Her yıl suç işleyen 5 ile 7 bin insana "cezai ehliyeti yerinde değil" raporu veriliyor... Yarısıyla irtibat koptuğundan dışarıda tedavisiz geziyorlar

Tanımadığı Başak Cengiz'i samuray kılıcı ile öldüren ve akli dengesinin yerinde olmadığı öne sürülen Can Göktuğ, benzer durumda olan kişilerce işlenen suçları gündeme getirdi. Bu kişiler psikopat mı yoksa şizofren mi? Aradaki fark ne? Uzmanlar anlattı

Cezai ehliyeti yoktur raporu verilenlerin en az yarısı ile dışarıda irtibat kopuyor / Fotoğraf: AA

Türkiye, İstanbul Ataşehir'de 28 yaşındaki Başak Cengiz adlı genç kadının sokak ortasında hiç tanımadığı Can Göktuğ Boz adlı kişinin samuray kılıçlı saldırısında yaşamını yitirmesinin şaşkınlığını yaşıyor.

Sosyal medyada yapılan yorumlarda akli dengesinin yerinde olmadığı Boz'un neden takibinin yapılmadığı ve ailesinin niçin gözetim altında tutmadığı gibi soruları yöneltiyor.

"Tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme" ve "silahla tehdit" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderilen Boz'un avukatlığını ise annesi Ayşe Nejla Yomralıoğlu üstlendi.

Yomralıoğlu, oğlunun 14 yaşından beri psikolojik tedavi gördüğünü öne sürerek, "Verilen ilaçları düzenli kullandıramadık. Son 2-3 senedir tedaviyi reddediyor ve benimle görüşmemektedir. Sıkıntıların arttığını, akıl sağlığının yerinde olmadığını ben de gözlemledim. Bu nedenle gözlem altına alınmasını, tedavisinin yapılmasını istiyorum" dedi.

Akli sağlığı yerinde olmadığı için suç işleyenler olduğu gibi akıl dengesi olmasına rağmen yokmuş süsü vererek suç işleyenler de var.

Suç işleyen insanların zaman zaman "cezai ehliyeti yoktur" raporu alma umuduyla akli dengesinin yerinde olmadığı intibası vermeye çalıştığı bilinen bir gerçek.

Ancak bunun yanında gerçekten de akli dengesi yerinde olmayan insanlardan kaynaklanan olaylar da mevcut ve bunlar azımsanacak düzeyde.

başakcengizfoto.jpg
Başak Cengiz'in öldürülmesi toplumda tepkiye ve üzüntüye neden oldu / Fotoğraf: Twitter

 

Kimi zaman ailelerini kimi zaman tanımadıkları insanları hedef alabiliyorlar"

Independent Türkçe, bu konuyu 2 Şubat 2020'de "Cezadan kurtulmak için akıl hastası rolü yaparak suç işleyen çok: Hangi psikolojik sorun, suça neden oluyor, belirtileri ne?" başlığıyla gündeme getirmişti.

Haberimizde akli dengesi yerinde olmadığı işlenen insanlarca işlenen suç olaylarından örneklere yer vermiştik.

Bu olaylardan bazıları şunlar: 

24 Ocak 2021: İstanbul'da Beşiktaş'ta dolaşan üç Rus turist, akli dengesi yerinde olmadığı iddia edilen 40 yaşlarındaki Hasan Hüseyin Y. tarafından hiçbir neden yokken bıçaklandı. 16 ayrı suçtan sabıkası olan saldırgan, turistleri o an şeytan olarak gördüğü için bıçakladığını öne sürüldü.

23 Eylül 2020: İzmit'te daha önce annesini bıçaklayan ve akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilen bir şahıs girdiği bir lokalde bir anda arkadaşıyla masada oturup çay içen 42 yaşındaki Volkan M.'yi sırtından ve karın boşluğundan defalarca bıçakladı.

26 Ocak 2020: İstanbul Eyüpsultan'da oturan ve madde bağımlısı olduğu ve akli dengesinin yerinde olmadığı öne sürülen U.B. adlı şahıs, aynı evde oturduğu anne ve ağabeyini ellerine bağlayıp, başlarını bezle sardıktan sonra boğarak, bıçaklayarak öldürdü. "Cinayeti neden işledin? sorusuna "Akla mantığa uymayan şeyler yaşadım. Annemin klozetinin içerisinde yarı kullanılmış uyuşturucu maddeleri gördüm" dedi.

mustafabayram.jpg
Emekli polis Mustafa Bayram / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Seri katiller şizofren özellikler gösterir, genelde tek yaşarlar"

Bunlar akli dengesi yerinde olmadığı iddia edilen insanlarca gerçekleştirilen olaylardan bazıları. Özellikle yangın çıkarma da sık görülen suçlardan biri.

Uzun yıllar boyunca İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'nde görev yapan Mustafa Bayram, akli dengesi yerinde olmayan insanlarca gerçekleştirilen birçok suç olayına da tanık olduğunu söyledi.

Bayram, akli dengesi yerinde olmayan insanlar arasında saldırgan özellikler gösterenlerin de bulunduğunu kaydederek, seri katillerin aslında şizofren kişilikler olduğunu öne sürdü ve şu iddiada bulundu:

"ABD'de de seri katillerin daha fazla olmasının nedeni bunların çoğunun bağımsız yaşaması ve kendi evlerinin bulunması. Cinayetleri de genelde kendilerine ait evlerde, mekanlarda işlerler. Bizde ise ailelerin kalabalık olması, pek çok kişinin ailesiyle yaşaması bu tür insanlar üzerinde bir çeşit kontrol sağlıyor, çok ileri gitmelerini engelliyor." 

"Saatli bomba gibiler"

Saldırgan özellikler içeren psikolojik sorunlardan muzdarip olanların tedaviyi bırakmaları halinde tehlikeli olabildiğini belirten Bayram, "Saldırgan özellik gösteren psikolojik sorunlara sahip kişilerin saatli bomba gibi. Ne zaman patlayacaklarını bilmek zor. Birinci derecede öldürdükleri aileleri olur genelde. Adam yatarken hayal görüyor. 'Anneme bir şey musallat oldu onu kurtarmak istedim' diye cinayet işleyen gördüm" dedi. 

Peki uzmanlar bu görüşlere ne diyor? Akli dengesi yerinde olmayan insanların suç işleme potansiyelleri nedir? Hangi suçlara daha yatkın oluyorlar?

sertaçak.jpg
Psikiyatrist Doç. Dr. Sertaç Ak / Fotoğraf: AA

 

"Akli dengesi yerinde olmayanların aile içi şiddet oranı 14 kat fazla"

Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sertaç Ak, şizofren hastalarının bütün vakalar içerisinde suç işleme oranının yüzde 6'yı geçmediğini belirtti.

"Sanıldığı gibi cinayet işleme oranları da yüksek değil" diyen Ak, "Normal bir insanın bütün ömrü boyunca cinayet işleme oranı ile şizofren hastanın suç işleme oranı arasında ciddi bir fark saptanmamıştır. Ancak aile içi şiddet oranı akli dengesi yerinde olanların neredeyse 14 katı. En çok ailelerine yönelik şiddet uyguluyorlar" ifadelerini kullandı.

"Hollanda cezai ehliyeti olmayanları ömür boyu bırakmazken bizde kısa süreli bir tedavinin ardından bırakılıyorlar"

Ak'a göre asıl sorun suç davranışı sonrasında yapılan değerlendirmede. Zira akli dengesinin yerinde olmadığı tespit edilerek ceza ehliyeti olmadığına karar verilenlerin tedavileri bitmeyene kadar bırakılmamaları gerekir

Bu konuda Hollanda'yı örnek olarak veren Ak, şunları kaydetti: 

"Hollanda gibi ülkelerde bu konumda olanlar neredeyse bir ömür boyu kontrol altında tutulup toplum içine bırakılmazken bizde yeterli yer olmamasından dolayı kısa süreli bir tedavinin ardından tekrar 10 yıl süreyle ayakta denetim altında tutulmak kaydıyla toplum içine bırakılıyorlar. Ancak neredeyse yarısı ile irtibat kopuyor. Birçoğu ilacını kullanmıyor, tedavisini sürdürmüyor. Gittiği kontrollerde de detaylı bir incelemeye tabi tutulmadan 'ilacını kullanıyor musun?' gibi sorulara verilen cevaplara bakılarak değerlendiriliyorlar. Bu tür durumda olan kişilerin ilacını alıp almadığı, tedavisini sürdürüp sürdürmediğini kontrol için bir elektronik takip sistemi geçirilmesini önerdik. Yetkililerden yanıt bekliyoruz." 

şizofreni.jpg
Akli dengesi yerinde olmayan insanlarda zaman zaman suça bulaşabiliyorlar 

 

"En az yarısı ile irtibat kopuyor"

Türkiye'de her yıl ortalama suç işleyen 5 ile 7 bin arasında insana akli dengesi yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza ehliyeti olmadığına dair rapor verildiğini belirten Ak, "Bu insanların takibinin yapılması hayati öneme haiz. Bu kişilerin en az yarısı ile irtibat kopuyor ve toplum içinde tedavisiz bir şekilde geziyorlar. Aileleri de bunları kontrol etmekte zorlanıyor. Çoğu tedaviye razı olmuyor tedavi verildikten sonra bırakıyorlar" ifadelerini kullandı. 

Ak, ayrıca şizofrenler tarafından işlenen cinayetlerin çoğunlukla tanımadıkları insanları değil, yakın çevrelerini hedef aldığını da söyledi.

çağdaş.jpg
Can Göktuğ Boz, Başak Cengiz'i öldürmekten tutuklandı 

 

Cengiz'in katili psikopat mı şizofren mi?

Başak Cengiz'in olayı 2019 yılında Ordu'da yine hiç tanımadığı Özgür A.'nın bıçaklı saldırısında öldürülen 20 yaşındaki Ceren Özdemir cinayetiyle çok büyük benzerlikler içeriyor.

Cengiz'in olayının ardından Özdemir cinayetini de hatırlatan benzer saldırıların arttığı ya da artabileceği iddialarını ortaya attı.

Özdemir'in öldürülmesinin ardından annesi, basına verdiği demeçte "Psikopat birini nasıl cezaevinden bırakırlar?" diye isyan etmişti.

Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyon Başkanı ve "Psikopatoloji ve Suç" kitabının yazarı Doç. Dr. Hatice Demirbaş, halk arasında "psikopat" olarak, psikolojide ise "anti sosyal kişilik bozukluğu"nu Independent Türkçe'ye anlatmıştı.

Peki Başak Cengiz'i öldüren saldırgan da bir psikopat mı? Şizofren ile psikopat arasındaki farklar neler?

Bu soruların cevapları için bir kez daha Demirbaş'ı aradık. İlk sorumuz sosyal medyada iddia edildiği gibi Özdemir'in ve Cengiz'in başına gelen olaylar gibi saldırıların artıp artmayacağı oldu.

haticedemirbaş.jpg
Doç. Dr. Hatice Demirbaş. Fotoğraf: Twitter/@AdliPsikoloji

 

"Biri yapınca model oluyor, yapabileceği duygusu oluşuyor"

Demirbaş, artış olduğunun iddia edilemeyeceğini belirterek, "Ancak biri yapınca Münevver cinayetinde olduğu gibi model oluyor ve yapılabileceği duygusu oluşturmaktadır" yorumu yaptı.

Psikopatlar ile şizofreni bozukluğu arasındaki farkları Demirbaş, şu sözlerle dile getirdi:

"Psikopat dediğimiz kişilik bozuklukları şizofreni bozukluğundan farklıdır. Şizofrenik bozukluklarda bireyler gördüğü görüntü ya da duyduğu sesleri gerçek sanmakta. Ancak kişilik bozuklukları bunun farklı olduğunu bilir. Aynı zamanda şizofrenik bozukluklarda düşünce içeriğinde bozukluk baskındır. Paranoid şizofreni hastaları zulüm gördükleri ya da birileri tarafından cezalandırıldıkları ile ilgili yanlış inançlara (sanrılar) sahiptirler. Alınganlık ya da kötülük görme sanrıları hakimdir. Sanrıları yüzünden kendisini savunma davranışlarına geçer, toplumdan kaçar, öfkeli sert, kavgacı olabilir." 

"Psikopatlar bilerek cinayet işleyebilir, bıçak, kılıç, kesici ve delici aletler biriktirebilirler"

Adli bilirkişilerin Başak Cengiz'in katilinin cezai sorumluluğu olup olmadığını tespit edeceklerini belirten Demirbaş, "Eğer bireyin kötülük görme sanrıları var ise o sanrılar bireyleri yönlendirmekte birilerine zarar verip öldürebilmektedirler. Diğer türlü ceza sorumlulukları vardır ve bilerek planlayarak suçu işlemiştir. Ancak sanrıların yönlendirmesiyle de planlayarak cinayet işleyebilirler. Kişiler gerçekten kendine zarar verileceğini düşünürler. Kişilik bozukluklarında kendilerine zarar verilme değil, kendileri başkalarına zarar verirler. Kişilik bozukluklarından psikopatisi olan bireyler bıçak, kılıç gibi kesici ve delici aletleri biriktirebilirler. Aslında bu araçlar içlerinde duydukları öfke ve saldırganlık duygularının bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu. 

özgür a..jpg
Ordu'da Ceren Özdemir'i öldüren Özgür A.'nın cezaevinden yeni çıktığı anlaşılmıştı 

 

"Kadınların hedef seçmelerinin nedeni kendini savunamayacağını düşündüğünden"

Her iki olayda da kadınların hedef seçilmesine de değinen Demirbaş, "Kadınların seçilmesinde hedef, onların fiziksel olarak daha güçsüz ve o anda kendini savunamayacağını düşündükleri için olabilirler. Zaten suçların yüzde 90'ını erkekler işlemekteler. Kadınların suç işleme olasılığı düşüktür. Bunda toplumun cinsiyet rollerine yüklediği şeylerde bulunmaktadır" dedi. 

Cengiz'i öldüren saldırgan da ifadesinde erkeklerin daha çok direnebileceği düşüncesiyle bir kadına saldırdığını söylemişti.

"Şizofrenler çoğunlukla ailelerini, psikopatlar tanımadıklarını hedef alıyorlar"

Demirbaş son olarak şizofreni türü bozukluklarda genellikle mağdurların aile üyeleri, çok azının yabancılar olduğunu söylerken, "Kişilik bozuklukları daha az tanıdıkları daha çok yabancıları hedef alırlar. Psikopatisi olan kişilik bozukluklarında planlı suç işleme olasılığı olacağı daha fazla olduğundan silah ve diğer kesici araçları kullanırlar. Şizofreni bıçak ya da kesici delici aletler o an evde olanlarla sınırlıdır" diyerek sözlerini noktaladı. 

ayhanakcan.jpg
Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan / Fotoğraf: Umut Vakfı

 

"Aile bıkmıştır ya da aile cahildir sahip çıkamaz"

Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan da suça ve saldırganlığa yatkın olan akli dengesi yerinde olmayan kişilerin "sahipsiz akıl hastası" olarak nitelendirildiğini ifade etti.

"Ailede bıkmıştır ya da aile cahildir sahip çıkamaz" diyen Akcan, şu bilgileri verdi: 

"Düzenli İlaç kullanmazlar. Hasta olduklarını asla kabullenmezler. Zamanlarının çoğunu veya tamamını sokakta geçirirler. Çoğunluğu kronik şizofrendirler. Gerçeği değerlendirme yetenekleri ileri derecede bozuktur. Akıl hastalığının pozitif ve negatif olmak üzere iki gruba ayırırız. Pozitif belirtileri olanlar rahatsızlığın arttığı süreçlerde bir şeyler gördüklerini veya duyduklarını iddia ederler. Kimi zaman kendilerine bir sesin emirle öldürmesi yönünde talimat verdiğini iddia ederler ya da kendisini öldürmeye çalıştığınızı paranoya yapabilirler. Saldırgan olabilirler. Çevrelerine veya kendilerine zarar verebilirler. Negatif belirtili olanlar ise uyumsuzluk, bir şey becerememe hissizlik duygusuzluk enerji yokluğu gibi kendisiyle ilgili duygular içerisindedir. Başkalarına zarar vermezler." 

hannibal.jpg
Anthony Hopkins, Hannibal filminde bir seri katili canlandırıyordu

 

"Toplumun yüzde 1'i şizofren, bunların dörtte biri saldırgan olabilir"

Şizofrenlerin toplum içindeki oranının yüzde 1 olduğunu, bu hastaların dörtte birinin ise saldırganlık içeren pozitif belirtileri olduğunu kaydeden Akcan, "Demek oluyor ki 16 milyonluk İstanbul'da ortalama 160 bin şizofren vardır. Bunlar içerisindeki 40 bin kişi kontrol altında tutulmaz, tedavileri sürdürülmez ise saldırgan özellikler gösterebilecek rahatsızlıktan muzdaripler. Tüm cinayetlerin yüzde 4 ile 5'lik bölümünün saldırgan özellikler gösteren şizofren hastalarınca gerçekleştirilir. Fark etmezsen tedavi etmezsen cinayet gibi çok ciddi suçlar işleyebilirler. Sizin onu öldüreceğinizi sanır, o nedenle o sizi öldürür. Yangın çıkarma da sıktır. Aralarında kendi evini yakan çoktur. Aralarında intihar oranları da yüksektir. Genelde sahipsizdirler. Bu nedenle yangın veya soğukta kalıp zatürre vb. gibi nedenlerle ölenler çoktur" değerlendirmesinde bulundu. 

Her akıl hastasının tedavi edilmesi ve aktif süreçte ilaç kullanması gerektiği kaydeden Akcan, ayrıca silah ve kesici aletlerin her başvurana verilmemesi gerektiğini, kargo ile tesliminin ve internetten satışının yasaklanması gerektiğini söyledi. 

Bu belirtilere dikkat

Bu tür rahatsızlıkları olanların belirtilerinin belli dönemlerde özellikle ilk ve sonbahar aylarında arttığını aktaran Akcan, yakınları bundan dolayı muzdarip olanlara şu uyarılarda bulundu:

Uyku düzeni bozulduğunda ve kendi kendine konuşmayı arttırdığında bilin ki rahatsızlık aktif döneme girdi. Mutlaka tedavi altına alınması lazım o süreçte. Kulağına ses geliyorsa, kendi kendine konuşuyorsa, hasta olduğunu kabul etmiyorsa, 'siz hastasınız', 'siz gidin doktora' diyorsa, öz bakımı kötü, sahipsiz, sokakta çöp karıştırıyorsa tehlikelidir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU