Çin'le yeniden masaya oturan Donald Trump, işleri berbat edemeyeceğinin farkında

İngiltere-AB atışmasını gölgede bırakan Çin ve ABD arasındaki bağ, dünyanın en önemli ikili ekonomik ilişkisini oluşturuyor

ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, iki ülke arasındaki "ticaret savaşının" büyümesini önleme arayışında / Fotoğraf: AFP  

Ticaret. Gümrük Tarifeleri. Müzakereler daha başlamadan çöküyor. Politikacılar, diplomatlar ve müzakereciler birbirine pusu kuruyor. Hayır, bu kez Brexit'ten değil, ABD-Çin ticaret savaşından bahsediyoruz.

Hakkında az bilgi sahibi olduğumuz topraklarda yaşanan ve pek de uzak olmayan bu anlaşmazlık, İngiltere gibi yaşam standartlarını sürdürebilmek için uluslararası ticarete ciddi ölçüde bel bağlamış tüm uluslararası açık ekonomiler için büyük önem arz ediyor.

İngiltere-AB atışmasını kesinlikle gölgede bırakan Çin ve ABD arasındaki bağ, günümüz dünyasının kilit öneme sahip ikili ekonomik ilişkisidir. Söz konusu iki ülke, gümrük tarifeleri ve kota uygulamalarındaki dişe diş tutumlarını sürdürseydi bu durum küresel büyüme üzerinde kontrolden çıkabilecek aşağı yönde spiral bir etki yaratabilirdi. 1930'larda olduğu gibi büyük ekonomik güçler rekabetçi devalüasyon ve korumacılığın peşinde koştuğunda, ABD-Çin hattındaki tartışmalar dünyayı uzun süreli bir bunalımın içine sürükleme riskini de artırdı.

 

 

Neyse ki haberler iyi: Neredeyse bir yıl süren münakaşalardan sonra, ikilinin ticaret savaşı sona ermeye yaklaşıyor. Bununla birlikte, dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki tehlikeli ekonomik ilişkiyi "onarmak" için yeni bir fırsat doğuyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Başkan Yardımcısı Liu He, iki süper güç arasındaki yeni anlaşma üzerinde son rötuşları yapmak üzere Beyaz Saray'da bir araya gelecek. Görüşme başarılı olursa atılacak bu adım, Trump ve Şi Cinping arasında her şeyi imzaya bağlayacak bir zirvenin önünü açacak ve iki lider neşeli bir ziyafetin tadını çıkaracak.

Anlaşmanın profili şaşırtıcı derecede basit: Çinliler, 2025’e kadar çok sayıda Amerikan ürünü satın almayı taahhüt ediyor. Aynı zamanda Pekin’in ABD şirketlerinin Çinli girişimler satın almasının devlet onaylı ortaklık girişimleri ve imtiyazsız hisselerle sınırlı tutulması yerine daha serbest olmasını sağlaması öngörülüyor. Yazılım devi Huawei’nin etrafında dönen son tartışmalarsa bazı sektörlerin bu tür yabancı müdahalelerine karşı ne kadar hassas olabileceğini işaret ediyor. Anlaşma, Trump'ı Çin'in yakasından çekerek, Çin'in yüksek bir güvenle büyümesini artırmasını sağlayacak. Diğer taraftan da Trump'ın 2016 seçim kampanyasında vadettiği gibi ABD'de istihdam yaratmasına yardımcı olacak. Anlaşmaya dair yapılabilecek çok eleştiri var - zira, piyasa işleyişini etkin bir şekilde bozuyor - ve Çin'in buna uyup uymayacağına dair şüpheler mevcut. Hiç olmazsa şimdilik küresel ekonomi sahnesinde umut veren birkaç işaretten biri.

Bir kumar oynayan ve en azından kısmen kazanan Trump yönetimi, biraz takdiri hak ediyor. Gelinen nokta, Trump usulü "müzakere" yönteminin bir ürünü gibi duruyor: Kavga başlat, aşağılayıcı birkaç tweet at ve sonra barış için cömertçe bir teklifte bulun. Manhattan emlak piyasasında zirveye çıkmanın yöntemi bu olsa gerek. Her halükarda Başkan, büyük ve güzel bir anlaşma kazandı.

 

 

2008 mali çöküşünün ve takip eden küresel durgunluğun kökeninde Amerikalıların Çin'le birlikte yönettiği akıl almaz büyüklükteki ticaret açığının yattığı, buna bağlı olarak makul olmayan miktarlarda ABD kamu borcunun Pekin'deki mercilerce biriktirildiği çok kolay unutuluyor. Bu küresel dengesizlikler Batılı bankaların, özellikle de emlak sektörüne sürdürülemez borç verme uygulamalarını besledi.

Arka planda birtakım tartışmalı faktörler olsa da inkar edilemez gerçek şu ki Çinliler akıllı telefonlardan köpek mamalarına ve "Amerika'yı Yeniden Harika Yap" (Make America Great Again) yazılı beyzbol şapkalarına kadar her şeyi ABD'den önemli ölçüde daha ucuza üretebiliyor. Buna, ihracatın rekabetçi olmasını sağlamak için Çin yuanını düşük tutarak biraz kur manipülasyonu yapmayı da eklerseniz, Çin'in etkileyici büyüme rekorunu yakalayabilirsiniz.

Şimdiyse her iki taraf da 10 yıl kadar sürebilecek ekonomik bir yıpratma savaşının üstesinden gelerek uçurumunun eşiğinden döndü. Bu işte belki Brexit için de çıkarılabilecek bir ders vardır.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik  

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU