İnönü: Allah’a şükürler olsun ki sağırım

Bugün İnönü'nün vefatının 45. yıl dönümü.... Time Dergisi, İsmet İnönü’yü 1941’de kapağına taşıdığında, Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı’nın günlük hayatını ve o dönem kamuoyundaki imajını da yazmıştı

Dönemin Başkan Yardımcısı Lyndon Johnson’ın 1960’ların başında yaptığı Ankara ziyareti sırasında çekilen bu kare Alman fotoğrafçı Günter R. Reitz’e ait.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 1938-1950 yılları arasında görev yapan ikinci Cumhurbaşkanı, Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel ve profesyonel hayatının en yakın tanığı İsmet İnönü’nün ölümünden bu yana 45 yıl geçti. 

Birinci Dünya Savaşı’nda kritik görevlerde bulunmuş, başarılar elde etmiş İnönü, 12 adaların Yunanistan’a geçmesi, ölümüne yakın Atatürk ile düştüğü fikir ayrılıkları, İkinci Dünya Savaşı sırasında gerçekten tarafsız kalıp kalmadığı konularında bugün bile tartışmaların odağında. 

Yazılı basının en köklü kurumlarından Time Dergisi, 19 Mayıs 1941’de İnönü’yü kapağına taşımış, dönemin şartlarını, İnönü’nün günlük yaşamdaki alışkanlıklarını, Mustafa Kemal ile ilişkilerini, yurtdışındaki imajını anlatan bir makale yayınlamıştı.

İngilizlerin Irak’ı işgal ettiği, Ürdün’ün İngilizlerin yanında yer aldığı bir dönemde yazılan makale, Adolf Hitler’in yönettiği Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Franz Von Papen’in, Orta Doğu pazarlığına girmek üzere İnönü’yü ziyaret etmesinin ardından yazılmıştı. 

 

Tam metninin Türkçe çevirisinin İnönü Vakfı’nın web sitesinde yayınladığı makalenin bir kısmı şöyle: 

“Türkler son zamanlarda her gece ettikleri dualarına yenisini ekledi: Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün sağlığı. 

İsmet İnönü sekiz yaşındayken sıtmaya yakalanmış ve bu hastalık ağır işitmesine neden olmuştu. 1912 yılında Yemen’de de koleraya yakalanması bu rahatsızlığını iyice artırmıştı ancak az duyması bir devlet başkanı olarak sahip olduğu en iyi özelliği oldu ve bugün de öyle olduğu söylenebilir.

Sadece duymak istediklerini duyuyor. Duymak istemediği bir şeyi kaçırdığında da söylediği şu sözüyle tanınır: Allah’a şükürler olsun ki sağırım.

Sağlık açısından kusursuz olmamasına rağmen, günlük hayatında bu rahatsızlığına dair herhangi bir belirtiye rastlanmıyor.

Her sabah saat sekizde eşinin ve annesinin dualarıyla Çankaya’da bulunan evinden çıkıp ofisine yaklaşık dört kilometre yürüyor ve adımlarını o kadar hızlı atıyor ki yaveri kendisine yetişmekte zorlanıyor.

Öğle yemeğinden önce, Mustafa Kemal Atatürk’ün Çiftlik’teki hayvanat bahçesine giderek bir saat boyuna at biniyor. At biniciliğini sevdiği kadar at yarışlarını da seven Cumhurbaşkanının toplantılardaki çocuksu hayat enerjisi ise görülmeye değer.

 Akşam saatlerini ise daha sakin geçiriyor: evine üç müzisyen geliyor ve kendi çaldığı viyolonsel eşliğinde beraber dörtlü oluşturuyorlar. 

Bu dinlenmeye rağmen vatandaşları, Kemal Atatürk’ün aşırı müsamahadan öldüğü gibi, İnönü’nün de aşırı çalışmaktan öleceğinden korkuyorlar. 

Bu korku aslında Türkiye’nin kendisine olan güvenini simgeleyen bir övgü. Kemal Atatürk’e duyulan heyecan kendisi için duyulmasa da, bütün Türklerin sadakatini ve bağlılığını kazanmıştır.

Öncelikle Balkan Savaşlarında ve Birinci Dünya Savaşı’nda savaşmış yüce bir asker olarak tanınmış daha sonra da bu ünü 1922 yılında Yunanların ülkeden kovulması için Kemal Atatürk’e yardım etmesiyle pekişmiştir. İsmet Paşa, Eskişehir yakınlarındaki İnönü köyünde Yunan direnişini kırmıştır. 

Kemal Atatürk bütün Türklerin soyadı almasını istediğinde, yakın arkadaşının İnönü soyadını almasını istedi. İsmet ise iffet anlamına geliyor. 

Türkler, ikinci olarak, İsmet İnönü’yü Kemal Atatürk’ün sivil hayattaki en güvendiği yardımcısı olarak tanır. 

 

Kemal Atatürk muhteşem fikirleri olan biriydi ancak yöntem konusunda yetersizdi. Bu fikirleri yöneten kişi ise İnönü’ydü. 

Gerek din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, kadınların peçeden kurtulması, Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi, yabancı sermaye olmadan demiryolu sistemi kurulması, bütün kamu yapılarının radikal bir şekilde yenilenmesi, gerekse Ankara’da yeni bir başkent oluşması konusunda, İnönü gerekli sistemi kurmuştur. 

Yine de, İnönü bağımsız bir fikir adamıydı ve halen daha belirsiz olan bir konuya ilişkin olarak 1937 yılında Kemal Atatürk’le tüm bağını kesmek konusunda tereddüt etmemişti.

İnönü Cumhurbaşkanlığından istifa etmişti ve iki devlet adamı Kemal Atatürk ölüm döşeğine düşene kadar konuşmadı. 

Buna rağmen, Kemal Atatürk İnönü’nün iki oğlu ve kızının eğitim ihtiyaçlarının karşılanması yönünde bir vasiyet bırakmıştı ve Büyük Millet Meclisi, İnönü’yü Atatürk’ün mirasçısı olarak seçtiğinde Atatürk’ün dileğini yerine getirdiğine inanıyordu.

Üçüncü olarak ise, Türkler cumhurbaşkanlarını bir zamanlar 1923 yılında Lozan’da Lord Curzon’a üstünlük sağlamış ve Adolf Hitler’i de köşeye sıkıştırabilecek sert ve yetenekli bir devlet başkanı olarak tanır. Joseph Stalin’in şu sözleri sarf ettiği belirtilir:

“Rusya’nın dışında tavsiyesine saygı duyduğum tek kişi İnönü’dür”."

DAHA FAZLA HABER OKU