Kıbrıs açıklarındaki doğalgaz krizi büyürken Türkiye yalnız mı kalacak?

AB Konseyi Başkanı Tusk ve Almanya Başbakanı Merkel, Rum yönetiminin yanında oldukları mesajını verdi

Doğu Akdeniz'deki enerji tartışmasının odağında Türkiye'nin Fatih sondaj gemisi var, bir diğer gemi Yavuz ise yola çıkmaya hazırlanıyor / Fotoğraf: Reuters

Türkiye, Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama faaliyetleri nedeniyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile gerilim yaşıyor. 

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre 3 buçuk trilyon metreküplük doğalgaz rezervine sahip bu havza 2000’den bu yana Türkiye, Kıbrıs, İsrail, Lübnan ve Mısır’ı da içine alan bir enerji rekabet alanına dönüşmüş durumda.

Üstelik oyuncular bu ülkelerle sınırlı değil. 

Mart’ta İsrail’in başkenti Kudüs’te düzenlenen dörtlü zirve bu ilginin kanıtı.

İki ay önce ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ve Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras Kıbrıs’ın güneyinde çıkarılacak doğalgazın Avrupa’ya taşınması meselesini ele aldı. 

Bölgeye inşa edilmesi planlanan boru hattı projesi görüşüldü.

2025'te tamamlanması planlanan boru hattının 2 bin kilometre uzunluğunda olması bekleniyor.

Türkiye’nin sondaj faaliyetleri

Bölge rezervinin yeni keşiflerle 4 trilyon metreküp doğalgaz çıkarma olasılığı ile ilgilenen Türkiye de oyunun içinde.

Ankara’nın Fatih sondaj gemisiyle adanın güneybatısında yürüttüğü çalışmalar beraberinde tepkileri getirdi. 

Sadece Kıbrıs’ın güneyindeki yataklarda yaklaşık 227 milyar metreküp civarında doğalgaz olduğu tahmin ediliyor.

Amerikan enerji şirketi ExxonMobil’in araştırmasına göre bu alanda 40 milyar Euro değerinde bir doğalgaz hacmi söz konusu.

Tablo böyleyken Türk gemisinin Kıbrıs Münhasır Ekonomik Bölgesinde yürüttüğü çalışma sadece enerji rezervleri ile ilgili rekabeti kızıştırmadı. 

Aynı zamanda siyasi tansiyonu da yükseltti.

Uzmanlara göre bugün Doğu Akdeniz’de yaşanan çok boyutlu bir stratejik mücadele.

Zira doğalgaz haricinde bölgedeki yaklaşık 1,7 milyar varillik petrol rezervi bile tek başına trilyonlarca dolarlık gelir anlamına geliyor. 

Tusk: AB Türkiye’ye karşı Rumların arkasında
 

TUSK - AFP.JPG

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk / Fotoğraf: AFP


Romanya’nın Sibiu kentindeki gayri resmî Avrupa Birliği (AB) zirvesinde de konu gündemdeydi. 

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, birliğin Türkiye ile gerilim yaşayan Kıbrıs’ın arkasında olduğunu ifade etti, gelişmelerin dikkatle takip edileceğini vurguladı.  

Almanya Başbakanı Angela Merkel de aynı toplantıda Türkiye’nin faaliyetlerini onaylamadığını, yaptırımlar hakkında ise konuşulmadığını belirtti.
 

MERKEL - AP.jpg
Almanya Başbakanı Angela Merkel / Fotoğraf: AFP

 

“Kıbrıs Cumhurbaşkanı Türkiye'nin faaliyetlerini anlattı ve bunları onaylamadıklarını belirtti. Bizden, Türkiye ile bir temas varsa, Kıbrıs'ın çıkarlarını savunmamızı rica etti. Biz de bunu yapacağız” 

Tusk ve Merkel’in açıklaması ABD ile İngiltere Dışişleri Bakanlıklarının açıklamalarının ardından geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Morgan Ortagus, Türkiye’nin deniz sondajı yapacağıyla ilgili haberlerden sonra “Tahrik edici ve bölgedeki tansiyonu artırmaya yönelik riskli bir adım” yorumu yapmıştı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunk da konuyu benzer bir yaklaşım ile ele aldı. 

“Türkiye'nin, Kıbrıs’ın kendi özel ekonomik bölgesi olarak hak talep ettiği bölgede deniz sondajı yapacağı yolundaki açıklamasından derin endişe duyuyoruz.”

Ankara: İkinci gemimizi de göndereceğiz

Güney Kıbrıslı yetkililer Türk sondaj gemisi Fatih’in Paphos kentinin 68 kilometre açığında demir attığını ancak henüz sondaj çalışmasına başlamadığını belirtiyor.

Fatih gemisine bazı destek gemileriyle Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı bir firkateynin de eşlik ettiği biliniyor.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis Türkiye’nin girişimleri ile 1974 Kıbrıs Harekâtı arasında benzerlik kuruyor.

Ankara’nın faaliyetleri için “İşgal ile eş değer” diyor.

Türkiye ise Avrupa’nın lisans hakkı olmayan bölgede arama yapıldığı iddialarına karşılık gerekli yasal adımların atıldığını söylüyor. 

Hatta sondaj gemisinin 6 yıl önce BM’ye ilan etmiş olduğu kendi münhasır ekonomik bölgesinde olduğunu savunuyor.
 

çavuşoğlu - reutrs.jpg
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu / Fotoğraf: Reuters


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 8 Mayıs’ta sismik araştırmanın sona erdiğini, Türkiye için yeni bir dönemin başladığını duyurmuştu.

“Artık sismik araştırma bitmiştir. Sondaj çalışmalarına başlayacağız. 2. gemimizi de bölgeye gönderiyoruz"


Adil paylaşım hayal mi?
 

KIBRIS SONDAJ - AA.jpg
Doğu Akdeniz'de enerji gerilimi çok yüksek / Fotoğraf: AA


Tüm bu gerileme rağmen doğalgazın paylaşımıyla ilgili fikir belirtenler de var. Atlantik Konseyi Küresel Enerji Merkezi’nden Charles Ellinas gibi.

Elllinas, ileride gaz üretiminden elde edilen gelirin Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumları arasında adilce paylaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Ancak pastadan herkesin nasıl pay alacağı konusu gerçekten kafa karıştırıcı. 

Zira uluslararası hukuka göre bu havzadaki enerji yatakları üzerinde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Mısır, Yunanistan, Suriye, Filistin, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Lübnan var. 

Bu ülkelere Ortadoğu’da enerji kaynaklarında hâkimiyetini arttırmak isteyen Çin ile Exxon, Noble, BP, ENI, TOTAL gibi çokuluslu enerji şirketleri üzerinden Fransa, İngiltere ve İtalya’yı da eklemek mümkün. 

 

Independent Türkçe
 

DAHA FAZLA HABER OKU