındaki Kayapınar ilçesine yapılması planlanıyor / Görsel: Independent Türkçe 

 

"Çöpten 16 hayvan çıkardık, zehirlendiklerine dair elimizde kanıt var"

Videonun çekildiği gün katı atık tesisine giden üç kişiden biri olan Şeyma Kaya çöplerden çıkarılan ölü hayvan sayısının 4 değil, kedi ve köpek toplam 16 hayvan olduğunu öne sürüyor.

Hayvanların bakımı için yaklaşık 40 bin TL harcadığını söyleyen Filiz Kaya da bu vakanın ilk olmadığı görüşünde: 

O gün sinirden, üzüntüden ne yaptığımı bilmiyordum. Ama bu ilk değil. 16 Temmuz’da 50 köpek öldürüldü Diyarbakır barınağında. 19 Temmuz’da ise 15 köpek, 8 kedi vardı. 26 Temmuz’da yine köpeklerin öldürüldüğü ile ilgili bir ihbar aldım. 27’sinde Viyana’dan Diyarbakır’a bunun için geldim. Haklı çıkmak istemezdim ama yine haklı çıktım.  Ortada bir katliam var.

Diyarbakır Belediyesi'nden Saçaklıdır, 27 Temmuz'da yaşananlara dair gerekli araştırmanın sürdürüldüğünü ancak 16 ve 19 Temmuz'daki iddiaların doğruyu yansıtmadığını belirtiyor:

50 hayvan olayı kesinlikle doğru değil. Bu abartılı bir sayı. Barınağın mükemmel olduğunu söylemiyoruz. Dört yıldızlı bir otel olduğunu ifade etmiyoruz. 12 yıl önce açıldığında gerçekten Türkiye’nin en iyilerinden biriydi. Zaman içinde sıkıntılar yaşandı. Filiz Hanım hayvanları zehirlediğimizi söylüyor ya. Barınağımızda 12 yıl önce ampute olmuş, bir ayağı kesilmiş 8 hayvanımız var. Eğer gerçekten hayvanlardan kurtulmak gibi bir niyet olmuş olsaydı neden engelli hayvanları hala barındırsın bu barınak?  

BeFunky-collage (10).jpg
Diyarbakır Belediyesi barınağında çok sayıda ampute hayvan bulunuyor / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

Filiz Kaya: Zehirin raporu var

Filiz ve Şeyma Kaya'nın barınağa yönelik en dikkat çeken iddiası ise hayvanlara yönelik zehir kullanıldığı.

İki isim bu iddiayı Independent Türkçe ile paylaştıkları raporla kanıtladıklarını belirtiyor. 

 

ilac-logolu.jpg
Filiz Kaya'nın Independent Türkçe ile paylaştığı labaratuvar raporu / Görsel: Filiz Kaya arşivi

 

"Söz konusu numuneyi nasıl elde ettiniz?" sorusuna "Bir kaynaktan aldım"  yönünde yanıt veren Filiz Kaya, barınaktan alındığı iddia edilen kimyasal materyalleri Ankara'da bir ürün analiz labaratuvarına gönderdiğini ve yapılan tahlil sonuçlarından ise zehir çıktığını öne sürüyor. 

Barınakta çok sayıda köpeğe söz konusu zehirli maddelerin gece saat 10 ila 11 arasında enjekte edildiğini iddia eden Şeyma Kaya ise daha sonra söz konusu sıvıların barınak sorumluları tarafından soruşturmaya uğramamak için çöpe atıldığını belirtiyor. 

 

kopek-logolu.jpg
Filiz Kaya barınakta çok sayıda hayvanın zehirlendiği iddiasını barınakta çekildiği öne sürülen bu fotoğraflar ile ispatlamaya çalışıyor / Fotoğraf: Filiz Kaya arşivi

 

Söz konusu kimyasalın görüntüsünü Independent Türkçe ile paylaşan Filiz Kaya "Olayın peşini bırakmayacağım" diyor.

 

 

"Rapora yansıyan maddeler zehir değil gereklilik"

Kaya'nın Independent Türkçe ile paylaştığı raporda yer alan maddelerin muhteviyatını veteriner hekim Prof. Dr. Tahsin Yeşildere yorumladı.

Türkiye’nin ilk barınak projesini Kadıköy belediyesine sunan Yeşildere, 18 yıl boyunca İstanbul Veteriner Hekimler Odası başkanlığı yapmış, ilk uluslararası sokak hayvanları rehabilitasyon kongresini düzenlemiş alanında uzman tecrübeli bir isim. 

 

tahsin bey.jpg
Prof. Dr. Tahsin Yeşildere / Fotoğraf: Twitter

 

Yeşildere, "Türkiye’de en çok değer verilmeyen şey sokak hayvanları" diyor.

Söz konusu raporda yer alan maddeler için ise zehir değil bir klinikte olması gereken maddeler olduğu tespiti yapıyor: 

Morfinin değişik türleri olabilir. Bu maddeler bütün kliniklerde hele belediyenin barınak kliniklerinde acil olması gereken maddeler. Kazada yaralanmış, travma ya da beyin kanaması geçirmiş, akciğer yırtılması geçiren bir sürü hayvan gelebilir. Anında müdahale edildiğinde kurtarma imkânı olmaz. Acı vermemek için veteriner hekimlerin kararıyla uyutmada olabilir. Bu tür ilaçlar bulundurulabilir. Hiçbir veteriner hekim kim emir verirse versin bir hayvanı asla öldürmez. Bir doktor nasıl bir insanı yaşatmak için çabalıyorsa veteriner hekimler için de aynısı geçerli. Veteriner hekimler aciz düşmüş hayvanların uyutulması konusunda en az üç veteriner hekimin kararıyla buna yetkilidir. Veteriner hekimin alanına hiçbir hayvanseverin karışmaması gerekir. Hayvana ne kadar doz verileceğini bir hayvansever bilemez. Ameliyat masasındaki doktorun işine karışmak gibidir bu durum. Siz gidip en yakınınızın bile ameliyatına girebilir misiniz? En son kapıdan uğurlarsınız.

Şeyma Kaya'ya göre ise iddiasında ısrarlı.

Kaya söz konusu maddelerin karıştırılarak zehir haline getirildiğini söylüyor.

Barınaktan çıkan "siyaset" tartışması

Olayın bir başka boyutu ise siyaset ile ilgili. 

Filiz Kaya'nın yayınladığı videonun ardından HDP'li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik ciddi eleştiriler geldi.

Özellikle sosyal medyada, yaşanlar ağırlıklı olarak 'HDP'li belediyelerde hayvan katliamı' şeklinde sunuldu.

Bu konuyla ilgili Filiz Kaya ve Şeyma Kaya siyaseten bir amaçları olmadığının altını çiziyor.

Şeyma Kaya kendisini baskı altında hissettiğini saklamıyor:

Bizim işimiz belediyelerle değil, siyasetle değil. Bu insanlık meselesi. Hayvanseverlik siyaset üstü bir olgu. Bunun belediyeler üzerinden rantının dönmesine karşıyım, yanlış buluyorum. (...) Medyanın kullandığı dil çok önemli. Bizi haberleştiren bazı gazete ve TV’ler ‘HDP belediyesi katliam yapıyor’ diye bir başlık attıkları günden bu yana biz kendimizi kentte baskı altında hissediyoruz.

Filiz Kaya da aynı fikirde: 

Beni siyasete alet olmakla itham ediyorlar. Ortada dürüstlük yok. Neymiş, devlet beni ajan olarak tutmuş. Ben aslen Diyarbakırlıyım ama 28 yıldır Avusturya’da yaşıyorum. Avusturya vatandaşıyım. Oy bile kullanmıyorum. Kayyım nedir Türkiye’ye geldiğimde öğrendim. Benim işim siyaset değil, hayvanlar. Hayvanların yaşam hakkı.  Kendi yanlışlarını kapatmak için beni siyasetin içine çekmeye çalışıyorlar.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği: Hayvanlar ortada bırakılmamalı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Genel Sekreteri Haluk Aşkaroğlu, 4 Ağustos'ta Independent Türkçe'ye yaptığı açıklamada kendilerine 4 hayvanın öldüğü yönünde bilgi geldiğini belirtiyor. 

Uzun yıllar Hayvan Sağlığı Daire Başkanlığı görevini üstlenen Aşkaroğlu, hayvanların ortada bırakılmaması gerektiği kanaatinde:

Topyekun bir zehirlenme söz konusu değil. Elbette hayvanların ortada bırakılmaması gerektiğinin farkındayım. Hayvanlar için bir mezarlık talebinde bulunulması aslında iki yönlü bir konu. İlkin duygusal bağ açısından;  yani insanların yavruları olarak gördükleri hayvanları öldükten sonra ziyaret edebilmeleri ile ilgili. İkincisi teknik açıdan… Yani hayvan mezarlığıyla ilgili bakanlık teknik şartlar belirleyebilir. Teknik şartlardan kasıt hayvan mezarlıklarının nerelerde kurulabileceği, yer altı su kaynaklarını tehdit etmemesi, hayvanların hangi derinlikte gömülecekleri, çevreyi enfekte etmemesi gibi hususlar... 

Türkiye'de hayvanların durumu

Sabancı Vakfı’nın Fark Yaratanlar programına dahil olan Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin hazırladığı rapora göre 2016 yılında 8 milyonun üzerinde hayvan işkenceye maruz kaldı.

Hayvan sağlığı, bakımı ve hayvana yönelik şiddet daha uzun süre ülke gündemini işgal edeceğe benziyor.

Belediyelerin sadece 234'ünün barınak kurduğu, kalan yaklaşık bin 100 belediyenin ise barınağının bile olmadığı bir ortamda sokak hayvanları her zamankinden fazla ilgiye muhtaç.

Kimi uzmanlara göre üreme ve katliam döngüsünün hakim olduğu bir atmosferde hayvan haklarına dair kapsamlı bir yasanın ivedilikle ele alınması elzem.

Türkiye'deki hayvan haklarıyla ilgili altyapının sağlamlaştırılması ve mevzuat gereğince kendi arasında dağılmış bir görünüm çizen yetkili kuruluşların tek bir çatı altında toplanması gerekiyor.

Zira farklı yapılanmada hayvanlara yönelik sorunların ele alınması ve bunun sorgulaması zaten güç olan meseleyi daha zorlaştırıyor.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU