Libya'daki göçmen ve mültecilerin durumu vehametini korurken Avrupa'nın “eski tas eski hamam” yaklaşımı işleri daha da kötüleştiriyor

Daha fazla insan geçen hafta 50 kişinin ölümüne neden olan saldırıların benzerlerine karşı savunmasız kalırken, Sağlık Bakanlığı yetkilileri giderek çaresizleşiyor

Göçmenler bir hava saldırısında vurulmuş Tajoura'daki gözaltı merkezinin molozları arasından eşyalarını taşıyor (The Independent)

Libya'da -hiçbir kaçış yolu olmayan- bir gözaltı merkezine düzenlenen hava saldırısında 50 göçmen ve mültecinin ölümünden sadece günler sonra, yaklaşık 100 kişi daha tam olarak aynı yere gönderildi.

Batı Libya’nın milis kışlaları içindeki bakımsız tesis, Trablus'taki tanınmış hükümete sadık silahlı gruplar ile savaş ağası General Halife Haftar'ın kendine özgü ulusal ordusu arasındaki cephede bulunuyor.

New York Times'ın yakın tarihli bir araştırmasına göre, merkez aslında daha önce vurulmuş olan bir silah deposunun yanında yer alıyor. Bu da merkezi yeni bir saldırının ana hedefi yapıyor. 

3 Temmuz'daki korkunç saldırıdan kurtulanlar, yeni bir saldırının korkusuyla açık havada uyurken, ancak BM'nin müdahalesinin ardından tahliye edilebildi.

Ancak Sınır Tanımayan Doktorlar'a göre, Batı Libya yetkilileri 95 savunmasız insanı daha tesise yerleştirdi.

Milis derebeylerinin savaşı Libya'yı parçalarken, en savunmasız durumdakiler, çoğunluğu Sahra-Altı Afrika kökenli olan ve milis kontrolündeki hapishaneler ve çoklu cephelerle dolu korkunç bir dünyada sıkışıp kalmış göçmenler.

Libya'da kaldıkları sürece kaçırılma ve işkence görme ya da gözaltı merkezlerinde bombalanma riski altındalar. Avrupa'ya giden teknelere bindiklerinde ise geri gönderilecekler. Çünkü AB'nin sınır kontrol kurumu Frontex dahil olmak üzere Avrupa devletleri, arama kurtarma operasyonlarını ve farklı limanlardan karaya güvenli çıkış izinlerini sonlandırdı.

Şimdi bu boşluğu doldurmak için geriye sadece bağımsız kurtarma görevleri kaldı. Ancak onlar da limanlarını kapatan İtalya gibi ülkelerin zulmüyle karşı karşıya. Taşıdıkları insanları nereye bırakacağını bilmez halde denizde dolaşan kurtarma botları sık görülür hale geldi.

Hakikaten de, bir STK kurtarma botunun kaptanı olan Carola Rackete, Lampedusa'ya izinsiz girmesinden sonra kısa bir süre için hapis cezasıyla karşı karşıya kaldı. Rackete, kurtardığı göçmenlerin çok çaresiz kaldığını ve enredeyse denize atlayacaklarını söyledi. İtalyan’ın sağ kanattaki güçlü içişleri bakanı Matteo Salvini, Rackete'yi korsan diye adlandırdı.

Fakat çaresizlik o kadar derin ki göçmenler ve mülteciler şişme botlara binmeye hala devam ediyor ve denizde boğuluyor.

O yüzden, bu hafta BM insan hakları kurumu farklı bir yaklaşım alınması için dünyaya yalvardı ve ben de aynı fikirdeyim.

 

 

Libya'daki merkezlerde genellikle korkunç şartlar altında tutulan en az 5 bin 600 kişinin acilen tahliyesi ve yeni bölgelere yerleştirilmesiyle 3 Temmuz benzeri trajedilerin önlenmesi için AB’ye ve Afrika Birliği'ne başvurdular.

Başvuruda, Akdeniz'de kurtarılan kişileri kesinlikle güvenli bir liman olmayan Libya'ya götüren botların durdurulması için her türlü çabanın sarfedilmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca ticari gemilerin de kurtarılan yolcuları geri Libya'ya götürmeye yönlendirildiği belirtildi.

Libya'da bana, bilfiil savaş halindeki tanınmış hükümetin Sağlık Bakanlığı çalışanları çaresiz olduklarını söyledi. 3 Temmuz'da vurulan Tajoura'daki merkez zaten kapasitesinin iki katına çıkmıştı. Kurtulan 600 göçmenin ise başka tesislere tekrar yerleştirilmesi gerekti. Bu da diğer merkezlerde yığılmaya neden oldu. 

Sağlık Bakanlığı'yla çalışan ve saldırıdan kısa bir süre sonra Tajoura'daki merkezde bulunan Amin Haşimi, göçmenlerin bazılarının çapraz ateş altında kalan havaalanı üzerinden evlerine gönderildiğini söyledi.

Haşimi “İçişleri Bakanlığı elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ama gerçekten de ne yapmamız gerekiyor?" diye soruyor.

Akdeniz üzerinden botlarla Avrupa'ya geçen yüz binlerce kişi, İtalya gibi ülkelerde önemli sorunlara neden oluyor. Ancak sadece limanları kapatmak, denizdeki insanları kurtaranları cezalandırmak ve göçmenleri savaşın tahrip ettiği Libya'da beklemeye ve ölmeye zorlamak çözüm değil.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU