Nazilerin savaş suçları için tazminat isteyen Yunan siyasetçilerin bu alaycı suçlama oyunu, aslında II. Dünya Savaşı’yla ilgili değil

Yunan ekonomisini paramparça eden 2007-2008 yıllarındaki büyük durgunluk, Almanların mı hatasıydı yoksa bankacıların mı?

Angela Merkel ve Aleksis Çipras / 2015

II. Dünya Savaşı’nın sona erişinin üzerinden yaklaşık 75 yıl geçerken, Yunan parlamentosundaki milletvekillerinin Almanya’dan yeni ödemeler istenmesine yönelik kararıyla birlikte tazminat meselesi bir kez daha gün yüzüne çıktı.

2016’da parlamentonun yaptığı tahkikata göre Nazilerin 1941-1944 yıllarındaki işgalinin bedelinin 300 milyon euronun (yaklaşık 2 milyar TL) üzerinde olduğu yönündeki karara rağmen, şimdilik Yunan hükümetinin ortaya koyduğu bir rakamdan bahsedilmiyor.

Yunanistan’ın Hitler’e bağlı birliklerin elinden dehşet verici acılar çektiği su götürmez bir gerçek. Öldürülen Yunan vatandaşlarının sayısı konusunda muhtelif veriler var. Rakamlar, yarım milyondan başlıyor, 800 bin civarına kadar yükseliyor. Hangisini dikkate alırsanız alın, bunlar o dönem toplam nüfusu 7,2 milyon olan bir ülke için epey büyük rakamlar. İnsanların çoğu açlıktan öldü. Nazilerin, direniş savaşçılarının düzenlediği saldırıların intikamı için yaptığı toplu sivil kıyımlarının sayısı da hayli fazla.

Yunanistan ekonomik açıdan da yıkım yaşadı. Dolayısıyla Nazilerin yenilmesinden bu yana zaman zaman ortaya çıkıp Almanya’dan tazminat talep etmelerine belki de şaşmamak gerek. Acımasız savaş yıllarının yol açtığı yıkım dikkate alındığında, tazminat taleplerine büsbütün anlayışsız yaklaşmak zor.

Bununla birlikte yeniden canlandırılan kampanyanın aleyhinde işleyen çeşitli etkenler var. Birincisi, Yunanistan zaten tazminat almıştı: 1947 Barış Antlaşması uyarınca, (On İki Ada’nın devrinin yanı sıra) İtalya’dan mal ve hizmetlerde alınan 105 milyon dolar (günümüzde 690 milyon TL) ve ileride başka tazminat taleplerinin olmayacağı öngörüsüyle yapılan 1960 tarihli anlaşmaya göre Almanya’dan alınan 115 milyon Alman Markı var. Yunanistan söz konusu rakamın, çeşitli temel taleplerini karşılamadığını iddia ediyor.

Meseleye daha geniş çerçeveden bakarsak, Birleşmiş Milletler (BM), savaşların ve diğer ağır insan hakları ihlallerinin neticesi olarak istenen tazminatın  zaman aşımına tabi olmadığını açıkça ortaya koymuşken, Yunan parlamenterlerin öngördüğü tazminat talepleri, diğer kayıpların iyileşmeye açık olması konusunda da önemli sorular sormayı gerektiriyor.

Yunanistan örneğinde, II. Dünya Savaşı tam da sona yaklaşmışken ülkeyi sivil savaşın içine sürükleyen savaşçılardan bahsetmeye ne dersiniz? Bir yanda ABD ve İngiltere’nin, diğer yanda Yugoslavya, Bulgaristan ve Arnavutluk’un desteklediği rakip grupların karıştığı bu savaş sırasında yarım milyona yakın insan yer değiştirmek zorunda kaldı.

Peki ya 1967 darbesi sonrasında Yunan ordusunun ülkenin ekonomik büyümesinin önünü tıkamadaki rolüne ne demeli? Yunan ekonomisi tüm yaşananlara rağmen Marshall Planı’nın parçası olarak gelen yardımlar ve krediler sayesinde 1950’ler ve 1960’lar boyunca büyük ölçüde gelişme göstermişti. Ancak 7 yıl süren cunta yönetimi bu yardımların çoğunu hiç yapılmamış saydı.

Sonrasında 2007-2008 yıllarındaki büyük durgunluk geldi. Yunan hükümetinin en son talebi de muhtemelen sadece bununla ilgili.

10 yıl önce dünyayı sarsan mali krizi gerçekten de Yunanistan’dan daha çok hisseden olmadı. Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Merkez Bankası ve (Euro Bölgesi ülkelerinin maliye bakanlarından oluşan) Eurogroup’un sunduğu kurtarma paketlerine karşılık, felce uğratan ekonomik önlemleri almak zorunda kalan Yunanistan’da halk, büyük zorluklar çekti. Gelirlerin düşmesi ve vergilerin yükselmesiyle birlikte genç Yunanlar gruplar halinde başka ülkelere göç etti. Geride kalanların çoğuysa işsizlik ya da yoksullukla mücadele etmek zorunda kaldı.  

Yunanistan’a kredi açan ülkelerin başında gelen ve Euro Bölgesi’nin itici gücünü oluşturan Almanya, bir kez daha düşman sayıldı: Angela Merkel, Yunan halkının düzenlediği protestolarda Nazi kıyafetleriyle resmedildi. Yunanistan’ın uzun süre nispeten yüksek vergi kaçakçılığından çekmiş olmasını ya da Yunan hükümetinin bütçe açığı rakamlarını hatalı raporlamasının ülkenin Euro Bölgesi’ndeki ortakları arasında güven kaybetmesine yol açtığı gerçeğini boş verin. 2007’deki küresel durgunluğu tetikleyen yerli bankacılık hatalarının Almanya’nın suçu olmadığına da aldırmayın.

Doğruyu söylemek gerekirse dünya 2007-2008 iflasının korkunç sonuçları yüzünden tazminat peşine  düşecek olsa, bankacılar onlarca yıl boyunca bize borçlu kalırdı. Üstelik bu, kendi zorlu geçmişini kabullenmiş ve ondan başarılı bir şekilde yoluna devam etmeye çalışan bir ülkeden daha fazla para koparma arayışından çok daha hakkaniyetli olmaz mıydı?

Yunan parlamenterlerin savaş tazminatı için diplomatik bir kampanya arayışında olduğu oylamanın hemen ardından Polonya’nın süregelen tazminat taleplerinden sorumlu milletvekilleri de kendi hükümetlerinin çabalarını yenileyeceği sinyalini verdi.

Eninde sonunda başarısızlığa mahkum olan böylesi girişimler, Yunanistan ve Polonya’daki siyasetçilerin tarihi bir çatışmadan yerel siyasi kazançlar elde etmeleri için fırsat sunmayı sürdürecek. Dahası bu çabalar Avrupa’nın bir kez daha bölündüğünü görmeyi arzulayan -İngiltere’dekiler dahil- birçok insanın imdadına yetişecek. II. Dünya Savaşı’nı geçmişte bırakma zamanı geldi.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Elvide Demirkol

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU