Dünyanın en pahalı şehirleri listesi bize küresel ekonomide neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatıyor  

Küreselleşmenin tersine dönmesi eli kulağında bir tehlikeyken, dünya şehirlerinin gelişmesi için gereken şey yine de küreselleşme

Pasifik ticaretinin en önemli merkezi Hong Kong en pahalı şehirler arasında / Fotoğraf: Reuters 

 

Şehirler neden bu kadar pahalı? Ve buna rağmen neden bu kadar çok insan hala şehirlere akın ediyor?

The Economist dergisi grubunda yer alan Economist Intelligence Unit’e (EIU) göre dünyanın en pahalı 3 şehri Paris, Singapur ve Hong Kong ilk sırayı paylaşıyor.

Dünyanın 4 bir yanına çalışanlarını gönderen ve onlara ne kadar ek ödeme yapması gerektiğini bilmek isteyen şirketler için hazırlanan rapor senede 2 defa yayımlanıyor.

Birinciliği paylaşan üçlüden sonra Zürih ve Cenevre gelirken, New York, Kopenhag ile 7., Los Angeles ise Tel Aviv ile 10. sırada. 19. sıradaki Dublin'den sonra gelen Londra 22. sırada yer alıyor ve nispeten ucuz.

Bu, ev satın alma mücadelesi veren Londralılara sürpriz gibi geliyorsa, sıralamanın güncel döviz kurlarında olduğunu ve iş hayatına yönelik olduğunu hatırlatayım. Bu yüzden değerlendirme lüks bir semtte daire, uluslararası okul ücretleri ve sağlık muayeneleri, alkollü içecekler gibi konularla sınırlı. Bu, şehrin yerlilerinin yaşadığı bir hayat değil.

 

Paris, Singapur ve Hong Kong'la birlikte dünyanın en pahalı 3 şehri arasında 

 

Ancak önemli bir nokta, en azından gelişmiş ülkelerde, şehirlerin yaşam için pahalı yerler olduğu. Her ülkede gıda, elektrik, telekomünikasyon, ulusal vergiler gibi bazı şeylerin fiyatı her yerde hemen hemen aynı. Ancak konut gibi bazı kalemler şehirlerde her zaman için daha pahalı, hatta bazen aşırı pahalı. Ancak yine de insanlar dünyanın her yerinde şehirlere taşınıyor.

Gelişmiş dünyada nüfusun yaklaşık dörtte üçü şehirlerde veya büyük kasabalarda yaşıyor ve bu oran gelişmekte olan ülkelerde hızla artıyor. Peki neden?

Bunun basit cevabı iş imkanlarının daha bol ve ücretin daha yüksek olması. Ama bu cevap, "ücretler neden yüksek?" gibi yeni bir "neden?" sorusunu doğuruyor. Bunun genel cevabı verimliliktir: İnsanların birbirine fiziksel olarak yakın yerde yaşamalarını sağlamak, geniş bir alana dağınık şekilde yayılmalarından daha etkili.

 

Zürih, dünyanın en pahalı şehirleri listesinde zirvenin hemen ardında 

 

Ancak EIU tarafından değerlendirilen bu şehirlerde, devrede daha başka bir faktör var. Sürece dahil bazı orta ölçekte şehirler geride kalırken, dünyada bazı yerlerin hızla süper statü kazanmasına neden olan bir şeyler yaşanıyor gibi görünüyor.

Henüz durumun tam açıklamasını bildiğimizi sanmıyorum, ancak parçalarını görebiliriz. Öncelikle, küreselleşme, bulundukları ülke ekonomisinin ötesinde bir öneme sahip küresel şehirleri öne çıkardı. Singapur ve Hong Kong şehir devletleri. İlki anayasal ikincisi ise de facto şehir devleti. Paris ve Londra, uluslararası statüleri nedeniyle bulundukları ülkeleri çok geride bıraktı. New York ve Los Angeles şehirleri de Amerika için aynı konumda.

Bu şehirlerin küresel konumu çok açık ve ülkenin işleyişini sürdürmesini sağlayan vergi gelirleri açısından kaynak sağlasa da her türden gerilimi artırıyorlar.

 



 

Ancak, büyük nüfus kümelerinin rekabet avantajını artırabilecek başka bir şey daha var: teknolojiİletişim devriminin insanların herhangi bir yerde - veya en azından yüksek hızda internet erişimi olan herhangi bir yerde - yaşamasını ve çalışmasını sağlayabileceği akla gelebilir. Çoğu insan bir şekilde uzaktan çalıştığı için bunun bir ölçüde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Fakat aslında süper şehirlerin çekiciliğini artıran tersi yönde güçler de var gibi görünüyor.

Bu güçlerden biri yetenekli insanların bolluğu. İnovasyon, insanların birbirleriyle yakın çalışmalarına ihtiyaç duyuyor gibi görünüyor. Yetenek havuzu ne kadar büyük olursa, yenilikçi şirketlerin büyümelerine yardımcı olacak insanları bulması o kadar kolay olur ki bu da o havuza daha çok insan çeker.

Bir diğeri, son 10 yılın mobil devrimi tarafından sağlanan dağıtım hizmetlerinin geliştirilmesi. Kapınıza yemeğin gelmesi ya da yıkanmak üzere kapınızdan çamaşırlarınızın alınması, büyük bir şehirde, kırsal alanlardan çok daha hızlı ve kolay. Süper şehirler, süper hizmetler geliştirir ve bu da onların çekiciliğini arttırır. Kolaylık paradan daha önemlidir, çünkü çalışan gençler görece olarak, nakit zengini ancak çoğunlukla zaman fakiridir.

Bir başka dönemeç, Uber devriminin şehirleri, kırsal bölgelere göre daha da geliştirmesi oldu. Şehirler artık toplu taşıma araçlarının yanı sıra, kırsalda bulunmayan başka bir hareketlilik seçeneğine sahip.

Bütün bunlar nerede biter? Hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Amazon'un New York metro bölgesinde ikinci bir merkez kurma girişimine karşı sergilenen politik muhalefet bize sürecin siyasi geriye gidişine yönelik bir örneğini sundu. Ancak süper şehirlerin ilerlemesini tersine çevirecek ana güç, küreselleşmenin kendisinin tersine çevrilmesi olacaktır; daha fazla ticaret engelleri, yüksek nitelikli bireylerin göçünü daha fazla kısıtlama, daha genel olarak, uluslararası hareketliliğin daha da kısıtlanması. Ancak bu tepkinin büyük bir maliyeti olacaktır ve bu maliyet sadece şehirlere çıkmayacaktır. Bir çoğumuzun bunu istediğini sanmıyorum.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.  

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: İsmail Aydın

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU