Bir gemiye Alan Kurdi adını vermek çok güzel ancak dünya umursamadığı sürece hiçbir anlamı da yok

Alan’ın ölümünden bu yana pek çok erkek, kadın ve çocuğun hayatı ölümle sonuçlandı: Akdeniz’de ciğerlerine dolan suyla birlikte umutları da boğuldu. Onlar sembol olamadılar, kampanyalara ilham da veremediler

Fotoğraf: The Independent, AIME REINA/AFP/Getty Images  

Alan (Aylan) Kurdi’nin cansız bedeninin Türkiye sahillerine vurmasının üzerinden neredeyse 3.5 yıl geçti.

Suriyeli küçük mülteci, Ege sularının yıkadığı cesedinin fotoğraflarıyla birlikte Avrupa’yı saran mülteci krizinin sembolü oldu. O güne dek sadece bir anne-babanın çocuğuyken kısa süreliğine de olsa herkesin evladı haline geldi.

Yalnızca 2015 Temmuz’undaki rakamlar, 100 binden fazla insanın Avrupa ülkelerine ulaştığını gösteriyor. Bu insanların çoğu Ortadoğu ve Afrika’daki savaş bölgeleriyle, çatışma sonrası dönemden geçen ülkelerden geliyordu. Kriz, kıtayı ikiye böldü.

Bir tarafta, sevilmeyen, istenmeyen ve terk edilmiş göçmenlerin güvenlik güçleri tarafından sınırdan geri püskürtüldüğünü gördük. Diğer tarafta, Alman yetkililerin bu mültecilere eşi görülmemiş bir nezaket ve hoşgörüyle kucak açmasına şahit olduk.

Britanya’da ise siyasetçiler bocaladı. Kurdi’nin ölümünden sonra küçük çocuğun cansız bedenini gösteren fotoğrafı ana sayfasında yayınlama kararı alan The Independent, baskıda ise gazetenin arka sayfasında hükümetin izlediği siyaseti değiştirmesi ve daha fazla mülteci kabul etmesi için imza kampanyası başlattı. Dönemin Başbakanı David Cameron nihayetinde Britanya’nın Suriye’den kaçan 20 bin insanı kabul etmesine onay verdiyse de bu hedefe asla ulaşılamadı.

Alman yardım kuruluşu Sea-Eye, Pazar günü yaptığı açıklamada, büyük güçlüklerle Akdeniz’i geçmeye çalışan mültecileri kurtarmak için faaliyet gösteren bir gemiye Alan Kurdi’nin adını verdiklerini duyurdu.

Sea-Eye sözcüsü bu kararın “Akdeniz’de her gün boğulan Alan, (ağabeyi) Galib ve (anneleri) Rehena gibi gerçek insanlar için ne yaptıklarını” hatırlama amacıyla alındığını belirtti.

Baba Abdullah Kurdi ise aile fertlerini kaybetmiş olması nedeniyle hissettiği kederin, “kendisi gibi, oğullarını ve kızlarını trajik bir şekilde yitiren binlerce aile” tarafından paylaşıldığını söyledi.

“Oğlumun sahildeki görüntüsü asla unutulmamalı” ifadesini kullanan Abdullah Kurdi de Sea-Eye sözcüsü de haklı elbette.

Ancak dünya hatırlamak ister mi, bir de bunu soralım.

Alan’ın ölümünden bu yana pek çok erkek, kadın ve çocuğun hayatı ölümle sonuçlandı: Akdeniz’de ciğerlerine dolan suyla birlikte umutları da boğuldu. Onlar sembol olamadılar, kampanyalara ilham da veremediler.

Angela Merkel’e Almanya sınırlarını açması için ilham veren iyilikten eser kalmadı. Göçmenlerin geçmişleri ve mülteci statülerinin gerçekliği hakkındaki şüpheler, meseleye dair halk söylemlerinin çoğunu geçersiz kıldı.

Avrupa ülkeleri, sığınma taleplerini işleme koyma ve mültecileri yeniden yerleştirme sorumluluklarının eşit olarak paylaşılıp paylaşılmadığını tartışmaya devam ediyor. Göçmen karşıtı partiler, özellikle çok sayıda Afrikalının kabul edildiği İtalya’da kayda değer bir mesafe kat etti. Korku ve korumacılık içgüdüleri üzerinden iyi oynadılar.

Fırsatlar ülkesi ABD, sınırlarını kapatmak ve ulusunu tecrit etmek adına elinden gelen her şeyi yapabilmek için iki yılını harcayan birini başkan seçti. Kendisi göçmenler için gerçeklikten uzak olduğu kadar iç karartıcı da olan tasvirler yaptı. 2019 mali yılı için ABD’nin kabul edeceği mülteci sayısı 30 binle sınırlandırıldı.

Yine de bunların hiçbiri insan akışını yavaşlatmayacak.

Suriye, 2015 yazına kıyasla daha istikrarlı bir hale geldi ancak karışıklıklar dalgalar halinde Ortadoğu ve Afrika kuşaklarına yayılırken gerçek bir barışa ulaşmak zor. Azınlık grupları nerede olurlarsa olsunlar ciddi zulumlere maruz kalıyor. Çin’de Uygurların başına gelenler, bu durum için tek başına bile örnek teşkil ediyor. Brexit Britanya’sına, Trump Amerika’sına ya da milliyetçi eğilimleri olan İtalya’ya gitmek olağanüstü görünse bile Batılı ülkeler tehlike içindeki insanlara daha iyi bir hayat şansı vaat etmeyi sürdürüyor.

İşte bu nedenle, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre, dünya genelinde yerinden edilmiş kişilerin ve mültecilerin sayısı artmaya devam ediyor. Sayıları 25 milyonu aşan bu insanların büyük çoğunluğu, halihazırda büyük ekonomik ve kalkınma güçlükleri içindeki ülkelerde yaşıyor. (Dünya üzerinde mültecilerin yüzde 60’ına bu ülkeler ev sahipliği yapıyor. İçlerinde tam olarak gelişmiş tek ülke ise Almanya)

Her ne kadar Kurdi ailesinin yaşadığı kederi hafifletmeyecek olsa da bir gemiye Alan’ın adını vermek harika bir jest.

Ancak burada çok daha önemli bir durum var. Gemiye Alan’ın ismini vermenin, savaştan, politik baskıdan ya da doğal afetten kaçan insanlara yardım etmek için dünyadaki en iyi yerler olan bu ülkelerde siyaset değişikliğini zorlayıcı hiçbir etkisi olmayacak.

Söylediklerimizin gerçekleşmesi için Batı’nın kolektif bilincini gözden geçirmesi ve merhametin bu kadar sıkı sıkıya karneye bağlanan bir şey olup olmayacağına karar vermesi gerekecek.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Elvide Demirkol

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU