Hindistan, dünyanın 5. büyük ekonomisi olarak İngiltere'nin yerini almak üzere. Peki bu Modi'nin başarısı mı?

Hindistan'da seçim sürerken, ülkenin olağanüstü bir ölçekte büyüdüğü açık. Yeni başbakanın bu büyümeyi sürdürüp sürdüremeyeceği ise başka bir konu

Narendra Modi / Fotoğraf: The Independent

Dünyanın en büyük demokrasisinde seçimler devam ederken, Hindistan Başbakanı Narenda Modi de oyunu bugün kullandı. 5 yıllık 2. başbakanlık dönemi adaylığında, elindeki en büyük koz -Hindistan'ı büyük ülkeler arasında Çin'i de geride bırakarak en hızlı büyüyen ülke haline getiren- ekonominin gücü. Hindistan bu yıl içinde ayrıca İngiltere'yi geçerek dünyanın 5. büyük ekonomisi olmak üzere. İlk 4’te ise ABD, Çin, Japonya ve Almanya bulunuyor.

Bu olağanüstü başarı, birçok soruyu da beraberinde getiriyor: Büyüme sürdürülebilir mi? Nüfusun tümüne mi yoksa sadece seçkinlere mi fayda sağlıyor? Devam edecek mi?

Ve tabii ki: Büyüme, Modi'nin politikaları sonucunda mı gerçekleşti?

Son sorudan cevaplamaya başlayalım. Cevabın nitelikli bir “evet” olduğunu düşünüyorum. 5 yıl önce seçildikten hemen sonra bizatihi kendisi, Hindistan ekonomisini tek başına veya grup halinde kimsenin dönüştüremeyeceğini (gücünün yetmeyeceğini) vurgulamıştı. Bu çaba evrensel nitelikte olmalıydı. O dönem, daha önceki ekonomik reformların etkisiyle Hindistan'ın hızlı büyüme için hazır olduğu doğru. Ancak iş dünyası lehine son 5 yılda yapılan reformların, ülkenin performansını daha yüksek bir seviyeye çıkardığı yadsınamaz.

Yuvarlanmış rakamlarla, Başbakan olduğu dönemde yüzde 5-6 civarındaki büyüme, Modi döneminde 7-8'e çıktı.

Peki bu yıl yüzde 8'e yaklaşan mevcut büyüme oranı sürdürülebilir mi? Tabii ki Hindistan'ın, büyüyen nüfusuna istihdam sağlayabilmek için, hızlı büyümeye ihtiyacı var. BM'ye göre, Hindistan'ın 5 yıl içinde Çin'i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olması bekleniyor. Ancak işsizlik, bu büyümeye rağmen artış gösterdi. Bir tahmine göre işsizlik yüzde 7'nin üzerinde. Kadınlar ise iş ararken belirgin bir dezavantaja sahip.

Dahası, uzun vadede daha rahatsız edici olan başka bir zorluk bulunuyor: Çevre. The Independent'ın da belirttiği gibi, Hindistan ekonomisi özellikle iklim değişikliğine karşı savunmasız. Greenpeace'e göre, dünyanın en kirli 30 şehrinden 22'sine ev sahipliği yapan Hindistan'da hava kirliliğine dair büyük endişeler söz konusu.

En azından, bu kaygılar Hindistan'da yaygın biçimde dile getiriliyor ve başa çıkmak maksadıyla yoğun çaba sarfediliyor. Ekonomik gelişimi Hindistan'ın bir nesil önünde olan Çin, şimdilerde kirliliği -çok düşük bir seviyeden başlamış olsa da- hızlı biçimde azaltıyor. Yine de hava kalitesi ve su mevcudiyeti öngörülebilir gelecek için sürekli bir endişe kaynağı olmaya devam edecek.

Bu sebeple eşitsizlik de var olacak. Bu husustaki tartışmaların çoğu, insanlar arasındaki bariz sınıf farkına dayanıyor. Milyarderler ve yoksullar var. Ancak bölgesel sorunun üstesinden gelmek daha da zor olabilir.

Hindistan o kadar büyük ve çeşitli ki; ülkenin başka ülkelerle kıyaslanması, büyük coğrafi farklılıkları gizliyor. Örneğin, Hindistan'ın en zengin eyaleti olan Goa, Bulgaristan gibi yoksul bir Avrupa ülkesiyle benzer yaşam standartlarına sahip. Öte yandan en yoksul eyaleti Bihar ise, kişi başına GSYH'de Sahra altı Afrika ülkesi Mali'yle aynı sırada yer alıyor. Hindistan'ın bununla nasıl başa çıkacağını kestirmek çok zor, ama başarmak için çaba göstermesi gerekiyor.

Kesinlikle emin olabileceğimiz bir şey var. Önümüzdeki 5 yıl boyunca, Hindistan'ın dünyanın 3. büyük ekonomisi olmaya yaklaşacağı. HSBC'nin 2030 tahminlerinde ilk sırada Çin, 2. sırada ABD, 3. sırada ise Hindistan yer alıyor. 2024'te de, 3.lüğü yakalayamasa da Almanya'yı geçerek 4. sıraya yükselmiş; 2028 civarında ise Japonya'yı geçerek, 3. sıraya yerleşmiş olacak.

Bu, Batı'daki bizler için hayal etmekte zorlandığımız ölçekte olağanüstü bir güç değişimi. Her şeyi yeniden düşünmeliyiz. Hindistan'daki seçimin kesin sonuçlarına ulaşmamıza daha bir ay var. Ancak oy verme işlemleri devam ederken, bu seçimi sadece devasa bir demokrasi pratiği olarak değil -elbette öyle ama- aynı zamanda büyük ve büyüyen bir ekonomik gücün yaşamındaki önemli bir olay olarak görmemiz gerek.

 


*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU