Daha fazla bahane yok: İsrailli seçmen, Arap komşularının acımasız rejimlerini yansıtacak bir ülke seçti

Eğer Batı, Yemen'i bombalayan bir Arap hükümetini affedebiliyorsa, Gazze'yi bombalayan bir İsrail hükümetini de affetmeye devam edebilir

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hakkındaki yolsuzluk suçlamalarına rağmen sandıkta başarı elde etti / Fotoğraf: Reuters

Şimdi, sanırım artık hepimizin mazereti tükendi. Bibi Netanyahu'nun İsrail'i, yeni ve daha sağcı bir İsrail olmayacak. Zaten çok uzun zamandır böyle. Propagandanın kendisi parça parça olacak. Ortadoğu’daki tek demokrasi mi? Yok daha neler!

Bence İsrail, Arap komşularına şimdi daha çok benziyor. Kendi Arap azınlığına tahakküm ediyor. Yeni başbakanları da yasalara göre kendi öz yurttaşları olan Filistinli Araplara ait toprakların - yani İsrail'deki Yahudi nüfusunun büyük kısmı için halihazırda çalınmış topraklarda inşa edilen sömürgelerin - çoğunu ilhak etme sözünü vermişti. 

Kudüs dahil 5 bin 700 kilometrekare eden bu topraklar, 1990'da Saddam işgal edince hepimizin savaşa girdiği Kuveyt Emirliği’nin de sadece üçte birine karşılık geliyor. İşte size İsrail’in benzemeye başladığı bir Ortadoğu ülkesi daha.

Komşularını bombalayıp tehdit eden İsrail, düzmece gerekçelerle (Filistinli) siyasi mahkumları tutukluyor ve 2 milyondan fazla Filistinli Arap'a katil polis mangaları, yargısız infazlar, işkenceler ve paralı casuslarla hükmediyor. Bu insanların evlerini ve topraklarını işgal etmediğini bile öne sürebiliyor. Riyad'a, Şam'a, Kahire'ye, (Saddam dönemi) Irak'a bir gidin. Arapların şu haykırışını neredeyse her Arap ülkesinde duyabilirsiniz: Kanımız ve ruhumuzla kendimizi sana feda ediyoruz.

Şimdi, iktidara gelmeleri için Netanyahu'ya ve acımasız parti müttefiklerine oy veren İsrailliler de ruhlarını Bibi'ye feda etti. Belki kanlarını değil çünkü Bibi bile İsraillilerin uzun ve sancılı savaşlar için oy vermediğini biliyor. İsrailliler için kısa ve acısız olan savaşlar makbul. Acıya katlanması gereken taraf Araplar.

Arapların zamanında Sovyetler Birliği'nin ve şimdi de birçok durumda Amerikalıların desteğini aldığı ne kadar kesinse, İsrail'in arkasında Amerika olduğu da o kadar kesin. Trump'ın Netanyahu'nun zaferine verdiği acınası tepki, İsrail’in Amerikalı eleştirmenlerinin, ABD'deki İsrail "dostlarından" merhamet bekleyemeyeceğini gösteriyor. Tanrıya şükür ki İsrail içinde hala birkaç İsrail eleştirmeni var.

Ölümsüz Gideon Levy, (aynı derecede ölümsüz olduğunu umduğum) İsrailli Haaretz gazetesindeki yazısında, "İsrail'in yeni perişan cumhuriyeti" diye adlandırdığı ülkede bu hafta yapılan seçimlere dehşet verici cevabını yazarken cesaret ve doğrulukta tüm Batılı gazetecileri geride bıraktı. Levy şöyle yazdı:

“‘İkinci (İsrail) Cumhuriyeti’ ya arka bahçesinde yaşanan hiçbir şeyi artık saklamayacak ya da kendine çekidüzen vermeye çalışacak. Aynen olduğu gibi görünecek. Birinci Cumhuriyet'in vasfı, gerçekliğin ve aldatmanın bir karışımıydı: Ortadoğu'daki tek demokrasi fakat ilk önce Arap bölgelerinde askeri bir hükümete, sonrasındaysa işgal ettiği topraklarda askeri diktatörlüğe sahip bir demokrasi.”

Levy, İsrail'in Ortadoğu'nun sevgilisi olduğunun söylendiğini ancak aynı zamanda dünyadaki son sömürge rejimi olduğunu belirtiyor.

“Milletler ailesinin saygın bir üyesi olduğunu söylüyor ama neredeyse tüm uluslararası hukuku çiğniyor ve işgal ettiği toprakları ilhak etmeyerek sahte bir geçicilik algısı yaratabiliyor. Hukuk devleti olmakla ve Yüksek Mahkemesi'yle iftihar ediyor... Bu durum artık sona erdi. Yeni hükümet, selefinin devamı olacak. Ancak daha güçlü, daha aşırı milliyetçi ve ırkçı, daha az meşru ve demokratik. Bununla birlikte kabul etmek gerekir ki gerçeğin daha iyi bir yansıması olacak... Seçmenler salı günü bu İsrail’e çılgınca evet dedi".

Meslektaş olmanın yanı sıra bir arkadaş olduğunu da kabul etmem gereken Gideon, yeni kuralları ortaya koyuyor:

“Önceki hükümet sırasında titremeye başlayan yangın yayılacak. Mahkemeler, medya, insan hakları grupları ve Arap toplumu bunu ilk elden çabucak hissedecek. Bu gazetedeki serbest kürsü yazılarından bazılarının yayımlanmasına yasa gereği onay verilmeyecek. Mesela İsrail askerlerini eleştirmek yasak olacak. Buna karşı çıkan var mı?”

İsrail'e boykotu destekleyen herkese elveda. Bu yasaklanacak. Gideon'dan son bir alıntı: 

“Ben-Gurion Havaalanı, rejim eleştirmenlerine daha da kapalı olacak. Sivil toplum grupları yasaklanacak. Sadece Yahudi kanun koyuculardan oluşan bir Yahudi devleti vizyonunu gerçekleştirme yolunda Araplar şimdikinden daha da fazla dışlanacak. Ve elbette, eli kulağında bekleyen bir ilhak var.”

Gideon, dünya bunları görüp hükmünü versin diyor. 

Filistinliler için döktükleri gözyaşı gerçek olsaydı onun tuzlu suyu bu insanları boğmaya yeterdi diyebileceğimiz Araplar, kuşkusuz İsrail’in kendi zalim ve siyasi açıdan ahlaksız rejimlerine gittikçe daha çok benzemesinden mutlu olacaktır. Hakkında yığınla yolsuzluk suçlamaları biriken bir liderden bahsetmeye gerek dahi yok. Hepimizin çok iyi bildiği ve sevdiği diktatörlere benzemiyor mu? Bağdat ve Amman, Şam ve Doha, Kahire ve Cezayir arasından herhangi bir başkenti aklınıza getirin.

Hile karışmış “yüzde 90”lı seçim zaferlerine bakıp da Arapları liderleri üzerinde sorumlulukları olmadığı gerekçesiyle mazur görebiliyorsanız, İsrail'i yönetecek Netanyahu ve sağcı müttefiklerinin Knesset'teki 120 sandalyenin 65'ini yasal olarak kazandığını kim inkar edebilir? 
Arap otokratların aslında kendi halkları tarafından seçilmediğini iddia etmek başka; İsraillilerin gerçekten adil ve serbest seçimlerde ülkeyi 4 yıl yönetecek alçaklara oy vermesi başka bir şey. Onlar Bibi'yi ve dostlarını kendileri istedi.

Benny Gantz'a gelince, İsrail'in - kendi yurttaşı- Arap halkını o kadar utanç verici bir şekilde suistimal etti ki Arapların kendisine oy vermeyi reddetmesi muhtemelen başbakanlığına mal oldu.

Gantz'ın İsrailli Yahudilerden daha fazla oy almak için Gazze'nin yıkımıyla ilgili görüntüler içeren seçim videosunu hepimiz izlemedik mi? Arap diktatörlerin düzmece seçimlerde popülerliklerini artırmak adına Kürt, Şii veya Sünni şehirlere düzenledikleri hava saldırılarını televizyonda yayımladıklarını bir an için gözünüzün önüne getirin. Bunun, savaş suçlusu olduklarına dair nihai kanıt olduğunu söylerdik. Hangi insan böyle bir katliamla övünebilir? En iyisi biz bu özel soruyu yanıtsız bırakalım.

Ancak korkmayın, yine İsrail'in yanına kar kalacak ve Arap ülkeleri de onlara izin verecek. Sonuçta diktatörler kendi yönettikleri devletlere gitgide daha çok benzeyen bir ülkeyi neden kınasın ki?

Eğer Batı, Yemen'i bombalayan bir Arap hükümetini affedebiliyorsa, biz de Gazze'yi bombalayan bir İsrail hükümetini affetmeyi sürdürebiliriz. İnsan hakları talep eden kadınları hapseden ve bir gazeteciyi öldüren Araplarla tekrar iş yapabiliyorsak, Gazze'yi bombalayan ya da gazetecilerini (doktorlarını ve hemşirelerini) öldüren İsraillilerle de iş yapmaya devam edebiliriz.

Yani artık propaganda yok. Artık bahane yok. Artık kamuflaj yok. Artık tek taraflı savunma yok. Nerede durduğumuzu biliyoruz. Araplar da öyle. İsrailliler de öyle olmalı.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU