Küresel medya var olmayan iki “Kuzey Afrikalı” şüpheliyi İtalyan bir polisi bıçaklamakla suçlarken nasıl kandırıldı?

Yasal makamlar birkaç saat içinde iki Amerikalı öğrenciyi suçlasa da medya için hiçbir şey fark etmedi. Aşırı sağ çoktan ana akım medyayı kendi yalanlarıyla doldurdu ve neyin doğru neyin sahte olduğu artık net değil

Carabinieri olarak anılan İtalyan Jandarması bölge komutanlarından 35 yaşındaki Mario Cerciello Rega, 26 Temmuz 2019'da Roma'da bir hırsızlık iddiasını soruştururken bıçaklanarak öldürüldü (Carabinieri)

İtalyan siyaseti geçen hafta sonu epey garipleşti. Bunu ilk kez bu cumartesi günü, Twitter'ım aşırı sağcı bir siyasetçinin nefret söylevlerinden geri adım atma seslerine uyarı vermeye başlayınca fark ettim. Bu olay nadir bir hadise, saçmalığın yaklaşık sebebi korkunç bir insani trajedi olsa da bir kutlama sebebi ve sorumsuz gazeteciliğin nefreti nasıl teşvik edebileceğine dair faydalı bir ders.

Olay, 26 Temmuz sabah saatlerinde Roma'nın Prati semtinde görev yapan 35 yaşındaki Carabinieri yardımcı komutanı Mario Cerciello Rega'nın acımasızca öldürülmesiyle başladı. Saatler içinde - pek çoğu için sabah 9'da- İtalyan basını olayı çözmüştü bile.

Polis, değişik biçimlerde "Kuzey Afrikalı" veya "Mağribi" kökenli diye tarif edilen iki genç adamı arıyordu. Gazetelerde boyları, saç tarzları ve hatta kıyafetlerine kadar (biri siyah bir tişört, diğeri ise menekşe rengi giyinmişti) detaylar veriliyordu. Twitter - özellikle de aşırı sağ Twitter - çılgına döndü.

Doğru olması lazımdı çünkü Repubblica gibi ana akımın saygın isimlerinden AGI ve Agenpress gibi büyük haber ajanslarına değin İtalyan medyasının çoğu öyle diyordu.

Haberlerin başlamasından dakikalar sonra sağ eğilimli İçişleri Bakanı Matteo Salvini, bu iki kişinin yakında yakalanacağını umduğunu açıkladı: Tweetinde şüphelileri Kuzey Afrikalı olarak belirten ana akım Il Messaggero gazetesinin haberine link verilmişti. Aşırı sağcı Fratelli d'Italia lideri Giorgia Meloni (sildiği tweet'inde) bu "muhtemelen Mağripli iki hayvana" duyduğu öfkeyi açığa vuruyordu.

Partisinden başkaları da onu izledi. Daha da aşırı sağ CasaPound'dan Roma Belediye Meclisi üyesi Luca Marsella mültecileri boğulmaktan kurtaran yardım kuruluşları ve siyasetçilere saldırarak "katillerin kıyıya çıkmasına yardım edip etmediklerini" merak ettiğini söyledi. İronik bir cilve, eski solcu başbakan Paolo Gentilone de kervana katıldı.

Bu noktadan sonra hikaye meşruiyet kazanarak dünya çapında yayıldı. İngiltere'de hem Daily Mail hem de BBC buna yer verdi. Neredeyse tüm İtalyan basını ve siyasetçilerinin mutabakatı göz önüne alındığında şaşırtıcı değil.

Ancak birkaç saat içinde polis, kısa sürede suçlarını itiraf eden iki şüpheliyi -zerre kadar Kuzey Afrikalı olmayan ABD'li iki öğrenciyi- tutukladı.

 

 

İlk ve aşikar ders, bu üzücü masalın medyanın günümüzde karşılaştığı ikilemi vurgulamasıdır. Çevrimiçi yayımcılık ve tık alma kaygısı, bültenlerin haberleri neredeyse ellerine geçer geçmez yayımladıkları anlamına geliyor. Eğer bir hikaye, güvenilir görünen bir kaynakta halihazırda yayımlanmışsa, doğruluğunu teyit için zaman ayrıma güdüsü azalıyor.

Yaklaşık 15 yıl önce gazeteciliğe dönüş yaptığımda bu yüzden ana kaynaklara ulaşma alışkanlığımın hoş karşılanmadığını, hatta tuhaf bulunduğu gördüm. İngiltere basını işte bu şekilde bir gazetedeki tek bir satıra dayanarak Ian Huntley'in transseksüel olduğunu haber yapmayı -yıllarca!- sürdürebildi. Huntley dava açmakla tehdit edene kadar da devam ettiler.

Bu aynı zamanda, sadece muzları değil, gerçeği de bükmekten büyük keyif aldığı genel olarak bilinmesine karşın Boris Johnson'ın gazetecilik kariyerinin sürekli nasıl güç kazandığını da açıklayabilir.

Fakat burada daha korkunç şeyler de yatıyor. Örneğin şüphelilerin "polis kaynaklarına" dayanarak yapılan kusursuz tariflerine dair neredeyse evrensel kabul. Il Post'a göre, bu referans ilk önce İtalyan kanunlarına göre gazetecilik YAPMADIĞINA dair özenli bir ön bilgilendirme taşıyan "polis ve güvenlik güçleri portalı" Indodifesa'da ortaya çıkıyor.

Hikaye, Facebook grubu Puntato'ya atılan, failleri üçü Faslı ve biri Cezayirli olmak üzere 4 kişi olarak belirten ve polis fotoğrafı olduğu iddia edilen bir fotoğraf içeren mesajla daha da ivme kazanıyor. Muhtemelen, çok kötü bir şakaydı. Ancak Puntato, iki polis memuru tarafından yönetilen ve polis memurlarının kullandığı bir trafik aplikasyonu için kurulmuş bir gruptu.

Mesaj grupta sadece birkaç dakika kadar kaldı. Ancak kopyalanıp aşırı sağcı bir kullanıcı tarafından yönetilen diğer bir Facebook sayfasına, UNITI Saremo TUTTO'ya ("Birlikte HEPİMİZİZ" yapıştırıldı. Orada da birkaç saat kaldı ve yaklaşık 5 bin kez paylaşıldı.

Cumartesi günü faillerin Kuzey Afrikalı değil, ABD vatandaşları olduğu açığa çıktığı zaman hikayeye dair tweet atmaya başladığımda, (aşırı) sağ haber kaynakları, ulaştığım İtalyan kaynakların yanıldığının"kanıtı" olarak bir önceki günün Daily Mail'ine atıfta bulunarak durumu daha da beter hale getiriyordu. Bu durumun açıkça ortaya koyduğu şeylerden biri, haber kuruluşlarının birçok yerde hala yayımda duran orijinal hikayelerini geri çekmekte -ya da en azından bunlara not düşmekte- çok daha hızlı olması gerektiğidir.

Her şey çok dağınık ve hata tamamen basına ait değil. Ancak basının bazı sorumluluklar üstlenmesi gerekiyor. Çünkü sağ şu anda aktif biçimde haber yaratıyor, gündemlerine uygun her yerde bunları yayıyor ve kimse neyin gerçek neyin sahte olduğu hakkında bir fikir sahibi olmayana dek bu fabrikasyonlarını ana akıma pompalıyor.

Söz konusu hadisede İtalyan Polisi'nin hızlı eylemi daha kötüsüne engel oldu. Ancak bu her zaman böyle olmayacak. Medyanın -tüm medyanın- haberlerin halka ulaşım şeklini aktif biçimde bozma çabası güden insanlar olduğu bir zamanda, nasıl tepki vereceklerine dair çok daha dikkatli düşünme zamanı geldi.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU