'Taraftarları' Saddam'a nasıl dalkavukluk yapıyorsa Amerika da İsrail'in dizlerine öyle kapanıyor

20 yıl kadar önce Amerika ve İsrail hükümetinin bölge hakkındaki politik beyanlarının düzinelercesini bir araya getirip hepsini karıştırdım ve bir iş arkadaşımdan onları orijinal sırasına geri getirmesini istedim. Yapılması imkansızdı, hala da öyle

İsrailli bir asker, işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bir gözlem merkezi olan Bental Dağı’nda farklı şehirlere uzaklıkları gösteren işaretlerin yanında duruyor / Fotoğraf: Reuters

Dünya üzerinde Amerika’nın birlikte bu ölçekte dalavereler çevirmeye cüret edebileceği başka herhangi bir ülke var mı? Britanya’daki kaçıklarla "özel yakınlığı" ya da II. Dünya Savaşı’nda yeni dünyanın eski dünyayı kurtarmaya gelmesini bir kenara bırakın. Şu anda önemli olan bir tek özel ilişkisi var ve hepimiz bunun ne olduğunu biliyoruz. Tüm Kudüs’ün İsrail mülkü olmasına onay vermek ve son olarak da Golan’ın egemenliğini İsrail’e teslim etmek -"ilhak etmekle” “egemenlik altına almak” aynı manaya gelmiyor muydu?- Donald Trump Güvenlik Konseyi Kararı 242 tarafından güvence altına alınan “barış için toprak”ın (land for peace) temelini baltaladı. İsrail mutlu. Bunun Netanyahu’nun tekrar seçilmesi için bir armağan olduğu söyleniyor bize.

Ortadoğu’daki “barış süreci” - eğer bir zamanlar var olduysa ya da gerçekten işlemesi düşünüldüyse bile - yıllar önce yok oldu; doğru. Ama pazartesi günü İsrail’in Golan’ı ilhak etmesine dair Trump’ın azametli imzası 2 devletli İsrail - Filistin yerleşiminin belkemiği olan ve bizim kuşağımızın en uzun süreli askeri işgalini bitirebilme ihtimali de bulunan belgeleri ve paragrafları yırtıp attı. Ve böylece Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en son sömürge savaşında açık, umumi ve canıgönülden bir şekilde İsrail’in tarafını tuttu. İran tehdidi sebebiyle Golan şu anda İsrail’e aitse; Güney Lübnan da İsrail’in bir parçası haline gelebilir. Hizbullah da aynı zamanda bir İran “tehdidi” değil mi? Amerika’nın İsrail'in Batı Şeria’yı ilhak ettiğini onaylamasını ne kadar kısa sürede göreceğiz?

Yukarıdaki paragraflarla ilgili iki şeyi fark edin. İlk olarak, normalde hiç ihtiyacı olmayan fiillerde, isimlerde ve sıfatlarda kaç defa tırnak işareti kullanmak zorunda kaldım. İkinci olarak, bir kelimeye - Suriye - basbayağı hiç rastlanmıyor. Suriye’nin Golan’ı 1967’de kaybetmesi çok uzun zaman önceydi ve o kadar ahlaksızca normalleştirildi ki bir süre sonra gerçek mülkiyetinin kime ait olduğu bilgisi ortadan kalktı ve bu yüzden İsrail’in Golan’ı - dünyanın başka hiçbir yerinde tanınmayan - “ilhakını” tanımasına hepimizin adeta gizliden gizliye razı olacağımız varsayıldı. Bu demek oluyor ki; Suriye’nin topraklarının çalınması artık son derece yasal. Veya “yasal”. BBC’nin internet sitesinin Trump’ın Golan’daki haylazlığını “Bunlar ne manaya geliyor” başlığıyla haberleştirmeyi seçerken 5. paragrafa kadar Suriye’ye hiç değinmemesi son derece öğreticiydi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İsrail’e aşağılık, ödlek ve namert bir şekilde hürmet gösteren medya ve bu medyanın “antisemitizmin” suçlayıcı cehennemine itilme korkusundan hesap sormak gerekiyor. Colin Powell, Dışişleri Bakanlığı ve elçiliklere Batı Şeria’yı “işgal altında” değil de “ihtilaflı” olarak adlandırmalarını emrettiğinde, Amerikan basını ve televizyonları neredeyse bir anda kullandığı terminolojiyi değiştirdi. Birkaç hafta önce Dışişleri Bakanlığı Golan’dan bahsederken birdenbire “İsrail tarafından işgal edilmiş” yerine “İsrail tarafından kontrol edilen” dediğinde hepimiz neyin gelmekte olduğunun farkındaydık. Her zaman söyledim yine söylüyorum; bu deliliklere karşı ne düşündüğünü açıkça dile getiren cesur İsrailli gazeteciler - ve çok değerli bazı aktivist ve politikacılar - var olduğu için şükürler olsun.

Bu sözel dönüşüm - İsrailli olan her şeye boyun eğmeye meyilli Amerika’nın dili -  üstü kapalı da değil, şaşırtıcı da ama Ortadoğu’nun insanları için son derece netameli. Netanyahu’nun Trump’ın bu zalim Golan belgesindeki imzasına cevaben söylediği bir şey beni hayretler içinde bıraktı; “Yahudilerin Golan’daki kökleri binlerce yıl önceye dayanıyor.” Doğru. Ama aniden 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgal ettiği haftalarda İsrailli birlikler ve “sivil işler” görevlilerinin Lübnan’ın güneyindeki Şii Müslüman ve Hristiyan kasabalarını gezerek Araplara anketler dağıttığını hatırladım. Onları bu söylediklerimi yaparken gördüm. Uzun ve anlaşılması güç bu belgeler Lübnanlılara şu soruları yöneltiyordu: Topraklarında Yahudilerden kalma herhangi arkeolojik şey var mıydı? Geçmiş yıllarda veya yüzyıllarda üzerinde Yahudi işareti bulunan hiçbir bina var mıydı? Herhangi bir tepe veya köy Yahudi ismine sahip miydi? Tyre, Sidon ve Qana üçlüsü arasında kalan bölgeyle özel olarak ilgileniyorlardı.

Elbette Yahudilere ait bir sürü kalıntı vardı. Ben Dürzilerin yerleşim bölgesi Beiteddine'nin dağ köylerinde bile; evlerin taş kapı çerçevelerinde, eski sahiplerinin Tevrat’ın emirlerini takip ettiğini kanıtlayan mezuzalar buldum. İsrailliler bu işaretleri not aldı; doğrusu belde halkından kimileri bunları başlangıçta arkadaş canlısı olan İsrailli askerlere gösterdi. Elbette bu bir örnek oluşturmaya başladı. Ya - gelecek Lübnan savaşından sonra - İsrail güney Lübnan’ı işgal etmek yerine bölgeyi topraklarına katarsa! Ne de olsa “Yahudilerin kökleri” bölgede “binlerce yıl öncesine dayanıyor”.

Evet, İsrail’in bunu yapması için Hizbullah’ı mağlup etmesi gerektiğini biliyorum - Hizbullah’ın Lübnan sınırını boydan boya geçip İsrail’e doğru ilerleme ihtimali çok büyük olduğu için pek mümkün görünmeyen bir hadise. Güney Lübnan’ın neredeyse tamamını işgal ettiği 18 senede, medya bundan hiçbir zaman “İsrail tarafından işgal edilmiş” olarak bahsetmedi. Daima “İsrail tarafından kontrol edilen” olarak bahsedildi ve büyük İsrail işgal bölgeleri asla bu isimle anılmadı. Bunun yerine daima İsrail’in “güvenli bölgeleri” olarak isimlendirildi. Biz gazeteciler - henüz - gerçekleşmemiş ilhak için çoktan anlamsal zemini hazırlamıştık bile.

 

 

Lakin bu yazı Lübnan'dan ziyade Trump'ın kendisi hakkında. Doğrusunu söylemek gerekirse; parlamentoların anasında bu ahmaklıkları izlerken, Trump’ın yönettiği Beyaz Saray’ın deliliği hakkında yazmayı her zamankinden daha da yüz kızartıcı buluyorum. Hayır, daha doğrusu bu yazı bu uluslararası ilhak hareketinin ta kendisi ve Batı’nın toprak çalma hadisesine razı olmasıyla ilgili - tabii ki Putin ve Rusya işin içine dahil olmazsa. Ve bu - izin verin pintiler gibi tarifler üzerine pazarlık yapmayalım - Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu’daki dış politikasını İsrail’e borçlu olduğu gerçeği hakkında. 20 yıl kadar önce Amerika ve İsrail hükümetinin bölge hakkındaki politik beyanlarının düzinelercesini bir araya getirip hepsini karıştırdım ve bir iş arkadaşımdan onları orijinal sıralamasına geri getirmesini istedim. Okuyucular da aynısını deneyebilirler: Yapılması imkansızdı, hala da öyle…

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki antisemitizme hakkındaki tamamen yanlış iddialardan usandım. Bu ülkede “antisemitizm” sözcüğünün anlamını kavramadan İsrail’i eleştiren herkese karşı kullanan birçok Yahudi karşıtı, Arap karşıtı ve siyahi karşıtı ırkçı bulunuyor. Amerikalıların bu kişilerin çifte bağlılıklarını şikayet konusu yapmayacağını ve buna cesaret bile edemeyeceğini anlamak için Arap asıllı yeni meclis üyelerinin kaba saba yorumlaryla yarım yamalak tarih kavrayışlarına hiç gerek yok.

Netanyahu kendilerine seslendiğinde ABD kongresini izleyin. Amerika Birleşik Devletleri’nin temsilcileri ayakta alkışlıyor, oturduktan sonra tekrar ayağa kalkıp tekrar alkışlıyorlar - bu 2011’de 29 defa, 2015’te 39 defa ve 2017’de 25 defa gerçekleşti. ABD’nin bu rezil yasama faaliyetini her defasında bir gülümsemeyle izliyorum - çünkü bu bana sevgili halkının Saddam Hüseyin’i ve sadık kullarının Esad’ı çılgınca alkış yağmuruna tutmasını hatırlatıyor. Ortadoğulu liderlerin Arap dünyası ve Amerika arasında paralellikler kurmasının nedenini gayet net görebiliyorum.

“İsrail'le birlikteyiz, çünkü onun gayesi bizim gayemizdir, onun değerleri bizim değerlerimizdir, onun savaşı bizim savaşımızdır”

Trump’ın Başkan Yardımcısı Pence - pazartesi günü - bu sözleri söylediğinde; Kongre’nin neden defalarca ayağa kalktığını gayet iyi anladım.

Gerçekten? Britanya’ya karşı bir bağımsızlık savaşı vermiş olan Birleşik Devletler, hakikaten de İsrail’in kolonyal amaçlarının yanında mı duruyor? Batı Şeria’daki kolonyal yayılmacılığının ve toprak hırsızlığının destekçisi mi oluyor? Amerikalılar İsrail’in Filistin ve Lübnan’ı biteviye ve acımasız bir şekilde bombalamasına sahiden “destek oluyorlar” mı? Amerikalılar dışında herkesin İsrail’in sorumluluğunda olduğunu kabul ettiği bu savaş suçlarına müsamaha gösteriyorlar mı? Eğer ki yapıyorlarsa, Amerikalılar neden Saddam Hüseyin'le savaşma külfetine girdiler? Ve neden Suriye’yi bombalıyoruz?

İlhakların tiksindirici tarihinin izini sürmenin bir manası yok. (Japonların belirttiği şekliyle) Amerika Birleşik Devletleri’nin Pasifik’te bir donanma limanına ihtiyacı olduğu için Hawaii’yi ilhak etmesi, Teksas, Arizona ve New Mexico'nun büyük kısmını ilhak etmesi... Putin ve Kırım’dan bahsetmiyorum bile… Aynı şekilde Sudetenland ve tüm Avusturya’yı işgal eden - Jacinda Ardern gibi, adını anmayacağım - bıyıklı küçük onbaşının icraatlerini yerden yere vurmakla uğraşmamıza da kesinlikle gerek yok? Not etmeden geçemeyeceğim, bu olaylardan ikincisine Times'ın işgali, 300 yıllık İskoçya İngiltere birlikteliğine memnuniyetle benzettiği bir başyazı da eşlik etmişti.

Hayır, işgalleri kıyaslamıyorum. İsrailliler Nazi değil, Amerikalılar Rus değil, Ruslar İsrailli değiller. Ama ülkeler başkalarına ait bir bölgeyi ilhak etmeye karar verdiklerinde veya bunu kutsallaştırdıklarında gösterdikleri benzerlikler var. Neredeyse bunların tamamı etnik kökenlere veya askeri gerekliliklere dayanıyor.

Bugün şu eski “fiili gerçekler” tabirini yeniden öğrenmemiz lazım. İsrail, Kudüs ve Golan’ı 1980 ve 1981’de topraklarına kattı - o dönemlerde tüm dünya (ve birçok İsrailli) bunu kınadı - ama şimdi Trump bu hareketiyle “barış için toprak” (land for peace) eşitliğini ortadan ikiye ayırmış oldu. Washington yasal olmayan toprak kazancına ve bir arazinin çalınmasına icazet verdi. Tabii Kongre İsrail’in esiri olmuşken neden yapmasın ki?

Yine de neden bunun için galeyana gelelim ki? Doğrusunu isterseniz; Trump İsrail’in Golan’ı ilhakını tanıyarak, adeta İsrail’in Amerika’yı ilhakını tanımış oldu .


 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Nezir Sümerkan

 

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU